Vazife Malullüğü Davası ve Vazife Maluliyeti Şartları
Kısaca: Vazife malullüğü, bir kamu görevlisinin görevi sırasında veya görevi nedeniyle uğradığı bir kaza ya da yakalandığı bir hastalık sonucu çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmesi hâlidir. SGK bu talebi reddederse, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargıda vazife malullüğü davası iptal davası açılabilir. Yargıtay ve Danıştay, “illiyet bağı” konusunda farklı ölçütler kullanıyor; bu fark, dava stratejisini doğrudan belirliyor.
Vazife Malullüğü Nedir?
Vazife malullüğü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 47. maddesinde tanımlanan; 4/1-(c) bendi kapsamındaki bir kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada veya görevi nedeniyle meydana gelen bir kazadan ya da hastalıktan dolayı çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmesi hâlidir. Bu duruma uğrayan kişiye “vazife malulü” denir.
Neden bu ayrım önemli? Çünkü aynı sağlık kaybı, “adi malullük” sayılırsa çok daha sınırlı haklarla sonuçlanıyor; “vazife malullüğü” sayılırsa hem aylık miktarı hem yan haklar önemli ölçüde artıyor. İki kavram arasındaki çizgiyi çizen tek unsur, malullüğün nerede ve nasıl ortaya çıktığı.
5510 sayılı Kanun, vazife malullüğü sayılabilecek beş hal öngörüyor:
- Sigortalının vazifesini yaptığı sırada meydana gelen kaza,
- Vazifesi dışında, kendi idaresinin görevlendirmesiyle başka bir kamu idaresine ait iş yaparken uğranılan kaza,
- Kurumun menfaatini korumak amacıyla yapılan bir iş sırasında meydana gelen kaza,
- İdarenin sağladığı bir taşıtla işe geliş-gidiş sırasında meydana gelen kaza,
- İşyerinde meydana gelen kaza.
Bu beş halin dışında kalan bir sağlık kaybı, kanunun ifadesiyle “adi malullük” sayılır ve vazife malullüğüne özgü haklardan yararlanılamaz.
Vazife Malullüğü Ne Zaman Reddedilir?
Kanun bazı durumları açıkça dışarıda tutuyor. Malullük şu sebeplerden doğmuşsa vazife malullüğü hükümleri uygulanmıyor: alkol veya benzeri madde kullanımı, mevzuat ve emir dışında hareket, yasak fiiller, intihar girişimi, kendisine veya başkasına menfaat sağlama ya da zarar verme kastı. Bu maddenin arkasındaki mantık hukukun genel bir ilkesine dayanıyor: kimse kendi kusuruna veya hukuka aykırı davranışına dayanarak hak kazanamaz.
Vazife Malulü Olmanın Üç Şartı
Bir kişinin vazife malulü sayılabilmesi için üç unsur bir arada gerçekleşmeli.
Birincisi, 4/1-(c) bendi kapsamında sigortalı olmak. Bu esas olarak memurları ve diğer kamu görevlilerini kapsar. Bir ayrıntı önemlidir: 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun hâlâ yürürlükte olan 56. maddesi, sigortalı sayılmayan er, erbaş, yedek subay ve yedek astsubay öğrencilerini de dışarıda bırakmaz. Silah altında bulunan bir erin celp veya terhis sevki sırasında malul kalması hâlinde de vazife malullüğü aylığı bağlanabilir.
İkincisi, maluliyetin resmî olarak tespit edilmiş olması. Tek başına bir hastane raporu yeterli değildir. SGK’nın yetkilendirdiği sağlık kurulunca düzenlenen rapor ve dayanağı belgeler incelenir; çalışma gücü kaybının en az %60 olduğu Kurum tarafından ayrıca onaylanır.
Üçüncüsü, malullüğün kanunda sayılan hallerden biriyle meydana gelmiş olması. Uygulamada en çok tartışılan kısım budur. Olayın sadece “görev saatinde” gerçekleşmiş olması bazı yargı kararlarına göre yetmez; görevin “sebep ve etkisiyle” ortaya çıkmış olması da gerekir. Bu konuyu bir sonraki başlıkta ayrıntılı ele alıyoruz.
Vazife Malulü Nasıl Olunur, En Sık Sorulan Soru Budur
Süreç şöyle işler: önce olay 15 iş günü içinde SGK’ya bildirilir, ardından SGK Sağlık Kurulu maluliyeti ve illiyet bağını inceler, olumsuz karara Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz edilebilir, bu da sonuçsuz kalırsa 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılır. Her aşamayı aşağıda tek tek açıklıyoruz.
İlliyet Bağı: Yargıtay ve Danıştay Aynı Ölçütü Kullanmıyor
Vazife malullüğü davalarının büyük kısmı “illiyet bağı” yani nedensellik ilişkisi noktasında çözülür. Ve burada dikkat çekici bir ayrışma vardır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin son dönem kararlarına göre, vazife malulü sayılmak için olayın vazife sırasında gerçekleşmesi yeterlidir; görevin ayrıca “neden ve etkisiyle” meydana gelmiş olması şartı aranmaz. Dairenin 2024/12886 esas, 2025/11236 karar sayılı ve 3 Temmuz 2025 tarihli kararı bu yaklaşımı açıkça ortaya koyar.
Danıştay ise bu konuda daha katı bir çizgide durur. 5434 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun çerçevesinde yaptığı değerlendirmelerde hem “zaman” hem de “neden-etki” unsurunun birlikte bulunmasını arar. Danıştay 12. Daire’nin 2024/2868 esas, 2024/3801 karar sayılı ve 26 Eylül 2024 tarihli kararında, malullüğün hem görevin yapıldığı sırada hem de görevin etkisiyle ortaya çıkmış olması gerektiği vurgulanır.
Bu fark tesadüfi değildir; davanın hangi yargı koluna açıldığına bağlı olarak sonucu değiştirir. Sigortalının SGK’ya karşı açtığı aylık bağlama uyuşmazlıkları genellikle adli yargıda (iş mahkemeleri ve temyizen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi) görülür. Kamu görevlisinin kendi kurumuna karşı açtığı idari işlemin iptali davaları ise idare mahkemelerinde ve temyizen Danıştay’da sonuçlanır. Dolayısıyla dosyanın hangi yola gittiği, illiyet bağının nasıl yorumlanacağını da bir ölçüde belirler.
Uygulamada mahkemeler “doğrudan nedeni” araştırırken sadece kaza anına bakmaz; mesai saatlerine, çalışma koşullarına, olay yeri tutanaklarına ve tanık ifadelerine de bakar. Bir örnek bu ayrımı somutlaştırır: bir asker izinli olduğu sırada askeri tesiste boğulma tehlikesi geçirirse, olay “vazifenin sebep ve etkisi” olmadan gerçekleştiği için vazife malullüğü kabul edilmez. Aynı kişi boğulmakta olan bir arkadaşını kurtarmaya çalışırken kendisi de zarar görürse, bu kez “vazifenin sebep ve tesiri” var sayılır.
İlliyet Bağı Neden Bu Kadar Tartışmalı?
Çünkü kanun metni “vazifelerini yaptıkları sırada” der, ama bu ifadenin “sırasında” mı yoksa “sebebiyle” mi anlaşılacağı yıllardır tartışılıyor. Bu konuda Yargıtay ve Danıştay arasında henüz tam bir birleşme yoktur; okuyucunun bilmesi gereken şey, “kesin bir cevap” değil, “hangi mahkemeye gidilirse hangi ölçütün uygulanacağı” bilgisidir.
Vazife Malullüğü Davası Nasıl Açılır?
Süreç şu adımlarla ilerler.
Kuruma bildirim ve başvuru. Vazife malullüğüne sebep olan olay, ilgili kamu idaresi tarafından en geç 15 iş günü içinde SGK’ya bildirilir. Sigortalı veya hak sahipleri de aynı süre içinde başvurabilir. Bildirim süresi kaza tarihinden, hastalık hallerinde kesin raporun onay tarihinden, esirlik ve gaiplik hallerinde ise bu durumun sona erdiği tarihten işlemeye başlar.
Sağlık kurulu incelemesi. SGK Sağlık Kurulu, sunulan raporları ve dayanağı belgeleri inceleyerek malul olup olmadığına ve vazife malullüğü şartlarının oluşup oluşmadığına karar verir.
İtiraz yolu. Kurumun ilk kararına itiraz edilebilir; itiraz üzerine dosya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na gönderilir. Bu kurulun kararları Kurum’u bağlar ama ilgilileri bağlamaz; sigortalı, bu karara rağmen dava açma hakkını korur.
Dava açma süresi. Kararın tebliğinden itibaren (veya 60 gün içinde cevap verilmezse zımni reddin oluştuğu tarihten itibaren) 60 gün içinde ilgili yargı merciine başvurulmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında yeni bir başvuru ve yeni bir ret kararı beklemek gerekir.
Mahkeme aşaması. Mahkeme, taraflardan gelen raporlar çelişkiliyse dosyayı bir hakem hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na sevk edebilir. Bu rapor süreci, davanın en uzun aşaması olabilir; ortalama yargılama süresi 12-18 ay arasında değişir, istinaf ve temyiz aşamaları eklendiğinde bu süre uzayabilir.
Dava kazanıldığında sadece “vazife malulüsünüz” tespiti yapılmaz; mahrum kalınan aylıklar yasal faiziyle birlikte geçmişe dönük olarak ödenir. Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin bir kararında, askerlik sırasında silahla yaralanan ve önce “malul değil” denilen bir davacı, mahkemenin sevk ettiği hakem hastanenin raporuyla haklı bulunmuş; idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle mahrum kaldığı aylıkları almaya hak kazanmıştır.
SGK Vazife Malullüğü Başvurumu Reddederse Ne Yapmalıyım?
Önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz edilebilir. Bu itiraz sonuçsuz kalırsa veya doğrudan idari yargıya gidilmek isteniyorsa, ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. Süre hak düşürücü olduğu için, itiraz yolunu tüketip tüketmeme kararı baştan, bir hukukçuyla birlikte planlanmalıdır.
İspat: Hangi Belgeler Dava Sonucunu Belirliyor?
İlliyet bağını kanıtlamak sadece sağlık raporlarıyla sınırlı değildir. Uygulamada şu belgeler dava sonucunu doğrudan etkiler:
- Olay yeri tespit tutanağı ve varsa savcılık soruşturma evrakı,
- Tanık beyanları,
- Mesai çizelgeleri ve görevlendirme yazıları,
- Kurumun “menfaatini korumak amacıyla yapılan iş” niteliğini kabul ettiğine dair yazısı (Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve Belgeler Hakkında Tüzük’ün 3/b maddesi bu belgeyi açıkça arar),
- Sağlık kurulu ve hakem hastane raporları.
Eksik veya idarece hatalı doldurulmuş bir “vazife malullüğü tutanağı”, SGK’nın ret gerekçelerinin başında gelir. Dosyalarımızda sık gördüğümüz bir tablo şudur: olay gerçekten görev sırasında yaşanmıştır, fakat kurumun tuttuğu tutanak olayı “adi bir kaza” gibi göstermiştir. Bu durumda dava aşamasında tamamlayıcı tanık beyanları ve mesai çizelgeleriyle illiyet bağı yeniden kurulabilir; yani tutanaktaki eksiklik, davayı kaybettirmez ama süreci uzatır.
TSK, Polis ve Sivil Memurlar İçin Farklar
TSK vazife malulü statüsü için “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği” esas alınır. Vazifenin sebep ve etkisiyle yaralanan personel için “Sınıfı veya Branşı Görevini Yapamaz” ya da “Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz” nitelikli sağlık raporu düzenlendiğinde, dosya 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi çerçevesinde SGK’ya gönderilir. Bu raporu alan personel isterse yeniden göreve dönme başvurusunda bulunabilir; bu durumda dosya ilgili komutanlık üzerinden yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilir.
Polis vazife malulü hakları Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nde ayrıca düzenlenir. C, D ve E dilimi sağlık şartlarını taşıyan personelin dosyası Personel Dairesi Başkanlığı aracılığıyla SGK’ya iletilir. Burada bilinmesi gereken bir ayrıntı vardır: psikiyatrik hastalıklar nedeniyle “D” dilimine giren, diğer branşlarda ise “E” dilimine giren personel idari polisliğe aktarılamaz; yani vazife malulü olarak çalışmaya devam etme imkânı bu grupta daha sınırlıdır.
Sivil memurlar için de vazife malullüğü hakları vardır. Bir öğretmenin okul yolunda geçirdiği trafik kazası ya da bir belediye çalışanının görev başında yaralanması bu kapsama girebilir. Sivil personelde illiyet bağının kurumca kabul edilmesi, askerî ve emniyet personeline kıyasla bazen daha zorlayıcı olabilir.
Vazife Malullüğü Davası Emsal Yargı Kararlarından Örnekler
Aşağıdaki tablo, farklı olay türlerinde mahkemelerin izlediği çizgiyi somutlaştırır.
| Olay Türü | Yargı Yaklaşımı |
| Askerlik sırasında bulaşıcı hastalık | Hepatit B’nin bulaşma yolu ve kuluçka süresi dikkate alındığında, “sağlam” olarak askere alınan kişide askerlik sırasında ortaya çıkan hastalığın hizmetin neden ve etkisiyle oluştuğu kabul edilir (Danıştay 12. Daire, E. 2018/5510, K. 2021/5875, 17.11.2021). |
| Kışla içinde silahla yaralanma | Olayın kışla içinde meydana gelmiş olması, görevin neden ve etkisiyle gerçekleştiğine karine oluşturur; vazife malullüğü şartları oluşmuş sayılır (Yargıtay 10. HD, E. 2023/8911, K. 2025/12196, 22.09.2025). |
| Terörle mücadele kapsamında yol kontrolü | Terör bölgesinde yürütülen yol kontrol görevi sırasında yaşanan maluliyet, görevin doğrudan sonucu sayılır (Yargıtay 10. HD, E. 2023/8111, K. 2024/13616, 24.12.2024). |
| Misafirlikte silah şakası | Görev dışı bir ortamda, şakalaşma sırasında silahın ateş alması sonucu oluşan zarar, vazife malullüğü kapsamı dışında bırakılır; dava reddedilir (Yargıtay 10. HD, E. 2023/13098, K. 2024/7968, 10.07.2024). |
| Görev sonrası özel araçla dönüş | Görevin resmî olarak sona ermesinden sonra özel araçla eve dönüş sırasında meydana gelen kazada, vazife malullüğü şartlarının oluşmadığına hükmedilir (Yargıtay 10. HD, E. 2023/10244, K. 2024/3375, 28.03.2024). |
Bu tablo tek başına şunu gösterir: mahkemeler olayın nerede ve ne zaman gerçekleştiğine mekanik biçimde bakmaz. Görevin devam edip etmediğini, riskin görevden mi yoksa kişinin kendi tercihinden mi kaynaklandığını ayrıntılı biçimde tartışır.
Vazife Malullüğü Nakdi Tazminat Davası ve 2330 Sayılı Kanun
Güven ve asayişi korumakla görevli olanlar ve 6353 sayılı Kanun’la eklenen trafik ve yol güvenliği personeli- için 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ayrı bir tazminat rejimi öngörür. Bu kanuna dayanan dava, görev sırasında ya da görev nedeniyle bedensel veya ruhsal zarara uğrayan kamu görevlisinin (ya da vefat hâlinde mirasçılarının) idare aleyhine açtığı bir tam yargı davasıdır.
Burada önemli bir güncelleme vardır: 2330 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan ve manevi tazminatı sınırlayan ibare, Anayasa Mahkemesi’nin 2024/159 sayılı kararıyla (21 Ağustos 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan) iptal edilmiştir. Güncel metne göre, kanuna göre ödenecek nakdi tazminat ve bağlanacak emekli aylığı, uğranılan maddi zararların karşılığı kabul edilir; kurumların ödemekle yükümlü olduğu tazminat hesabında bu ödemeler dikkate alınır. Bu değişiklik, manevi tazminat taleplerinin önündeki bazı sınırlamaların kalktığı anlamına gelir.
Nakdi tazminat davası da idare mahkemesinde açılır; idareye yazılı başvuru yapılmalı, başvuru reddedilir veya 60 gün içinde cevap verilmezse dava açma süresi başlar. Tazminat miktarı; malullük derecesi, görev unvanı, hizmet süresi ve olayın ağırlığına göre değişen katsayılarla hesaplanır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun güncel bir kararında ele alınan bir olayda, görevi sırasında silah kazası sonucu hayatını kaybeden bir polis memurunun mirasçılarının açtığı tazminat davasında, ölümün kendi ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı tartışılmış; mahkeme, zarar görenin dikkatsizliğinin idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıracak ağırlıkta bir kusur oluşturmadığına ve mesleki risk ilkesi gereği idarenin sorumlu olduğuna hükmetmiştir.
Nakdi Tazminatla Birlikte Aylık Bağlanır mı?
Evet. 2330 sayılı Kanun uyarınca, görev sırasında malul kalanlara nakdi tazminatın yanında malullük aylığı da bağlanabilir. Yani vazife malullüğü tek seferlik bir ödemeyle sınırlı değildir; hem bir defalık tazminat hem düzenli aylık gelir aynı anda hak konusu olabilir.
Harp Malullüğü ve Terör Mağdurları İçin Ek Haklar
Vazife malullüğünün bir üst kademesi olan harp malullüğü, TSK, Jandarma ve Emniyet personeli için maaşın yanında ek imkânlar da içerir: tütün ikramiyesi, ücretsiz ulaşım, eğitim yardımı ve konut kredisi gibi haklar bu kapsamdadır. Terörle mücadele kanunu (3713 sayılı Kanun) çerçevesinde malul olanlar için illiyet bağı araştırması genellikle daha kısa sürede tamamlanır; kanun, ispat yükünün bir kısmını idareye devretmiştir.
3713 sayılı Kanun’un ek 1. maddesi, hak sahipliğini doğuran hâlleri sınırlı sayıda belirler: 2330 sayılı Kanun’a göre harp veya vazife malulü sayılanlar, 5434 sayılı Kanun’un mülga 45. maddesi veya 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi kapsamında vazife malulü sayılan asker, jandarma, sahil güvenlik ve emniyet personeli, terör eylemleri nedeniyle hayatını kaybeden veya engelli hâle gelenler bu kapsamdadır. Hak sahibi olarak tespit edilenler, Devlet Personel Başkanlığı’nca kura usulüyle kamu kurumlarına atanma hakkı kazanır.
Son yıllarda yargı kararlarında dikkat çeken bir gelişme, “görünmez yaralar” olarak adlandırılan travma sonrası stres bozukluğu ve benzeri psikolojik rahatsızlıkların da vazife malullüğü kapsamında değerlendirilmeye başlanmasıdır. Bu tür başvurularda uzman psikiyatrist raporları ve kurum içi yazışmaların dosyaya eklenmesi, sürecin sonucunu doğrudan etkiler.
Vazife Malulü Dereceleri ve 2026 Aylık Tutarları
Vazife malullükleri altı dereceye ayrılır; her derecenin niteliği tüzükle belirlenir, tüzükte yer almayan durumlar için sağlık kurulu karar verir. Derece ne kadar ağırsa, bağlanan aylığa uygulanan zam oranı da o kadar yüksek olur. “6 derece vazife malulü hakları nedir” sorusunu soranların sıklıkla karşılaştığı gerçek şudur: her derece aynı sosyal hakları getirmez; özellikle psikiyatrik tanılı ve E dilimine giren personelde eski görevine dönüş imkânı ortadan kalkabilir.
2026 yılına ait güncel rakamlara gelince: 5510 sayılı Kanun’un Ek 19. maddesinde 7590 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğe göre (31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete), malullük ve yaşlılık sigortasından ödenen aylıklar ile ek ödemeler toplamı, dosya bazında 23.552 TL’nin altında olamaz. Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un Ek 18. maddesi uyarınca (7546 sayılı Kanun, 30 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete), gelir ve aylık alanlara Ramazan ve Kurban bayramlarında 4.000 TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir.
Vazife malullüğü aylıklarının bağlanma tarihi de önemlidir: süresi içinde bildirilen vazife malullüğü aylıkları, sigortalının ölüm veya malullük nedeniyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. Süresi içinde bildirilmeyen durumlarda, zamanaşımı hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sonradan yapılan bildirim üzerine aylık bağlanabilir veya mevcut aylık düzeltilebilir; bu durumda geçmişe dönük farkın idareye ödettirilmesi söz konusu olur.
4/c Vazife Malulü Aylığı 2026 Yılında Ne Kadar?
5510 sayılı Kanun’un Ek 19. maddesindeki güncel düzenlemeye göre, malullük ve yaşlılık sigortasından ödenen aylıklar ile ek ödemeler toplamı dosya bazında 23.552 TL’nin altına düşemez. Kişiye özel tutar, malullük derecesine, hizmet süresine ve diğer unsurlara göre değişir; bu nedenle rakam herkes için aynı değildir, dosyaya özgü hesaplama yapılması gerekir.
Zamanaşımı: Kaçırılmaması Gereken Üç Süre
Vazife malullüğü sürecinde birbirinden farklı üç süre vardır ve bunları karıştırmamak gerekir.
- 15 iş günü: Kamu idaresinin olayı SGK’ya bildirme süresi (sigortalı da aynı süre içinde bildirebilir).
- 60 gün: SGK’nın ret kararına veya zımni redde karşı idari yargıda dava açma süresi.
- 5 yıl: Hakkın kazanıldığı tarihten itibaren istenmeyen aylık veya aylık farklarının zamanaşımına uğradığı süre.
Bu üç süreden özellikle 60 günlük dava açma süresi hak düşürücü niteliktedir. İtiraz sürecini SGK Yüksek Sağlık Kurulu’na taşımadan önce bu sürenin nasıl işleyeceğini bir uzmanla birlikte planlamak, dosyanın usulden reddedilmesini önler.

Sıkça Sorulan Sorular -Vazife Maluliyeti Davası
Vazife malullüğü ne demek?
Vazife malullüğü, 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesinde tanımlanan; bir kamu görevlisinin görevini yaptığı sırada veya görevi nedeniyle meydana gelen bir kazadan ya da hastalıktan dolayı çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybetmesi hâlidir.
Vazife malulü nasıl olunur?
Kişinin 4/1-(c) bendi kapsamında sigortalı olması, maluliyetinin SGK Sağlık Kurulu tarafından resmî olarak tespit edilmesi ve bu maluliyetin kanunda sayılan hâllerden biriyle meydana gelmiş olması gerekir.
Vazife malullüğü davası hangi mahkemede açılır?
SGK’nın vazife malullüğü kararına ilişkin uyuşmazlıklar genellikle idari işlemin iptali davası olarak idare mahkemesinde görülür; bazı aylık bağlama uyuşmazlıkları ise adli yargıda (iş mahkemesi ve temyizen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi) çözümlenir. Nakdi tazminat talepleri idare mahkemesinde açılan tam yargı davası şeklinde ilerler. Detaylı bilgi için askeri hukuk avukatı ile iletişime geçiniz
Görevden ayrıldıktan sonra vazife malullüğü davası açılabilir mi?
Evet. Malullüğün görevde bulunulan dönemde meydana gelen bir olaydan kaynaklandığı tıbbi olarak kanıtlanabiliyorsa, emeklilik veya istifa sonrasında da başvuru ve dava yolu açıktır.
Vazife malullüğü tutanağı eksik doldurulmuşsa dava kaybedilir mi?
Hayır, mutlaka değil. Eksik veya hatalı tutulan tutanak SGK’nın ret gerekçelerinden biri olabilir; ancak mahkeme aşamasında olay yeri tespit tutanağı, tanık beyanları ve mesai çizelgeleri gibi tamamlayıcı belgelerle illiyet bağı yeniden ispatlanabilir.
Kaynakça
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 25, 47, 58, 95, Ek 18, Ek 19
- 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, m. 44, 45, 56 (mülga hükümler hâlen bazı olaylarda uygulanmaktadır)
- 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, m. 6
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, Ek m. 1
- Anayasa Mahkemesi, E. 2024/159 (RG 21.08.2025)
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3730, K. 2025/3361, 05.03.2025
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12886, K. 2025/11236, 03.07.2025
- Danıştay 12. Daire, E. 2024/2868, K. 2024/3801, 26.09.2024
Sonuç
Vazife malullüğü davaları tek bir yasa maddesinin mekanik uygulanmasından ibaret değildir. İlliyet bağının nasıl yorumlanacağı, hangi belgenin dosyaya ne zaman girdiği ve davanın hangi yargı koluna açıldığı sonucu doğrudan etkiler. Yargıtay ile Danıştay’ın bazı noktalarda farklı yaklaştığı, 2330 sayılı Kanun’daki manevi tazminat sınırının Anayasa Mahkemesi kararıyla kalktığı ve aylık tutarlarının her yıl güncellendiği bir alanda, başvuru ve dava öncesinde güncel mevzuatı ve emsal kararları takip etmek büyük önem taşır. Dosyanıza özgü koşulları değerlendirmek için Reform Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz; ilk değerlendirme sürecinin nasıl işlediğini görüşme sırasında ayrıntılı olarak açıklıyoruz.
Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi
Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu
- Ankara 2 No'lu Barosu
- Sicil No: 3148
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Yenimahalle / Ankara
Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.
Uzmanlık alanları
- Askerî Hukuk
- İdare Hukuku
- Yükseköğretim Hukuku
- Ceza Hukuku




