• Türkçe
  • 中文
  • İdare Hukuku

    Sağlık Hukuku Avukatı ve Malpraktis Davaları

    Sağlık hukuku avukatı ve malpraktis davaları

    Sağlık hukuku avukatı; tıbbi müdahale, hasta hakları, hekim sorumluluğu, malpraktis ve sağlık kuruluşlarının hukuki yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlıklarla ilgilenir. Uygulamada malpraktis avukatı veya tıp hukuku avukatı olarak da aranan avukatın ilk görevi, olayın gerçekten tıbbi uygulama hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve davanın hangi kişi ya da kuruma karşı açılacağını belirlemektir.

    Bir tedavinin istenen sonucu vermemesi tek başına doktor hatası anlamına gelmez. Malpraktis değerlendirmesinde tıbbi standart, hekimin özen yükümlülüğü, aydınlatılmış onam, hastanın mevcut sağlık durumu, zarar ve müdahale ile zarar arasındaki nedensellik bağı birlikte incelenir. Bu nedenle kamu hastanesi, özel hastane ve üniversite hastanesinde gerçekleşen olaylar aynı usulle takip edilmez.

    Kısa cevap: Sağlık hukuku avukatı yalnızca tazminat talebini hazırlamaz. Tıbbi kayıtların korunması, doğru davalının belirlenmesi, görevli mahkemenin seçilmesi, başvuru ve dava sürelerinin hesaplanması ile bilirkişi incelemesinin tıbbi ve hukuki açıdan denetlenmesi de sürecin önemli parçalarıdır.

    Sağlık Hukuku Nedir?

    Sağlık hukuku; hasta ile hekim arasındaki ilişkiyi, sağlık kuruluşlarının sorumluluğunu, hasta haklarını, tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk koşullarını ve sağlık çalışanlarının mesleki sorumluluğunu düzenleyen disiplinler arası bir hukuk alanıdır. Anayasa, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Hasta Hakları Yönetmeliği, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1219 sayılı Kanun bu alanın başlıca kaynakları arasındadır.

    Sağlık hukukundaki uyuşmazlıklar yalnızca hasta tarafından açılan malpraktis davalarından ibaret değildir. Hekim ve sağlık çalışanlarının ceza soruşturmaları, disiplin işlemleri, özel hastane sözleşmeleri, aydınlatılmış onam, kişisel sağlık verileri ve sağlık hizmetinden kaynaklanan idari uyuşmazlıklar da bu kapsamda değerlendirilir.

    Sağlık Hukuku Avukatı Hangi Davalara Bakar?

    Sağlık hukuku avukatının çalışma alanı, olayın niteliğine ve sağlık hizmetini sunan kurumun hukuki statüsüne göre değişir. Başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:

    • Yanlış teşhis, gecikmiş teşhis ve hatalı tedaviden kaynaklanan malpraktis davaları,
    • Ameliyat ve diğer tıbbi müdahalelerde ortaya çıkan uygulama hataları,
    • Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali ve geçerli rıza alınmaması,
    • Kamu hastanelerine karşı açılan tam yargı davaları,
    • Özel hastane, hekim veya sağlık kuruluşuna karşı açılan tazminat davaları,
    • Taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma iddiasına ilişkin ceza soruşturmaları,
    • Hekim ve sağlık çalışanları hakkında yürütülen idari veya mesleki disiplin işlemleri,
    • Hasta mahremiyeti ve kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı işlenmesinden doğan uyuşmazlıklar,
    • Estetik operasyonlar, diş tedavileri ve yardımcı üreme tedavilerinden kaynaklanan davalar.

    Tıbbi hata iddiası aynı anda tazminat, ceza ve disiplin sürecine konu olabilir. Ancak bu yolların amacı, tarafları ve ispat ölçütleri birbirinden farklıdır. Ceza soruşturması bulunması, tazminat davasının kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez.

    Sağlık Hukuku Avukatı Ankara

    Sağlık hukuku avukatı Ankara aramasında yalnızca büronun bulunduğu şehir değil, uyuşmazlığın hangi yargı kolunda ve hangi mahkemede görüleceği önem taşır. Ankara’daki kamu hastaneleri, özel hastaneler, üniversite hastaneleri ve sağlık kuruluşları aynı hukuki statüye sahip değildir. Bu nedenle ilk incelemede hastanenin statüsü, müdahale tarihi, tıbbi kayıtlar, mevcut zarar ve daha önce yapılan başvurular birlikte değerlendirilmelidir.

    Reform Hukuk Bürosu, Yenimahalle’deki Ankara hukuk bürosu adresinden sağlık hukuku ve malpraktis uyuşmazlıklarına ilişkin dosyaları kabul etmektedir. İlk görüşmeye epikrizler, tetkik ve görüntüleme sonuçları, ameliyat notları, onam belgeleri ve varsa tebligatların kronolojik sırayla getirilmesi; görevli mahkeme, başvuru süresi ve delil planının daha sağlıklı belirlenmesini sağlar.

    Malpraktis Nedir?

    Malpraktis, sağlık meslek mensubunun teşhis, tedavi, takip veya bakım sürecinde mesleki standarda ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda hastanın zarar görmesidir. Yanlış ilaç verilmesi, gerekli tetkikin yapılmaması, ameliyat sırasında önlenebilir bir hataya düşülmesi veya hastanın zamanında sevk edilmemesi somut olayın özelliklerine göre malpraktis oluşturabilir.

    Komplikasyon ise tıbbi müdahale özenle gerçekleştirilmesine rağmen ortaya çıkabilen, her zaman önlenmesi mümkün olmayan riskli sonuçtur. Bir sonucun komplikasyon olarak adlandırılması hekimin her durumda sorumsuz olduğu anlamına gelmez. Riskin zamanında fark edilip edilmediği, uygun şekilde yönetilip yönetilmediği ve hastanın bu risk hakkında yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği ayrıca değerlendirilir.

    Örnek olay: Ameliyatın bilinen bir riski gerçekleşmişse yalnızca olumsuz sonuçtan hareketle tıbbi hata kabul edilemez. Ancak hekim riski fark ettiği hâlde gerekli müdahaleyi geciktirmiş veya hastayı risk konusunda aydınlatmamışsa sorumluluk farklı bir temele dayanabilir.

    Malpraktis Davasının Şartları Nelerdir?

    Malpraktis davasında izlenecek hukuki yol şeması

    Tıbbi müdahaleden kaynaklanan sorumluluğun doğabilmesi için kural olarak hukuka aykırı bir işlem veya ihmal, kusur, zarar ve uygun nedensellik bağının birlikte bulunması gerekir.

    Tıbbi standarda aykırı işlem veya ihmal

    Hekimin davranışı, müdahale tarihindeki bilimsel bilgiler ve somut olayın koşulları dikkate alınarak değerlendirilir. Sonradan gelişen tıbbi bilgi veya farklı bir tedavi tercihinin bulunması tek başına kusur kanıtı değildir.

    Zarar

    Bedensel zarar, ek tedavi gideri, geçici veya sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı, bakım ihtiyacı ya da ölüm nedeniyle destek kaybı maddi zarara yol açabilir. Hastanın yaşadığı acı ve yaşam kalitesindeki azalma ise manevi tazminat değerlendirmesine konu olabilir.

    Nedensellik bağı

    Tazminat istenebilmesi için zarar ile hatalı olduğu ileri sürülen tıbbi uygulama arasında hukuken kurulabilir bir bağ bulunmalıdır. Hastanın önceden var olan hastalığı veya zararı doğuran bağımsız bir neden, değerlendirmeyi değiştirebilir.

    Malpraktis Davası Kime Karşı ve Hangi Mahkemede Açılır?

    Görevli mahkeme, tedavinin yapıldığı kuruluşun kamu kurumu mu yoksa özel sağlık kuruluşu mu olduğuna göre belirlenir. Yanlış taraf veya yanlış yargı kolu seçimi, hak kaybına ve sürecin uzamasına yol açabilir.

    Kamu hastanesinde malpraktis

    Devlet hastanesi, şehir hastanesi veya diğer kamu sağlık kuruluşlarında kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen zararlarda kural olarak ilgili idareye karşı tam yargı davası açılır. Dava doğrudan kamu görevlisi hekime yöneltilmez. Dava öncesinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamındaki idari başvuru ve süre koşulları incelenmelidir. Bu uyuşmazlıklarda Ankara idare hukuku avukatı tarafından yapılacak ilk değerlendirme, görev ve süre hatasını önleyebilir.

    Özel hastanede malpraktis

    Özel hastane veya özel klinikte gerçekleşen tıbbi müdahalelerde hekim, hastane ve somut olaya göre diğer sorumlulara karşı adli yargıda tazminat talep edilebilir. Uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre tüketici mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi veya başka bir görevli mahkeme gündeme gelebilir. Bu nedenle yalnızca hastanenin özel kuruluş olmasına bakılarak görevli mahkeme hakkında kesin sonuca varılmamalıdır.

    Üniversite hastanesinde malpraktis

    Devlet üniversitesi hastanesi ile vakıf üniversitesi hastanesinin hukuki statüsü aynı değildir. Devlet üniversitesi hastanelerindeki sağlık hizmetlerinden doğan tazminat talepleri kural olarak idari yargıda, vakıf üniversitesi veya özel hukuk kapsamında sunulan sağlık hizmetlerinden doğan talepler ise olayın niteliğine göre adli yargıda görülür.

    Önemli: Hastanenin adı değil, hukuki statüsü ve hizmetin sunuluş biçimi esas alınır. Tedaviyi yapan hekimin çalışma ilişkisi ile hastane kayıtları görülmeden davalı ve görevli mahkeme kesinleştirilmemelidir.

    Malpraktis Davasında Tazminat Talepleri

    Malpraktis nedeniyle açılan davada somut zarar kalemleri belgeleriyle birlikte gösterilmelidir. Talep edilebilecek başlıca maddi zararlar; ek tedavi ve bakım giderleri, geçici veya sürekli iş göremezlikten doğan kayıp, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması ve ölüm hâlinde destekten yoksun kalma zararlarıdır.

    Manevi tazminatın miktarı sabit bir tarifeye göre belirlenmez. Olayın ağırlığı, zararın etkisi, tarafların durumu ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir. Tazminat hesabı yapılırken henüz doğmamış ihtimaller yerine tıbbi belgelerle ve gerektiğinde aktüerya incelemesiyle ortaya konulabilen zarar esas alınmalıdır. Ayrıntılı süreç için doktor hatasına bağlı tazminat davası hakkındaki yazımız incelenebilir.

    Malpraktis Davası Açma Süresi

    Malpraktis uyuşmazlıklarında tek bir süre yoktur. Süre; kamu veya özel sağlık kuruluşu ayrımına, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihe, ceza soruşturması bulunup bulunmadığına göre değişebilir.

    Kamu hastanesinden kaynaklanan zararlar bakımından İYUK’un idari başvuru ve tam yargı davasına ilişkin özel süreleri dikkate alınır. Özel hastane veya hekimle ilgili uyuşmazlıklarda ise sözleşme, vekâlet, tüketici işlemi veya haksız fiil hükümleri somut olaya göre uygulanabilir. Bu sebeple internette yer alan tek bir zamanaşımı süresine güvenilerek hareket edilmemelidir.

    Süre bakımından ilk kontrol: Müdahale tarihi, zararın öğrenildiği tarih, hastanenin statüsü, idareye yapılan başvuru, verilen cevap ve tebliğ tarihi ayrı ayrı kaydedilmelidir. Süre hesabı dosyanın hukuki niteliği belirlendikten sonra yapılmalıdır.

    Aydınlatılmış Onam ve Hasta Hakları

    Hastanın bir belgeyi imzalaması, tek başına geçerli bir aydınlatılmış onam bulunduğunu göstermez. Hastaya müdahalenin niteliği, beklenen yararı, önemli riskleri, alternatifleri ve tedaviyi reddetmenin muhtemel sonuçları anlayabileceği şekilde açıklanmalıdır. Aydınlatma, hastanın serbestçe karar verebilmesine imkân tanıyacak zamanda yapılmalıdır.

    Standart ve genel ifadeler içeren bir form, somut müdahaleye özgü açıklamanın yerini her zaman tutmaz. Bununla birlikte onam formundaki eksiklik ile meydana gelen zarar arasındaki hukuki ilişki de ayrıca değerlendirilir. Sağlık kayıtlarında gerçeğe aykırı veya hatalı bilgi bulunması hâlinde e-Nabız tanı sildirme ve hata düzeltme yolları gündeme gelebilir.

    Malpraktis Ceza Soruşturması ve Mesleki Sorumluluk

    Tıbbi uygulama sonucunda yaralanma veya ölüm meydana gelmesi hâlinde, olayın özelliklerine göre taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma iddiasıyla ceza soruşturması yürütülebilir. Ceza sorumluluğu şahsidir; olumsuz tıbbi sonuç tek başına suçun oluştuğunu göstermez.

    3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesi kapsamında, kanunda belirtilen sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası sırasında gerçekleştirdikleri muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin işlemler nedeniyle yapılacak soruşturmalar bakımından Mesleki Sorumluluk Kurulunun izin süreci gündeme gelir. Yükseköğretim Kanunu’nun özel soruşturma usulüne tabi kişiler yönünden ise ayrıca ilgili mevzuat değerlendirilmelidir. Ceza dosyasında savunma ihtiyacı bulunan sağlık çalışanları, Ankara ceza avukatı sayfamızdaki bilgilere ulaşabilir.

    Malpraktis Davasında Deliller Nelerdir?

    Hasta dosyası, epikriz, ameliyat notu, tetkik sonuçları, görüntüler, reçeteler, konsültasyon kayıtları, onam belgeleri ve hastane içi yazışmalar temel deliller arasındadır. Belgelerin mümkün olduğunca erken ve eksiksiz biçimde temin edilmesi önemlidir.

    Tıbbi sorumluluk çoğu zaman bilirkişi raporuyla değerlendirilir. Ancak bilirkişi raporunun yalnızca sonucu değil; dosyadaki bütün kayıtları ele alıp almadığı, müdahale tarihindeki tıbbi standardı açıklayıp açıklamadığı ve kusur ile zarar arasındaki bağı somut biçimde kurup kurmadığı da denetlenmelidir.

    Doktor ve Sağlık Çalışanlarının Hakları

    Sağlık hukuku yalnızca hastaların taleplerini değil, hekim ve sağlık çalışanlarının haklarını da kapsar. Bir komplikasyonun doğrudan kusur gibi değerlendirilmesi, eksik tıbbi kayıt üzerinden suçlama yapılması veya bilirkişi raporunda tıbbi sürecin bütününün incelenmemesi savunma hakkını etkileyebilir.

    Sağlık çalışanı; soruşturma dosyasını ve isnadı öğrenme, lehine olan delilleri sunma, bilirkişi raporuna itiraz etme ve kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir. Ayrıca mesleki disiplin süreci ile ceza veya tazminat yargılamasının birbirinden farklı olduğu gözetilmelidir.

    Sağlık Hukuku ve Malpraktis Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

    Her olumsuz tedavi sonucu malpraktis midir?

    Hayır. Tıbbi standarda uygun müdahaleye rağmen ortaya çıkan komplikasyon malpraktis sayılmayabilir. Kusur, zarar ve nedensellik bağı somut dosyada birlikte incelenir.

    Malpraktis davası doğrudan doktora mı açılır?

    Her zaman değil. Kamu hastanesindeki hizmet kusurunda kural olarak dava ilgili idareye yöneltilir. Özel hastane ve özel hekim bakımından ise taraflar arasındaki ilişki ve olayın özellikleri değerlendirilir.

    Malpraktis davasında hangi mahkeme görevlidir?

    Kamu hastanelerinden kaynaklanan tazminat davaları kural olarak idare mahkemesinde görülür. Özel sağlık kuruluşlarında ise uyuşmazlığın niteliğine göre tüketici veya hukuk mahkemeleri görevli olabilir.

    Onam formunun imzalanması doktorun sorumluluğunu kaldırır mı?

    Hayır. İmzalı form, hekimin tıbbi standarda uygun davranma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ayrıca onamın geçerli olabilmesi için bilgilendirmenin yeterli ve somut müdahaleye özgü olması gerekir.

    Malpraktis davasında bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

    Evet. Eksik kayıtla hazırlanan, tıbbi standardı açıklamayan veya çelişkili değerlendirmeler içeren rapora gerekçeli biçimde itiraz edilebilir.

    Hasta dosyasının örneği hastaneden istenebilir mi?

    Hasta, mevzuattaki esaslar çerçevesinde kendisine ait sağlık kayıtlarını inceleme ve örneğini isteme hakkına sahiptir. Başvurunun yazılı yapılması ve teslim alınan belgelerin saklanması ispat bakımından yararlıdır.

    Hukuki bilgilendirme: Bu içerik genel bilgi amacıyla hazırlanmıştır. Her malpraktis dosyasında hastanenin statüsü, müdahale tarihi, zarar, görevli mahkeme ve süreler farklı olabilir. Somut dosya incelenmeden kesin hukuki sonuç çıkarılmamalıdır.

    Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi

    Av. Gökhan YILMAZ fotoğrafı

    Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu

    • Ankara 2 No'lu Barosu
    • Sicil No: 3148
    • İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
    • Yenimahalle / Ankara

    Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

    Uzmanlık alanları

    • Askerî Hukuk
    • İdare Hukuku
    • Yükseköğretim Hukuku
    • Ceza Hukuku

    İlgili Makaleler

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Başa dön tuşu

    Son Yazılar