Askeri Hukuk

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu ve Cezası

Güncel 2024

Amire veya üste fiilen taarruz suçu, asker kişinin amir veya üstü konumunda bulunan kişiye eylemli bir şekilde saldırması halinde meydana gelen Askeri bir suçtur. Amir veya üste fiilen taarruz suçunun cezası ise 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu madde 91 de düzenlenmiştir.

Amir ve üste fiilen taarruz suçu, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununda “Amire veya Mafevka Fiilen Taarruz Edenlerin Cezaları” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu bakımdan “mafevk” teriminin günümüzde Askeri terminoloji kapsamında “üst” olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Amir ve üste fiilen taarruz Suçunu açıklamadan önce birtakım terimleri açıklamakta fayda var:

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu ve Cezası
Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu ve Cezası

Amir Kimdir?

Amir, TSK İç Hizmetleri Kanunu m.9 hükmüne göre makam ve memuriyet itibariyle emir verme yetkisine sahip kimsedir. Bu itibarla kaymakam veya savcı, Askeri personel olmadıkları halde yetkili amirdirler. Dolayısıyla asker kişinin savcı veya kaymakama karşı fiilen taarruz suçuna konu eylemleri icra etmesi halinde söz konusu suç meydana gelmiş olacaktır.

Üst Kimdir?

TSK İç Hizmetleri Kanunu m.10 hükmüne göre üst, rütbe veya kıdemce büyük olan kimsedir. Bu itibarla üst kavramı değerlendirilirken Askeri hiyerarşi esas alınır. 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununda genellikle “üst” terimi yerine “mafevk” terimi kullanılmaktadır. Bu itibarla Askeri Ceza Kanununda geçen mafevk terimi yerine yazımızda daha çok üst kavramını kullanacağız.

Amir ve Üste Fiilen Taarruz Suçu Nasıl İşlenir?

Amire veya Üste fiilen taarruz suçu, ast konumunda bulunan askerin, üstü konumunda bulunan asker veya amirinin vücut bütünlüğüne yönelik fiili saldırı gerçekleştirmesi halinde meydana gelir. Söz konusu fiili saldırı, vücutta yer alan uzuvlarla gerçekleştirilebileceği gibi zarar verici başkaca cisimlerle de gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte suçun gerçekleşebilmesi için suça konu hareketin elverişli olması gerekmektedir. Başka bir ifade ile saldırı niteliği taşımayan ama şaka mahiyetli birtakım el şakalarının olması halinde Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu meydana gelmeyecek fakat yerine göre disiplin suçu oluşacaktır.

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunun teşebbüs halinde kalmış ise yine aynı suçtan dolayı cezaya hükmolunur. Nitekim kapatılan eski Askeri Yargıtay kararlarına göre Amir veya üstüne karşı fiili saldırıya kalkışılması halinde de Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu oluşmaktadır. Dolayısıyla Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunda gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümler de uygulanamamaktadır.

Amir ve Üste Fiilen Taarruz Suçu Kimler Tarafından İşlenebilir?

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu, özgü suç niteliğinde olup yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilir. Dolayısıyla adı geçen suça konu hareketlerin sivil bir kişi tarafından işlenmesi halinde Amire veya Mafevka Fiilen Taarruz Etme Suçu meydana gelmeyecek ama yerine göre Türk Ceza Kanununda yer alan suçlardan birine göre yargılama yapılabilecektir.

Bunlarla birlikte Amir ve Üste Fiilen Taarruz Suçu, her Askeri personel tarafından değil ama yalnızca ast konumunda bulunan askerler tarafından işlenebilir. Başka bir ifade ile Amir veya üst tarafından ast’a yönelik saldırı halinde söz konusu suç meydana gelmeyecek olup Türk Ceza Kanunu hükümlerinde yer alan suçlardan uygun olanına göre yargılama gerçekleştirilecektir.

Askeri personeller ise 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu m.3-4 hükümlerine göre aşağıda sayılan kişilerden oluşmaktadır:

  • Subay
  • Astsubay
  • Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel
  • Uzman Jandarma
  • Uzman Erbaş
  • Sözleşmeli Er ve Sözleşmeli Erbaş
  • Er ve Erbaş
  • Askeri Öğrenci

Amir ve Üste Fiilen Taarruz Suçunun Cezası Nedir?

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunu işleyenlerin cezası, 3 seneden veya az önem teşkil eden hallerde 6 aydan aşağı olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Amire veya üste karşı gerçekleştirilen saldırının;

  • Silahlı
  • Hizmet esnasında
  • Toplu asker karşısında
  • Silah ve tehlikeli bir alet ile
  • Yapılması halinde

Amire veya Mafevka Fiilen Taarruz Etme Suçunda 5 seneden veya az önem teşkil eden hallerde 1 seneden aşağı olmamak üzere hapis cezası verilir.

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunda Saldırı neticesinde Amir veya üst konumunda bulunan kişinin duyularından veya organlarından birinin sürekli olarak zayıflaması ya da işlevini kaybetmesi halinde 15 seneden az olmamak üzere ağır hapis cezasına veya ölüm neticesi halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Bununla birlikte yine suçun bu halinde az önem teşkil eden hallerde 24 yıldan 30 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Amir ve Üste Fiilen Taarruz Suçunda Saldırı veya saldırıya teşebbüs halinin seferberlik vaktinde gerçekleştirilmiş olması halinde 20 veya az önemli hallerde 15 yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına hükmolunur. Saldırı neticesinde Amir veya üst konumunda bulunan kişinin duyularından veya organlarından birinin sürekli olarak zayıflaması ya da işlevini kaybetmesi halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Amir veya üstün söz konusu saldırı neticesinde ölmesi halinde ise ölüm cezası verilir.

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunda Soruşturma İzni Gerekli midir?

Askeri Ceza kanununa göre asker kişilerin işlemiş oldukları Askeri suçlardan dolayı soruşturma açılabilmesi için yetkili komutan tarafından soruşturma izni verilmesi gerekmektedir. Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunu da askeri bir suç olması dolayısıyla Amir ve Mafevka Fiilen Taarruz Etme Suçunda işleyen asker hakkında soruşturma açılabilmesi, soruşturma izni verilmesine tabidir.

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?

2017 Anayasa Referandumu değişikliği öncesinde Askeri suçlara bakmakla görevli mahkeme, Askeri Ceza Mahkemeleriydi. Ancak söz konusu referandum sonrası yapılan değişiklikle Askeri mahkemeler kapatıldı ve askeri suçlar, adli suçların görüldüğü adli yargı kapsamında görülmeye başlandı.

Bu bakımdan Askeri suçlar için de görevli mahkemeler, ilk derece adli yargı ceza mahkemeleri oldu. Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçuna yönelik kovuşturma için görevli mahkeme de suçun niteliği ve dolayısıyla ceza miktarına göre Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Makemesidir.

Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu Emsal Kararlar

Yargıtay 7.CD. 2021/27009E. 2021/16001K.

“…Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Sanık hakkında maktul …’a yönelik “ölüme mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz etmek (1632 sayılı Yasaya muhalefet)” ve “katılan …’ a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından kurulan hükümlere ilişkin sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;

Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 05.05.2000 yerine 15.09.2000 olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”

Amir ve Üste Fiilen Taarruz Suçu Emsal Karar – Yargıtay 19.CD. 2019/30028E. 2020/7595K.

“… Yerel Mahkemece bozma verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Suç tarihinin 24/01/2011 olduğu, katılan …’in yaralanması hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporunun ise 18/02/2011 tarihli olduğu ve 2011/2839 sayılı bu raporda, “söz konusu yaralanmanın, mağdurun yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu, her ne kadar söz konusu yaralanma üzerinden 6 ay geçmemiş olmasına karşın mağdurun sağ yanağındaki yara izinin boyutunun büyüklüğü ve derinliği dikkate alındığında bu yara izinin yüzde sabit iz nitelikte olduğu” hususları belirtilmesine rağmen Mahkemece katılan … yeniden adli tıp kurumuna sevk edilmeden sanık hakkında ASCK’nin 91/3. Maddesi uyarınca hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında;

Olay tarihinden 6 ay geçmeden katılan … hakkında alınan 18/02/2011 tarihli raporun hükme esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Dosya kapsamına göre sanık erin, üstü konumundaki katılan çavuşa taarruz ederek yüzünde sabit iz bırakacak şekilde yaraladığı anlaşılmakta ise de; işbu yaranın vücutta tahribat niteliğinde olmadığı, tahribatın vücudun harap olan kısmının biyolojik görevlerini yapamamayı bir başka deyişle vücudun harap olan noktasının doğal görevini yapamaması halini kapsadığı, katılan çavuşun yüzündeki yara sabit iz niteliğinde olmakla birlikte tahribat olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sanığın eyleminin tehlikeli bir aletle (falçata) üste fiilen taarruz suçunu oluşturmakta olup, ASCK’nin 91/2. maddesi gereğince uygulama yapılması gerektiği halde ASCK’nin 91/3. maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”

Askeri Ceza Kanunu madde 91 de düzenlenen Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçu veya amir veya mafevka fiilen taarruz suçu hakkında Reform Hukuk Büromuzun Askeri Ceza Avukatları ile iletişime geçiniz.

Sıradaki Makelemiz : Ankara Ceza Avukatı

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu