Kasten Yaralama Suçu Emsal Kararlar (Yargıtay)

Kasten yaralama suçu emsal kararlar bu makalemizde olup daha önceki tarihlerde Yargıtay tarafından verilmiş emsal kararlar konu başlıkları ve içtihat metni ile beraber aşağıda sıralanmıştır.
Kasten Yaralama Suçu Emsal Kararlar
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/17855E, 2022/945K, 27.01.2022
- Nitelikli Yağma
- Kasten Yaralama Suçunun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hallerinin Gerçekleşmemesi
- Ayrıca Kasten Yaralama Suçundan Hüküm Kurulamaz
- Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmayan Yaralamalar – Yağma Suçunun Cebir Unsurunun İçindedir.
5237 sayılı TCK’nın 149/2. maddesi uyarınca; yağma suçunun işlenmesi sırasında, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmemesi halinde, ayrıca kasten yaralama suçundan hüküm kurulamayacağı; katılanın olay sırasında hayati tehlike geçirmeyecek, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanan katılana yönelik kasten yaralama eyleminin, yağma suçunun unsuru niteliğinde olduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk … hakkında ayrıca kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2017/6381E, 2019/6015K, 10.06.2019
- Sanıkların Hareketlerinin Tek Bir İradi Karara Dayalı Olması – Aralarında Yer Ve Zaman Bakımından Bağlantı Bulunması Nedeniyle – Bir Bütünlük Oluşturduğu – Hukuken Tek Olduğu
- Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suretiyle Kasten Yaralama
- Ayrıca Kasten Yaralama Suçunun Oluşmadığı
Sanıklar hakkında hem kasten yaralama hem de zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçlarının oluştuğundan bahisle kamu davaları açıldığı, mahkemece kasten yaralama suçundan mahkumiyet, atılı diğer suçtan ise beraat hükümleri kurulduğu ancak sanıklara isnat edilen eylemin, sanıkların hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olması ve aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunması nedeniyle bir bütünlük oluşturduğundan,
Hukuken tek olduğu ve zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçunu oluşturduğu, ayrıca kasten yaralama suçunun oluşmadığı gözetildiğinde; kasten yaralama suçundan karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması gerekirken, vasfın bölünemeyeceği gözetilmeden, suç vasfında da yanılgıya düşülerek zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan ayrıca beraat kararları verilmek suretiyle karışıklığa neden olunması yasaya aykırıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2018/5036E, 2018/13156K, 19.09.2018
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265/5. maddesindeki “Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklindeki düzenlemesinin mefhumu muhalifinden, görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri bulunmayan kasten yaralama suçundan ayrıca mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden sanık hakkında kasten yaralama suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/1151E, 2019/7694K, 30.04.2019
1) Olayın ilk aşamasında sanığın elinde bıçağı olduğu halde müştekiye “önce beni bıçaklamıştın, şimdi de ben seni bıçaklayacağım” dedikten sonra, müştekiyi sağ göğüs ön duvarından bıçakla yaralayarak etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde yaralaması şeklinde gelişen olayda, sanığın eyleminin bir bütün halinde silahla kasten yaralama suçunu oluşturduğu, eylemin işleniş şekli cezanın belirlenmesi sırasında TCK’nın 3 ve 61. maddeleri uyarınca alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği gözetilip sadece silahla kasten yaralama suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken hem silahla tehdit hem de silahla kasten yaralama suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,
2)Kabule göre de;
a) Sanığın tekerrüre esas alınan ilamında birden fazla ceza yer aldığı, ilamda yer alan ve en ağır cezayı içeren mahkumiyetin TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca verilen 6 ay hapis cezası olduğu, yine aynı ilamda sanık hakkında TCK’nın 86/2-3.a maddesinden de mahkumiyet hükmü kurulduğu, kasten yaralama ve tehdit suçlarının farklı zamanlarda işlendiğinin belirlenmesi halinde, TCK’nın 106/1-1. cümlesine uyan suçun hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşıldığı, bu nedenle anılan tehdit suçundan kurulan hükme ilişkin, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
b) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/2712E, 2016/1155K, 10.03.2016
- Suçta Kullanılan Aletlerin Elverişliliği – Hedef Alınan Vücut Bölgeleri – Darbelerin Sayısı – Meydana Gelen Zarar Veya Tehlikenin Ağırlığı
- Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma – Kasten Yaralama Suçları Değil – Kasten Öldürmeye Teşebbüs
- Sanığın Baltayla Vuramadığı – Ancak Boğuşma Sırasında Birbirlerini Darp Ettikleri – Bu Nedenle Kasten Yaralama Suçunun Tamamlandığı
- Silahla Kasten Yaralamaya Teşebbüs Değil – Kasten Yaralama
- Haksız Tahrik
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, maktul . tarla sürdüğü sırada sanık . olay yerine gelip sürülen yerin kendilerine ait olduğunu iddia ettiği, bu nedenle başlayan tartışma sırasında maktulün sanığa hakaret ettiği, sanığın ise elindeki sopayla maktulün koluna vurduğu, maktulün aracında bulunan baltayı alıp . karşılık vermeye çalıştığı ancak . baltayı maktulün elinden aldığı, tanık . araya girip tarafları ayırdığı, bunun üzerine maktulün aracına binerek yaklaşık 100 metre ileride bulunan çiftliğine gidip oradan aldığı av tüfeği ile çiftliğin önünde beklediği,. da o tarafa doğru gitmeye başladığı, yaklaşık 20-25 metre mesafeden maktul . bir el ateş ettiği,
Av fişeğindeki saçma tanelerinin isabeti sonucunda . basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralandığı, buna rağmen maktulün yanına gidip onun elinden tüfeği aldığı, maktul ile yeniden birbirlerine vurmaya başladıkları, bu sırada olay yerine kardeşi olan . de geldiği, tanık . bir kez daha kavgayı ayırdığı, kavga bittikten sonra sanık. maktule ait tüfeği de alarak koyunlarının yanına döndüğü, . ise yaya olarak kendi evine doğru yürümeye başladığı, bu aşamadan sonra olay yerine maktulün oğlu olan … ile tanık .. geldikleri, maktul .,., “kavga etmeyelim” dediği,
İlçe merkezindeki hastaneye ve karakola müracaat etmek üzere araçlarına bindikleri ve olay yerinden hareket ettikleri, yolda giderlerken .gören . aracı durdurup indiği ve elindeki baltayla üzerine doğru yürüdüğü, ancak kendisine vurmasına fırsat vermeden .baltayı ele geçirdiği, .,., boğuşmaya başladıkları, bu olayı gören maktul .de aracından inerek oğluna yardım etmeye çalıştığı, biraz sonra olay yerine sanık . geldiği ve kavgada kardeşinin yanında yer aldığı, sanık . av tüfeğinin dipçik kısmıyla maktul .,., kafa bölgelerine bir kaç kez vurarak onları yaraladığı, bu fırsattan yararlanan .,., altından kalkarak önce . başına defalarca baltayla vurduğu,
Daha sonra maktul de baltayla bir çok kez vurup her ikisinin de bayılmasına neden olduğu, maktul ve katılanın hareketsiz olarak yerde yattıklarını gören sanıkların son verdikleri eylemleri sonucunda yaralanan maktul . on gün sonra öldüğü,. ise frontal bölgede ve kafatasında çökme kırıklarına, yüz sınırlarında doku defektine bağlı olarak yaşamının tehlikeye girdiği, yüzünde sabit iz oluştuğu, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıfladığı anlaşılan olayda;
Suçta kullanılan aletlerin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri, darbelerin sayısı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı nazara alındığında, sanıkların maktul .yönelik birlikte olacak şekilde kasten öldürme, . karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetleri gerektiği gözetilmeden, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirmeyle kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ve kasten yaralama suçlarından hükümler kurulmak suretiyle eksik cezalar verilmesi,
Sanık baltayla. vuramadığı, ancak yaşanan boğuşma sırasında birbirlerini darp ettikleri, bu nedenle kasten yaralama suçunun tamamlandığı düşünülmeden, yazılı şekilde silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması,
.,.,babası maktul . yönelik haksız fiillerinin meydana getirdiği hiddetin etkisi altında suç işleyen sanık . hakkında da TCK’nun 29. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
a) Sanıklar.,.,, babası maktul . yönelik eylemleri ile ilgili olarak, kasten yaralama suçundan bağımsız olarak 12 yıldan 16 yıla kadar hapis cezası öngören ve silahla işlenen “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu düzenleyen TCK’nun 87/4. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca doğrudan uygulama yapılması yerine, yazılı biçimde önce aynı Kanun’un 86/1-3-e. maddeleri ile ceza tayin edilip daha sonra 87/4. maddesinin uygulanması,
b) Maktulden ve oğlu . kaynaklanan haksız davranışların ulaştığı boyut dikkate alındığında TCK’nun 29. maddesinin uygulanması sırasında makul indirimler yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde alt sınırdan indirimler tatbiki suretiyle sanıklar .,.,fazla cezalar verilmesi,
c) Sanık . adli sicilindeki kayıtlardan Gölmarmara Sulh Ceza Mahkemesinin 16.10.2009 tarihli ve 2009/91-160 sayılı ilamıyla verilen hükümlerin kesin nitelikte, adli sicil kaydında yer alan diğer ilamların bir kısmının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğu ve sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmadığı, bir kısmının ise suç tarihinden sonra kesinleştiklerinin anlaşılmasına rağmen TCK’nun 58. maddesinin uygulanması,
d) Sanıklar .,., hakkında maktul . karşı işledikleri suçlardan kurulan hükümlerde belirlenen cezalarda takdiri indirim nedeniyle 1/6 oranında indirim yapılırken uygulanan kanun maddesi gösterilmeyerek CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
e) 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. ve 2015/85 K. sayılı f) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin delaleti ile Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c. maddesi gereğince, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, anılan maddede yer alan ücretsiz müdafii yardımından yararlanma koşullarından “adaletin selametinin gerektirmesi” kıstası ile ilgili yerleşmiş içtihatları dikkate alınarak; mali durumunun iyi olmadığı dosyaya yansıyan sanık.5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi gereğince kendisine atanan zorunlu müdafii yardımından ücretsiz olarak faydalanma hakkı bulunduğu halde, müdafii ücretinin yargılama giderleri arasında gösterilmesi,
g) Duruşmalarda kendilerini vekilleri ile temsil ettiren katılanlar .,.,.,., ile katılan sıfatı bulunan .,., lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin, sanıklar .,.,., müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık.
yönünden CMUK’nun 326/son. maddesi saklı kalmak kaydıyla hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/311E, 2019/112K, 19.02.2019
Sonuç olarak; uyuşmazlık konusu kasten yaralama suçu bakımından somut olayın özelliklerine göre örneğin yumruk veya tokatla verilebilecek zararın ötesinde yaralamaya yol açan veya yaralama tehlikesini barındıran, faile bir avantaj veya üstünlük sağlayan ya da korkutucu ve caydırıcı özelliği nedeniyle mağdurun suça karşı direncinin kırılmasına yardımcı olan ve bu doğrultuda saldırı veya savunmada etkin şekilde kullanılan her nesne, yapısı, kullanılış biçimi ve elverişlilik kriteri de göz önünde bulundurularak silah olarak kabul edilmeli ve ağırlaştırıcı neden uygulanmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık … ile eski damadı olan mağdur …’in, boşanma meselesinden kaynaklanan sorunları görüşmek amacıyla Yeni Batı Mahallesinde bulunan Bener Çarşısında buluştukları, aralarında çıkan tartışmada sanığın su dolu 500 ml’lik pet şişeyi mağdura fırlattığı ve tekme atmaya çalıştığı olayda;
Kullanılış amacı ve yapısı bakımından saldırı ve savunma amacıyla üretilmediği, caydırıcı ve korkutucu özelliğe sahip olmadığı hususunda tereddüt bulunmayan su dolu 500 ml’lik pet şişenin, sanık tarafından kullanılış biçimine göre mağdurun yaralanması sonucunu doğuracak elverişlilikte olmaması, yine kullanılış biçimine göre kavgada tokat veya yumrukla meydana getirilebilecek zarardan öte sanığa bir avantaj veya üstünlük sağlamaması, kavgada sanık tarafından etkin bir şekilde kullanılmaması ve dosyada mağdurun yaralandığına dair herhangi bir adli rapor da bulunmaması karşısında, su dolu 500 ml’lik pet şişenin, kullanılış biçimine göre kasten yaralama suçu bakımından silah olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, sanığın eylemi TCK’nın 86/2. maddesinde düzenlenen ve takibi şikâyete bağlı olan kasten yaralama suçu kapsamında kaldığından, mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine ilişkin Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; “su dolu 500 ml’lik pet şişe, kasten yaralama suçu bakımından silah niteliğinde olduğundan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına kararı verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Su dolu 500 ml’lik pet şişenin kullanılış biçimine göre kasten yaralama suçu bakımından silah niteliğinde olmadığı ve sanığın eyleminin TCK’nın 86/2. maddesinde düzenlenen ve takibi şikâyete bağlı olan kasten yaralama suçu kapsamında kaldığına ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA
Kasten Yaralama Suçu Yargıtay Kararları
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2019/4544E, 2019/12071K , 30.05.2019
Oluşa, sanığın ve mağdurların beyanlarına, iddianamedeki sevk maddelerine ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın silahtan sayılan hortum ile mağdurlara karşı kasten yaralama suçlarını işlediğinin ve sanığın üzerine atılı bu suçların şikayete bağlı olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın mağdurlara yönelik kasten yaralama suçlarından cezalandırılması gerekirken, suçun silahtan sayılan hortum ile işlenmediği kabul edilip şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme ve beraat kararları verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/35E, 2017/210K, 04.04.2017
- Kasten Yaralama Suçu
- Doktor Raporu Mağdurun Beyanını Doğru Kabul Edilmesi
Uyuşmazlık; sanığın üzeine atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. 01.2009 tarihinde katılanın, zeytin toplamakta olan sanıkla tartıştığı, tartışma sırasında sanık tarafından darbedilerek bacağından yaralandığı iddiasıyla telefonla durumu ilçe jandarma komutanlığına bildirdiği, aynı gün görevlilerce götürüldüğü Çine Devlet Hastanesi’nde düzenlenen adli raporda, katılanın sağ bacağında basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte morluk ve yaygın ekimozların bulunduğunun belirtildiği olayda;
Katılanın anlatımları ve bu anlatımlar ile uyumlu adi rapor içeriği, tanık Cihan’ın olay günü sanıkla katılan arasında tartışma yaşandığına ilişkin beyanları ve sanığın da olay günü katılanla zeytin toplama nedeniyle tartıştığını doğrulaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçunun sübuta erdiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, sanığın kasten yaralama suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/16854E, 2020/14841K, 03.11.2020
- “Seni Öldürürüm, Kafana Sıkayım Mı?” Diyerek Tehdit Edip – Akabinde Bacağından Silahla Yaraladığı
- Bütün Halde Mağdura Karşı Silahla Kasten Yaralama
- Ayrıca Silahla Tehdit Suçunun Oluşmayacağı
- Temel Cezada Teşdit Nedeni
a)Sanığın, olay günü trafikte yol verme meselesi nedeniyle çıkan tartışmada mağduru “seni öldürürüm, kafana sıkayım mı?” diyerek tehdit etmesi, akabinde bacağından silahla yaraladığının kabul edilmesi karşısında, eylemlerin işleniş şeklinin cezaların belirlenmesi sırasında TCK’nın 3 ve 61. maddeleri uyarınca alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği gözetilerek, sanığın davranışının bir bütün halinde mağdura karşı silahla kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, sanık hakkında silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması,
b)Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA,
Yargıtay 2. Ceza 2009/38707E, 2011/6171K , 28.03.2011
Her ne kadar, kararda sanık Z. K. hakkında katılan A.’e karşı silahla kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Sanığa atılı silahla kasten yaralama suçunun soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı suçlardan olmadığından hüküm tarihi itibariyle bu suçtan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6.fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre, sanık Z. K. hakkında silahla kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/6896E, 2020/532K , 20.01.2020
Sanığın Eylemlerinin Kötü Muamele Değil – Kasten Yaralama Suçunu Oluşturduğu
Katılanın aşamalardaki ifadeleri, sanığın, katılanın rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerine dair savunması, katılan ile sanık arasında bu olaydan sonra gerçekleşen boşanma süreci nedeniyle husumetin bulunması, alınan livata raporunun katılan beyanlarını desteklememesi, olayın intikal şekli ve zamanı ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, katılanın başka delillerle desteklenmeyen soyut beyanları dışında, sanığın müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Yargıtay 6. CEZA Dairesi 2023/4003E, 2023/11708K , 19.06.2023
- Mağduru Darp Ederken – Öldürmeye Yönelik Tehdit İçerikli Sözleri De Söylemesi
- Tehdit İçeren Sözlerin Yaralama Eyleminin İrade Açıklaması Niteliğinde Olduğu
- Bütün Halinde Kasten Yaralama Suçunu Oluşturduğu
- Ayrıca Tehdit Suçundan Hüküm Kurulamayacağı
Sanığın, mağduru darp ederken öldürmeye yönelik tehdit içerikli sözleri de söylemesinden ibaret eyleminde, tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde olduğu eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2014/163E, 2015/550K , 10.02.2015
- Haksız Tahrik
- Kasten Yaralama Suçu
Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay günü alkollü olan sanıkların tartışmaya başladıkları, kimin başlattığı tespit edilemeyen kavga sırasında, sanık…..’nin mağdur..in karın bölgesine bıçakla bir kez vurduğu, sanık..in ise …..’nin koluna bıçakla vurarak birbirlerini karşılıklı olarak yaraladıkları, sanık……’nin ciddi bir engel hal olmaksızın eylemini kendiliğinden sonlandırarak olay yerinden ayrıldığı olayda
a) Sanık …..nin, mağdur ..’e yönelik eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığı halde, TCK.nun 61. maddesi uyarınca meydana gelen zararın ağırlığına göre, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması;
b) İlk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı belli olmayacak şekilde ve karşılıklı olarak bıçak kullanmak suretiyle meydana gelen olayda; haksız tahrik hükümlerini düzenleyen ve cezanın 1/4 ile 3/4’ü arasında indirim öngören TCK.nun 29. maddesinin uygulanması sırasında, makul bir indirim yerine yazılı şekilde asgari oranda indirim yapılması suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini;
c) Sanıklar hakkında hapis cezasının kanuni sonucu olarak “belirli haklardan yoksun bırakılma” hükmünün uygulanması sırasında, TCK’nın 53/1-c maddesi uyarınca, “velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksunluğun, sanığın sadece kendi alt soyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar süreceğine, ait soyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde, alt soy ayrımı yapmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA)
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/1874E, 2018/5000K, 28.11.2018
- Gönüllü Vazgeçme – Sanığın Ancak Tamamlanan Suçtan Cezalandırılacağı – Teşebbüsten Cezalandırılamayacağı
- Gönüllü Vazgeçme Anına Kadar Olan Eyleminin Oluşturduğu Kasten Yaralama Suçundan Cezalandırılması Gerektiği
- Uzak Bir Mesafeden Mağduru Yaralama Kastı İle Ateş Ettiği, Şahısla Aynı Yerde Çalışmakta Olan Mağduru Vurduğu
- Mağdur Sayısınca Fiili Bulunduğu – Mağduru Kasten Yaralamaya Teşebbüs – Diğer Mağduru Olası Kastla Yaralama
Sanığın mağdura yönelik eyleminde gönüllü vazgeçme unsuru bulunduğu kabul edildiğine göre, TCK’nin 36. mad. uyarınca, sanığın ancak tamamlanan suçtan cezalandırılacağı ve teşebbüsten cezalandırılamayacağı nazara alınarak, sanığın gönüllü vazgeçme anına kadar olan eyleminin oluşturduğu kasten yaralama suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerekirken, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
2-) Sanığın uzak bir mesafeden mağduru yaralama kastı ile ateş ettiği, şahısla aynı yerde çalışmakta olan mağduru vurduğu anlaşılan olayda, sanığın her iki mağduru etkileyen ve iki ayrı netice oluşturan, mağdur sayısınca fiili bulunduğu nazara alınıp, hem mağduru kasten yaralamaya teşebbüs hem de diğer mağduru olası kastla yaralama suçlarından cezalandırılması gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 44. mad. uygulanarak, yalnız olası kastla yaralama suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1056E, 2018/324K, 03.07.2018
“…Olay günü sanık … ve mağdur …’in kahvehanede oturdukları, mağdur …’in yüksek sesle güldüğü, sanık …’in ‘Karı gibi gülüyor’ demesi üzerine aralarında tartışma olduğu, sanık …’in kahvehaneden çıkarak evine doğru yürüdüğü, mağdur …’in motosiklet ile sanık …’i takip ettiği, yanından geçerken ele geçmeyen sopa ile arkadan sanık …’in kafasına vurduğu, ileride durup motosikletten inerek yere düşmüş olan sanık …’in yanına doğru geldiği, sanık …’in tabancasını çıkardığı, tabancayı gören mağdur …’in kaçmak amacıyla arkasını döndüğü, bu esnada sanık …’in ateş ederek mağdur …’i sol sırt kısmından yaraladığı, sanık …’in iki el ateş ettiğinin olay yerinde bulunan kovanlardan anlaşıldığı olayda;
Uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna teşebbüsü mü, yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. Sanıkla mağdur arasında uzak bir akrabanın yaralanmasına dayanan anlaşmazlığın ciddi bir husumet olmaması, olay tarihinde 62 yaşında olan sanığın başına aldığı darbe sonucu yere düştükten sonra üzerine doğru gelmekte olan mağduru gece vakti net olarak göremeden ateş ettiği yönündeki savunması, sanığın bilinçli olarak mağdurun yaşamsal bölgesini hedef aldığı konusunda kesin bir belirlemenin yapılamaması ve sanığın herhangi bir engel hâl bulunmadan eylemine kendiliğinden son vermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/786E, 2019/496K, 25.06.2019
Uyuşmazlıklar; sanığın eyleminin ayrı ayrı nitelikli hırsızlık ve kasten yaralama suçunu mu, yoksa bir bütün hâlinde nitelikli yağma suçunu mu oluşturduğu, nitelikli hırsızlık ve kasten yaralama suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi hâlinde kasten yaralama suçu açısından şikâyetten vazgeçme nedeni ile sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorularak sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. 26.05.2011 tarihinde mahalleden tanıdığı mağdurun evine elinde bir şarap şişesi ile giden sanığın, mağdur ile birlikte televizyon izleyip şarap içtiği,
22.00 sıralarında bir anda mağdurun yüzüne yumruk ile vurup basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralayıp masanın üzerinde bulunan mağdura ait cep telefonunu alarak evden ayrıldığı, mağdur sanığın cep telefonunu aldığını gördüğü halde karşı koyamadığı anlaşılan olayda; sanığın alkollü hâldeki mağduru yaralayıp zor duruma düşürerek suça konu cep telefonunun alınmasına karşı koymamaya mecbur kıldıktan sonra cep telefonunu alması karşısında sanığın eylemlerinin ayrı ayrı nitelikli hırsızlık ve kasten yaralama suçlarını değil bir bütün hâlinde nitelikli yağma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Kasten Yaralama Suçu Emsal Kararlar konusu ile alakalı makalenin hazırlanmasında Corpus İçtihat Programından faydalanılmıştır.
SIRADAKİ MAKALEMİZ :





