Ceza Hukuku

TCK Madde 102 – Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası

Türk Ceza Kanunu 102. Maddesi

TCK Madde 102 ile ifade edilen Türk Ceza Kanunun 6. bölümünde yer alan Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlıklı kısmın cinsel saldırı ve cezasını düzenleyen bölümüdür. Bu makalemizde TCK 102. Maddesi, gerekçesi, Ceza Kanunu 102. Maddesi Çerçevesinde verilen Emsal Yargıtay Kararlarına yer verilmiştir.

Türk Ceza Kanunu 102. Maddesi  

(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

TCK Madde 102 Gerekçesi

Madde 102- Cinsel dokunulmazlık, kişilerin vücudu üzerinde cin­sel davranışlarda bulunulması suretiyle ihlâl edilir. Bu bölümde yer alan suçlarla korunan ortak hukukî değer, kişilerin cinsel dokunulmazlığıdır. Bu Bölümde yer alan suçlar, esasen kişiye karşı işlenmiş olan suçlar olması iti­barıyla, İkinci Kitabın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı İkinci Kısım altında düzenlenmişlerdir.

Maddenin birinci fıkrasında, cinsel saldırı suçunun temel şekli tanım­lanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlâl edilmesi gerekir.

Suçun temel şekline ilişkin maddî unsuru, kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik ve fakat cinsel iliş­kiye varmayan cinsel davranışlar oluşturmaktadır. Suçun oluşması için, ger­çekleştirilen hareketlerin objektif olarak şehevî nitelikte bulunmaları yeterli­dir; failin şehevi arzularının fiilen tatmin edilmiş olması gerekmez.

Söz konusu suç, farklı cinsten kişiye karşı işlenebileceği gibi, aynı cinsten kişiye karşı da işlenebilir.

Suçun temel şekline ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturmanın ya­pılması, mağdurun şikâyetine bağlı tutulmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasında, cinsel saldırının vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, bu suçun nitelikli hâli ola­rak tanımlanmıştır. Suçun bu nitelikli hâli için, vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin ithal edilmesi gerekir. Bu bakımdan vücuda penis ithal edilebileceği gibi, vajinal veya anal yoldan cop gibi sair bir cisim de ithal edilebilir. Bu bakımdan, söz konusu suçun temel şeklinin aksine, bu fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için, gerçekleşti­rilen davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olması şart değildir.

Cinsel saldırı suçunun nitelikli hâlini oluşturan bu fiiller, eşe karşı da işlenebilir. Evlilik birliği, eşlere sadakat yükümlülüğünün yanı sıra, karşılıklı olarak birbirlerinin cinsel arzularını tatmin yükümlülüğü de yüklemektedir. Buna karşılık, evlilik birliği içinde bile, cinsel arzuların tatminine yönelik talepler açısından tıbbi ve hukukî sınırların olduğu muhakkaktır. Bu sınırla­rın ihlâli suretiyle eş üzerinde gerçekleştirilen ve cinsel saldırı suçunun nite­likli hâlini oluşturan davranışlar, ceza yaptırımını gerekli kılmaktadır. An­cak, bu durumda soruşturma ve kovuşturmanın yapılması, mağdur eşin şikâ­yetine bağlı tutulmuştur.

Üçüncü fıkrada, bu suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli unsur­ları tanımlanmıştır. Buna göre, suçun, a) beden veya ruh bakımından kendi­sini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı, d) silâhla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verile­cek cezanın belirtilen oranda artırılması gerekmektedir. (d) bendinde, cinsel saldırının birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, bu suçun icra hare­ketlerinin müşterek fail olarak sorumluluğu gerektirecek şekilde gerçekleşti­rilmesini ifade etmektedir. Bu bakımdan, söz konusu suçun örneğin bir baş­kası tarafından azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak ederek işlen­mesi hâlinde, sadece bu nedenle (d) bendi hükmüne istinaden cezada artırım yapılamayacaktır.

Cinsel saldırı suçunun özelliği, bu suçu oluşturan fiillerin mağdurun iradesi dışında gerçekleştirilmesidir. Mağdura karşı cebir veya tehdit ya da hile kullanılabileceği gibi, örneğin bilincinin yitirilmesine neden olmak veya örneğin uyku hâli dolayısıyla bilincinin kapalı olmasından yararlanmak su­retiyle de bu suçlar işlenebilirler. Maddenin dördüncü fıkrasına göre, bu suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçü­nün ötesinde cebir kullanılması durumunda, ayrıca kasten yaralama suçun­dan dolayı cezaya hükmetmek gerekecektir.

Beş ve altıncı fıkralarda cinsel saldırı suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, cinsel saldırı suçunun işlen­mesi suretiyle mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasına neden olunması, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Keza, cinsel saldırı sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacaktır. Ancak, bu durum­larda, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar dolayısıyla sorumluluk için aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.

turk ceza kanunu 102 maddesi emsal yargitay kararlari

Türk Ceza Kanunu 102. Maddesi Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/144E, 2022/162K , 10.03.2022 Tarihli Kararı

  • Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Yönelik İcrai Hareketin Olmaması, Kast Yokluğu – TCK Madde 102

Basit cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için eylemin cinsel ilişki boyutuna ulaşmaması gerektiği, eylem, vücuda organ veya sair bir cisim sokmaya yönelikse veya fiil de işlenmişse, basit cinsel saldırı değil, ikinci fıkrada düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçunun söz konusu olacağı, bu ayırımın yapılabilmesi için failin kastının ve gerçekleştirdiği davranışların hangi fiile yönelik olduğunun belirlenmesi gerektiği, failin amacı ve davranışları vücuda organ veya sair bir cisim sokmak olmaksızın cinsel duyguları tatmine yönelik ise basit cinsel saldırı, amacı ve davranışları vücuda organ veya sair bir cisim sokmaya yönelik olmakla birlikte eylemin elinde bulunmayan nedenlerle gerçekleştirilememesi hâlinde ise ikinci fıkrada düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsün söz konusu olacağının anlaşılması karşısında;

Sanığın mağdura yönelik eyleminin göğüslerini ellemekten ibaret olduğu hususu da dikkate alındığında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarının vücuda organ veya sair bir cisim sokmaya yönelik olmadığı, bu kapsamda nitelikli cinsel saldırı suçuna yönelen icrai bir hareketinin de bulunmadığı, sanığın katılanı çekerek ağaçlık alana götürmeye çalışırken yakalanmasının da suçun nitelikli hâlini işleme kastını ortaya koyan icra hareketlerine başladığını kabule yeterli olmadığı, sanığın göğüslerini ellemek şeklindeki cinsel davranışlarla mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlâl ettiği anlaşıldığından, sanığın mağdura yönelik eyleminin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/256, 2023/374, 21.06.2023

  • Kastın Sözle İfade Edilmediği – Nitelikli Cinsel Saldırı Suç Tipiyle Belirli Bir Yakınlık Ve Bağlantı İçeriğindeki Hareketin Yapılmasıyla Suçun İcrasına Başlanmış Sayılacağı

Sanık soruşturma aşamasında; mağdureyi tanımadığını, aracında o tarihlerde kendisinde bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, kovuşturma aşamasında; otostop çektiği için mağdureyi aracına aldığını, mağdurenin “Hürriyet’te bırakır mısın?” şeklindeki talebini kabul ettiğini, seyir hâlindeyken mağdurenin lavabo ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine, benzinlikte durduğunu, 10-15 dakika sonra mağdurenin korkmuş ve telaşlı bir şekilde gelerek “Hemen çıkalım. Beni burada da buldular.” dediğini, bunun üzerine aracını hareket ettirdiğini, köşeyi döndüğünde 15-20 km hızla giderken mağdurenin panikleyerek araçtan atladığını, kendisine de “Kaç canını kurtar.” dediğini, benzin istasyonundaki görüntülerin izlenerek sanığa sorulması üzerine; mağdurenin arabaya normal bir şekilde binmiş olmasına rağmen arabanın içinde telaşlı olduğunu, telaşlı hâlinin kameralara yansımadığını, aracını durdurmasına fırsat kalmadan mağdurenin kendisini arabadan attığını, mağdureyi taciz etmediğini, vücuduna dokunmadığını savunmuştur.

Sanığın mağdureye yönelik eyleminin cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla mağdurenin vücut dokunulmazlığını ihlal niteliğinde olup buna yönelik hareketlerin bir müddet devam etmesi, sanığın ani nitelikte olmayan, kesinti göstermeyen ve sarkıntılığı aşarak basit cinsel saldırı yoğunluğuna ulaşan davranışlarını tamamlamış olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Basit cinsel saldırı suçunun tamamlandığı, cinsel saldırı suçlarında suçun basit hali ile nitelikli hali arasındaki geçitli suç özelliği nedeniyle korunan hukuki değer ile icrai hareketlerinde benzerlik dolayısıyla, suçun basit halinin tamamlanması ya da nitelikli hale teşebbüs aşamalarında kaldığının belirlenmesi bakımından zorluklar yaşanacağı kuşkusuzdur.

Ayırıcı kriterlerden en önemlisi failin suç öncesi veya suçun icrai hareketlerinin gerçekleştirildiği sıradaki kastının belirlenmesidir. Kastın sözle ifade edilmediği ve nitelikli cinsel saldırı suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içeriğindeki hareketin yapılmasıyla suçun icrasına başlanmış sayılacağı gözetilip; failin iç dünyasını ilgilendiren kastın dış dünyaya yansıyan davranışlarla açıkça tespit edilememesi halinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, nitelikli hale ilişkin gerçekleştirilen icrai hareket dış dünyaya yansımadığından failin kastın basit cinsel saldırıya yönelik olduğu kabul edilmelidir.

Direnme kararına konu hükmün, basit cinsel saldırı suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeden sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK‘nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

Yargıtay 14.  Ceza Dairesi 2015/4434E, 2015/9592K , 21.10.2015 Tarihli Kararı

  • Cinsel Eylem Süresiyle Sınırlı Olacak Şekilde Alıkoymasının 
  • Cinsel Saldırı Suçunun Unsuru Olması
  • Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Oluşmayacağı

Suç tarihinde sanığın mağdureyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmeksizin nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın mağdureyi cinsel eylem süresiyle sınırlı olacak şekilde alıkoyması eyleminin cinsel saldırı suçunun unsuru olup, ayrıca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine, gerekçe dahi gösterilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.

Yargıtay 14.  Ceza Dairesi 2014/9047 E, 2017/6350K , 12.12.2017

  • Mağdurenin Kabul Etmeyerek Karşı Koyması Üzerine Başkaca Harici Engel Olmaksızın İcra Hareketlerine Kendiliğinden Son Verdiği
  • Basit Cinsel Saldırı

Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, oluş ve tüm dosya içeriğine göre mağdureyle cinsel ilişkiye girmek isteyen suça sürüklenen çocuğun, mağdurenin kabul etmeyerek karşı koyması üzerine başkaca harici engel olmaksızın icra hareketlerine kendiliğinden son verdiğinin anlaşılması karşısında eylemin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkumiyet hükmü kurulması,

Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Yargıtay 14.  Ceza Dairesi 2014/5318E, 2016/5122K , 25.05.2016

  • Cinsel Saldırı Suçunun Teşebbüs Halinde Kaldığı Değerlendirilmeden Basit Cinsel Saldırı Suçundan Ceza Verilmesi

… suça sürüklenen çocuğun, mağdura “bir defa yapıp gideceğim” şeklindeki sözleriyle nitelikli cinsel saldırı kastını ortaya koyduğu, ancak mağdurenin etkin şekilde direnmesi ve bu sırada …’in de olay yerine gelip sanığa karşı koyması ile eylemini tamamlayamadığı, mevcut haliyle sübut bulan eylemin nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs olduğu gözetilmeden suç niteliğinde yanılgıya düşülerek basit cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

Yargıtay 9.  Ceza Dairesi 2021/2358E, 2022/1992, 07.03.2022

  • Nitelikli Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüs Değil – Basit Cinsel Saldırı

Mağdurun aşamalardaki ifadeleri, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın olay günü gemide alt kıyafetlerini çıkardığı mağdurun arkasına geçerek cinsel organını sürtmesi şeklinde sübuta eren eyleminin 5237 sayılı TCK Madde 102- 1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyeti yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan hüküm kurulması,

Yargıtay 6.  Ceza Dairesi 2007/2953, 2010/1114, 11.02.2010

  • Cinsel Saldırı Suçu – Konut Dokunulmazlığını İhlal – Yağma Suçu – TCK Madde 102

14.05.2005 tarihinde gündüz saat 12.30 sularında mağdurların anne ve babaları bulunmadığı sırada dış kapıdan avluya giren sanıklardan …..’in yakınan ….’ü kucaklayıp göğüslerini sıktığı ve dudağından birkaç kez öptüğü, bu sırada diğer sanık ….’in de evin içerisinde televizyon seyretmekte olan diğer yakınan Aysel’in üzerine abanıp yere yatırdığı ve seni seviyorum biçiminde sözler söyleyerek dudaklarından öpmeye başladığı, adı geçen mağdurun sanık ….’le boğuşup üzerinden atmaya çalışıp yardım istemesi üzerine …’e tokat atan sanığın odadan dışarı çıktığı,

Bağırtılar üzerine sanık ….’in de mağdur …..’ü bıraktığı ve boynundaki kurdeleye bağlı yirmi tane küçük altını da alarak birlikte kaçtıkları, mağdurların sanıklara suç atmasını gerektirir dosya içerisinde neden bulunmadığının ve aynı tarihli yakınan ……’e ait hekim raporu içeriğinden adı geçen yakınanın sırt, göğüs ve kollarında yaralanmalar bulunduğunun saptanması karşısında; eylemlerin sanık ….. yönünden yağma, konut dokunulmazlığını bozma ve cinsel saldırı; sanık ……. yönünden ise, konut dokunulmazlığını bozma ve cinsel saldırı suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde beraatlerine karar verilmesi

Yargıtay 9.  Ceza Dairesi 2010/9609, 2011/1225K, 22.02.2011

  • Cinsel Suç Amacıyla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma 
  • Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 03.10.2006 gün ve 2006/5-193 Esas, 2006/203 sayılı Kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK Madde 102 /1. maddesinde düzenlenen basit cinsel saldırı suçunun 102/3. maddede düzenlenen nitelikli hallerin varlığı halinde kamu adına takip edileceği ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı tutulamayacağı gözetilmeksizin sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen annesine karşı basit cinsel saldırı suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi,

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/10794E, 2024/2474, 19.03.2024

  • CinselSaldırı Ve Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarının – Geçişli Suçlar Olduğu – Cinsel Saldırıdan Nitelikli Hale Dönüşene Kadar Her Aşamanı Ayrı Bir Suçu Oluşturduğu -TCK Madde 102 
  • Hazırlık Hareketleri İle İcrai Hareketlerinin Birbirini Tamamlaması Gerektiği

5237 sayılı Kanun’un 102 ve 103 üncü maddelerinde düzenlenen suçlar geçişli suçlardır. Cinsel saldırıdan nitelikli hale dönüşene kadar her aşama ayrı bir suçu oluşturur. Teşebbüste özellikle cinsel saldırı suçlarında hazırlık ve icrai hareketleri birbirinden ayırmak gerekir.

Hazırlık hareketleri ile icrai hareketlerinin birbirini tamamlaması gerekir. Somut olayımızda, sanığın, katılana sarılıp, okşayarak öpmekten ibaret eylemlerinin cinsel ilişki boyutuna ulaşmaması ve vücuda organ veya sair bir cisim sokmaya yönelik olmaması, bu kapsamda sanığın katılanın yanına gitmesinin yüklenen suçun nitelikli hâlini işleme kastını ortaya koyan icrai hareketlerine başlandığını kabule yeterli olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; belirtilen cinsel davranışlarla katılanın vücut dokunulmazlığını ihlâl eden, sanığın eyleminin cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi  2016/10241E, 2017/1388K, 16.03.2017

  • Nitelikli CinselSaldırı Sırasında – Eylemle Sınırlı Süreyle – Mağdurenin İradesiyle Hareket Edebilme İmkanının Ortadan Kaldırılmasının – Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunu Oluşturmayacağı

Nitelikli cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanıkların, müştekinin evine zorla girdikten sonra gerçekleştirdikleri nitelikli yağma ve nitelikli cinsel saldırı eylemleri dışında müştekinin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketlerinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemlerin sadece TCK Madde 102  kapsamındaki nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararları verilmesi,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2013/8451E, 2015/6284K, 11.05.2015

  • Mağdurenin Rızasıyla Bulunduğu Lokantada – Cinsel Saldırı Eylemini Gerçekleştimek İçin Kapıyı Kilitlemesi
  • Sanığın Uyguladığı Cebir Ve Tehdidin Cinsel Saldırı Suçunu Gerçekleştirmeye Yönelik Olduğu
  • Mağdureyi Lokantada Tutmak İçin Ayrıca Cebir, Tehdit Ve Hile Uygulamadığı  

Oluş ve kabule göre, mağdurenin özel eşyalarını almak için geldiği lokantada bulunan sanığın, kapıyı kilitleyerek mağdurenin dışarı çıkmasını engelledikten sonra cebir ve tehditle nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs ettiğinin anlaşılması karşısında, mağdurenin lokantaya rızası ile gittiği, sanığın uyguladığı cebir ve tehdidin cinsel saldırı suçunu gerçekleştirmeye yönelik olduğu, mağdureyi lokantada tutmak için ayrıca cebir, tehdit ve hile uygulamadığı, sadece kapıyı kilitlediği, bu itibarla sanığın eyleminin TCK.nın 109/1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, hakkında aynı Kanunun 109/2. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA

 SIRADAKİ MAKALELER : 

siradaki makalemiz 1

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu