İdare Hukuku

İdari Yargılama Usul Kanunu 27. Madde ( İYUK)

İdari Yargılama Usul Kanunu 27. Madde, idari yargıda yürütmenin durdurulması ve şartlarını düzenleyen kanun  maddesidir. Bu makalemizde İYUK 27. Madde metnine, yürütmenin durdurulması şartlarına, İYUK 27 uyarınca yürütmenin durdurulması hakkında verilmiş emsal kararlara yer verilmiştir.

İdari Yargılama Usul Kanunu 27. Madde Metni

İdari Yargılama Usul Kanunu 27. Madde Metni Şu Şekildedir ;

Yürütmenin durdurulması

Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.)

  1. Danıştay da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
  2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
  3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.)Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
  4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.(Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.)(İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.)
  5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.
  6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
  7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
  8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.
  9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.)Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır.
  10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.)Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

Yürütmenin Durdurulması Nedir (İYUK 27) ?

Yürütmenin durdurulması, idari işlemin dava açıldıktan sonra geçici olarak uygulanmasının engellenmesi anlamına gelir. Normal şartlarda idari işlemler  derhal uygulanır; yani dava açmak, işlemin etkisini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle, İYUK 27. madde, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması durumunda mahkemelere bu yürütmeyi geçici olarak durdurma yetkisi verir.

İYUK Madde 27’ye Göre Yürütmenin Durdurulması Kararı Nasıl Alınır?

İdari işlemler, yürütme organının kamu gücüne dayanarak yaptığı ve doğrudan hukuki sonuç doğuran tasarruflardır. Ancak bazen bu işlemler kişilerin temel hak ve özgürlüklerini etkileyebilir veya telafisi güç zararlara yol açabilir. İşte tam da bu noktada, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 27. maddesi devreye girer. Bu madde, “yürütmenin durdurulması” olarak bilinen koruma mekanizmasını düzenler ve vatandaşlara hukuka aykırı idari işlemlere karşı etkili bir şekilde korunma imkânı tanır.

İYUK 27. Maddeye Göre Yürütmenin Durdurulması Şartları

İYUK 27’ye göre bir yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
  • İşlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması.

Bu iki unsurun birlikte varlığı aranır. Mahkeme, bu koşullardan sadece birinin varlığıyla yetinemez. Örneğin; işlem hukuka aykırı olsa bile telafisi mümkün bir zarar doğuruyorsa yürütmenin durdurulması kararı verilmez. Aynı şekilde, zarar büyük olsa bile işlem hukuka açıkça aykırı değilse yine karar verilmez. Detaylı bilgi almak için Ankara idare avukatı ile iletişime geçiniz.

Mahkemenin Usulü ve Savunma Süreci

İYUK 27. maddeye göre, mahkeme yürütmenin durdurulması talebini davalı idarenin savunması alındıktan sonra veya savunma süresi geçtikten sonra karara bağlar. Ancak, bazı durumlarda işlemin “uygulanmakla etkisi tükenecek” nitelikte olması halinde, idarenin savunması alınmadan da geçici olarak yürütme durdurulabilir.

Yine de, kanun koyucu 2014 yılında yapılan değişiklikle bazı idari işlemleri bu kapsama dahil etmemiştir. Özellikle kamu görevlilerinin atama, görev yeri değişikliği veya unvan değişikliği gibi işlemleri, uygulanmakla etkisi tükenen işlemlerden sayılmamaktadır. Dolayısıyla bu tür işlemlerde, mahkemeler idarenin savunmasını almadan yürütmenin durdurulmasına karar veremez.

Özellikle kamu görevlilerinin atama, görev yeri değişikliği veya unvan değişikliği gibi işlemleri, uygulanmakla etkisi tükenen işlemlerden sayılmamaktadır.

Yürütmenin Durdurulması Talebinin Reddi

Eğer dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin açıkça yerinde olmadığı anlaşılıyorsa, mahkeme davalı idarenin savunmasını almadan da talebi reddedebilir. Bu düzenleme, özellikle gereksiz gecikmeleri önlemek ve yargı sürecini hızlandırmak amacıyla getirilmiştir.

Vergi Davalarında Özel Durum

İYUK 27’nin dördüncü fıkrası, vergi mahkemeleri açısından özel bir hüküm içerir. Vergi davalarında dava açılması, dava konusu edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerin tahsilini durdurur. Yani vergi davalarında yürütmenin durdurulması etkisi, kanun gereği kendiliğinden doğar. Ancak bazı özel hallerde bu durum geçerli değildir. Örneğin, işlemden kaldırılan dosyalar veya ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine açılan davalar tahsilatı kendiliğinden durdurmaz; bu hallerde ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmesi gerekir.

Yürütmenin Durdurulması Kararlarında Teminat ve Süreler

Kanuna göre, yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilebilir. Ancak mahkeme, durumun gereklerine göre teminat aramama yetkisine de sahiptir. Özellikle idareden veya adli yardımdan yararlanan kişilerden teminat alınmaz.

Ayrıca, bu tür davalarda yargılama süreleri hızlandırılabilir. Mahkeme, İYUK un 16. maddesinde belirtilen süreleri kısaltabilir ve tebligatların memur eliyle yapılmasına karar verebilir. Bu sayede telafisi güç zararların doğmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

İtiraz Yolu ve Kararların Kesinliği

Yürütmenin durdurulması hakkında verilen kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

  • Danıştay Dava Daireleri’nin kararlarına karşı İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına,

  • Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine,

  • İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı ise yine bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.

İtiraz süresi, kararın tebliğini izleyen yedi gündür ve itiraz mercii dosyayı aldıktan sonra yedi gün içinde karar vermek zorundadır. Bu süreler oldukça kısadır; zira yürütmenin durdurulması kararları acil nitelikte olduğundan, uyuşmazlığın hızlı çözümü amaçlanmıştır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir ve yeniden aynı sebeplerle yürütmenin durdurulması istenemez.

Yürütmenin Durdurulması Kararının Önemi

Yürütmenin durdurulması kurumu, idarenin işlemlerine karşı yargısal denge ve bireylerin temel haklarını koruma açısından büyük önem taşır. Çünkü idari işlemler genellikle kamu gücüyle doğrudan uygulanır; dolayısıyla dava sürecinin uzunluğu kişilere ciddi mağduriyetler yaratabilir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması, yargılama bitmeden önce hak kaybını önleyen geçici ama hayati bir güvencedir.

iyuk 27. madde emsal kararlar

İdari Yargılama Usul Kanunu 27. Madde Emsal Kararlar

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2019/158E, 2019/158K ,  20.05.2019

“Yapı Kayıt Belgesi verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” konulu Tebliğin 6. ve 7. maddelerinin iptali ve yürütmenin durdurulması ile Tebliğin dayanağı olan ve 11/05/2018 günlü, 7143 sayılı Yasa ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle açılan davada;

Danıştay On dördüncü ve Altıncı Daireleri Müşterek Heyetince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 20/12/2018 tarih ve E:2018/3609 sayılı karara, davacı itiraz etmekte ve yürütmenin durdurulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesine göre ancak, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. İtiraz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için Yasanın aradığı koşulların gerçekleşmemiş olduğu anlaşılmıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2015/1153E, 2015/1153K, 09.11.2015

Hizmet gereği görev yeri değiştirilen memurun, belirli ve makul bir süre öngörülmek suretiyle eski görev yerine atanamaması, yürütülen hizmetin gereği olarak kabul edilebilir ise de, dava konusu düzenlemede olduğu gibi, memurun belirli bir hizmet alanına, memuriyet yaşantısı boyunca bir daha atanamaması durumu, ölçülülük ilkesine aykırı olup, hizmet gereğini aşan bir sonuç doğurmaktadır. Bu nedenle, memurun ömür boyu yasaklılığı sonucunu doğuran ve hukuki dayanağı bulunmayan dava konusu düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay On altıncı Dairesinin 05/05/2015 günlü, E:2015/11221 sayılı kararının; 16/08/2014 tarihli ve 29090 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle değiştirilen asıl Yönetmeliğin 11. maddesinin 3. fıkrası yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacı itirazının KABULÜNE ve anılan Yönetmelik hükmünün YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, Dairece yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilen diğer kısımlara yönelik davacının itirazının REDDİNE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/398E, 2020/398K, 15.10.2020

Yargı kararları gerekçeleri ile bir bütün olup, iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararlar uygulanırken, kararın gerekçesi ile düzenlemenin niteliğinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu husus, hukuka aykırılığı saptanan düzenlemeye dayanarak tesis edilen bireysel işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; 6425 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun (dava konusu Yönetmelik’in çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan, ancak 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 87. maddesi ile yürürlükten kaldırılan) 27. maddesine istinaden hazırlanan ve dava konusu işten çıkarma cezasının da dayanağını oluşturan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin, 12/04/2018 tarihli Genel Kurul kararıyla yürürlüğe konulduğu,

Dava konusu olay nedeniyle davacı hakkında daha önce tesis edilen naklen atama işlemi ile dayanağı 14/04/2018 tarihli Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İkinci Dairesinin 27/06/2019 tarih ve E:2019/344 sayılı kararı ile, anılan Yönetmeliğin 3011 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun’un 1/b maddesi uyarınca Resmi Gazetede yayımlanması gerekirken bu zorunluluğa uyulmadan yürürlüğe konulduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, kararın bu kısmına karşı yapılan itirazın Kurulumuzun 02/12/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/927 sayılı kararı ile reddedildiği,

Davalı idarece, yürütmenin durdurulması yolunda verilen yargı kararının gerekçesi dikkate alınarak, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik’in, 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak şekil eksikliğinin giderildiği, bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 83. maddesinin de aynen korunduğu anlaşılmaktadır.

Olayda, dava konusu işten çıkarma işleminin dayanağını teşkil eden Yönetmeliğin, Danıştay 2. Dairesince verilen yürütmenin durdurulması kararının gerekçesine uygun olarak yargılama devam ederken Resmi Gazetede yayımlanarak şekil eksikliğinin giderildiği dikkate alındığında, bu Yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin dayanaksız kaldığından bahsedilemeyeceğinden, işten çıkarma işleminin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, davacının işten çıkarılmasına ilişkin Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Yüksek Disiplin Kurulunun 23/07/2019 tarih ve 56 karar sayılı işleminin yürütmesinin durdurulması yolunda verilen Daire kararının, dava konusu işlemin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmek üzere kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

İdari davalarda hak kaybına uğramamak için, yürütmenin durdurulması talebi dikkatle hazırlanmalı ve İYUK 27’nin aradığı şartlar somut delillerle ortaya konulmalıdır. Bu nedenle, böyle bir talep söz konusu olduğunda idare hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması son derece önemlidir.

SIRADAKİ MAKALEMİZ : 

siradaki makalemiz 1

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu