Lüzum-u Muhakeme-Men-i Muhakeme Nedir?

Yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanları, yöneticiler ve memurlar hakkında görevleri dolayısıyla veya görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar, genel ceza muhakemesi usulünden farklı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (c) fıkrasında düzenlenen özel bir usule tabidir. Bu usulün sonunda verilen iki karardan biri lüzum-u muhakeme, diğeri ise men-i muhakeme kararıdır. Bu makalede her iki kararın hukuki niteliği, karar vermeye yetkili kurullar, itiraz süresi ve mercii ile güncel Danıştay içtihadı ışığında dikkat edilmesi gereken usul hususları ele alınmaktadır.
Lüzum-u Muhakeme Kararı Nedir?
Lüzum-u muhakeme kararı, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi uyarınca yürütülen ceza soruşturması sonucunda, şüphelinin isnat edilen suçu işlediğine ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunduğu kanaatine varılması hâlinde, o kişi hakkında yargılamanın gerekli olduğuna dair yetkili kurulca verilen karardır. Bu kararla birlikte, ilgili kişi hakkında kamu davası açılmış sayılır.
Danıştay içtihadında ve öğretide baskın görüş, lüzum-u muhakeme kararının, ceza muhakemesindeki iddianame işlevini gördüğü yönündedir. Karar, doğrudan yetkili ve görevli mahkemeye gönderilir; mahkeme, ayrıca bir iddianame kabulü incelemesi yapmaksızın yargılamaya başlar.
Men-i Muhakeme ile Farkı
Aynı soruşturma sürecinin sonunda verilebilecek ikinci ihtimal, men-i muhakeme kararıdır. Soruşturmacının hazırladığı fezlekede şüphelinin isnat edilen suçu işlemediği, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı ya da suçun şüpheliye atfedilemediği kanaatine varılması hâlinde, yetkili kurul yargılamaya yer olmadığı yönünde, yani men-i muhakeme kararı verir.
- Lüzum-u muhakeme → yargılama açılır, iddianame yerine geçer.
- Men-i muhakeme → yargılamaya yer olmadığına karar verilir.
- Her iki karar da aynı yetkili kurul tarafından, aynı fezleke üzerine verilir.
- İtiraz rejimleri farklıdır (aşağıda ayrıntılı anlatılmıştır).
Karar Vermeye Yetkili Kurullar
2547 sayılı Kanun’un 53/c-2 maddesi, şüphelinin statüsüne göre karar vermeye yetkili kurulu farklılaştırmıştır:
| Şüpheli Statüsü | Karar Vermeye Yetkili Kurul |
| Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan/üyeleri | Kanunda öngörülen özel usul; ilk değerlendirme Danıştay 2. Dairesi’ne atfen düzenlenmiştir |
| Üniversite rektörleri, rektör yardımcıları, üst kuruluş genel sekreterleri | Yükseköğretim Kurulu üyelerinden oluşan üç kişilik kurul |
| Fakülte dekanları, enstitü/yüksekokul müdürleri, yönetim kurulu üyeleri, üniversite genel sekreteri | Rektörün başkanlığında, rektör yardımcılarından oluşan üç kişilik kurul |
| Öğretim elemanları, fakülte/enstitü/yüksekokul sekreterleri | Üniversite yönetim kurulu üyelerinden oluşturulacak üç kişilik kurul |
| 657 sayılı Kanuna tabi memurlar | Yer itibarıyla yetkili il idare kurulu |
Yetkili kurul oluşturulmadan veya kurulca lüzum-u muhakeme ya da men-i muhakeme yönünde açık ve kesin bir karar verilmeden doğrudan soruşturmanın kapatılması ya da “kanaat bildirme” ile yetinilmesi, Danıştay içtihadına göre usule aykırıdır ve iptal nedenidir.
Soruşturma ve Fezleke Süreci
Süreç, disiplin amirinin doğrudan ya da görevlendireceği bir soruşturmacı eliyle yürütülen ilk soruşturma ile başlar. Soruşturmacı; şikâyetçi, şüpheli ve varsa tanıkların ifadelerine başvurur, lehte ve aleyhte tüm delilleri toplar, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırır. Soruşturma sonunda düzenlenen fezlekede soruşturmacı, ulaştığı kanaate göre ilgili kişi hakkında lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme kararı verilmesi yönünde öneride bulunur. Fezleke ve tüm soruşturma dosyası, karar vermeye yetkili kurula ulaştırılmak üzere soruşturma emrini veren makama teslim edilir.
Yetkili kurul, soruşturmacının önerisiyle bağlı değildir; dosyayı bağımsız olarak değerlendirip kendi kararını verir. Danıştay 7. Ceza Dairesi’nin yerleşik kabulüne göre, 2547 sayılı Kanun uyarınca görevlendirilen soruşturmacı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Cumhuriyet savcısına tanıdığı soruşturma yetkilerinin büyük bölümünü kullanabilmektedir.
İtiraz Süresi ve İtiraz Mercii
Yetkili kurulca verilen karar, şüpheliye bizzat tebliğ edilir; şüphelinin bulunamaması hâlinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca ilanen tebligat yapılır. İlgililerin lüzum-u muhakeme kararına karşı tebliğden itibaren 10 gün içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu süre içinde itiraz edilmez veya karar üst incelemede onanırsa karar kesinleşir. Men-i muhakeme kararı ise itiraz beklenmeksizin kanun gereği kendiliğinden üst incelemeye gönderilir.
Önemli bir mevzuat nüansı: 2547 sayılı Kanun‘un 53/c-4 maddesinin lafzında, itiraz ve kendiliğinden inceleme mercii olarak Danıştay İkinci Dairesi gösterilmiştir. Ancak 2004 yılında yürürlüğe giren 5183 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle Danıştay 2. Dairesi kaldırılmış; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun değişik 42. maddesi uyarınca bu görevler Danıştay Birinci Dairesi’ne devredilmiştir. Dolayısıyla uygulamada — kanun metni hâlâ eski atfı taşısa da — lüzum-u muhakeme ve men-i muhakeme kararlarının incelemesini fiilen Danıştay Birinci Dairesi yapmaktadır. Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkındaki ilk aşama kararlar ise kanunda ayrıca düzenlenmiş özel bir usule tabidir.
Bazı kaynaklarda hâlâ ‘Danıştay 2. Dairesi inceler’ ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kanun metninin değişmeden kalmış lafzının tekrarından ibarettir. Güncel yargısal uygulamada inceleme Danıştay Birinci Dairesi tarafından yapılmaktadır.
Danıştay İncelemesi Sonrası Süreç
İtiraz üzerine incelemeyi yapan Danıştay Birinci Dairesi, ilk kararı onayabilir ya da bozabilir. Bozma hâlinde, örneğin lüzum-u muhakeme kararı bozularak şüphelinin men-i muhakemesine karar verilebilir; tersi durumda da mümkündür. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen şüphelilerden Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na; diğer görevlilerin yargılanması ise suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine aittir.
Mükerrer Soruşturma Yasağı: Güncel Danıştay Uygulaması
Danıştay’ın güncel kararlarında vurgulanan önemli bir ilke, aynı fiil hakkında daha önce kesinleşmiş bir men-i muhakeme veya lüzum-u muhakeme kararı bulunmasına rağmen, aynı eylem nedeniyle yeniden soruşturma açılamayacağıdır. Yetkili kurulun ikinci kez verdiği karar, itiraz üzerine bu gerekçeyle bozulmaktadır. Bu ilke, hem kişilerin aynı fiil nedeniyle tekrar tekrar soruşturmaya maruz bırakılmasını önlemekte hem de yönetim istikrarını korumaktadır.
Ayrıca yargılama sırasında suçun vasfının değişebileceği ihtimali, tek başına 2547 sayılı Kanun’un 53/c maddesindeki özel usulün yeniden işletilmesini gerektirmez; mahkeme, sanığın ek savunmasını alarak yargılamaya devam etmekle yükümlüdür.
Hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilen kişilerin, kararın tebliğ tarihini ve 10 günlük itiraz süresini dikkatle takip etmesi gerekir. İtiraz dilekçesi, soruşturma makamına sunulabileceği gibi, görevli Danıştay dairesine de doğrudan verilebilir.
Sonuç
Lüzum-u muhakeme, yükseköğretim personeli hakkındaki ceza soruşturmalarında yargılamaya geçişi sağlayan; men-i muhakeme ise soruşturmanın yargılamasız kapanmasını ifade eden karardır. Sürecin usulüne uygun yürütülmesi yetkili kurulun doğru oluşturulması, kararın süresinde ve doğru mercie itiraz edilmesi, mükerrer soruşturma yasağının gözetilmesi hem idare hem de ilgili kişi bakımından hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik önemdedir.

Sık Sorulan Sorular – Lüzum-u Muhakeme
Lüzum-u muhakeme kararı ne anlama gelir?
Lüzum-u muhakeme kararı, yükseköğretim personeli hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda, şüphelinin işlediği iddia edilen suça ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunduğu kanaatine varılması hâlinde yetkili kurulca verilen ve şüphelinin yargılanmasını sağlayan karardır. Öğretide ve Danıştay kararlarında bu karar, kamu davasının açılmasını sağlayan iddianame niteliğinde kabul edilir.
Men-i muhakeme kararı ile lüzum-u muhakeme kararı arasındaki fark nedir?
Lüzum-u muhakeme, yargılamanın açılmasına; men-i muhakeme ise yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle yargılama yapılmamasına ilişkin karardır. İkisi de aynı yetkili kurul tarafından, soruşturmacının hazırladığı fezleke üzerine verilir; farkları sonuçlarıdır.
Lüzum-u muhakeme kararına itiraz süresi ne kadardır?
İlgililerin lüzum-u muhakeme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Men-i muhakeme kararları ise itiraz beklenmeksizin kendiliğinden üst incelemeye gönderilir.
İtirazı hangi merci inceler?
2547 sayılı Kanun’un lafzında inceleme mercii olarak Danıştay İkinci Dairesi gösterilmiştir. Ancak 5183 sayılı Kanun ile Danıştay 2. Dairesi kaldırıldığından, bu görev fiilen Danıştay Birinci Dairesi tarafından yürütülmektedir. Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri bakımından ilk karar Danıştay 2. Dairesi’ne atfen düzenlenmiş özel usule tabidir.
Aynı fiil nedeniyle ikinci kez soruşturma açılabilir mi?
Hayır. Danıştay’ın güncel kararlarında, bir eylem hakkında daha önce kesinleşmiş men-i muhakeme veya lüzum-u muhakeme kararı bulunmasına rağmen aynı fiil nedeniyle yeniden soruşturma açılması hukuka aykırı bulunmaktadır; itiraz halinde bu tür mükerrer kararlar bozulmaktadır.
Yetkili kurul, isnat edilen bir suç hakkında karar vermeme yoluna gidebilir mi?
Hayır. Danıştay içtihadına göre yetkili kurul, kendisine intikal eden her bir suç isnadı hakkında lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme yönünde kesin ve tek bir karar vermek zorundadır; sonuç doğurmayan bir ‘kanaat açıklaması’ ile yetinilemez.
| Mevzuat / İçtihat | İLGİSİ |
|---|---|
| 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, m.53/(c) | Ceza soruşturması usulünün temel dayanağı |
| 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun | 2547 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda kıyasen uygulanır (m.53/c-2/8 atfı) |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu | Soruşturmacının yetkileri ile genel ceza muhakemesi usulünün tamamlayıcı kaynağı |
| 5183 sayılı Kanun m.13 ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.42 | Danıştay 2. Dairesi’nin kaldırılması sonrasında görevlerin Danıştay Birinci Dairesi’ne devredilmesine ilişkin düzenleme |
| Danıştay 8. Dairesi, E.2016/6977, K.2021/2588 | Kurulun oluşturulması ve karar usulüne ilişkin yerleşik içtihat |
| Danıştay 1. Dairesi Güncel Kararları (2024–2025) | Mükerrer soruşturma yasağı, kesin karar verilmesi zorunluluğu ve soruşturma usulüne ilişkin güncel içtihatlar |
İlgili İçerikler
- Doçentlik Davaları
- Eser İnceleme İtiraz Dava
- Doçentlik Etik İhlali Savunması ve Jüri İtirazı
- Yükseköğretim Hukuku Davaları
Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi
Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu
- Ankara 2 No'lu Barosu
- Sicil No: 3148
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Yenimahalle / Ankara
Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.
Uzmanlık alanları
- Askerî Hukuk
- İdare Hukuku
- Yükseköğretim Hukuku
- Ceza Hukuku




