• Türkçe
  • 中文
  • Yükseköğretim Hukuku

    Lüzum-u Muhakeme ve Men-i Muhakeme Kararları Değerlendirilmesi

    Danıştay Emsal Kararları Işığında Lüzum-u Muhakeme ve Men-i Muhakeme Kararlarının Hukuki Niteliği

    Konu: 2547 Sayılı Kanun Kapsamında Lüzum-u Muhakeme ve Men-i Muhakeme Kararlarının Hukuki Niteliği, Usulü ve Yargısal Denetimi

    1. Yasal Dayanak ve Kavramsal Çerçeve

    “Lüzum-u muhakeme” ve “men-i muhakeme” kararları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (c) fıkrası uyarınca yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile üniversite yöneticileri, öğretim elemanları ve memurların görevleri dolayısıyla işledikleri ileri sürülen suçlar için uygulanan özel bir soruşturma usulüdür.

    • Lüzum-u Muhakeme: Soruşturma sonucunda, ilgili hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte delil bulunduğu kanaatine varılmasıdır. Bu karar kesinleştiğinde, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir ve iddianame yerine geçerek yargılamanın başlamasını sağlar.
    • Men-i Muhakeme: Mevcut delillerin kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı durumlarda verilir. Bu karar, genel hükümlerdeki “kovuşturmaya yer olmadığı” (takipsizlik) kararına benzer bir sonuç doğurur ve yargılamanın önünü kapatır. Danıştay 8. Daire-2021/3456-2024/152-23.01.2024 sayılı kararda belirtildiği üzere; men-i muhakeme kararı idari yargılama usulü açısından bir iptal kararı niteliğinde olmasa da uyuşmazlığa etkisi bakımından iptal kararı ile benzer sonuçlar doğurabilmektedir.

    2. Yetkili Kurullar ve Yargılama Mercileri

    Soruşturma sonucunda kararı verecek merciler ve yargılama yerleri personelin statüsüne göre değişkenlik göstermektedir:

    Personel Statüsü Karar Verecek Merci Yargılama Yeri
    YÖK Başkanı ve Üyeleri YÖK üyelerinden oluşan kurul Yargıtay ilgili ceza dairesi
    Rektörler YÖK üyelerinden oluşan kurul Yargıtay ilgili ceza dairesi
    Dekanlar ve Enstitü/Yüksekokul Müdürleri Üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşan kurul Suçun işlendiği yer adliye mahkemesi
    Öğretim Elemanları ve Memurlar Üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul Suçun işlendiği yer adliye mahkemesi

    Danıştay 8. Daire-2021/2270-2021/5560-23.11.2021 sayılı karara göre, farklı statüdeki kişilerin birlikte suç işlediği durumlarda yetkili merci, kanunda belirtilen hiyerarşik üst dereceliye göre belirlenmektedir.

    3. Soruşturma Süreci ve Usulü

    Soruşturma süreci, ilk soruşturma ve son soruşturma olmak üzere iki aşamadan oluşur (Danıştay 8. Daire-2016/6977-2021/2588-28.04.2021).

    • Soruşturmacının Görevi: Görevlendirilen soruşturmacı; suç konusu eylemleri belirlemeli, şikayetçi, şüpheli ve tanık ifadelerine başvurmalı ve elde ettiği tüm belgeleri değerlendirerek bir fezleke hazırlamalıdır (Danıştay 1. Daire-2022/367-2022/308-16.03.2022).
    • Fezleke İçeriği: Fezleke, şüpheliye isnat edilen her bir suç yönünden yargılama yapılıp yapılmayacağına dair somut bir öneri (lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme) içermelidir (Danıştay 8. Daire-2023/5071-2024/6365-06.12.2024).
    • Yetkili Kurulun Kararı: Yetkili kurul, soruşturmacının önerisiyle bağlı olmamakla birlikte, soruşturmayı sonuçsuz bırakamaz. Kurulun sadece “lüzum-u muhakeme” veya “men-i muhakeme” kararı verme yetkisi vardır; “kovuşturmaya yer olmadığı” veya “karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde bir karar tesis edemez (Danıştay 1. Daire-2022/14-2022/30-20.01.2022). Ayrıca kurul, bu karar verme yetkisini rektöre devredemez (Danıştay 1. Daire-2020/1468-2020/1588-09.12.2020).

    4. Denetim ve İtiraz Mekanizması

    Bu kararlar yargısal denetime tabidir ve inceleme mercii genellikle Danıştay İkinci Dairesi (YÖK üyeleri için İdari İşler Kurulu) tarafından yapılır.

    • Men-i Muhakeme Kararları: Herhangi bir itiraza gerek olmaksızın, yasa gereği kendiliğinden (re’sen) Danıştay tarafından incelenir.
    • Lüzum-u Muhakeme Kararları: Sadece ilgili şüphelinin itirazı üzerine Danıştay tarafından incelenir. İtiraz edilmezse karar kesinleşir.
    • Savcıların Durumu: Mevzuatta Cumhuriyet Başsavcılarının bu kararlara itiraz edebileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır (Danıştay 1. Daire-2008/746-2008/784-26.06.2008).
    • Kararların Kesinliği: Danıştay’ın bu incelemeler sonucunda verdiği kararlar kesin olup, bunlara karşı karar düzeltme veya temyiz yolu kapalıdır (Danıştay 1. Daire-2021/181-2021/371-04.03.2021).

    5. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Hususlar

    • Görev Suçu Ayrımı: Eylem kişinin göreviyle ilgili değilse (kişisel suç), bu özel usul uygulanmaz ve genel hükümlere göre doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yürütür (Danıştay 1. Daire-2021/1850-2021/1835-07.12.2021).
    • Vakıf Üniversiteleri: Vakıf yükseköğretim kurumlarında sadece rektör, rektör yardımcısı ve üst kuruluş genel sekreterleri bu özel usule tabidir. Diğer akademik ve idari personel hakkında genel hükümler uygulanır (Danıştay 1. Daire-2021/1839-2021/1782-30.11.2021).
    • Mükerrer Karar Yasağı: Aynı eylem ve şüpheli hakkında bir kez karar verildikten sonra, yeni bir delil ortaya çıkmadıkça ikinci kez soruşturma yapılamaz. Verilmiş bir kurul kararı idari bir işlemle geri alınamaz veya hukuken geçersiz kılınamaz (Danıştay 1. Daire-2019/313-2019/566-01.10.2018).
    • Delil Yeterliliği: Men-i muhakeme kararı verilebilmesi için mevcut delillerin kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olmaması gerekir. Eğer deliller yargılamayı gerektiriyorsa, Danıştay men-i muhakeme kararını bozarak lüzum-u muhakeme kararı verebilir (Danıştay 1. Daire-2014/232-2014/25-19.02.2014).

    Kapsamlı Değerlendirme

    1. Doğrudan Sonuç

    Lüzum-u muhakeme ve men-i muhakeme kararları, Türk hukuk sisteminde özellikle yükseköğretim personeli ve belirli üst düzey kamu görevlileri için öngörülen özel soruşturma usulünün nihai karar mekanizmalarını oluşturur. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (c) fıkrası uyarınca, bu kararlar bir “yargılamaya geçiş filtresi” işlevi görür . Lüzum-u muhakeme kararı, şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli delil bulunduğunu tespit ederek iddianame yerine geçer ve yargılamayı başlatır . Men-i muhakeme kararı ise mevcut delillerin dava açılmasına yeterli olmadığını tespit ederek yargılama yolunu kapatan, genel hükümlerdeki “kovuşturmaya yer olmadığı” kararına benzer bir sonuç doğurur .

    2. Kavramsal Çerçeve ve Terminoloji

    Kavramların kökeni Osmanlı ceza yargılamasına, özellikle 1879 tarihli Usul-i Muhakemat-ı Cezaiye Kanun-ı Muvakkati’ne dayanmaktadır. Tarihsel süreçte tahkikatın sonlandırılması; “lüzumı muhakeme” (yargılamanın gerekliliği) veya “men’-i muhakeme” (yargılamanın engellenmesi) kararlarıyla sağlanmıştır.

    • Lüzum-u Muhakeme: Soruşturma aşamasında toplanan delillerin, kişinin yargılanmasını gerektirecek nitelikte bulunması halidir. Modern uygulamada bu karar kesinleştiğinde yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir ve ayrı bir iddianame düzenlenmesine gerek kalmaksızın yargılama bu belge üzerinden yürütülür.
    • Men-i Muhakeme: Eylemin suç oluşturmadığı veya delil yetersizliği nedeniyle kamu davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı durumlarda verilen karardır.

    3. Doktrindeki Ana Yaklaşımlar

    Literatürde bu kararların niteliği ve işleyişi üzerine üç ana yaklaşım öne çıkmaktadır:

    • İddianame İkamesi Yaklaşımı: Lüzum-u muhakeme kararının sadece bir “izin” değil, bizzat bir “iddianame” olduğu savunulmaktadır. Bu nedenle, CMK m. 170 uyarınca bir iddianamede bulunması gereken tüm unsurların (suçun unsurları, deliller, sevk maddeleri vb.) bu kararda da yer alması gerektiği vurgulanmaktadır [L4].
    • Yargısal Denetim Yoğunluğu: Men-i muhakeme kararlarının, şüphelinin aleyhine bir durum oluşturmaması ve yargı yolunu kapatması nedeniyle “re’sen” (kendiliğinden) üst yargı denetimine (Danıştay) tabi tutulması gerektiği kabul edilir . Lüzum-u muhakeme ise kişinin yargılanması sonucunu doğurduğu için ancak ilgilinin itirazı üzerine denetlenir .
    • Özel Soruşturma Usulünün İstisnalığı: Bu usulün sadece “görev dolayısıyla” işlenen suçlarda uygulanabileceği, kişisel suçlarda genel hükümlerin geçerli olduğu doktrinde ve mevzuatta sabittir

    4. Yaklaşımlar Arasındaki Ayrışmalar ve Çatışmalar

    Literatürdeki en belirgin çatışma alanı, iddianamenin iadesi kurumunun bu kararlara uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır:

    • Uygulanabilirlik Tartışması: Bir görüş, lüzum-u muhakeme kararının iddianame yerine geçmesi nedeniyle, CMK’daki iddianamenin iadesi mekanizmasının kıyasen uygulanması gerektiğini savunur. Zira lüzum-u muhakeme kararına itiraz edilmediği durumlarda karar Danıştay denetiminden geçmeden kesinleşmekte, bu da eksik soruşturma ile davanın açılmasına sebebiyet verebilmektedir.
    • Yasal Boşluk Sorunu: Diğer bir yaklaşım ise 2547 sayılı Kanun’da bu konuda açık bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekerek, bu durumun uygulamada belirsizlik yarattığını ve yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir.

    5. Usuli Sonuçlar ve Dava Stratejisine Etkiler

    Kararların kesinleşme ve denetim süreçleri, davanın seyrini doğrudan etkiler:

    • Denetim Mercileri: Kararı veren merciler personelin statüsüne göre değişir. Rektörler ve YÖK üyeleri için YÖK bünyesindeki kurullar; dekanlar ve öğretim elemanları için üniversite yönetim kurulları yetkilidir (Mevzuat Notu).
    • İtiraz ve Re’sen İnceleme: Men-i muhakeme kararları herhangi bir itiraza gerek olmaksızın Danıştay (genellikle 2. Daire) tarafından kendiliğinden incelenir . Lüzum-u muhakeme kararları ise ancak şüphelinin itirazı üzerine incelenir; itiraz edilmezse karar kesinleşir.
    • Tebligat Zorunluluğu: Lüzum-u muhakeme kararlarına karşı itiraz yolu açık olduğu için, bu kararların ilgilisine tebliğ edilmesi usuli bir zorunluluktur .

    6. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları

    • Kesinlik ve Mükerrer Karar Yasağı: Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşen kararlar nihai niteliktedir. Ancak men-i muhakeme kararı verildikten sonra olayla ilgili “yeni delil” ortaya çıkması durumunda yeniden soruşturma açılması mümkündür .
    • Yargılama Yeri: Lüzum-u muhakeme kararı kesinleştiğinde; YÖK Başkanı, üyeleri ve rektörler için yargılama yeri Yargıtay ilgili ceza dairesi iken; diğer personel için suçun işlendiği yer adliye mahkemeleridir (Mevzuat Notu).
    • İstisnai Suçlar: Bazı suçlar (örneğin 3628 sayılı Kanun kapsamındaki rüşvet, irtikap vb. suçlar veya ideolojik amaçlı suçlar) bu özel usulün dışındadır. Bu durumlarda Cumhuriyet savcısı doğrudan (re’sen) soruşturma yürütür.

    7. Somut Olaya Uygulanabilecek Çıkarımlar

    Bir yükseköğretim personeli hakkında yürütülen soruşturmada:

    1. Eylemin “görevle ilgili” olup olmadığı tespit edilmelidir. Kişisel suçlarda bu usul uygulanmaz.
    2. Soruşturma raporu sonucunda yetkili kurulun vereceği karar (lüzum veya men) personelin unvanına göre belirlenen mercie gönderilmelidir.
    3. Eğer “men-i muhakeme” kararı verilmişse, dosya itiraz beklenmeksizin Danıştay’a gönderilmelidir .
    4. Eğer “lüzum-u muhakeme” kararı verilmişse, şüpheliye tebliğ edilmeli ve itiraz süreci beklenmelidir.

    8. Açık Sorular, İstisnalar ve Belirsizlikler

    • İddianamenin İadesi: Mahkemelerin, Danıştay denetiminden geçerek veya itiraz edilmeyerek kesinleşen bir lüzum-u muhakeme kararını “iddianamenin iadesi” usulüyle geri gönderip gönderemeyeceği hususu doktrinde tartışmalı bir boşluktur .
    • Disiplin-Ceza Ayrımı: Ceza soruşturması kapsamında verilen lüzum veya men kararlarının, aynı eylem nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmasına etkisi (bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı) uygulama farklılıkları içerebilir.

    9. Sonuç ve Pratik Değerlendirme

    Lüzum-u muhakeme ve men-i muhakeme sistemi, akademik ve idari personelin asılsız ithamlardan korunması ile suç işlediği iddia edilenlerin yargılanması arasında bir denge kurmayı amaçlar. Uygulamada, lüzum-u muhakeme kararlarının CMK 170’teki teknik şartları taşıması, yargılamanın sıhhati açısından kritiktir . Men-i muhakeme kararlarının ise re’sen denetime tabi olması, idari kurulların yargı yolunu haksız yere kapatmasının önüne geçen en önemli güvencedir . Danıştay’ın bu kararlar üzerine verdiği kararlar kesin olup, olağan kanun yolları (temyiz, karar düzeltme) bu kararlara karşı kapalıdır .

    Kaynakca

    Yargi Kararları

    1. Danıştay, 8. Daire, E. 2021/3456, K. 2024/152, T. 23.01.2024
    2. Danıştay, 8. Daire, E. 2021/2270, K. 2021/5560, T. 23.11.2021
    3. Danıştay, 8. Daire, E. 2016/9382, K. 2021/2586, T. 28.04.2021
    4. Danıştay, 1. Daire, E. 2022/367, K. 2022/308, T. 16.03.2022
    5. Danıştay, 1. Daire, E. 2019/313, K. 2019/566, T. 01.10.2018
    6. Danıştay, 1. Daire, E. 2021/1850, K. 2021/1835, T. 07.12.2021
    7. Danıştay, 1. Daire, E. 2021/181, K. 2021/371, T. 04.03.2021
    8. Danıştay, 8. Daire, E. 2023/5071, K. 2024/6365, T. 06.12.2024
    9. Danıştay, 1. Daire, E. 2021/1839, K. 2021/1782, T. 30.11.2021
    10. Danıştay, 8. Daire, E. 2019/3176, K. 2021/436, T. 28.01.2021
    11. Danıştay, 1. Daire, E. 2008/746, K. 2008/784, T. 26.06.2008
    12. Danıştay, 8. Daire, E. 2016/6977, K. 2021/2588, T. 28.04.2021
    13. Danıştay, 1. Daire, E. 2007/1357, K. 2007/1507, T. 11.12.2007
    14. Danıştay, 10. Daire, E. 2019/10080, K. 2021/5215, T. 01.11.2021
    15. Danıştay, 1. Daire, E. 2004/663, K. 2005/119, T. 04.02.2005
    16. Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/2700, K. 2022/2472, T. 12.09.2022
    17. Danıştay, 1. Daire, E. 2020/1468, K. 2020/1588, T. 09.12.2020
    18. Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/2578, K. 2021/1496, T. 22.09.2021
    19. Danıştay, 1. Daire, E. 2010/892, K. 2010/1038, T. 23.06.2010
    20. Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/2263, K. 2022/2473, T. 12.09.2022
    21. Danıştay, 8. Daire, E. 2016/11580, K. 2020/6097, T. 29.12.2020
    22. Danıştay, 1. Daire, E. 2021/1365, K. 2021/1454, T. 14.10.2021
    23. Danıştay, 8. Daire, E. 2016/12908, K. 2020/6159, T. 30.12.2020
    24. Danıştay, 1. Daire, E. 2022/14, K. 2022/30, T. 20.01.2022
    25. Danıştay, 8. Daire, E. 2005/1425, K. 2005/5059, T. 09.12.2005
    26. Danıştay, 1. Daire, E. 2014/232, K. 2014/25, T. 19.02.2014

    Literatur Kaynakları

    1. Türk Ceza Yargılama Usulünde İlk Kanun: 1879 Tarihli Usul-i Muhakemat-ı Cezaiye Kanun-ı Muvakkati ve Mahkemelerin Görev ve Yetkisi – Esma Sena Tezcan – 2022
    2. Ceza Muhakemesi Hukukunda kovuşturma şartı olarak izin kavramı ve iznin denetimi – UYGAR GÜNERBÜYÜK – 2010
    3. Türk Anayasa Hukukunda Yüce Divan – ÇAĞDAŞ EROL – 2012
    4. Ceza muhakemesi kanunu kapsamında cumhuriyet savcısının yetki,görev ve sorumlulukları – ÖZLEM KARACA – 2024
    5. Yargı kararları ışığında yükseköğretimde öğretim elemanları disiplin ve ceza soruşturmaları – ÖZGÜR BOZKURT – 2021
    6. Asta Müessir Fiil Suçu – Taha Yasin Uçar – 2024
    7. Yükseköğretim Personelinin Göreve İlişkin Suçlarının Soruşturulması – Berkan Ayturan – 2018
    8. Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda soruşturma evresinin sona ermesi – HAKAN KAŞKA – 2018
    9. Seri Muhakeme Usulü – Abdullah Batuhan Baytaz – 2020
    10. Osmanlı Ceza Yargılamasında Müstantik (Sorgu Hâkimi) – İbrahim Ülker – 2023
    11. Ceza Muhakemesi Şartlarının Genel Teorisi – Ali Şahin Kılıç – 2024
    12. Tanzimat Dönemi Osmanlı Yargılama Hukukunda İstinaf – Abdullah Vefa Karataş – 2024
    13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında ve Türk hukukunda suçsuzluk karinesi – YALÇIN ŞAHİNKAYA – 2006

    Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi

    Av. Gökhan YILMAZ fotoğrafı

    Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu

    • Ankara 2 No'lu Barosu
    • Sicil No: 3148
    • İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
    • Yenimahalle / Ankara

    Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

    Uzmanlık alanları

    • Askerî Hukuk
    • İdare Hukuku
    • Yükseköğretim Hukuku
    • Ceza Hukuku

    İlgili Makaleler

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Başa dön tuşu