Ceza Hukuku

Zimmet Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 247 )

Zimmet suçu savunma dilekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesi kapsamında kamu görevlisine yöneltilen zimmet isnadına karşı hukuki ve teknik değerlendirmeleri içeren, beraat talebini somut deliller ışığında ortaya koyan savunma metnidir. Zimmet suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için kamu malının sahiplenme kastıyla zimmete geçirildiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Bu nedenle zimmet suçu savunma dilekçesi hazırlanırken kast unsuru, kamu zararının varlığı, muhasebe kayıtlarının niteliği, etkin pişmanlık hükümleri (TCK 248) ve zincirleme suç uygulaması (TCK 43) titizlikle analiz edilmelidir.

Zimmet Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 247 )

T.C. ANKARA … AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE


Dosya No   : 2026/241 E.

SANIK        : Hasan E.

MÜDAFİİ    : Av. ………


KONU        : TCK 247/2 kapsamında nitelikli ve TCK 43 kapsamında zincirleme zimmet suçu isnadına ilişkin savunmalarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ 

Müvekkil Hasan … hakkında, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde satın alma biriminde şef olarak görev yaptığı dönemde, 2024 yılı Ocak ayı ile 2025 yılı Şubat ayı arasında gerçekleştirilen medikal malzeme alımlarında kamuya ait toplam 1.248.600 TL tutarındaki bedeli sistematik şekilde zimmetine geçirdiği iddiasıyla TCK 247/2 kapsamında nitelikli zimmet ve TCK 43 kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle kamu davası açılmıştır.

İddianamede, müvekkilin satın alma sürecinde fiyat farklarını kendi kontrolündeki şirket hesaplarına yönlendirdiği, bu işlemlerin farklı tarihlerde tekrarlandığı ve bu nedenle zincirleme şekilde zimmet suçunun oluştuğu ileri sürülmüştür. Ancak dosya kapsamındaki banka hareketleri, ihale evrakları, muhasebe kayıtları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin kamu malını sahiplenme kastıyla hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı bir delil bulunmamaktadır.

I. NİTELİKLİ ZİMMET (TCK 247/2) UNSURLARININ OLUŞMAMASI

TCK 247/2 uyarınca zimmet suçunun, görevin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde ceza artırılmaktadır. Bu hükmün uygulanabilmesi için failin kamu görevi sayesinde elde ettiği imkânı kötüye kullanarak malı zimmetine geçirmesi gerekir.

Somut olayda müvekkilin satın alma sürecindeki yetkisi, tek başına ödeme emri verme veya para transferi yapma yetkisini kapsamamaktadır. Ödeme süreci üç aşamalı kontrol mekanizmasına tabidir ve harcama yetkilisi ile muhasebe müdürünün onayı olmadan ödeme yapılamamaktadır. Dosyada bu kontrol mekanizmasının dışına çıkıldığına dair bir tespit bulunmamaktadır.

Bilirkişi raporunda, iddia edilen fiyat farklarının sözleşmeye dayalı ek protokollerden kaynaklandığı, tedarikçi firma tarafından yapılan iade ve mahsup işlemlerinin muhasebe kayıtlarında geç yansıdığı belirtilmiştir. Bu durum, zimmet kastından ziyade muhasebe organizasyonuna ilişkin bir karmaşayı işaret etmektedir.

Yargıtay uygulamasında, kamu görevlisinin görevi gereği yaptığı hatalı işlem tek başına nitelikli zimmet suçunu oluşturmaz. Malın sahiplenildiğinin ve geri vermeme iradesinin açıkça ortaya konulması gerekir.

II. ZİNCİRLEME SUÇ (TCK 43) ŞARTLARININ GERÇEKLEŞMEMESİ

İddianamede, farklı tarihlerde yapılan işlemler nedeniyle TCK 43 kapsamında zincirleme zimmet suçu işlendiği ileri sürülmüştür. Ancak zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla suçun işlenmesi gerekir.

Somut olayda iddia edilen işlemler birbirinden bağımsız satın alma süreçlerine ilişkindir. Her işlem ayrı ihale dosyasına, ayrı bütçe kalemine ve ayrı onay sürecine dayanmaktadır. Bu nedenle tek bir suç işleme kararının devamı niteliğinde oldukları söylenemez.

Ayrıca her işlemde kamu zararının kesin olarak oluştuğu dahi ispatlanamamıştır. Sayıştay denetim raporunda kamu zararının net tutarı konusunda belirsizlik bulunduğu ve iade işlemlerinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu belirsizlik, zincirleme zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığını göstermektedir.

III. KAST UNSURUNUN YOKLUĞU

Zimmet suçu özel kast gerektiren bir suçtur. Failin kamu malını sahiplenme iradesi bulunmalıdır. Müvekkilin malvarlığında herhangi bir artış tespit edilmemiştir. MASAK raporlarında şüpheli para hareketi bulunmamaktadır. İddia edilen tutarların tamamı soruşturma aşamasında ilgili kurum hesaplarına iade edilmiştir.

Eğer müvekkilin sistematik ve planlı şekilde kamu malını zimmetine geçirme kastı bulunsaydı, söz konusu tutarların tamamının muhasebe kayıtları üzerinden iz bırakacak şekilde hareket ettirilmesi hayatın olağan akışına aykırı olurdu.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, zimmet suçunda kastın varlığı açık ve net şekilde ortaya konulmalıdır. Şüpheye dayalı değerlendirmeler mahkûmiyet için yeterli değildir.

IV. ETKİN PİŞMANLIK (TCK 248) HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI

Her ne kadar müvekkil zimmet kastını kabul etmemekte ise de, mahkemeniz aksi kanaate varacak olursa TCK 248 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Zira soruşturma başlamadan önce kamu zararının büyük kısmı iade edilmiş, kalan tutar ise kovuşturma aşamasında ödenmiştir.

TCK 248 uyarınca, zimmet suçunda etkin pişmanlık halinde cezada önemli indirim yapılması zorunludur. Müvekkil soruşturma sürecinde iş birliği yapmış, tüm belgeleri teslim etmiş ve delil karartma girişiminde bulunmamıştır.

V. ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi gereğince, mahkûmiyet için suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Dosyada ise teknik muhasebe işlemleri ile zimmet kastı arasındaki bağlantı kesin şekilde ortaya konulamamıştır.

Anayasa’nın 38. maddesi gereği masumiyet karinesi geçerlidir. Ceza hukukunda ihtimal değil, kesinlik aranır. Mevcut dosyada bu kesinlik bulunmamaktadır.

VI. ORANTILILIK VE CEZA ADALETİ İLKESİ

Zincirleme ve nitelikli zimmet suçunun uygulanması halinde ceza miktarı son derece ağır sonuçlar doğuracaktır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan orantılılık ilkesi gereğince, fiilin ağırlığı ile ceza arasında makul bir denge kurulmalıdır.

Somut olayda kamu zararının iade edilmiş olması, müvekkilin sabıkasız oluşu, kamu hizmetindeki geçmişi ve kastın kesin olarak ispat edilememiş olması dikkate alındığında ağırlaştırılmış ceza uygulaması hakkaniyetle bağdaşmayacaktır.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

  1. Müvekkilin üzerine atılı TCK 247/2 kapsamında nitelikli zimmet ve TCK 43 kapsamında zincirleme zimmet suçu yönünden kast unsuru oluşmadığından CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine,

  2. Mahkeme aksi kanaatte ise nitelikli ve zincirleme hükümlerinin uygulanmamasına,

  3. En azından TCK 248 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına,

  4. Lehe olan tüm hükümlerin tatbikine,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafii
Av. ………

Zimmet Suçu Savunma Dilekçesi Nasıl Yazılır ?

Zimmet suçu savunma dilekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesi kapsamında kamu görevlisine yöneltilen zimmet isnadına karşı hazırlanan ve beraat talebini hukuki temellere dayandıran savunma metnidir. Zimmet suçunda ceza miktarının yüksek olması ve özellikle nitelikli zimmet (TCK 247/2) ile zincirleme zimmet (TCK 43) hükümlerinin uygulanması halinde yaptırımın ağırlaşması nedeniyle savunma dilekçesinin teknik ve sistematik şekilde hazırlanması son derece önemlidir.

1. Zimmet Suçunun Unsurlarını Doğru Tespit Edin

Zimmet suçu savunma dilekçesi yazılırken öncelikle TCK 247 hükmü dikkatle incelenmelidir. Zimmet suçunun oluşabilmesi için:

  • Failin kamu görevlisi olması,

  • Malın görev nedeniyle teslim edilmiş bulunması,

  • Malın kamuya ait olması,

  • Failin malı sahiplenme kastıyla zimmetine geçirmesi gerekir.

Savunma dilekçesinde özellikle kast unsuru üzerinde durulmalıdır. Çünkü zimmet suçu özel kast gerektirir. Geçici kullanım, muhasebe hatası, idari usulsüzlük veya kayıt karmaşası zimmet suçunu oluşturmaz. Malın fail tarafından kalıcı şekilde sahiplenilmesi gerekir.

2. Kast Unsurunu Çürütün

Zimmet suçu savunma dilekçesi hazırlanırken en kritik bölüm, kastın bulunmadığının ortaya konulmasıdır. Şu sorulara cevap verilmelidir:

  • Müvekkilin malvarlığında artış var mı?

  • Para transferleri geri ödenmiş mi?

  • MASAK raporlarında şüpheli hareket var mı?

  • İşlemler görev kapsamında mı yapılmış?

Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, zimmet suçunda failin kamu malını kendisine mal etme iradesi bulunmalıdır. Eğer para iade edilmişse veya geçici muhasebe kaydı söz konusuysa, zimmet kastı tartışmalı hale gelir.

3. Bilirkişi Raporlarını Teknik Olarak İnceleyin

Zimmet davalarında en belirleyici delil genellikle bilirkişi raporudur. Savunma dilekçesinde şu hususlar mutlaka analiz edilmelidir:

  • Kamu zararının kesin tutarı belirlenmiş mi?

  • Muhasebe kayıtları teknik olarak doğru incelenmiş mi?

  • Alternatif senaryolar değerlendirilmiş mi?

  • Çelişkili rapor var mı?

Eksik veya çelişkili bilirkişi raporu mahkûmiyet için yeterli değildir. CMK 217 ve 223 hükümleri gereği, hüküm kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.

4. Nitelikli ve Zincirleme Zimmet İddialarını Ayrı Ayrı Değerlendirin

Eğer iddianamede nitelikli zimmet (TCK 247/2) veya zincirleme zimmet (TCK 43) uygulanmışsa, savunma dilekçesinde bu hususlar ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Nitelikli zimmet için görevin sağladığı kolaylıktan yararlanma şarttır. Müvekkilin ödeme sürecinde tek başına yetkili olup olmadığı incelenmelidir.

Zincirleme zimmet için ise aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla fiilin işlenmiş olması gerekir. Farklı işlemler farklı kastlara dayanıyorsa zincirleme hükümleri uygulanamaz.

5. Etkin Pişmanlık Hükümlerini (TCK 248) Değerlendirin

Zimmet suçu savunma dilekçesi yazılırken TCK 248 kapsamında etkin pişmanlık mutlaka incelenmelidir. Kamu zararının soruşturma veya kovuşturma aşamasında giderilmesi halinde cezada ciddi indirim yapılır.

Eğer kamu zararı ödenmişse, ödeme tarihi, ödeme miktarı ve iade şekli ayrıntılı biçimde dilekçede belirtilmelidir.

sikca sorulan sorular 1

Zimmet Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Zimmet suçu nedir?

Zimmet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesinde düzenlenmiş olup, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilen kamu malını kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesidir. Suçun oluşabilmesi için malın sahiplenme kastıyla alınması gerekir.

Zimmet suçu ile görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?

Zimmet suçunda kamu malının sahiplenilmesi ve mal edinme kastı bulunur. Görevi kötüye kullanma suçunda ise kamu görevlisinin görevi ihmal veya kötüye kullanması söz konusudur; malın kendisine geçirilmesi şart değildir. Bu nedenle iki suç tipi arasında kast ve sonuç bakımından önemli fark vardır.

Zimmet suçu cezası ne kadardır?

TCK 247’ye göre basit zimmet suçunun cezası 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun görevin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde (nitelikli zimmet) ceza artırılır. Zincirleme zimmet halinde ise TCK 43 gereği cezada ayrıca artırım yapılabilir.

Zimmet suçunda etkin pişmanlık uygulanır mı?

Evet. TCK 248 uyarınca zimmet suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Kamu zararının soruşturma veya kovuşturma aşamasında giderilmesi halinde cezada önemli oranlarda indirim yapılır.

Zimmet suçu savunma dilekçesi nasıl hazırlanır?

Zimmet suçu savunma dilekçesi hazırlanırken TCK 247 hükmü, kast unsuru, kamu zararının varlığı, muhasebe kayıtları, bilirkişi raporları ve delil değerlendirmesi ayrıntılı şekilde incelenmelidir. Ayrıca CMK 223 kapsamında beraat talebi açıkça belirtilmelidir.

Zincirleme zimmet suçu nedir?

Zincirleme zimmet suçu, aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda birden fazla zimmet fiilinin işlenmesi halinde TCK 43 gereğince cezanın artırılmasıdır. Ancak her bir eylemin aynı kast ve irade kapsamında gerçekleşmesi gerekir.

Nitelikli zimmet suçu nedir?

Nitelikli zimmet, kamu görevlisinin görevin sağladığı yetki ve kolaylıktan yararlanarak zimmet fiilini işlemesidir. Bu durumda TCK 247/2 uyarınca ceza artırılmaktadır.

SIRADAKİ MAKALEMİZ : 

siradaki makalemiz 2

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu