Ceza Hukuku

Mala Zarar Verme Suçu ve Cezası (TCK m. 151–153)

Mala zarar verme suçu; başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılamaz hale getirmek veya kirletmek olarak düzenlenmiş eylemlerdir. İş bu eylemleri gerçekleştiren kişiler mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Mala zarar verme suçunun basit hali TCK m.151’de hüküm altına alınmıştır:

“Mala zarar verme

Madde 151- (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Madde metnindeki düzenlemeye göre mala zarar verme suçunun oluşması için bir başkasının malına karşı fail yıkma, tahrip etme, yok etme, bozma, kullanılmaz hale getirme, kirletme eylemlerini gerçekleştirmesi gerekir.

Yine TCK m. 151’e göre mala zarar verme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Buna göre mağdurun şikayeti olmaksızın suç soruşturulamaz. Şikayet neticesinde soruşturma açılmışsa, soruşturulma aşamasında şikayetten vazgeçilirse takipsizlik kararı verilir. Eğer kovuşturma aşamasında ise Asliye Ceza Mahkemesi tarafından düşme kararı verilir.

Mala zarar verme suçunun basit halinin cezası ise dört aydan üç yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır. Yani bu suçun yaptırımı para cezasına da çevrilebilmektedir.

Mala Zarar Verme Suçu ve Cezası Düzenlemesi İle Korunan Hukuki Yarar

Mala zarar verme suçu düzenlemesi ile korunan hukuki durum kişilerin suç tipine uyar eylemler neticesinde kişilerin mallarına ilişkin gelebilecek zararların önlenmesi ve bu sayede mülkiyet hakkının korunması amaçlanmaktadır.

Mala Zarar Verme Suçunun Unsurları

Her suç tipinde olduğu gibi bu suç tipinde de maddi ve manevi unsur boyutu bulunmaktadır. Suçun maddi unsurları TCK m. 151’de sınırlı sayıda sayılan eylemler olup, suçun oluşması için iş bu eylemelerin fail tarafından kasten gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Buradaki kasıt ise suçun manevi unsurudur.

Mala Zarar Verme Suçun Maddi Unsurları

 TCK m. 151’in birinci fıkrasına göre başkasına ait bir mala karşı seçimlik olarak sayılan eylemler neticesinde oluşan zarar suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Bu eylemler Yargıtay’a  göre şu şekilde yorumlanmıştır: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 20.02.2014 tarih, E. 2013/14338, K. 2014/3206.  “…Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur.

Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.”

  • Malını Kısmen Veya Tamamen Yıkmak: Bu eylem yalnızca taşınmazlar hususunda söz konusu olur. Taşınmazın tamamının veya bir kısmının yıkılmasını ifade eder.
  • Tahrip Etmek: Başkasına ait taşınır veya taşınmaza herhangi bir şekilde zarar vermektir.
  • Yok Etmek: Buradaki eylemde bir malı bir daha hiçbir değer atfedilemeyecek şekilde varlığını somut dünyadan silmek anlamı vardır. Yani söz konusu mal bir daha geri gelemeyecek hale getirilmişidir. Örneğin bir arabanın yakılması.
  • Kirletmek: Taşınır veya taşınmaz malı basit giderilemeyecek şekilde kirletilmesidir. Örneğin bir binanın duvarlarına sprey boya ile yazılar yazılması.
  • Bozmak: Örneğin bir arabanın motorunun hararet yaptırılması neticesinde bozulması.
  • Kullanılmaz Hale Getirmek: Bir cep telefonunu suya batırarak ana kartının kullanılamaz hale getirilmesi.

Suçun oluşması için sayılı seçimlik hareketlerin neticesinde mutlaka bir zarar doğmalıdır. Aksi halde suç tamamlanamayacaktır.

Ayrıntılı olarak yapılan izahat doğrultusunda açıkça görüldüğü üzere TCK 151/1’de belirlenen seçimlik hareketlerden herhangi birini malın değerinde azalma olacak şekilde yapmak suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır.

Mala Zarar Verme Suçunun Manevi Unsurları

Mala zarar verme suçunda manevi unsur kasttır. Yani bu suç kasten işlenebilen bir suçtur. Taksirle işlenmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla failin mala zarar verme bilinciyle ve kastıyla eylemi gerçekleştirmiş olması gerekir. Örneğin; taşla veya herhangi bir cisimle arabaya zarar vermek mala zarar verme suçunu oluştururken, taksirle bir arabaya çarpma neticesinde diğer bir arabaya zarar vermek bu suçu oluşturmayacaktır.

Bu kapsamdaki eylemler TCK 151 değil Borçlar hukuku kapsamında hukuk mahkemelerinde haksız fiilden kaynaklı maddi zarar için açılan tazminat davalarında değerlendirme olanağı bulunmaktadır. Yine başka bir örnek vermek gerekirse havaya ateş açan bir kişinin silahından çıkan yorgun mermi bir arabanın üzerine düşse ve araba zarar görse bu noktada uygulamada olası kast üzerinden bir değerlendirme yapılacaktır. Ancak mucurlu bir yolda arabanın taş sektirmesi neticesinde başkasına ait bir araca zarar veren kişinin eylemi taksir kapsamında değerlendirilir. Ve ceza yargılamasına konu olmaz, haksız fiil nedeniyle hukuk  davasında maddi tazminata konu olur.

Havaya Ateş Etme Sonucu Meydana Gelen Zarar- Mala Zarar Verme Yargıtay Beraat

“…Sanığın kız kardeşinin düğünü sırasında havaya ateş açması sonucu Tedaş’a ait enerji nakil hattının zarar görmesi şeklinde gelişen olayda zarar verme kastının bulunmaması nedeniyle sanığa ait suçun manevi unsurunun oluşmadığı gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi…” (Y.10. CD., 12.09.2002 Tarih ve 24087-22372 S. Kararı)

Araç Geri Manevra Sırasında Meydana Gelen Zarar -Mala Zarar Verme Suçu Yargıtay Beraat

“…Sanığın kullandığı TIR ile geri manevra yaptığı sırada dikkatsizliği sonucu katılan kurumun saha dolabının zarara uğramasına neden olduğu somut olayda, mala zarar verme suçunun ancak kasten işlenebildiği, taksirle işlenmeye elverişli olmadığı, bu nedenle mala zarar verme suçunun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay – 15. CD., E. 2014/13455 K. 2015/24891 T. 6.5.2015)

Su Sızıntısından Kaynaklanan Zarar Bakımından Hukuk–Ceza Ayrımı ve Mala Zarar Verme Suçunda Kastın Bulunmaması Nedeniyle Beraat

“…Sanığın evindeki su sızıntısını hukuk mahkemesindeki tespite rağmen tamir ettirmediği gibi alt katta oturan katılanların tamir ettirmesine izin vermeyerek katılanların tavanlarının zarar görmesine sebep olup atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilen olayda;

1)Borçlar Kanunu 58. madde de düzenlenen ”Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmü ışığında Kat Mülkiyeti Kanunu 19. ve 20. maddeleri gereği kat malikinin sorumluluğu ve bu sorumluluğunun kapsamı ile tek başına sorumlu olup olmayacağına dair hükümler, ayrıca adı geçen kanunun uygulanmasından doğacak anlaşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözüleceğine dair Ek 1. madde birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki ihtilafın                     Hukuk Mahkemelerinde hallinin gerektiği ve ceza hukukunda mala zarar verme suçunun manevi unsuru olan kast ögesinin somut olayda tespit edilemediği anlaşıldığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi…”(Yargıtay – 23. CD., E. 2015/15825 K. 2016/8238 T. 21.9.2016

Mülkiyeti İhtilaflı Arazide Ağaç Sökme Fiili Bakımından Mala Zarar Verme Suçunda Kastın Bulunmaması Nedeniyle Beraat

“…Sanığın, katılanın kendisine ait olduğunu iddia ettiği 316 ada ve 2 parsel numaralı arazi üzerindeki 4 adet zeytin ağacını verim alamaması nedeniyle kepçe ile kökünden söktüğü somut olayda; bahsi geçen arazinin hazineye ait olduğunun Kumluca Mal Müdürlüğü yazı cevabı ve keşif sonrası düzenlenen kadostro teknisyen raporundan anlaşıldığı, katılanın hazine aleyhine tapu tescil davası açtığı ve davanın Kumluca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/206 esas dosyası üzerinden görüldüğü ve derdest olduğu

Ancak sanığın suça konu araziyi hazineden kiraladığı ve bunun için kira bedelini mal müdürlüğüne ödediği, buna ilişkin ödeme makbuzlarının Mal Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulduğu, dolayısıyla sanığın zarar verme kastı ile hareket etmediği ve atılı mala zarar verme suçunun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay – 15. CD., E. 2015/1607 K. 2015/28338 T. 9.9.2015)

Hayvanların Zeytin Ağaçlarına Zarar Vermesi Hâlinde Mala Zarar Verme Suçunda Kastın Bulunmaması Nedeniyle Beraat

“…1. Olay tarihi olan 30.09.2015’te sanığın küçükbaş havyalarının katılanın zeytin ağaçlarına zarar vermesi sebebiyle dava açılmış ise de, mahkemece sanığın küçükbaş hayvanlarını kasten katılanın zeytin ağaçlarına zarar verdiğine dair delil bulunmadığı, sanığın eyleminin taksirle işlendiği ve suçun bu haliyle de cezalandırılmasının mümkün olmaması sebebiyle sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmiştir.

  1. Sanık aşamalarda hayvanların çitlerin içerisinde olduğunu; ancak buna rağmen çitleri yıkarak katılanın bahçesine girmiş olduklarını savunmuştur. 21.10.2015 tarihli Tutanak dava dosyasında mevcuttur.
  2. GEREKÇE

Katılan vekili her ne kadar atılı suçun unsularının oluştuğunu iddia etmiş ise de, nitelikli mala zarar verme suçunun manevi unsurunun kast olduğu, somut olayda ise sanığın eylemini taksirle gerçekleştirdiği ve bu haliyle suçun manevi unsurunun gerçekleşmediğinin anlaşılması sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.” (Yargıtay – 2. CD., E. 2023/12012 K. 2023/2904 T. 22.5.2023)

Hayvanların Başkasının Tarlasına Girmesine Göz Yumulması Hâlinde Olası Kastla Mala Zarar Verme

“…Hayvanlarının başkasının tarlasına girebileceğini öngörmesine ve daha önce de uyarılmasına rağmen hayvanları boş bırakıp müştekinin tarlasına girmesine sebep olma eylemi olası kastla mala zarar verme suçunu oluşturur.” (Y9.CD, 22/03/2010 T 2008/9570 Ε., 2010/3262 Κ.)

Mala Zarar Verme Suçunun Faili Ve Mağduru

Mala zarar verme suçunun faili TCK m.151’de düzenlenen seçimlik eylemlerden bir tanesini kasten yapan kişidir. Suçun mağduru ise zarar gören mal hususunda mülkiyet hakkına sahip olan kimsedir. Ancak uygulamada mülkiyete kanuni olarak sahip olmasa da bir malın sadece zilyetliğine sahip bir kişi bu suçun mağduru olabilmektedir. Bir malı kiralayan bir kişi bu suçun mağduru olabilir. Sahipsiz mallar hususunda bu suç oluşmayacaktır. Kamu mallarına ait mallarda mülkiyet devlete ait olduğundan suç oluşacaktır.

Zilyetliğin Üçüncü Kişide Bulunduğu Hâllerde Mala Zarar Verme Suçunda Şikâyet Hakkı

“…Mala zarar verme suçu ile korunan hukuki yarar mülkiyet hakkı ise de; zarar verilen eşyanın zilyetliğinin malik dışında üçüncü bir kişide bulunduğu durumlarda mülkiyet hakkı ile birlikte zilyetliğin sağladığı hakların da koruma altında olacağı, buna göre; bu gibi hallerde malik dışında suça konu eşyadan yararlanan kişinin de işlenen suç nedeniyle şikâyet hakkına sahip olacağı gözetilmeksizin işin esasına girilmeden yazılı şekilde soruşturma şartının usulüne uygun olarak gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 06.10.2021gününde oybirliğiyle karar verildi.”( Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 06.10.2021 tarih, E. 2021/564, K. 2021/16210.)

Zilyetlik Altındaki Eşya Üzerinde Gerçekleştirilen Zarar Verme Fiilinde Mala Zarar Verme Suçunun Unsurlarının Oluşmaması

“Sanığın kiraladığı aracı süresinde geri getirmemesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında bu suça ilişkin Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/819 E – 2015/115 K. sayılı dosyasında mahkumiyet kararı verildiği; mala zarar verme suçu ile korunan hukuki yarar mülkiyet hakkı ise de;

Zarar verilen eşyanın zilyetliğinin malik dışında üçüncü bir kişide bulunduğu durumlarda mülkiyet hakkı ile birlikte zilyetliğin sağladığı hakların da koruma altında olacağı, somut olayda suça konu araçtaki takip sisteminin sökülmesi neticesinde, suça konu aracın kiralanması nedeniyle sanığın zilyedinde bulunan araca zarar verme eyleminden dolayı mala zarar verme suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,”( Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 14.03.2022 tarih, E. 2020/25644, K. 2022/4463.)

Hırsızlık ve Mala Zarar Verme Suçlarının Birlikte Değerlendirilmesi

Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması halinde ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı Yargıtay uygulamalarıyla sabittir. Mülkiyet hakkı ile birlikte zilyetliğin sağladığı hakların da koruma altında olacağı,  zilyedinde bulunan mala zarar verme eyleminden dolayı mala zarar verme suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı yerleşik bir içtihattır. Özetle çalınan mala zarar verilmesi durumunda ayrıca mala zarar verme suçu oluşmaz.

Hırsızlık Sonrası Eşya Üzerindeki Zarar Verme Fiilinin Ayrı Suç Oluşturmaması

“Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Sanığın katılana ait cep telefonunu çalıp zilyetliğine geçirdikten sonra, cep telefonu içindeki sim kartı kırması şeklinde gelişen eyleminin bir bütün halinde hırsızlık suçunu oluşturduğu, katılanın fiili kullanımından çıkan ve artık sanığın hakimiyetinde bulunan eşya üzerinde gerçekleştirilen zarar verme niteliğindeki eylemlerin ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilerek sanığın unsurları oluşmayan mala zarar verme suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 29/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 29.05.2017 tarih, E. 2014/37124, K. 2017/6203.)

Hırsızlık Sonrası Aynı Eşya Üzerindeki Zarar Verme Fiilinde Mala Zarar Verme Suçunun Oluşmaması

“Sanık savunmasına, şikâyetçi beyanına, olay araştırma ve tespit tutanağına, CD izleme tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre; katılana ait araca bu aracı çalıp kendi zilyetliğine geçirdikten sonra zarar verdiği anlaşılan sanığın eyleminde üzerine atılı mala zarar verme suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, zira mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması durumunda ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı anlaşılmakla sanığın unsurları itibariyle oluşmayan mala zarar verme suçundan beraatine yönelik kabulde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.(Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 23.06.2016 tarih, E. 2015/15901, K. 2016/8153.

Mala Zarar Verme Suçunun Nitelikli Halleri

Mala Zarar Verme Suçunun Nitelikli Halleri

Mala zarar verme suçunda nitelikli halleri maddi unsurlara ve suçun işlenişinde kullanılan araçlar açısından iki başlık halinde değerlendirebiliriz.

1.Suçun Maddi Unsuru Kapsamında Nitelikli Haller

 a)Suçun, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait, Kamu Hizmetine Tahsis Edilmiş Veya Kamunun Yararlanmasına Ayrılmış Yer, Bina, Tesis Veya Diğer Eşya Hakkında İşlenmesi(m.152/1-a)

Bu düzenlemeye göre zarar verilen malın mülkiyetinin bizzat kamuya ait olması gerekmez. Suça konu eşyanın kamu yararına kullanılması aranan koşulu karşılamaktadır.

 “…Olay tarihinde suça sürüklenen çocuk ve hakkında reşit olması nedeniyle ayrıca kovuşturma yürütülen annesi …’nin İvedik Organize Sanayi bölgesindeki cami inşaatına at arabası ile geldikleri, güvenlik görevlisi olan şikayetçilerin inşaattan malzeme çalındığı ihbarı nedeniyle suça sürüklenen çocuk ve annesinin içinde bulunduğu at arabasını hırsızlık şüphesiyle takip ettikleri sırada suça sürüklenen çocuğun at arabasının kasasından eline geçen taş, sopa ve demirleri görevlilerin arabasına doğru fırlattığı ve araçlara zarar verdiği,

Araçların İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde güvenlik amacıyla kullanılan… isimli temizlik şirketinden kiralanan araçlar olduğu, bu araçların kamuya ait veya kamu hizmetine tahsis edilmiş araçlar olmaması karşısında suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK’nın 151/1 maddesinde düzenlenen basit mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli mala zarar verme suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş…”(Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 22.02.2016 tarih, E. 2015/14655, K. 2016/1730.)

“…4063 sayılı kanun’la anonim şirkete dönüştürülmüş özel hukuk tüzel kişisi hüviyetinde olsa da sermayesi hazine’ye ait olan f1 bankası’na ait mala zarar verme eyleminin tck’nın 152/1-a madde ve bendinde düzenlenen kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmelidir.”( Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 04.10.2012 tarih, E. 2012/2231, K. 2012/10565.)

b) Suçun, Yangına, Sel ve Taşkına, Kazaya ve Diğer Felaketlere Karşı Korunmaya Tahsis Edilmiş Her Türlü Eşya veya Tesis Hakkında İşlenmesi (m.152/1-b)

Bu nitelikli halin uygulanması doğal afetlere karşı korunmaya yönelik eşyalara yönelik eylemin olmasına bağlanmıştır.

c) Devlet Ormanları Hariç Olmak Üzere Dikili Ağaç, Fidan veya Bağ Çubuğuna Yönelik İşlenmesi (m.152/1-)

Burada dikkat edilmesi gereken 6831 Sayılı Orman Kanunu kapsamındaki ağaçlar haricindeki her türlü ağaca zarar verilmesi halinde uygulanacaktır. Ağaca zarardan kasıt ağacın meyvesine, dallarına veya köküne zarar verilmesidir. Netice olarak ağacın zarar görmesi gerekir. Diğer bir önemli husus da bu halde eylemin şikayete bağlı olamamısıdır.

 “…Şikâyetçi …’ün sahibi olduğu, diğer şikâyetçi …’ün ise bakımını yaptığı bahçeye, çobanlığını sanık …’ın yaptığı, sanık …’e ait hayvan sürüsünün otlamak amacıyla sokulduğu, hayvanların ağaçların gövdesini kırıp kurumasına sebebiyet verecek düzeyde zarar verdiği, böylece sanıkların mala zarar verme suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; sanıkların üzerine atılı olan ve TCK’nın 152/1-c maddesinde tanımlanan dikili ağaç hakkında mala zarar verme suçunun şikâyete bağlı olmadığı gözetilmeden yargılamaya devamla sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi bozmayı gerektirmiş…”( Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 14.01.2016 tarih, E. 2015/15873, K. 2016/318.)

“…Sanığın katılana ait dikili ağacı kökünden sökerek zarar verdiğinin iddia olunması karşısında, eylemin TCK’nın 152/1-c maddesine temas ettiği, kovuşturmasının şikâyete tabi olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde şikâyet yokluğu nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş…”( Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 11.05.2016 tarih, E. 2016/6061, K. 2016/6172.)

d) Suçun, Sulamaya, İçme Sularının Sağlanmasına veya Afetlerden Korumaya Yarayan Tesisler Hakkında İşlenmesi(m.152/1-d)

Sulama, içme suyu temini ve afetlerden korunmaya yarayan tesisler kamusal yarara hizmet eden yapılardır. Bu tesislere yönelik mala zarar verme fiilleri, yalnızca mülkiyet hakkını değil, toplumun güvenliği ve sağlığını da ihlal ettiğinden TCK’nın 152/1-d maddesinde suçun nitelikli hâli olarak düzenlenmiştir.

 “… ilçesi … köyü sınırları içerisinde bulunan ve bu köye içme suyu sağlayan su deposunun tamiri için köy muhtarı olan katılan ile köylülerin bir kısmının su deposunun bulunduğu mevkiye giderek su deposunu tamir ettikten sonra köye döndükleri sırada sanıklarla karşılaştıkları, sanıklardan …’in katılana hitaben “Nereye gidiyorsunuz, siz erkek değil misiniz, dönseniz ya, sizde yürek yok mu, siz yapın biz de yıkarız.” şeklinde sözler söylediği,

daha sonra sanıkların birlikte köy tüzel kişiliğine ait olan su deposunun borusunu kırdıkları anlaşılmakla; eylemlerin TCK’nın 152/1-d maddesinde düzenlenen sulamaya veya içme sularının sağlanmasına yarayan tesislere zarar verme ve aynı Kanun’un 125/3-a maddesinde yer alan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarını oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.”( Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 09.02.2016 tarih, E. 2015/9781, K. 2016/1314.)

e) Suçun, Grev veya Lokavt Hâllerinde İşverenlerin veya İşçilerin ya da İşveren veya İşçi Sendika veya Konfederasyonlarının Maliki Olduğu veya Kullanımında Olan Bina, Tesis veya Eşya Hakkında İşlenmesi (m.152/1-e)

Grev veya lokavt dönemlerinde işverenlerin, işçilerin ya da sendika ve konfederasyonların mülkiyetinde veya kullanımında bulunan bina, tesis veya eşyaya yönelik mala zarar verme fiilleri, çalışma barışını ve sendikal hakların kullanımını doğrudan etkilediğinden TCK’nın 152. maddesinde suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir.

f) Suçun, Siyasî Partilerin, Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının ve Üst Kuruluşlarının Maliki Olduğu veya Kullanımında Olan Bina, Tesis veya Eşya Hakkında İşlenmesi (m.152/1-f)

Siyasî partiler ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının mülkiyetinde veya kullanımında bulunan bina, tesis ya da eşyaya yönelik mala zarar verme fiilleri, demokratik düzenin ve kamusal işleyişin korunması amacıyla TCK’nın 152. maddesinde suçun nitelikli hâli olarak düzenlenmiştir.

“… Amasya teşkilatının propaganda amaçlı olarak mülkiyeti …’ye ait araç ile müzik yayını yaparak dolaştığı sırada, sanığın aracın sağ arka kapısının orta kısmına tekme atmak suretiyle zarar verdiği somut olayda; sanığın eyleminin TCK’nın 152/1-f maddesinde düzenlenen siyasi partilerin kullanımındaki eşyaya karşı mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş…”( Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 04.06.2015 tarih, E. 2014/18631, K. 2015/26348.)

g) Suçun, Sona Ermiş Olsa Bile Görevinden Ötürü Öç Almak Amacıyla Bir Kamu Görevlisinin Zararına Olarak İşlenmesi (m.152/1-g)

Bir kamu görevlisinin, görevinden dolayı geçmişteki bir fiil nedeniyle öç alma amacıyla malvarlığına zarar verilmesi hâlinde, suçun kamu görevinin saygınlığını ve güvenliğini hedef alması nedeniyle TCK’nın m.152/1-g maddesi kapsamında nitelikli hâlin oluştuğu kabul edilir. Burada failin öç alma saiki kritik noktadır.

“…Sanıklar ile şikâyetçi arasında, şikâyetçinin göreviyle bağlantılı bir öç alma saiki bulunmadığı, bu nedenle TCK’nın 152/1-g maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun nitelikli hâlinin oluşmadığı nazara alınarak, içtima hükümlerinin buna göre yeniden değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun bu çerçevede takdir ve tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir…”( Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 12.04.2016 tarih, E. 2015/20325, K. 2016/4436)

“…Somut olayda; sanık …’in, katılanın müdürlüğünü yaptığı Dr. … İlköğretim Okulunda hizmetli olarak görev yaptığı, sanığın aksi kanıtlanmayan savunmasına göre okul müdürü olan katılanın, okulun tuvalet koridorunda bulunan fayansları spiral denen aletle kesme işini sanığa verdiği, okulda hizmetli olarak görev yapan sanığın görev tanımında bu iş olmamasına rağmen fayansları kesme sırasında sıçrayan bir parça ile gözünden yaralandığı, iş kazası niteliğindeki bu olay nedeniyle katılanın sanığın sağlık durumuyla ilgilenmemesi ve onun tedavi masraflarını istediğinde aşağılayıcı şekilde geri çevirmesi üzerine katılanın arabasının kaportasını anahtar ile çizdiği ve bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda,

TCK’nın 152/1-g maddesindeki suçun oluşması için fiilin kamu görevlisinin görevi gereği yaptığı veya yapmadığı bir işe tepki olarak işlenmesi, başka bir anlatımla işlenen suçla kamu görevlisinin yerine getirdiği görev arasında bir bağlantı bulunması gerekmektedir; kamu görevlisinin görevini kötüye kullanarak veya yetkisi dışında hareket ederek failde öç alma maksadını meydana getirmesi durumunda bu nitelikli hâlden bahsedilemez, bu durumda mala zarar vermenin basit şekli uygulanmalıdır; bu kapsamda suça konu olayda TCK’nın 152/1-g maddesinde düzenlenen nitelikli mala zarar verme suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, eylemin TCK’nın 151/1 maddesi kapsamında kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.”( Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 06.10.2015 tarih, E. 2015/12899, K. 2015/29475.)

2.Suçun İşlenmesinde Kullanılan Araçlar Yönünden Öngörülen Nitelikli Haller

a) Suçun, yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanmak suretiyle işlenmesi (m.152/2-a)

Fiilin icrasında yangın çıkarma, yakma etkisi doğuran maddeler ya da patlayıcı nitelikte araçlara başvurulması hâlinde söz konusu olur. Bu durumda kullanılan aracın, eylemin tehlikeliliğini ve meydana getirdiği zarar riskini artırması nedeniyle suç, kanunda öngörülen nitelikli hal kapsamında değerlendirilir.

b) Suçun, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle işlenmesi (m.152/2-b)

Failin fiili sonucunda doğal afet niteliği taşıyan veya benzeri ölçüde tehlike yaratan olayların meydana getirilmesi hâlinde söz konusu olur. Bu tür eylemler, yalnızca mağdura değil, belirsiz sayıda kişiye ve kamu güvenliğine yönelik ciddi bir tehlike oluşturduğundan, suçun işleniş biçimi itibarıyla daha ağır bir nitelik kazanmasına yol açar. Nitelikli halin uygulanabilmesi için meydana gelen olayın fiille nedensellik bağı içinde olması yeterli olup, zararın fiilen gerçekleşmesi şart değildir.

c) Suçun, radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle işlenmesi (m.152/2-c)

Fiilin icrasında insan sağlığı ve yaşamı bakımından olağanüstü tehlike arz eden araç ve yöntemlere başvurulması hâlinde söz konusu olur.

d )Kamu Hizmetinin Aksamaya Uğratılması Suretiyle Mala Zarar Verme Nitelikli Hali

Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

Mala Zarar Verme Suçunun Yaptırımı

Mala Zarar Verme Suçunun Yaptırımı

Mala zarar verme suçunda uygulanacak yaptırım, fiilin TCK’nın 151. veya 152. maddeleri kapsamında değerlendirilmesine ve bu maddelerde yer alan ilgili fıkraların uygulanmasına göre farklılık göstermektedir.

TCK’nın 151/1 ve 151/2. maddeleri kapsamında kalan hâllerde, fail hakkında 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüştür. Bu düzenlemede seçimlik yaptırım söz konusu olup, hâkim hapis cezası yerine adli para cezasına hükmederse, belirlenecek para cezasının alt sınırı 4 aylık hapis cezasına karşılık gelen miktardan az olamaz. Aynı şekilde, adli para cezasının üst sınırı da 3 yıllık hapis cezasına karşılık gelen miktarı aşamaz.

TCK’nın 152/1. maddesinde sayılan nitelikli hâllerin varlığı durumunda ise, fail hakkında 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası uygulanır. Bu fıkradaki cezanın üst sınırı, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu 6 yıldan 4 yıla indirilmiştir.

TCK’nın 152/2. maddesinde düzenlenen nitelikli hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, temel ceza bir katına kadar artırılabilir.

Son olarak, 152/3. maddede belirtilen durumlarda ise, yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza, fiilin ağırlığına göre yarısından iki katına kadar artırılmak suretiyle hüküm altına alınır.

Mala Zarar Verme Suçunda Teşebbüs

Mala zarar verme suçunda teşebbüs mümkündür. Fail bir başkasının malına zarar vermek kastıyla icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle eylemi tamamlayamamış olması gerekir. Örneğin  başkasına ait bir telefonu kırmak kastıyla camdan aşağı fırlatılan bir telefon hiçbir zarar görmese dahi fırlatan kişi mala zarar verme eylemine kasten başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle icra hareketlerini tamamlayamamıştır.

“…Somut olayda; … Parkı içerisinde bir şahsın alkol alarak çevreye rahatsızlık verdiği anonsu üzerine … kod no’lu grup amiri şikayetçi …’nin yönlendirmesiyle … kod no’lu (şikayetçiler … ve …’ın) ekibin olay yerine intikal etmesi üzerine uyarılan ve polisle tartışıp, kaçan sanığın, … plakalı araçla takip edilirken iki adet taş parçasını otoya fırlatıp “görgü tespit tutanağında” tespit edilen şekliyle aracın ön camı sağ üst kısımlarında “derin çizikler” meydana getirmesi eyleminin “nitelikli mala zarar vermeye teşebbüs” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıda belirtilen eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Yargıtay – 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2014/5651, Karar No: 2015/22439, Tarih: 12.03.2015.)

Mala Zarar Verme Suçunda İştirak

Mala zarar verme suçunda iştirak, birden fazla kişinin suçu birlikte veya farklı katkılarla işlemesi hâlinde söz konusu olur. Suçun icrasına müşterek fail, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla katılan herkes, kusuru ve katkısı oranında sorumlu tutulur. Failin fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurması müşterek faillik için yeterli olup, mala zarar veren eylemin bizzat gerçekleştirilmesi şart değildir; suça bilerek ve isteyerek katkı sağlanması iştirak hükümlerinin uygulanması için yeterlidir.

Mala Zarar Verme Suçunda Şikayet

Mala Zarar Verme Suçunda Şikayet

Mala zarar verme suçunun basit hali yani TCK m.151/1 kapsamındaki eylemeler yönünden şikayete tabiidir. Ancak suçun nitelikli halleri olan TCK m.152/1/2/3 kapsamındaki eylemlerin soruşturulması ve kovuşturulmasında şikayet aranmaz.

Hırsızlık Suçunun İşlenmesi Amacıyla Konut Dokunulmazlığının İhlali Veya Mala Zarar Verme Suçunun İşlenmesi Halinde Şikayet

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine, 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen 4. fıkra ile şu hüküm getirilmiştir:

Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.”

Bu düzenleme ile, normalde şikâyete tabi olan bazı suçlar bakımından önemli bir istisna kabul edilmiştir.

“…Sanığın otoparkı içerisinde bulunan müştekiye ait aracı herhangi bir sebep olmaksızın yakarak kullanılamaz hâle getirdiği olayda, mahkemece verilen 10.05.2012 tarihli kararın dairemizce 07.05.2013 tarihinde “eylemin, yakarak mala zarar verme suçunu oluşturup kasten yangın çıkarma fiilini ağırlaştırıcı neden sayan bileşik suç niteliğinde olduğu, atılı suçun anılan kanunun 151/1, 152/2-a maddeleri gereğince re’sen takibi gerektiren suçu oluşturması ve şikâyete tabi olmaması sebebiyle yakarak mala zarar verme suçundan hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi”

Gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma sonrası yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.”( Yargıtay – 15. Ceza Dairesi, Esas No: 2015/12466, Karar No: 2015/29554, Tarih: 07.10.2015.)

“…Konunun daha iyi anlaşılması bakımından öncelikle hırsızlık suçunda bileşik suç kurumu ile ilgili açıklamada bulunmanın yerinde olacağı kanısındayız. Bilindiği üzere biri diğerinin öğesi (unsurunu) ya da ağırlatıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek eylem / fiil sayılan suça bileşik suç denir. (TCY.m.42). Bu anlamda hırsızlık suçunun bina içinde işlenmiş olması durumunda bu yerin konut ya da işyeri olması halinde konut ya da işyeri dokunulmazlığını bozma ve yine mala zarar verilmesi durumunda da mala zarar verme suçlarından ayrıca ceza verilemeyeceği sonucuna varılmalıdır.

Ancak, TCY.nın 142.maddesine, 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasayla eklenen 4.fıkra ile; “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz.” düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemenin asıl amacı eylemleri fiilleri takibi şikayete bağlı olmaktan çıkarmaktan çok yukarıda ifade etmeye çalıştığımız bileşik suç uygulamasını ortadan kaldırmaktır.

Gerçekten hükümde bu suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayetin aranmayacağı ifade edilmekle, dolaylı olarak, bu suçların ayrıca kovuşturulup cezalandırılmaları yani bileşik suç sayılmamaları gerektiği ifade edilmek istenmektedir. O halde bundan böyle bina içinde yapılan hırsızlıklarda fail hem TCY.nın 142/1-b.maddesinden hem de konut dokunulmazlığını ihlal suçundan dolayı TCY.nın 116.maddesinden ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Benzer durum otomobilde bulunan eşyanın otomobilin camının kırılarak alınması durumunda mala zarar verme suçu için de söz konusudur.

Örneğin fail, hırsızlık amacıyla girdiği eve kapının kilidini kırarak girmiş olabilir ya da arabanın camını kırdıktan sonra arabayı çalmış olabilir. Bu konuda 5560 sayılı Yasayla nitelikli hırsızlık maddesine eklenen “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz (TCY m. 142/4)”, şeklinde ki düzenleme gereği birleşik suç hükümleri uygulanmaz gerçek içtima hükümleri uygulanır.

Bu nedenle somut olayda sanığın kapıları kilitli, camları kapalı otomobilin kapısını direksiyon kilidini kırarak, otomobili çalması eyleminde, fail hem amaç suç olan TCY.nın 142/1.b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun nitelikli halinden hem de araç suç olan mala zarar verme suçu olan TCY.nın 151.maddesinde öngörülen suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerekir. Çünkü, bu olayda TCY.nın 142/4.maddesi uyarınca hem hırsızlık hem de mala zarar verme suçu oluşur.

Failin çalmış olduğu mala daha sonra herhangi bir nedenle (örneğin yakalanmamak için) zarar vermiş olması halinde, mala zarar verme “cezalandırılmayan sonraki hareket” niteliğinde kalır ve cezasız bırakılır.”( Yargıtay – 2. CD., E. 2013/11721 K. 2014/3800 T. 13.2.2014)

Mala Zarar Verme Suçunda Zilyedin Şikayet Hakkı

Mala zarar verme suçunda zilyedin şikâyet hakkı, suçun mağdur kavramı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinin doğal bir sonucudur. Türk Ceza Kanunu’nda malik değil mağdur esas alınmış olup, bu kavram malikin yanı sıra eşyayı fiilen ve hukuken elinde bulunduran zilyedi de kapsar. Zilyet, eşyayı korumakla yükümlü olduğu gibi meydana gelen zararlardan da fiilen etkilenendir. Bu nedenle mala zarar verme fiili, zilyedin eşya üzerindeki kullanım ve korunma imkânını ortadan kaldırıyorsa, şikâyet hakkının da zilyede ait olduğunun kabulü gerekir; aksi yorum, gerçek zarar görenin ceza hukuku korumasından yoksun bırakılması sonucunu doğurur.

“…Kısaca özetlersek TCK metni malik değil mağdur terimini kullanmaktadır. Mağdur kavramı malike göre daha geniş bir kavramdır ve zilyedi de kapsar.

Bir eşyanın meşru olarak zilyedi olan kimse o eşyayı korumakla da yükümlüdür. Ayrıca malike karşı meydana gelen zararlardan sorumlu olacağı da açıktır.

Mala zarar vermek şikayet hakkını “kanun lafzına aykırı olarak” malike indirmek, eşyayı elinde bulundurma ve kullanma hakkına haiz olan zilyedin elinde bulundurma amacına uygun olarak kullanmasını engelleyecek hareketlerde bile cevap verememe ve savunmasız bırakma durumunu meydana getirecektir. Mesela ev sahibi maliktir, kiracı zilyettir. Birisi evin camlarını ve kapısını kırsa zilyet olan kiracının şikayetçi olma hakkı olmayacaksa, sırf kiracıyı mağdur edip çıkartmak isteyen ev sahibinin zarar verenlerden şikayetçi olmasını beklemek ne kadar hukuki olacaktır. Zilyet kapı ve penceresi kırıldığı için evini koruyamayacak, kıranlar hakkında ise kendisini evden çıkarmak isteyen ev sahibince “şikayet edilmediği için işlem yapılamayacaktır.”

Bunun gibi araç kiralamada malik aracı kiralayandır. Kiracı ise zilyettir. Araç kiracının elinde zarara uğrarsa o zarar giderilmeden araç sahibi aracı almamakta, üstelik kirası da işlemektedir. Zilyet bu zararı bir an önce giderip ücretini ödemekten kurtulmak isteyecek ve zararı giderecektir. Eğer satıcı malik şikayetçi olur dersek haksızlık yapmış olacağız. Çünkü malikin hiçbir zararı kalmadı ki niye şikayetçi olup yargılamaları takip edeceğim diye zaman ve emek harcasın. Gerçek zarar gören zilyettir ve dolayısıyla mağdur olan odur. Şikayetçi hakkı onun olmalıdır.”( Yargıtay – 13. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/2696, Karar No: 2020/6914, Tarih: 07.09.2020.)

Mala Zarar Verme Suçu Uzlaştırma

Mala zarar verme suçu, 6763 sayılı Kanun ile CMK’nın 253. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Bu nedenle, TCK’nın 151/1 maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun işlendiği iddia olunan hâllerde, soruşturma ve kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma işleminin yapılması zorunlu olup, uzlaştırma süreci tamamlanmadan esasa girilerek hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

“…Suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit ve aynı Kanun’un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu ile uzlaşma kapsamında olan hakaret suçlarının birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı ancak hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup,

sanığın eylemine uyan TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçu ile 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”( Yargıtay – 2. Ceza Dairesi, Esas No: 2020/8094, Karar No: 2020/7967, Tarih: 08.07.2020.)

Mala Zarar Verme Suçunda Etkin Pişmanlık Durumu

Mala zarar verme suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. TCK’da bu husus açıkça hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm TCK m.168/1 ve m.168/2 olup madde metni aşağıdaki gibidir.

Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)

(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs ve taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra, ancak bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadar indirim yapılır.

(2) Etkin pişmanlığın, kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilmesi hâlinde ise, verilecek cezanın yarısına kadar indirim yapılır.

Madde metninden açıkça görüleceği üzere mala zarar verme suçunda zarar soruşturma aşamasında giderildiği takdirde üçte iki oranında kovuşturma aşamasında giderildiği takdirde yarı oranında indirim olacaktır.

“…Sanığın eylemi sonucu meydana gelen hasarın, katılan kurum tarafından bedeli karşılığında kurum dışında giderilmesi yerine kendi personeli aracılığıyla onarılması nedeniyle, kurumun tazmini gereken maddi bir zararının oluşmadığı; sanığın ise kovuşturma aşamasında pişmanlık göstererek olay nedeniyle uğranılan zararları gidermeye hazır olduğunu ısrarla beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, her ne kadar kurumun giderilebilir nitelikte maddi bir zararı oluşmamış ise de, bu hususun sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilerek, TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği dikkate alınmadan fazla ceza tayin edilmesi bozmayı gerektirmiştir.( (Yargıtay – 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2018/6531, Karar No: 2019/680, Tarih: 16.01.2019)

“…01.02.2011 tarihli ilk celsede sanık ve müştekinin, olay nedeniyle meydana gelen zararın giderildiğini beyan etmeleri karşısında, TCK’nın 168. maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi bakımından zararın giderildiği tarihin kesin olarak tespit edilmesi, ardından bu tarihe göre uygulanacak indirim oranının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”( Yargıtay – 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/10022, Karar No: 2018/6736, Tarih: 11.06.2018.)

Mala Zarar Verme Suçunda Uzlaşma

Mala zarar verme suçu, 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında uzlaşmaya tabi suçlar kapsamına alınmıştır. Bu değişiklikle, CMK’nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” ifadesi doğrultusunda, TCK’nın 168. maddesinde etkin pişmanlık düzenlemesi bulunan mala zarar verme suçu bakımından uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

“…Hükümden önce 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK.nun 151/1. maddesi kapsamındaki mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla,

CMK.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile hüküm kurulması, yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.12.2016 gün ve 2016/226-569 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, …(Yargıtay– 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2017/15059, Karar No: 2018/2852, Tarih: 15.03.2018.)

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu