• Türkçe
  • 中文
  • Yükseköğretim Hukuku

    Doçentlik Süreklilik Eksikliği İddiası

    Doçentlik süreklilik eksikliği iddiası, jüri üyesinin adayın akademik faaliyetlerinde düzenli bir devamlılık görmediğini ileri sürerek adayı eser incelemesi aşamasında başarısız değerlendirmesi hâlinde ortaya çıkar. Bu iddia çoğu zaman doçentlik yayınların son yıllarda yoğunlaşması iddiasıyla birlikte gelir. Bu yazıda doçentlik akademik istikrar kavramının hukuki çerçevesini, bu tür bir değerlendirmenin hangi sınırlar içinde kalması gerektiğini ve itiraz ile dava sürecini ele alıyoruz.

    Doçentlik Süreklilik Eksikliği İddiası Nedir?

    Kısaca: Doçentlik süreklilik eksikliği iddiası; jüri üyesinin, adayın akademik yayın ve çalışmalarının yıllar içinde düzenli bir devamlılık göstermediğini, belirli dönemlerde kesintiye uğradığını ileri sürerek bunu bir doçentlik olumsuz jüri raporu gerekçesi hâline getirmesidir.

    Doçentlik eser incelemesinde ve doçentlik jüri değerlendirmesinde jüri üyelerinin adayın akademik geçmişine dair genel bir izlenim edinmesi doğaldır. Ancak bu izlenimin başarısızlık gerekçesine dönüşebilmesi için, adayın yayın tarihlerinin gerçekten düzensiz bir dağılım gösterdiğinin somut verilerle ortaya konması gerekir; aksi hâlde iddia, doçentlik jüri raporunda somut gerekçe arayışını karşılamayan bir izlenimden ibaret kalır.

    Doçentlik Akademik İstikrar Nasıl Değerlendirilir?

    Bir çalışmanın yayınlanmış olması, o çalışmanın anlık olarak yayın tarihinde yapıldığı anlamına gelmez. Bir eserin ön hazırlığı, verilerin toplanması, yayına dönüştürülmesi, hakem değerlendirme süreçlerinden geçmesi ve basım aşamasına gelmesi uzun sürebilir. Bu nedenle doçentlik akademik istikrar değerlendirmesi, yalnızca yayın tarihlerine yüzeysel bir bakışla değil, adayın uzun yıllara yayılan toplam akademik üretimiyle yapılmalıdır. Akademik kurumların sınırlı imkânlarına rağmen yıllar süren emekle ortaya konmuş bir çalışma dosyası, kesintisiz bir akademik faaliyetin göstergesi sayılır.

    Doçentlik Yayınların Son Yıllarda Yoğunlaşması İddiasına Yaklaşım

    Doçentlik yayınların son yıllarda yoğunlaşması iddiası, jüri üyesinin adayın dosyasının yalnızca son bir veya iki yıla yoğunlaştığını ileri sürmesidir. Bu tür bir tespit, dikkatli bir inceleme yapılmadan, yalnızca yayın tarihlerine bakılarak varılan yüzeysel bir sonuç olabilir. Adayın akademik kurumların imkânlarından yoksun olmasına rağmen çok sayıda çalışma yapması, yıllar süren emekle alana katkı sunacak eserler ortaya koyması, bu tür bir iddiayı çürüten somut bir veridir.

    Doçentlik jürisinin yetkisi, adayın yıllık yayın temposunu kendi beklentisine göre değerlendirmeyi kapsamaz. Doçentlik kriterlerinde adayın hangi yılda kaç yayın yapması gerektiğine ilişkin bir şart bulunmaması, bu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu gösterir.

    Yargı Kararlarında Doçentlik Süreklilik ve İstikrar Değerlendirmesi

    Ankara İdare Mahkemelerinin doçentlik jüri raporu emsal karar niteliğindeki içtihadında, süreklilik ve istikrar eleştirisine yaklaşım aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

    Eleştirinin Türü Bilirkişi / Mahkeme Yaklaşımı Sonuç
    Jüri üyesinin, adayın yayınlarının belirli yıllarda yoğunlaştığını, istikrarlı bir akademik faaliyet olmadığını ileri sürmesi Adayın yıllar içindeki yayın dağılımı incelendiğinde uzun bir döneme yayılan, neredeyse kesintisiz bir akademik faaliyetin bulunduğu; bir çalışmanın yayın tarihinin, o çalışmanın hazırlık sürecinin ne zaman başladığını göstermediği tespit edilmiş İddianın maddi gerçeklerle örtüşmediği, jüri değerlendirmesinin taraflı olduğu belirtilmiş
    Jüri üyesinin, adayın yıllık yayın sayısını yetersiz veya dengesiz bularak başarısızlık gerekçesi yapması Akademik yayın performansının bilim alanı, bilim insanı, akademik ve idari görev yükü, çalışmanın niteliği ve görev yapılan üniversite gibi faktörlere bağlı olarak geniş bir aralıkta değiştiği; yıllık üst veya alt sınır belirlemenin objektif ve gerçekçi olmadığı, ÜAK kriterlerinde böyle bir ölçüte yer verilmediği belirtilmiş Değerlendirmenin kişisel bir görüş niteliği taşıdığı, genel geçerliliğe sahip olmadığı sonucuna varılmış

    Bu emsallerin ortak sonucu şudur: doçentlik jüri raporunun hukuka aykırılığı, çoğunlukla adayın akademik temposuna ilişkin öznel bir beklentinin, objektif ve ölçülebilir bir kritereymiş gibi sunulmasından kaynaklanır. Doçentlik jüri raporunun gerekçeli olması zorunluluğu ile doçentlik jüri takdir yetkisinin sınırları, yıllık yayın temposu gibi mevzuatta düzenlenmeyen bir hususu da kapsayacak şekilde genişletilemez.

    Doçentlik Jüri Raporuna İtiraz ve Dava Süreci

    Doçentlik süreklilik eksikliği gerekçesiyle başarısız sayılan adayın ilk adımı, ÜAK‘a yönelik itiraz dilekçesi sunmaktır. Doçentlik eser incelemesine itiraz sürecinde, adayın yıllar içindeki tüm yayın tarihleri tek tek gösterilerek jüri üyesinin dayandığı iddianın maddi gerçeklerle örtüşmediği ortaya konmalıdır. Doçentlik eser incelemesi başarısız sonuçlanır ve doçentlik başvurusu reddine itiraz sonuçsuz kalırsa, aday ÜAK jüri raporuna itiraz sürecinin ardından idare mahkemesinde doçentlik iptal davası açabilir. Doçentlik davası sürecinde mahkeme, ÜAK eser incelemesinin bilimsel isabetini değil, jüri raporunun gerekçeli olup olmadığını denetler; bu denetim genellikle doçentlik bilirkişi incelemesiyle yapılır. Konunun genel çerçevesi için doçentlik jüri takdir yetkisinin sınırları ve doçentlik gerekçesiz jüri raporu yazılarımıza, itiraz dilekçesi örneği için ise doçentlik itiraz dilekçesi örneği yazımıza başvurabilirsiniz.

    sikca sorulan sorular

    Sık Sorulan Sorular

    Doçentlik kriterlerinde yıllık yayın sayısına ilişkin bir şart var mı?

    Hayır. Doçentlik kriterlerinde adayın hangi yılda kaç yayın yapması gerektiğine ilişkin herhangi bir şart bulunmaz; aranan, toplam başvuru dönemi boyunca asgari koşulların sağlanmasıdır.

    Jüri üyesi adayın yayın temposunu düzensiz bularak başarısız sayabilir mi?

    Bu tür bir değerlendirme, somut ve ölçülebilir bir veriye dayanmadığı sürece hukuka uygun bir gerekçe oluşturmaz; akademik yayın performansı birçok faktöre bağlı olarak değişebileceğinden, tek başına yıllık dağılım bir başarısızlık ölçütü olamaz.

    Doçentlik akademik istikrar iddiasına karşı itirazda hangi belgeler önemlidir?

    Adayın tüm yayın, bildiri ve kitap çalışmalarının tarihlerini gösteren tam bir liste, akademik özgeçmiş ve varsa görev yükü, üniversite imkânları gibi bağlamsal bilgiler itiraz dilekçesinde önemli rol oynar.

    Süreklilik eksikliği gerekçesiyle açılan davalarda bilirkişi incelemesi neye bakar?

    Bilirkişi heyeti, adayın yıllar içindeki yayın dağılımını, her bir çalışmanın hazırlık sürecini ve genel akademik üretkenliğini inceleyerek, jüri üyesinin iddiasının somut verilerle örtüşüp örtüşmediğini tespit eder.

    Bu Süreçte Yanınızdayız

    Bu yazıda değindiğimiz emsaller, akademik hukuk ekibimizin yıllardır bizzat takip ettiği doçentlik eser inceleme dosyalarından süzülmüştür. Süreklilik eksikliği veya yayınların son yıllarda yoğunlaştığı gerekçesiyle verilen başarısızlık kararlarına karşı itiraz dilekçesi hazırlamak, gerekli görülen dosyalarda yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmak ve bilirkişi inceleme sürecini takip etmek, yıllardır düzenli olarak yürüttüğümüz işlerin başında gelir.

    Her dosyanın jüri raporunun içeriği ve eldeki delil durumu birbirinden farklıdır; bu nedenle burada genel geçer bir sonuç vaadinde bulunmuyoruz. Dosyanızı incelemeden önce yapabileceğimiz en dürüst şey, süreci ve olası riskleri sizinle açıkça paylaşmaktır.

    Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Doçentlik başvurunuzda süreklilik eksikliği gerekçesiyle başarısız sayıldıysanız, itiraz ve dava süreçlerinin sürelere tabi olması nedeniyle vakit kaybetmeden bir doçentlik avukatına danışmanızı öneririz.

    Yükseköğretim Hukuku Hakkında Detaylı Bilgi İçin Ankara Avukat ile iletişime geçiniz.

    Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi

    Av. Gökhan YILMAZ fotoğrafı

    Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu

    • Ankara 2 No'lu Barosu
    • Sicil No: 3148
    • İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
    • Yenimahalle / Ankara

    Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

    Uzmanlık alanları

    • Askerî Hukuk
    • İdare Hukuku
    • Yükseköğretim Hukuku
    • Ceza Hukuku

    İlgili Makaleler

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Başa dön tuşu

    Son Yazılar