Ceza Hukuku

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu

Güncel 2024

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmemiş olmakla beraber, İcra ve İflas Kanunu uyarınca ihdas edilmiş olup esasında tacirlerin ticareti usulüne uygun olarak bırakmalarını amaçlamaktadır.

Zira ticari hayat, esnek bir yapıya sahip olduğu kadar hassas da bir yapıya sahiptir. Bu nedenle ticari hayattan ayrılan tacirlerin, usulüne uygun olarak terk işlemlerini yapmaları gerekmektedir. İşte usulüne uygun olmayan şekilde ticareti terk eden tacirler hakkında İcra ve İflas Kanunu uyarınca cezai müeyyide öngörülmesi esasında buna dayanmaktadır. Bununla beraber Ticareti usulsüz terk etme suçu nasıl gerçekleşir? Ticaret usulüne uygun olarak nasıl terk edilir? Usulüne uygun terk edilmeyen ticaret sonucunda ceza var mı? Gibi hususlar da merak konusu olmaktadır.

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu
Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu

Tacirlerin Ticareti Terk Etme Usulü

Tacirlerin, tacir olmanın getirdiği yükümlülüklerden biridir. Zira tacirlerin yaptıkları iş ve sıfatları gereğince haksız durumların oluşmaması adına bazı işlemleri belli usule göre yapmaları gerekmektedir. İşte İcra ve İflas Kanunu’nun “Ticareti terk edenler” başlıklı 44.maddesi tacirlerin ticareti terk etme usulünü düzenlemektedir. Buna göre tacirlerin ticareti terk etme usulü aşağıdaki gibidir:

Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.

O halde ticareti terk edecek olan tacirin ilk yapması gereken iş 15 gün içinde ticareti terk ettiğini kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmektir. Bu bildirim iyiniyetli 3.kişiler bakımından sonuç doğuracak olduğundan şayet bildirimde bulunulmamışsa iyiniyetli 3.kişilerin iyi niyetleri korunacaktır. Ticareti terk ettiğine yönelik bildirimde bulunan tacir ayrıca borç ve alacaklarının tamamını gösteren bir mal beyanında bulunmak zorundadır.

Bildirim ve beyanın ardından yapılan bildirim ilgili gazetelerde ve diğer uygun yollarla ilan edilir. İlandan doğan masrafların ilgili tacir tarafından ödenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bildirimde bulunulmamış sayılır. İşte tacirlerin ticareti terk etme usulü bu şekilde ilerlemek zorundadır. Aksi takdirde birazdan bahsedeceğimiz Ticareti usulsüz terk etme suçu sübut bulur.

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu

Yukarıda İcra ve İflas Kanunu’nun 44.maddesi uyarınca izlenmesi gereken usul izlenmeden ticaretin terk edilmesi durumunda oluşur. Bu suçun fiil unsuru bu nedenle tartışma konusu olabilmektedir.  Kanuni dayanağı ise İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesidir. İlgili madde aşağıdaki gibidir:

“44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez. Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.”

Bu madde hükmüne göre Ticareti usulsüz terk etme suçu aşağıdaki hallerde işlenmiş olur:

  • Tacirin İcra ve İflas Kanunu’nun 44.maddesi uyarınca ve ona uygun olarak mal beyanında bulunmamış olması.
  • Mal beyanının eksik yapılmış olması.
  • Alacak kısmında gösterilen malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermemiş olması.
  • Tacirin mal beyanından sonra beyanda bulunduğu mallar üzerinde tasarrufta bulunmuş olması.
    İşte yukarıdaki hallerden birinin varlığı halinde ticaret usulüne göre terk edilmemiş sayılır ve bu nedenle Ticareti usulsüz terk etme suçu işlenmiş olur. İlgili tacirin bu usulü bilmediğine yönelik savunmasının kabul görmemesi gerekir. Zira tacirlerin hem basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü vardır hem de kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. TCK m.30/4’ün bu bağlamda uygulanma ihtimali yoktur.

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu Şikayet Şartı

Şikayete tabi bir suçtur. Bu sonuca İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinin 1.fıkrasından yola çıkılarak ulaşılabilir. Zira suç işlenmiş olsa dahi ceza verilmesinin tek yolu, tacirin ticareti usulsüz terk etmesinden dolayı zarar gören kişinin şikâyette bulunmasıdır. Bu şikâyetin süresi ise İcra ve İflas Kanunu m.347 uyarınca öğrenildiği andan itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıldır. İlgili kişi şikâyette bulunmadan savcılık resen yani kendiliğinden hareket edememektedir. Ticareti usulsüz terk etme suçunun mağdurunun şikayetinin aranmış olmasının ne kadar yerinde olduğu da tartışılmaktadır.

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mahkeme belirlenirken ceza muhakemesi hukukundan ayrıksı bir bakış açısı edinilmelidir. Zira icra mahkemeleri bünyesinde icra ceza mahkemeleri de bulunmaktadır. İşte bu mahkemeler Ticareti usulsüz terk etme suçu bakımından görevlidirler. Diğer bir ifadeyle Ticareti usulsüz terk etme suçu bakımından görevli mahkeme icra ceza mahkemesidir. Suç, icra takibini de içereceği için yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir. Sonuç olarak  bakımından görevli ve yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yerdeki icra ceza mahkemesidir.

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu Yargılama Usulü

Önemli bir husus olduğundan İcra ve İflas Kanunu 349-354 maddeleri arasında  bakımından yargılamaya ilişkin bazı kurallar getirmiştir. Buna göre  suçunun yargılaması bakımından aşağıdaki ilke ve kurallar geçerli olacaktır:

  • Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. İcra mahkemesi duruşma için gün tayin eder ve buna müteakip o günde her iki taraf da ya kendisi gelir ya da vekil gönderirler. Bununla beraber icra mahkemesi gerekli görürse kişilerin bizzat kendilerinin gelmesini zorunlu hale getirebilir. Bu zorunluluğun bulunduğu durumlarda taraflar vekillerini gönderemeyecek, bizzat kendilerinin gelmesi gerekecektir.
  • Hakkında şikayette bulunulan kişi şayet duruşmaya gelmezse yahut vekilini göndermezse muhakeme onun yokluğunda görülür ve işlemler yapılır. Şikayetçinin gelmemesi yahut vekil göndermemesi durumunda ise şikâyet hakkı düşecektir.
  • İcra mahkemesi iki tarafı ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağa geçirir. Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmaz.
  • Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır. Hakkında şikâyette bulunulan kimse yalnızca 1 defaya mahsus olmak üzere tevsii tahkikat talebinde bulunabilir.

Ticareti Usulsüz Terk Etme Suçu Emsal Kararlar

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı – İstanbul BAM, 15. CD., E. 2018/3503 K. 2019/1495 T. 10.4.2019

“Bu davaya konu somut uyuşmazlıkta; Şikayete dayanak olan İstanbul 8.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10934 Esas sayılı icra dosyasında, ihtiyati haciz kararı ile takibe başlandığı, borçluya ödeme emrinin tebliğe çıkartıldığı tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine şikayetçi vekilinin 17/08/2017 tarihinde borçlu şirket adına Tebligat Kanununun 35. Maddesine göre tebligat çıkartılmasını talep ettiği, çıkartılan tebligat parçasının dosya içerisinde bulunmamasına rağmen talebin yapıldığı 17/08/2017 tarihi itibariyle henüz takibin kesinleşmediği, şikayetçi vekili tarafından takibin kesinleşmesinden önce 19/04/2017 tarihinde şikayette bulunulduğu, buna göre kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında açılan davanın “düşmesine” karar verilmesi gerekirken, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş…”

Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2019/1922 K. 2019/6510 T. 16.4.2019

“31/07/2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan karar metnine göre, sanık …’nün B grubu imza yetkisinin bulunduğu, anılan grup yetkilisi olan sanığın borçlu şirket adına resmi dairelerde işlem yapmaya da münferiden yetkili kılındığı anlaşıldığından, diğer hususlar bakımından da sübut bulan Ticareti usulsüz terk etme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden…”

Sıradaki Makelemiz : Ankara Ceza Avukatı

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu