Basit Yargılama Usulünde İtiraz

Basit Yargılama Usulünde İtiraz , asliye ceza mahkemelerinde uygulamada en çok tartışılan konulardan biri hâline gelmiştir. Özellikle aynı dosyada birden fazla sanık bulunduğunda; sanıklardan bir kısmının itiraz etmesi, bir kısmının etmemesi durumunda ortaya çıkan tablo kimin hükmünün kesinleştiği, kimin yeniden yargılandığı ve itiraz eden sanık lehine çıkan sonucun diğerlerine yansıyıp yansımayacağı hem sanıklar hem de vekilleri açısından kritik önem taşır. Bu makalede CMK m.251 ve m.252 hükümleri, 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi’nin ilgili iptal kararı ışığında, beş sanıklı bir dosyada üç sanığın itiraz etmediği, iki sanığın itiraz ettiği somut kurgu üzerinden basit yargılama usulü itirazının hukuki sonuçları ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Basit Yargılama Usulü Nedir? (CMK m.251)
Basit yargılama usulü, 7188 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu‘na eklenen ve asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren, adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilen basitleştirilmiş bir yargılama biçimidir. İddianamenin kabulünden sonra mahkeme, dosyanın basit yargılama usulüne elverişli olduğunu değerlendirirse; iddianameyi sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ ederek beyan ve savunmaların on beş gün içinde yazılı olarak alınmasını ister ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verir.
Mahkeme, hüküm kurarken TCK m.61 uyarınca temel cezayı belirler ve CMK m.251/3 gereğince sonuç cezada dörtte bir (1/4) oranında indirim uygular. Bu indirim, usulün sağladığı temel avantajlardan biridir; ancak aşağıda görüleceği üzere sanığın itirazı hâlinde bu kazanımın akıbeti ayrı bir değerlendirme konusudur.
Basit Yargılama Usulünde İtiraz: CMK m.252’nin Güncel Hâli
Basit yargılama usulü itirazı, CMK m.252/1 uyarınca, m.251 uyarınca verilen hükümlere karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. İtiraz süresi, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir ve infaz edilir. Basit yargılama usulü sonucu verilen kararın olağan kanun yolu istinaf değil, itirazdır; bu, ceza muhakemesi sisteminde hükümlere karşı istisnai bir denetim biçimidir.
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı ve 7499 Sayılı Kanun Değişikliği
Maddenin ilk hâlinde, itiraz üzerine dosyayı yeniden inceleyip duruşma açacak merci, hükmü veren mahkemenin kendisiydi. Anayasa Mahkemesi, 22/6/2023 tarihli ve E.2020/79 sayılı kararıyla, basit yargılama usulüyle hüküm veren mahkemenin, kendi hükmüne yönelik itirazı yine kendisinin inceleyerek duruşma açmasını öngören CMK m.252/2’nin birinci cümlesini, hâkimin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile adil yargılanma hakkına aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararının doğurduğu boşluk, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle giderilmiş ve madde bugünkü hâlini almıştır.
Yürürlükteki düzenlemeye göre itiraz üzerine dosya, hükmü veren mahkemece; o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi varsa tevzi kriterlerine göre belirlenecek başka bir asliye ceza mahkemesine, tek asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde ise aynı mahkemede görevli başka bir hâkime — bu da yoksa adalet komisyonu başkanınca görevlendirilecek bir hâkime — gönderilir. İtirazı inceleyecek bu mahkeme/hâkim, duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam eder.
İtiraz Üzerine Açılan Duruşmada Mahkemenin Konumu
İtirazı inceleyen mahkeme, CMK m.252/3 uyarınca, basit yargılama usulüne göre önceden verilmiş olan hükümle bağlı değildir. Bu mahkeme; sanık hakkında ilk hükme göre daha hafif bir ceza verebileceği gibi, daha ağır bir ceza da verebilir. Ayrıca kural olarak, m.251/3’te öngörülen dörtte birlik indirim bu aşamada uygulanmaz — çünkü bu indirim, basit yargılama usulünün duruşmasız ve hızlı işleyişinin bir karşılığıdır ve sanık bizzat bu usulden vazgeçip itiraz ederek genel usule dönmeyi tercih etmiştir.
Kanunun getirdiği önemli bir istisna şudur: itiraz sanık tarafından değil de mağdur, şikâyetçi veya Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmışsa, dörtte birlik indirim korunur. Bu ayrım, indirimin sanığın kendi seçimiyle ilişkilendirilmesinden kaynaklanır; sanık itiraz etmediği sürece, başkasının itirazı onun usulden doğan kazanımını ortadan kaldırmaz.
Duruşmaya taraflar gelmese dahi yargılamaya devam olunur ve yokluklarında CMK m.223 uyarınca hüküm verilebilir; bu husus taraflara çıkarılan davetiyede açıkça belirtilir. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde ise duruşma açılmaz ve itiraz hiç yapılmamış sayılır bu durumda basit yargılama usulüyle verilen ilk hüküm geçerliliğini korur ve infaz edilir.
Birden Fazla Sanıklı Dosyalarda Basit Yargılama Usulü İtirazının Hukuki Sonuçları
Basit yargılama usulü itirazı, kural olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı (bireysel) bir kanun yoludur. Bir sanığın itiraz etmesi, diğer sanıkların hukuki durumunu kendiliğinden değiştirmez. Bu ilkeyi somutlaştırmak için, aynı iddianameyle yargılanan ve basit yargılama usulüyle haklarında hüküm kurulan beş sanıklı bir dosyayı ele alalım: üç sanık süresi içinde itiraz etmemiş, iki sanık itiraz etmiştir.
3.1. İtiraz Etmeyen Üç Sanık Bakımından Sonuç
- İtiraz süresinin (iki hafta) geçmesiyle birlikte bu üç sanık hakkındaki hükümler CMK m.252/1 uyarınca kesinleşir.
- Kesinleşen hükümler, kesinleştiği hâliyle infaza konu olur; adli para cezası tahsil edilir veya hapis cezasının infazı için gerekli işlemler başlatılır.
- Bu sanıklar bakımından dosya, kural olarak itiraz eden sanıklara ilişkin yargılamadan bağımsız olarak kapanmış sayılır — ancak bkz. §3.3’teki istisna.
3.2. İtiraz Eden İki Sanık Bakımından Sonuç
- Bu iki sanık yönünden hüküm kesinleşmez; dosya (bu sanıklarla sınırlı olarak) tevzi kriterlerine göre belirlenecek başka bir asliye ceza mahkemesine — tek mahkeme varsa başka bir hâkime — gönderilir.
- Bu mahkeme, duruşma açarak genel hükümlere göre baştan yargılama yapar; deliller yeniden değerlendirilir, sanıklar ve varsa müdafileri dinlenir.
- Verilecek yeni hüküm, ilk hükümle bağlı değildir: beraat, mahkûmiyet, cezada artış, cezada azalma, hukuki nitelendirmenin değişmesi (suç vasfının değişmesi) gibi sonuçlardan herhangi biri çıkabilir.
- İtiraz sanık tarafından yapıldığından, kural olarak dörtte birlik indirim bu yeni hükümde uygulanmaz.
- İki sanığın aynı olaydan yargılanıyor olması, aralarında kusurun ve cezanın bireyselleştirilmesi bakımından farklı sonuçlar doğmasına engel değildir; itiraz eden sanıklardan biri hakkında beraat, diğeri hakkında mahkûmiyet çıkması mümkündür.
3.3. En Kritik Nokta: Lehe Sonucun İtiraz Etmeyen Sanıklara Yansıması (CMK m.252/4)
Kanun koyucu, itiraz eden ile etmeyen sanıklar arasında haksız bir eşitsizlik doğmasını önlemek amacıyla özel bir güvence öngörmüştür. CMK m.252/4 uyarınca, itiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu lehe hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanabilir nitelikte olması şartıyla, itiraz etmeyen sanıklar da sanki itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.
Örneğimize dönecek olursak: itiraz eden iki sanık hakkında yapılan yeniden yargılama sonucunda, örneğin fiilin suç vasfının değişmesi, hukuka aykırı delilin hükümden çıkarılması ya da tüm sanıklar için ortak olan bir hukuki isabetsizliğin giderilmesi gibi sanık lehine ve nitelik itibarıyla diğer üç sanığa da uygulanabilir bir sonuç ortaya çıkarsa, itiraz etmemiş olan üç sanık da — hükümleri şeklen kesinleşmiş olsa dahi — bu lehe sonuçtan yararlanır.
| Bu Kural Sınırsız Değildir
CMK m.252/4’ün uygulanabilmesi için lehe sonucun kişisel bir savunmadan (örn. yalnızca itiraz eden sanığa özgü bir haksız tahrik, akıl hastalığı, kusur yeteneği gibi bireysel bir sebep) değil, tüm sanıklar bakımından geçerli olabilecek ortak/objektif bir nedenden (örn. suçun unsurlarının oluşmadığının anlaşılması, zamanaşımı, delil yetersizliği, hukuki nitelendirme hatası) kaynaklanması gerekir. Kişisel nedenlere dayanan lehe sonuçlar, yalnızca o sonucu elde eden sanığa özgü kalır ve diğer sanıklara sirayet etmez. |
Bu düzenleme, kanun gerekçesinde de belirtildiği üzere, ceza muhakemesi hukukunda temyiz ve istinaf aşamasında sanıklar lehine ortak nedenlerin diğer sanıklara da uygulanmasını öngören CMK m.306’daki sirayet kurumuna benzer bir işlev görür ve eşitlik ile hakkaniyet ilkelerinin basit yargılama usulü itiraz sürecinde de gözetilmesini sağlar.
Basit Yargılama Usulü İtirazında Üç Sanıklı / İki Sanıklı Örneğin Özet Tablosu
| İtiraz Etmeyen Sanıklar (3) | İtiraz Eden Sanıklar (2) |
| Hüküm süresi içinde kesinleşir (CMK m.252/1) | Hüküm kesinleşmez, dosya başka mahkemeye/hâkime gönderilir |
| Kesinleşen hüküm doğrudan infaza konu olur | Genel hükümlere göre yeniden duruşmalı yargılama yapılır |
| 1/4 indirim (varsa) korunur | Kural olarak 1/4 indirim uygulanmaz |
| Yeniden yargılamaya taraf değildir | Yeni hüküm ilk hükümle bağlı değildir; lehe/aleyhe değişebilir |
| Ortak/objektif lehe sonuçtan CMK m.252/4 gereği yararlanabilir | Şahsa özgü sonuçlar yalnızca kendilerini bağlar |
Basit Yargılama Usulü İtirazı Üzerine Verilen Hükme Karşı Kanun Yolu
Basit yargılama usulü itirazı üzerine verilen hükmün akıbeti de ayrı bir önem taşır. CMK m.252/5 uyarınca, itiraz üzerine genel hükümlere göre yapılan yargılama sonunda verilen hükme karşı, genel hükümlere göre kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvurulabilir. Bu, basit yargılama usulüyle verilen ilk hükmün aksine, itiraz sonrası verilen hükmün olağan denetim yollarına açık olduğu anlamına gelir. İtiraz etmemiş ve hükmü kesinleşmiş sanıklar bakımından ise olağan kanun yolları tükenmiş sayılır; bu sanıklar ancak yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü kanun yollarına başvurabilir.
Ayrıca CMK m.252/6 ve 7 uyarınca, itirazın süresinde yapılmadığının veya kanun yoluna başvurma hakkı bulunmayan kişi tarafından yapıldığının ya da yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olduğunun mahkemece değerlendirilmesi hâlinde dosya, CMK m.268/2 uyarınca itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilir; bu merci yalnızca bu usuli sebepler yönünden inceleme yapar.
Basit Yargılama Usulü İtirazında Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
- İtiraz süresi kesindir. İki haftalık süre, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren işlemeye başlar; süre kaçırıldığında hüküm kesinleşir ve m.252/4’teki istisna dışında geri dönüş imkânı kalmaz.
- Çok sanıklı dosyalarda vekillerin, müvekkilleri lehine ortaya çıkabilecek ortak/objektif bir hukuki nedenin bulunup bulunmadığını, itiraz eden diğer sanıklar hakkındaki yargılamayı takip ederek değerlendirmesi gerekir.
- İtiraz etmemiş bir sanığın CMK m.252/4’ten yararlanabilmesi kendiliğinden gerçekleşmeyebilir; bu hususun infaz aşamasında ilgili mahkemeden talep edilmesi ve gerekirse infazın durdurulması yönünde girişimde bulunulması önem taşır.
- İtiraz edip etmeme kararı verilirken, dörtte birlik indirimin kaybedilme riski ile yeniden yargılamada ortaya çıkabilecek lehe sonuç ihtimali birlikte tartılmalıdır; bu, somut dosyanın delil durumuna göre değişen stratejik bir değerlendirmedir.
- İtirazın hangi mahkeme veya hâkim tarafından inceleneceği (tevzi/görevlendirme) usulüne uygun işletilmemişse, bu durum başlı başına bir usul itirazı konusu olabilir.
Sonuç – Basit Yargılama Usulünde İtiraz
Basit yargılama usulü itirazı, asliye ceza mahkemelerinin iş yükünü azaltmayı ve uyuşmazlıkları hızla sonuçlandırmayı amaçlayan bu pratik mekanizmanın en teknik aşamasıdır ve sanık bazında farklılaşabilen bir yapı arz eder. Birden fazla sanıklı bir dosyada itiraz etmeyen sanıkların hükmü kısa sürede kesinleşip infaza konu olurken, itiraz eden sanıklar bambaşka bir mahkemede baştan yargılanır ve tamamen farklı bir sonuçla karşılaşabilir. CMK m.252/4’teki lehe sonucun sirayeti kuralı, bu iki grup arasında hakkaniyeti sağlayan önemli bir güvence olmakla birlikte, uygulanabilmesi lehe sonucun niteliğine ve somut olayın özelliklerine bağlıdır. Bu nedenle basit yargılama usulü itirazıyla karşılaşan sanıkların ve vekillerinin, itiraz kararını dosyanın delil durumu, sanıklar arasındaki hukuki bağlantı ve olası sonuçlar bakımından bir ceza avukatı ile birlikte değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır.
Reform Hukuk Bürosu — Ceza Hukuku ve Askeri Ceza Hukuku Uygulamaları
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın koşullarına göre hukuki değerlendirme için bir ceza avukatına danışılması tavsiye edilir.
Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi
Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu
- Ankara 2 No'lu Barosu
- Sicil No: 3148
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Yenimahalle / Ankara
Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.
Uzmanlık alanları
- Askerî Hukuk
- İdare Hukuku
- Yükseköğretim Hukuku
- Ceza Hukuku




