Örnek Dava Dilekçeleri

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Savunma Dilekçesi

Güncel 2024

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Savunma Dilekçesi

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Savunma Dilekçesi
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Savunma Dilekçesi

 

ANKARA …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

ESAS NO :

SANIK :

MÜDAFİİ : Reform Hukuk

SUÇ : TCK 179’uncu maddesi

KONU : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Yönünden Savunmalarımızın Sunulmasından İbarettir

AÇIKLAMALAR

Ankara … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve … Esas ,… numaralı kararıyla yapılan yargılama neticesinde müvekkil hakkında ”Basit Yargılama Usulünün uygulandığı görülmekle; CMK.’nun 251/3-son Maddesi gereğince sanığın cezasında 1/4 oranında indirim yapılarak sanığın neticeten 1 yıl 5 AY 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,” karar verilmiştir. Söz konusu karar hatalıdır. Şöyle ki;

Müvekkil sanık …. hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca …. Esas ve …. Karar numaralı iddianame ile “Alkol veya Uyuşturucu Maddenin Etkisi Altındayken Araç Kullanma, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma”(TCK 179. Madde) suçundan dava açılmıştır. CMK’nın 251. maddesi uyarınca savunma, iddia ve beyanlarımızı aşağıdaki dilekçemizle sunmuş bulunmaktayız. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Savunma Dilekçesi

SAVUNMALARIMIZ

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Madde 179

  1.  Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya şalvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
  2. Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  3. Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Sürücünün Genel Olarak Emniyetli Bir Şekilde Aracı Sevk ve İdare Edemeyecek Hale Gelmesi gerekir.
TCK.m.179’da düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, alkol, uyuşturucu madde etkisiyle yahut başka nedenle işlenebileceği belirtilmiş, ancak ne nedenle olursa olsun özellikle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olma yani güvenli bir şekilde araç kullanamayacak durumda olma koşulu aranmıştır. Güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma gelme halinin de yargı kararları incelendiğinde genellikle alkol nedeni ile olduğu görülmektedir. Bu bağlamda alkollü araç kullanma nedeni ile sürücünün cezalandırılabilmesinin koşulu olarak yalnızca alkolün tüketilmesi yeterli olmamakta, alkolün etkisi ile güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesi de aranmaktadır.

Sürücünün alkol kullanımı nedeniyle yaptırıma tabi tutulması için yalnızca alkol kullanması yeterli olmamakta, alkol kullanımının trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek kadar sürücüyü etkilemesi gerekmektedir. Kaldı ki alkollü araç kullanan kişiye ceza yaptırımı uygulanabilmesi için alkolün sürücünün güvenli araç sürme yeteneğinin kaybına neden olduğunun mahkemede ispatlanması gerektiği yönünde öğretide görüşler bulunmaktadır.

Sürücünün Tükettiği Alkolün Belli Bir Promili Geçmesi Gerekir.
Sürücülerin yalnızca alkol tüketmesi yaptırım uygulanması için yeterli değildir. Sürücünün cezalandırılabilmesi için emniyetli araç kullanma yeteneğini kaybetmiş olması gerekir. Bunun da belli bir miktarın üzerinde alkol tüketimi ile olduğu kabul edilmektedir. Bu miktarı belirtmek için bazı yasal düzenlemelerde promil denilen alkol ölçü birimi kullanılmakta, yasal olarak da belli bir promile kadar alkol tüketilmesine izin verilmektedir.

Vücuttaki promil miktarına göre alkolün davranışlardaki etkileri:

0.2 Promil: Kişinin ruh hali hafif değişir, vücut ısısı hafif yükselir, davranışları üzerinde kontrolü azalır. (Hususi araçlar dışındaki araçlar için yasal sınırdır.)

0.5 Promil (2 bira): Kişinin davranışlarını hafif etkileyen bu promil seviyesinde kişide belirgin bir şekilde gevşeme gerçekleşir, kişinin dikkati azalır, koordinasyonu ve muhakeme etmesi bozulur. (Hususi araçlar için yasal sınırdır.)

0.8 Promil: Kişinin koordinasyonunda, algısında ve muhakemesinde belirgin bir bozulmanın gerçekleşmesinin yanı sıra tepki zamanının, kendini kontrol etme becerisinin zarar gördüğü de görülür.

1.0 Promil (4 bira): Kişide sarhoşluk belirtileri görülmeye başlanır. Kişi muhtemel mahcup edici davranışlar göstermeye eğilimli olur. Bir an mutlu, bir an mutsuz olacak şekilde ruh halinde dengesizlik belirtileri görülür.

1.5 Promil (4 duble rakı): Bu promil miktarında kişinin alkol aldığı dışarıdan belirgin olarak anlaşılır. Kişinin hareketleri ile düşünceleri arasında koordinasyon bozukluğu yaşanır. Kişinin kavramasında ve hafızasında bozukluk meydana gelir. Kişi ayakta durmakta, yürümekte ve konuşmakta güçlük yaşar.

2.0 Promil (6 duble rakı): Bu promil miktarı orta derecede zehirlenme olarak geçer. Kişi ruhsal olarak kendini kontrol edemez. Yürümede zorluk yaşamanın yanı sıra, bulantı ve kusma yaşar. Kişinin fiziksel duyumları azalır, ağrı yaşamaya başlar. Bir an ağlayıp bir an gülme gibi duygusal dengesizlikleri belirgin olarak yaşar.

3.0 Promil (1 şişe viski): Kişi konuşmada, görmede, bilinçte bozulma ve hatta bilinç kaybı yaşar. Düşünürken ve soruları cevaplarken gecikir. Refleksleri azalır.

4.0 Promil (1 litre viski): Bu promil miktarı ise kişinin aşırı sarhoş olmasına, komaya girmesine yahut ölmesine neden olur.

Sürücünün alkol aldığı andan itibaren bir saat içinde yapılan solunum testinde kan testine oranla daha yüksek miktarda alkol tespit edildiğini de belirtmemiz yerinde olacaktır. Alkolmetre ile yapılan ölçümlerin hata payı da bulunmaktadır. Hataya neden olacak etkenler ise ölçümün usulüne uygun yapılmaması, iki defa tekrarlanmaması, ölçüm öncesi aletin iyi ayarlanmaması, aletin teknik özellikleri açısından teknolojiye uygun olmamasıdır. Öğretide en ideal test olarak da nitelendirilen kan testi, sürücünün solunum testinin yapılmasına yahut yapıldıktan sonra sonucuna itiraz edilmesi halinde başvurulabilecek olan testtir.

Nitekim Danıştay’a göre alkol ölçümüne itiraz edilmesi halinde kan testi yapılması gerekmektedir.

“…saat 02.30’da yapılan trafik kontrolü sırasında alkolmetre cihazı ile yapılan ölçüm sonucunda davacının 2,30 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının alkol Ölçümüne itirazı üzerine gönderildiği Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı’nca saat 04.00 da davacıdan alman kan örneği üzerinde yapılan tahlil sonucunda kanındaki alkol oranının 0,25 promil olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. İdare Mahkemesi’nce, davacının alkollü olarak tespit edildiği saatle Adli Kurumu’nca kanındaki alkol oranının tespit edildiği saat arasındaki zaman i- diliminde davacının kanındaki alkol oranının düşebileceği miktar hesaplanarak, ‘olay saatinde de kanındaki alkol oranının yönetmelik maddesinde belirtilen orandan yüksek olabileceği nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, alkol düzeyinin belirlenmesinde, kandaki alkol oranının esas alınması gerekir…” Danıştay 8.D., E.2004/3669, K.2005/96, K.T.12.01.2005,

Yukarıdaki Genel İlkeler Somut Olaya Uygulandığında;

Müvekkil …. 16.09.2021 tarihinde… isimli arkadaşı ile Balgat’ta Konya yolu üzerindeyken aracı kullanan ….’ın tuvalet ihtiyacı üzerine durmuşlar ve bu sırada o bölgeden geçen polis ekipleri müvekkilimde alkol kontrolü yapmışlardır. Alkolmetreye ilk iki üflemesinde alkolsüz çıkan müvekkil son kez denediğinde 5,00 promil alkollü çıkmıştır.Buna itiraz etmişse de ikinci bir ölçüm kendisine yaptırılmamıştır.

Tıp bilimine göre; “4.0 Promil: Bu promil miktarı ise kişinin aşırı sarhoş olmasına, komaya girmesine yahut ölmesine neden olur.” Müvekkilimden ise 5,00 promil gibi bir miktar ölçülmüştür. Buna göre vücudunda bu seviyede 5,00 promil alkollü olan bir insanın ayakta durması, konuşması vs. İmkan dahilinde değildir. Hatta yaşaması imkansızdır. Müvekkilim o esnada alkollü olduğuna dair görünen bir fiziksel emare dahi yoktur. O halde test için kullanılan alkolmetre kesinlikle bozuktur veyahut kalibrasyonu hatalıdır. Müvekkilimin sonucun hatalı olduğuna dair itirazına rağmen ikinci bir ölçüm de yapılmamıştır. Müvekkilimin alkollü olmadığını, sırf ihtiyaca binaen yolun kenarında durduklarını ve hatta o esnada sürücü dahi olmadığı olay tarihi ile ilgili olarak….’ın tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz. Zira araç müvekkilin annesinin üzerine olup o akşam …. tarafından kullanılmaktadır.

Kaldı ki iddia makamının iddia ettiği şekilde müvekkilin 5,00 promil alkolü çıkması demek müvekkilin hayati fonksiyonlarının tehlikeye düşmesi demektir. Şöyle ki müvekkil kalp hastası olup şu zamana kadar 4 defa kalp krizi geçirmiştir. Bu sebeple müvekkilin 5,00 promil alkollü olması hayatta kalamaması demektedir.

Müvekkil, hatalı olduğu kesin olan 5,00 promil oranına karakol ifadesinde de itiraz etmiş ve polislerce Etlik Şehir Hastanesine götürülmüştür. Ancak kan testi yapılması gerekirken tekrar alkolmetre ile test yapılmıştır. Testi yapan doktor alkolmetrenin kalibrasyonunun bozuk olduğunu kan testi için beklemeleri gerektiğini belirtmesine rağmen polisler buna itiraz etmiş ve beklemek istememişlerdir.

Yapılan üfleme testinde 1,93 promil oranında alkol tespit edilmiştir. 19:25 saatindeki ilk testin ardından 21:05 saatinde ikinci test yapılmıştır. İlki 6,00 promil ikinci ise 1,93 promildir. Aradaki bu muazzam fark ilk testin hatalı olduğunu göstermektedir. Yine doktorun uyarısının dinlenmeyerek ikinci testin hastanede kablibrasyonu bozuk cihazla yapılması müvekkilim açısından iddia edilen suçu son derece şüpheli hale getirmektedir. Hastaneye götürülen müvekkilime kan testi yapılmaması ise oldukça düşündürücüdür. Bu açıdan işlem yapan polis ve sağlık personellerinin dosyada tanık olarak dinlenmesi gerekmektedir.

Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede” Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı’nın 25/11/2018 tarih ve 342 sayılı yazılarında, zamanla orantılı olarak kan alkol düzeyindeki azalma ile ilgili yapılan araştırmalarda, kan alkol düzeyinin 1 saatte 12-20 mg azaldığı, adli vakalarda Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’nca ortalama olarak kan alkol düzeyinin saatte 15 mg(0,15 promil) azaldığının kabul edildiği dikkate alındığında, şüphelinin yapılan hesaplamalara göre 2,18 promil alkollü olması gerektiği,” şeklinde değerlendirme ile müvekkilin 6,00 promil alkollü olduğu iddia edilmiş ve alkolün 1 saatte 0,15 promil azalacağı söylenerek iki test arasındaki bir buçuk saatte 2,18 alkollü olacağı ifade edilmiştir. Ancak bir buçuk saatte bu hesaba göre alkol düzeyi en fazla 0,25 promil düşebilir. Ve alkol oranının 5,00-0,25=4,75 olması gerekir. Görüldüğü üzere iddia makamının suçlaması temelden yoksundur.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/6-66 E. 2015/52K.)

“Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

ALKOLMETREYLE YAPILAN TESTLERİN TUTARSIZLIKLARI, HASTANEYE GÖTÜRÜLÜP KAN TESTİ YAPILMAMASI, SAVCILIĞIN İDDİASI VE ÇELİŞKİLERİ GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA ORTADA CİDDİ ŞÜPHELERİN OLDUĞU AÇIKTIR.

Ceza yargılamasında amaçlanan maddi gerçek yani kanunda suç sayılan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tespitidir. Söz konusu fiilin sanık tarafından işlendiği %100 sabit olmadığı takdirde beraat kararı verilmelidir. Buradaki saik suçsuz bir kişinin mahkûm olmasındansa suçlu birinin beraat etmesine tercih edilmesidir. Bu durumun kamu düzenine daha uygun düşeceği kanaatidir. Bu bir tercih olup bin suçlunun cezasız kalması bir masumun mahkûm olmasına tercih edilmesidir. Kuşkudan sanığın yararlanacağı evrensel bir ceza hukuku ilkesi olup varsayımlara dayanarak mahkûmiyet hükmü kurulmaz. Bu ilke masuniyet karinesinin görünüş şeklidir. Müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Savunma Dilekçesi

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerden ötürü İTİRAZIMIZIN KABULÜ İLEMÜVEKKİL HAKKINDA BERAAT KARARI verilmesini vekil eden adına saygıyla talep ederiz.

SANIK MÜDAFİİ

REFORM HUKUK

Hukuki destek almak için  Reform Ankara Hukuk Bürosu ile hemen iletişime geçebilirsiniz.

Sıradaki Makelemiz :  Ankara Ceza Avukatı

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu