Haksız Yere Doğrudan Gelir Desteği (DGD) Alma Suçu ve Cezası

Bu yazıda, haksız yere doğrudan gelir desteği alma fiilinin hangi hâllerde suç oluşturduğu, cezai sorumluluğun sınırları, denetim imkânı ve kurum zararı kavramı ile uygulamada sıkça karşılaşılan durumlar ele alınmaktadır.
Tarım politikaları kapsamında çiftçilere sağlanan doğrudan gelir desteği (DGD), tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak, ekim yapılmasını teşvik etmek ve kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla verilen bir kamu yardım türüdür. Ancak bu desteğin gerçek dışı beyanlarla, fiilen ekim yapılmayan araziler üzerinden veya hak sahibi olunmamasına rağmen alınması hâlinde, ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğabilmektedir.
Doğrudan Gelir Desteği (DGD) Nedir?
Doğrudan gelir desteği; tarım arazisinin mülkiyetine değil, üzerinde fiilen tarımsal faaliyette bulunulmasına bağlı olarak verilen bir destektir. Bu yönüyle DGD sistemi, yalnızca tapu kaydına değil, ekim, dikim veya üretim faaliyetinin gerçekten yapılıp yapılmadığına dayanır.
Bu nedenle DGD ödemelerinde esas olan husus;
- Arazinin kime ait olduğu değil,
- Hangi dönemde, kim tarafından ve ne şekilde tarımsal faaliyette bulunulduğudur.
Haksız Yere DGD Almak Ne Anlama Gelir?
Haksız yere doğrudan gelir desteği almak; gerçekte tarımsal üretim yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilmesi, fiilen kullanılmayan araziler için destek başvurusunda bulunulması veya destekten yararlanma şartları oluşmadığı hâlde kamu idaresinden ödeme alınmasıdır.
Uygulamada bu durum genellikle şu şekillerde karşımıza çıkar:
- Ekim yapılmayan arazinin ekilmiş gibi beyan edilmesi
- Başkasının fiilen kullandığı arazi için destek alınması
- Sulu arazi olmadığı hâlde sulu arazi gibi gösterilmesi
- Kullanım hakkı bulunmayan taşınmazlar üzerinden başvuru yapılması
- Gerçek duruma aykırı kira veya kullanım ilişkilerinin ileri sürülmesi
Bu tür fiiller, olayın niteliğine göre ceza hukuku sorumluluğu doğurur.
Haksız DGD Alınması Her Hâlde Suç Mudur?
Hayır. Haksız yere DGD alınması her durumda otomatik olarak suç oluşturmaz. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için bazı unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Özellikle şu hususlar önemlidir:
- Gerçeğe aykırı bir beyanın bulunup bulunmadığı
- Kamu idaresinin denetim yapma imkânının ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı
- Kurum açısından gerçek bir zararın doğup doğmadığı
- Failin kastla mı yoksa hatayla mı hareket ettiği
Bu nedenle her DGD dosyası somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Denetim İmkânı ve Suçun Oluşumu
DGD sisteminde idarenin denetim yetkisi büyük önem taşır. Eğer kamu görevlileri tarafından yapılabilecek bir denetimle, beyanın doğruluğu kolaylıkla tespit edilebiliyorsa ve bu denetimi engelleyici herhangi bir hileli davranış yoksa, ceza sorumluluğunun doğması her zaman mümkün olmayabilir.
Başka bir ifadeyle;
- Denetim imkânı fiilen ortadan kaldırılmamışsa,
- İdarenin kontrol mekanizması açıkça çalışabilir durumdaysa,
- Gerçeğe aykırılık basit bir incelemeyle ortaya çıkabiliyorsa,
her olayda ceza hukuku yaptırımı uygulanması söz konusu olmaz.
Kurum Zararı Olmadan Suç Oluşur Mu?
Ceza hukuku bakımından kurum zararının varlığı kritik bir ölçüttür. Eğer alınan DGD ödemesi, zaten fiilen üretim yapan ve destekten yararlanması gereken bir kişi adına yapılmışsa, kamu zararının doğup doğmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bazı durumlarda:
- Tarımsal faaliyet gerçekten yapılmış olabilir
- Destek ödemesi fiilen üretim yapan kişi lehine sonuç doğurmuş olabilir
- Kamu idaresinin ekonomik kaybı bulunmayabilir
Bu hâllerde suçun maddi unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışmalı hâle gelir.

Haksız Yere Doğrudan Gelir Desteği Almanın Cezası
Haksız yere doğrudan gelir desteği alma fiili, koşullarına göre dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilir. Bu durumda faile hapis ve adli para cezası uygulanması gündeme gelebilir.
Ancak cezanın belirlenmesinde;
- Alınan destek miktarı
- Fiilin süresi ve tekrar edip etmediği
- Failin kastı
- Kurum zararının varlığı
- Dosya kapsamındaki deliller
gibi unsurlar dikkate alınır.
Her olayda aynı cezanın uygulanması söz konusu değildir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Yanılgılar
Uygulamada sıkça yapılan hatalardan bazıları şunlardır:
- Tapu sahibi olmanın tek başına destek almaya yeterli sanılması
- Fiili ekimin öneminin göz ardı edilmesi
- Sözlü kira veya kullanım ilişkilerinin belgeye dayanmadan ileri sürülmesi
- “Zaten herkes böyle yapıyor” düşüncesiyle hareket edilmesi
Bu tür yaklaşımlar, ciddi cezai riskler doğurabilmektedir.
Yargıtay Uygulamasında Haksız Yere Doğrudan Gelir Desteği (DGD) Alma
Haksız yere doğrudan gelir desteği alınmasına ilişkin uyuşmazlıklar, yargı uygulamasında tek tip bir değerlendirmeye konu edilmemektedir. Somut olayın özelliklerine göre kimi dosyalarda fiilin ceza hukuku kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilirken, kimi dosyalarda ise tarımsal faaliyetin fiilen yapıldığı, idarenin denetim imkânının ortadan kaldırılmadığı veya kamu zararının oluşmadığı gerekçeleriyle beraat sonucuna ulaşıldığı görülmektedir. Bu nedenle Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, haksız yere DGD alma fiilinin her durumda otomatik olarak suç sayılmadığı, değerlendirmelerin somut olay esas alınarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
- Gerçek duruma aykırı başvurularla, idareyi yanıltmak suretiyle doğrudan gelir desteği alınması ve bu yolla menfaat temin edilmesi durumunda, fiilin ceza hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği Yargıtay kararlarında açıkça görülmektedir:
“Kızılırmak ilçesi … köyünde bulunan 48…, 111…, 113…, 12… ve 26… parsel numaralı taşınmazların gerçek maliklerinin katılanlar olmasına rağmen, yapılan bir hata sonucu bu taşınmazların sanık … adına tescil edildiği, sanığın bu durumu bilmesine karşın sessiz kalarak 11… ve 11… parsel numaralı taşınmazlar üzerinden toplam 835,15 TL haksız kamulaştırma bedeli aldığı, ayrıca sanığın gerçekte maliki olmadığı ve fiilen ekip biçmediği 1139, 1201 ve 116 parsel numaralı taşınmazlar bakımından eşi olan diğer sanığa muvafakatname verdiği, diğer sanığın ise bu muvafakatnameye dayanarak İlçe Tarım Müdürlüğüne başvuruda bulunup söz konusu taşınmazlar için toplam 357,49 TL doğrudan gelir desteği aldığı, bu suretle sanık …’in iki kez, sanık …’nin ise bir kez nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda;
Sanık … yönünden yapılan incelemede ise: Katılan beyanları, sanık savunmaları, ilgili kurumlardan gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında haksız kamulaştırma bedeli almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmü ile haksız şekilde doğrudan gelir desteği almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”( Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/7308, K. 2016/4896, T. 19.04.2016.
- Tarımsal faaliyetin fiilen yapılması ve haksız kazanç sağlama kastının bulunmaması hâlinde, doğrudan gelir desteği alınmış olsa dahi dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı kabul edilmektedir.
“Sanığın, vefat eden babasından miras kalan ve katılanların da aralarında bulunduğu diğer mirasçılarla birlikte iştirak hâlinde mülkiyetine sahip olduğu tarım arazilerinde fiilen tarımsal faaliyette bulunduğu, bu faaliyet nedeniyle doğrudan gelir desteğinden yararlanmak amacıyla, vefat eden kardeşlerinin mirasçıları olan katılanlar adına düzenlenen muvafakatnamelerde imzalar atarak İlçe Tarım Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu ve bu suretle nitelikli dolandırıcılık ile resmî belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde:
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında değişmeyen savunması, katılan beyanları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ibraz edilen belgelerin içeriğinin gerçeğe uygun olduğu, tarımsal faaliyetin sanık tarafından fiilen gerçekleştirildiğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğu, sanığın haksız kazanç sağlama kastının ve dolayısıyla dolandırma kastının bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, katılan kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde ise:
Sanığın, doğrudan gelir desteğinden yararlanmak amacıyla düzenlenen muvafakatnamelerde, katılanların açık rızası bulunmaksızın imzalarını sahte olarak attığının bilirkişi raporuyla sabit olmasına rağmen, bu suç yönünden oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.”( Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/4678, K. 2015/6860, T. 18.11.2015.)
- Fiilen tarımsal faaliyetin gerçekleştirildiği ve alınan doğrudan gelir desteğinin bu faaliyete dayalı olarak hak edildiğinin anlaşıldığı hâllerde, nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmektedir.
“…Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, kardeşlerinin sözlü rızasıyla uyuşmazlığa konu araziler üzerinde doğrudan gelir desteği kapsamında fiilen tarımsal faaliyette bulunduğu, bu nedenle alınan doğrudan gelir desteğinin gerçekleştirilen tarımsal faaliyete dayalı olarak hak edildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla nitelikli dolandırıcılık suçunun kurucu unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.”( Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/6381, K. 2016/3464, T. 28.03.2016.)




