Vergi Hukuku

Mücbir Sebep Nedeniyle Vergi Ziyaı Cezasının İptali

Güncel 2024

Mücbir Sebep Nedeniyle Vergi Ziyaı Cezasının İptali ; Vergi ziyaı, Vergi Usul Kanunu’nun 341.maddesinde “mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder” şeklinde bir ifadeyle tanımlanmıştır. Buna göre aynı zamanda vergi mükelleflerinin şekli ya da maddi fark etmeksizin herhangi bir ödevini tam olarak yerine getirmemesini ifade eder.

Aslında ifade edilmeye çalışılan ödenmesi mecburi olan verginin tahakkukunun gerçekleşmesinin önlenmesi yahut da eksik gerçekleştirilmesine sebep olunmasıdır. Verginin tahakkuku ile ifade edilen ise verginin gerçekleşmesi yani ödenmeye hazır hale gelmesidir.

O halde bu kavram temelde ödenmesi mecburi olan vergilerin tam olarak ödenmesinin önüne geçilmesidir. İşte bu çeşit davranışlarla vergi ziyaına neden olan kişiler hakkında Vergi Usul Kanunu uyarınca vergi ziyaı cezası kesilir. Fakat bu ceza bazı durumlarda iptal edilebilmektedir.

Zira bu cezanın kesilmesi de bir çeşit idari işlemdir ve bu idari işlem de doğal olarak iptal edilebilirlik koşullarına sahiptir. Özellikle beyan edilmesi gereken defter yahut belgelerin mücbir sebep dolayısıyla beyan edilememesi ya da eksik beyan edilmesi durumunda kesilen vergi ziyaı cezası iptali gündeme gelmektedir.

Ziyaı cezasının iptali konusunda hukuki destek ve danışmanlık istiyorsanız vergi hukuku konusunda uzman avukatlarımızla hemen iletişime geçin.

Mücbir Sebep Nedeniyle Vergi Ziyaı Cezasının İptali
Mücbir Sebep Nedeniyle Vergi Ziyaı Cezasının İptali

Vergi Ziyaı Suçuna Vücut Veren Durumlar

Verginin ziyaı cezasına vücut veren haller Vergi Usul Kanunu m.341 olmak üzere iki başlık altında toplanabilir. Buna göre şöyle bir ayrım yapılabilir:

1. VUK m.341’deki Durumlar Nedeniyle Vergi Ziyaı
Vergi Usul Kanunu m.341’deki vergi ziyaı hali genel vergi ziyai halleridir. Buna göre 341.maddedeki hüküm aşağıdaki gibidir:

“Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.

Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mâni teşkil etmez.”

Bu maddeye göre vergi ziyaına neden olacak en temel durum vergi sorumlusu ya da mükellefinin vergi borcuna ilişkin ödevini yerine getirmemesinden kaynaklanmaktadır. Vergi sorumlusu ya da mükellefinin bu şekilde icra edilen davranışı sonucunda vergi ya eksik ödenir ya da hiç ödenmemiş olur. İşte bu durumlarda vergi ziyaı gerçekleştirilmiş olur.

Öte yandan sadece bu durumlar değil, 341.maddede şahsi ya da medeni haller yahut da aile bilgileri hakkında vergi sorumlusu ya da vergi mükellefinin vermiş olduğu eksik ya da yanlış bilgi de vergi ziyaı sonucu doğurur. Zira bu yanlış ya da eksik bilgilendirmeler sonucunda da vergi ödenmemiş yahut da ödenmiş olan vergi haksız yere geri alınmış olabilir.

2. Ödevlerin Yerine Getirilmemesi
Vergi mükellefi ve sorumlularının belli başlı bazı ödevleri mevcuttur. Buna göre vergi mükellefleri ya da sorumluları:

  • Bildirimlerde bulunmak
  • Defter tutmak,
  • Muamelelerini vesikaya dayandırmak,
  • Belirli sürelerde beyanname vermek,
  • Vergi karnesi kullanmak
  • Muhafaza ve ibraz görevlerini yerine getirmek zorundadır.
  • Mükellef ya da sorumluya yüklenmiş olan bu ödevler tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmezse bu durumda vergi ziyaı doğar ve bu suça vücut veren kişiler hakkında da vergi ziyaı cezası uygulanacaktır.

Vergi Ziyai Suçunun Cezası

Vergi Usul Kanunu m.344 hükmüne bakıldığında vergi ziyaı suçunun cezası hakkında bilgi sahibi olunabilir. Vergi Usul Kanunu’nun 344.maddesi aşağıdaki gibidir:

“341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.

Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.”

Buna göre verginin ziyaı cezasına sebebiyet veren vergi mükellefi yahut da vergi sorumlusu hakkında şahsi olarak, ziyaa uğratılan yani tahakkuku engellenen verginin 1 katı olacak şekilde ceza kesilir. Örneğin ziyaa uğratılan vergi 1.000.000 TL değerinde ise kesilecek vergi ziyaının cezası da 1.000.000 TL tutarında olacaktır.

Şayet bu cezada Vergi Usul Kanunu m.359’daki kaçakçılık halleriyle beraber olacak şekilde sebebiyet verilmişse o durumda ziyaa uğratılan miktarın 3 katı olacak şekilde vergi ziyaı cezası kesilir. Buna göre yukarıdaki örnekte bu ceza 3.000.000 TL değerinde olacaktır. Ancak bu fiili direkt olarak gerçekleştirmeyip, iştirak eden yani yardımcı olan kişiler hakkında yine 1 katı değerinde ceza kesilecektir.

3. fıkrada ise yasal süresi geçtikten sonra verilen beyannameler hakkında gerçekleştirilen ziyaa hakkında bir hüküm bulunmaktadır. Buna göre böyle durumlarda uygulanacak olan ceza ½ oranında uygulanır.

Vergi Ziyaı Cezasının İptali

Vergi ziyaına ilişkin olarak kesilen cezalar her zaman haklılık teşkil etmeyebilir. Böyle durumlarda kendisine ceza kesilen vergi mükellefi ya da vergi sorumlularının bu vergi ziyaı cezasının iptali için dava açma hakları bulunmaktadır.

Ziyaı cezası için açılacak iptal davalarında zorunlu bir itiraz başvurusu öngörülmemiştir. Buna göre kendisine ceza kesilen vergi mükellefi yahut sorumlusu, kesilen cezanın ardından 30 gün içerisinde ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğüne itirazda bulunabilir. Yapılan itirazın örtülü ya da açık bir şekilde reddedilmesinin ardından da vergi mükellefi ya da sorumlusu iptal davası yoluna gidebilir.

Ancak burada önemli bir husus vardır ki o da dava açma süresidir. Yapılan itirazın ardından dava açma süresinin kaçırılmaması gerekmektedir. Vergi mahkemelerinde açılacak iptal davaları bakımından öngörülen dava açma süresi 30 gündür.

Bu 30 günlük süre vergi ziyai cezasının kesildiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren işlemeye başlar. İşte itiraz yoluna başvurulduktan sonra çok fazla bekleyerek bu 30 günlük süre kaçırılmamalıdır. Aksi takdirde ilgilinin dava açma hakkı ortadan kalkacaktır.

Bu cezaya ilişkin olarak açılacak olan davalar İdari Yargılama Usul Kanunu’na göre Vergi Mahkemelerinde açılacaktır. Vergi mahkemelerinin bir özelliği olarak açılan cezanın iptali davasında yürütmenin durdurulması kararı alınmasına gerek yoktur.

Zira vergi mahkemelerinde açılan bu davalarda tahsil işlemleri kendiliğinden durmaktadır. Diğer bir ifadeyle ceza iptal davası açılmasının ardından yürütmenin durdurulması talebine gerek olmaksızın tahsil işlemi kendiliğinden durmaktadır.

Vergi Ziyaı Cezasının Mücbir Sebep Nedeniyle İptali

Mücbir sebep kavramı, kişilerin etkileri dışında gerçekleşen ve engelleyemeyecekleri durumları ifade etmektedir. Genel hukuk mantığında mücbir sebep bakımından ekseriyetle doğal afetler, savaşlar yahut da kişinin elinde olmadan gerçekleşen kazalar gündeme gelir. İşte vergi ziyaı cezaları bakımından da bu mücbir sebep nedeniyle iptal hususu önemlidir.

Zira yukarıda da belirtildiği üzere ceza kesilmesine sebep olan en temel durumlardan biri vergi mükellefi ya da vergi sorumlusunun beyan etmesi gereken bilgileri beyan etmemesi ya da vermesi gereken defterleri vermemesidir. Ancak mükellef ya da sorumlu bu belge ya da defterleri mücbir sebep nedeniyle verememiş olabilir.

İşte böyle durumlarda açılacak olan iptal davalarında vergi mükellefinin ya da vergi sorumlusunun mücbir sebep nedeniyle belge ya da defterleri veremediğini öne sürmesi gerekecektir. Bu anlamda örneğin, yaşanan bir deprem, çıkan bir yangın ya da aşırı yağış sonucu su basması nedeniyle vergi mükellefi ya da vergi sorumlusunun ibraz etmesi gereken belge ya da defterler zarar görmüş ya da komple ortadan kaybolmuş ve yok olmuş olabilir.

İşte bu durumlarda mücbir sebep halinden dolayı vergi ziyaı cezasının iptal edilmesi gerekecektir. Ancak bu konuda kendisine ceza kesilen vergi mükellefi yahut sorumlusu açmış olduğu iptal davasında bu durumu ileri sürmeli ve ispatını da gerçekleştirmelidir. Mükellef ya da sorumlunun başarılı bir şekilde ispatı gerçekleştirdiği durumlarda vergi ziyaı cezasının mücbir sebep nedeniyle iptali gündeme gelir.

Ancak bu durumun da mahkemeler tarafından dikkatlice incelenmesi gerekecektir. Zira vergi mükellefi ya da sorumlusu bu belge ve defterleri kasıtlı olarak ortadan kaldırmak için ilgili olaya sebebiyet vermiş olabilir.

Örneğin bilerek defter ve belgelerin olduğu odada yangın çıkarmış olabilir. Böyle durumlarda pek tabii ki mücbir sebep olmadığından ve cezanın hukuka uygun olduğundan bu cezanın iptal edilmemesi gerekir.

Vergi Hukukunda Mücbir Sebep Halleri

Mücbir sebepler:

  • Vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk,
  • Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler,
  • Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler,
    Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması; gibi hallerdir.

Vergi Ziyaı Cezasının İptali Konusunda Emsal Kararlar

Danıştay Kararı – 3. D., E. 2013/3884 K. 2015/3168 T. 12.5.2015
“Mükellefler, kendilerine yapılan teslimler nedeniyle yüklendikleri katma değer vergilerinin belgelerde gösterilmesi ve bu belgelerin yasal defterlere kayıtlı olması koşuluyla katma değer vergisi indiriminden faydalanabileceklerinden, defter ve belgelerin, mücbir sebepten dolayı incelemeye ibraz edilemediği durumlarda katma değer vergisi indiriminin kabul edilebilmesi için bu vergilerin gerçekten yüklenildiğinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin “ispat” başlıklı (B) fıkrasında yer alan kural uyarınca kanıtlanması gerekmektedir.

Olayda, davacı şirketin işyerinde meydana gelen sel felaketi sonucu, uyuşmazlık konusu döneme ait defter ve belgelerinin kaybolduğu, ibraz yükümlüğünü yerine getirmeyen davacı bakımından mücbir sebep halinin bulunduğu Mahkemenin de kabulündedir.

Bu durumda, Vergi Mahkemesinin, davalı idarenin bilgisine giren, davacının defter ve kayıtlarında olduğu bilinen ve idarenin doğruluğu hususunda karşıt inceleme yapma yetkisine sahip olduğu alış faturalarının, mevcudiyeti konusunda tevsik edici ve aydınlatıcı belgeler davacı tarafından sunulamadığından, sözü edilen faturalardan kaynaklanan katma değer vergisi indirimlerinin reddinin yerinde olduğu gerekçesiyle, ibraz yükümlülüğün yerine getirmediğinden bahisle salınan katma değer vergisi yönünden davayı reddeden hüküm fıkrası hukuka uygun düşmediğinden bozulması gerekmiştir.”

Danıştay Kararı – VDDK., E. 2019/1311 K. 2020/1172 T. 4.11.2020
“213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 13. maddesinde mücbir sebepler; vergi ödevlerinden herhangi birini yerine getirmesine engel olacak ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk, yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler, sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikaların elinden çıkmış bulunması gibi haller olarak sayılmıştır.

Uyuşmazlıkta, davacıdan defter ve belgelerinin istenmesine karşın defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmediği sabittir. Mahkemece Alanya Kaymakamlığı, Antalya Valiliği ve Alanya Cumhuriyet Savcılıklarına dilekçeler verildiğinin dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı ve bu durumun kişinin iradesi dışında meydan gelen mecburi gaybubetler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle mücbir sebep halinin varlığı kabul edilmiş ise de, söz konusu hususların 213 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında mücbir sebep olarak kabulü mümkün olmadığından, mücbir sebep hali bulunmaksızın defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmeyen yükümlünün daha sonra dava aşamasında bir kısım belgeleri mahkemeye ibraz etmesinin vergi incelemesinden amaçlanan sonuçların ortadan kalkmasına sebebiyet vereceği açık olup Katma Değer Vergisi Kanunu ile getirilen esaslara uygun bulunmamaktadır.

Davacı tarafından defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilememesi hususunda ileri sürülen iddia ve bu iddiayı ispat için dosyaya ibraz edilen belgeler birlikte değerlendirildiğinde defter ve belgelerin ibraz edilememesinin haklı bir nedene dayandığı ve bu nedenin davacı yönünden mücbir sebep oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, dava konusu katma değer vergileri ve kesilen vergi ziyaı cezalarının defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından, ısrar kararının davanın kısmen reddine dair hüküm fıkrasının bozulması gerekmektedir.

Danıştay Kararı – 3. D., E. 2017/4342 K. 2018/230 T. 5.2.2018
“Dosyanın incelenmesinden; 2013 yılı defter ve belgelerinin ibrazının istenmesine ilişkin yazının davacı şirkete tebliğ edildiği, ancak verilen süre içinde defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, şirketin taşınması sırasında defter ve belgelerin kaybolduğunun iddia edildiği adli yargıda zayi belgesi verilmesi istemiyle açılan davanın halen derdest olduğu, bunun üzerine 2013 yılı katma değer vergisi beyannamelerinde belirtilen katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle cezalı tarhiyatın yapıldığı, Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.1.2016 gün ve E:2015/878, K:2016/64 sayılı karan ile zayi belgesi verilmesine ilişkin davanın kabul edilerek sözü edilen kararın kesinleştiği, ayrıca söz konusu kararda 2013 yılına ait defter ve belgelerin zayi olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, defter ve belgelerin taşınma esnasında kaybolması sonucu zayi olduğu hususu davacı şirket tarafından tevsik ve ispat edildiğinden, defter ve belgeleri ibraz yükümlülüğünün mücbir sebep nedeniyle yerine getirilemediği açık olup, re’sen takdir nedeninin varlığından söz edilemeyeceğinden yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”

Vergi ziyaı cezasının iptali konusunda hukuki danışmanlık almak için Reform Ankara Avukatlık Ofisi ile iletişime geçebilirsiniz.

Sıradaki Makalemiz: Ankara Kira Avukatı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu