Doçentlik Alan Dışılık İddiası ve İtiraz Süreci

Doçentlik alan dışılık iddiası, jüri üyelerinin adayın eserlerini veya yayınlarını başvurduğu bilim alanıyla ilgisiz görmesi sonucunda ortaya çıkar. Doçentlik eser incelemesi alan dışılık gerekçesi, adayın başarısız sayılmasına yol açabilen en sık karşılaşılan ret gerekçelerinden biridir. Bu yazıda doçentlikte alan dışılık iddiasının hukuki dayanağını ele alıyoruz; ayrıca jüri üyelerinin takdir yetkisinin sınırlarını, itiraz yolunu ve doçentlik alan dışılık davası sürecini açıklıyoruz.
Doçentlik Alan Dışılık İddiası Nedir?
Uygulamada bu iddia genellikle üç gerekçeye dayanır: adayın yayın yaptığı derginin ya da bildiri sunduğu kongrenin “multidisipliner” nitelikte olması; çalışmada birden fazla bilim dalına ait kavram ve yöntemin bir arada kullanılması; ya da eserin konu başlığının ÜAK’ın belirlediği anahtar kelime listesiyle birebir örtüşmemesidir. Bu son durum uygulamada doçentlik anahtar kelime uyumsuzluğu olarak da adlandırılır. Ancak doçentlik eser incelemesinde alan dışılık tespiti yalnızca bu türden yüzeysel göstergelere dayandırılamaz. Adayın eserinin içeriği, kullandığı kavramlar ve bilim alanına katkısı bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Dosyamızda bugüne kadar incelediğimiz jüri raporlarının önemli bir kısmında, doçentlik başvurusu alan dışı yayın gerekçesinin tek bir cümlelik genel bir ifadeden ibaret kaldığını, eserin içeriğine hiç girilmediğini görüyoruz. Bu durum, aşağıda açıklayacağımız gerekçe zorunluluğu ilkesiyle doğrudan çelişir.
Doçentlikte Alan Dışılık İddiasının Hukuki Dayanağı
Doçentlik başvurusunda alan dışılık iddiasının hukuka uygun kabul edilebilmesi için belirli bir mevzuat çerçevesine oturması gerekir. Bu çerçevenin temel unsurları şunlardır:
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca jüri üyeleri, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlar hazırlamakla yükümlüdür.
- Doçentlik Yönetmeliği, değerlendirme jürisinin adayın akademik çalışmalarının niteliğini ve bilim/sanat alanına katkısını esas alarak “başarılı” veya “başarısız” kararı vermesini öngörür; bu değerlendirmenin ayrıntılı ve gerekçeli olması zorunludur.
- ÜAK, her doçentlik döneminde temel alan ve bilim alanı listeleri ile birlikte adayların seçebileceği anahtar kelimeleri yayımlar; ancak bu liste, bir eserin hangi bilim dalına ait sayılacağını sınırlayan kapalı bir katalog değildir.
- Yükseköğretim Kurumları Etik Davranış İlkeleri, bilimsel değerlendirme yapan jüri üyelerinin bağımsız, tarafsız, önyargısız ve tutarlı davranmasını temel bir etik yükümlülük olarak düzenler.
Bu düzenlemelerin ortak noktası, doçentlik alan dışılık değerlendirmesinin sübjektif bir kanaate değil, somut ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanması gerektiğidir. Jüri üyesinin “bu çalışma alanımla ilgili değil” şeklindeki genel bir ifadesi, tek başına hukuka uygun bir başarısızlık gerekçesi oluşturmaz. Doçentlikte bilim alanı uyumsuzluğu tespiti de aynı ilkeye tabidir ve somut, denetlenebilir bir gerekçe içermelidir.
Jüri Üyelerinin Alan Dışılık Değerlendirmesindeki Takdir Yetkisinin Sınırları
Doçentlik eser incelemesinde jüri üyelerinin geniş bir takdir alanına sahip olduğu doğrudur; ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun doçentlik eser incelemesine ilişkin bir tavsiye kararında ortaya konulan ilkeye göre, jüri üyelerine tanınan geniş takdir alanı, yapılan değerlendirmelerin tamamen denetim dışında kalacağı anlamına gelmez.
Bir denetimde özellikle şu hususlar irdelenmelidir: takdir yetkisinin tanımlı çerçeve içinde kullanılıp kullanılmadığı ve olay ile olguların doğru tespit edilip edilmediği. Ayrıca ulaşılan kanaatin esaslı ve yerinde gerekçelere dayanıp dayanmadığı ve yetkinin kullanımında keyfilik olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
Bu ilke, ÜAK alan dışılık iddiası içeren her başvuru için de geçerlidir. İdari yargı, jüri üyesinin “alanla ilgisi yok” kanaatinin isabetli olup olmadığını doğrudan denetleyemez. Ancak bu kanaate varılırken hangi somut tespitlerin esas alındığını ve tespitin mevzuata, bilimsel ölçütlere dayanıp dayanmadığını denetler. Gerekçesiz ya da salt kişisel görüşe dayanan bir doçentlik jüri raporu alan dışılık tespitine dayanıyorsa, bu denetimden geçemez.
Doçentlik Eser İncelemesinde Alan Dışılık Nasıl Tespit Ediliyor?
Bir doçentlik alan dışı yayın tespiti üç unsura bakılarak yapılmalıdır: yayının konusu, kullandığı yöntem ve yayınlandığı derginin veya kongrenin kapsamı. Aşağıdaki üç soru, uygulamada en sık karşılaşılan noktaları özetlemektedir.
Anahtar Kelime Listesi Alan Dışılık İçin Tek Ölçüt müdür?
Hayır. ÜAK’ın yayımladığı anahtar kelime listesi, adayın başvuru alanını tanımlamaya yardımcı bir araçtır; ancak adayın her eserinin başlığında bu kelimelerin birebir geçmesi şart değildir. Bir kavram birden fazla bilim dalıyla ilişkilendirilebilir; örneğin “büyüme” kavramı hem makro iktisat hem kalkınma iktisadı hem de iktisat tarihi bağlamında ele alınabilir. Bu nedenle anahtar kelime uyumsuzluğu tek başına doçentlik alan dışılık iddiasının dayanağı yapılamaz.
Disiplinlerarası (Multidisipliner) Çalışmalar Alan Dışı Sayılabilir mi?
Günümüz bilim alanları birbirinden tamamen bağımsız işlemez; birçok bilim dalı komşu disiplinlerle kesişir. Bir çalışmanın multidisipliner bir dergide yayınlanmış olması veya başka bir bilim dalıyla bağlantılı kavramlar içermesi, tek başına o çalışmanın başvurulan bilim alanı dışında kaldığı anlamına gelmez. Önemli olan, eserin içeriğinde başvurulan bilim alanına ait yeterli bilginin yer alıp almadığıdır.
Bir Derginin veya Kongrenin “Alanla İlgisiz” Olduğu Nasıl Kanıtlanır?
Jüri üyesinin bir dergiyi veya kongreyi alan dışı olarak nitelendirmesi, derginin kapsamına, indekslendiği alan sınıflandırmasına ve yayınlanan çalışmanın içeriğine dayanan somut bir inceleme gerektirir. Yalnızca derginin adının veya kongrenin genel temasının farklı görünmesi, adayın o mecrada yayınladığı belirli çalışmanın alan dışı sayılması için yeterli bir gerekçe değildir.
Yargı Kararlarında Doçentlikte Alan Dışılık İddiasına Yaklaşım
Ankara İdare Mahkemelerinin doçentlik eser incelemesine ilişkin yerleşik içtihadında dikkat çeken bir eğilim vardır. Alan dışılık gerekçesiyle verilen başarısızlık kararlarının önemli bir bölümü, bilirkişi incelemesi sonucunda hukuka aykırı bulunmuştur. Bu kararlarda öne çıkan ortak yaklaşım aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Bilim Alanı | Jüri Üyesinin Alan Dışılık İddiası | Bilirkişi / Mahkeme Değerlendirmesi |
| Mühendislik | Çalışmaların multidisipliner dergilerde yayınlanması nedeniyle alan dışı olduğu ileri sürülmüş | İlgili mühendislik dallarının birbirinden tamamen bağımsız düşünülemeyeceği, içerikte yeterli mesleki bilgi bulunduğu için alan dışı sayılamayacağı |
| Felsefe | Çalışmaların ağırlıklı olarak komşu bir alt disipline (tarih) ait olduğu, bu nedenle alan dışı kaldığı ileri sürülmüş | İki alt disiplinin konu ve sorunlar itibarıyla iç içe geçtiği, harmanlanmış bir çalışmanın tek bir alt disipline hapsedilerek alan dışı sayılamayacağı |
| İktisat | Çalışmalarda çevre, sağlık ve enerji gibi konuların işlenmesi nedeniyle alan dışı olduğu ileri sürülmüş | Kullanılan kavram ve verilerin başvurulan alt alanla yakından ilişkili olduğu, bu değerlendirmeye katılmanın mümkün görünmediği |
Bu üç örnekte de ortak sonuç şudur: bir eserin başka bir bilim dalıyla da ilgili görünmesi, başvurulan bilim alanına ait yeterli içeriği taşıdığı sürece, tek başına alan dışılık gerekçesi oluşturmaz. Mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda çoğunlukla bilirkişi incelemesine başvurmakta ve bilirkişi heyetinin eseri içerik, kavram ve yöntem bakımından tek tek incelemesini aramaktadır.
Alan Dışılık ile Bilim Alanına Katkı Yetersizliği İddiası Arasındaki Fark
Doçentlik eser incelemesinde alan dışılık iddiası, bilim alanına katkı yetersizliği iddiasıyla sıklıkla karıştırılır; ancak ikisi farklı sorulara cevap arar. Alan dışılık, “bu eser başvurulan bilim alanına ait mi?” sorusuna; katkı yetersizliği ise “bu eser, ait olduğu bilim alanına yeterli katkı sağlıyor mu?” sorusuna odaklanır. Bir eser alan içi kabul edildikten sonra da katkısının yetersiz olduğu ileri sürülebilir; bu nedenle itiraz dilekçesi hazırlanırken jüri raporundaki ifadenin hangi iddiaya karşılık geldiği dikkatle ayrıştırılmalıdır.
Doçentlik Alan Dışılık İddiasına Karşı İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Alan dışılık gerekçesiyle başarısız sayılan bir adayın ilk adımı, ÜAK’a yönelik itiraz dilekçesi hazırlamaktır. Bu dilekçede jüri raporunda alan dışı sayılan her eserin ayrı ayrı ele alınması, eserin içeriğinin başvurulan bilim alanıyla bağlantısının somut biçimde ortaya konulması ve jüri üyesinin dayandığı gerekçenin mevzuatta karşılığı bulunmadığının vurgulanması gerekir. İtiraz dilekçesinin genel yapısı ve süreç işleyişi için doçentlik itiraz dilekçesi örneği yazımıza başvurabilirsiniz.
Alan Dışılık Gerekçesiyle Başarısız Sayılan Adayın Dava Süreci
Doçentlik eser incelemesi başarısız sonuçlanan ve itirazı da sonuçsuz kalan adayın önünde tek yol kalır: idare mahkemesinde iptal davası açmak ve dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasını talep etmek. Uygulamada bu süreç doçentlik alan dışılık davası olarak anılır.
Alan dışılık davaları teknik bir inceleme gerektirdiğinden, mahkemeler genellikle bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi heyeti eserleri içerik, yöntem ve bilim alanına katkı yönünden tek tek inceler. Jüri raporu bu üç unsuru ayrı ayrı değerlendirmemiş, genel geçer bir ifadeyle alan dışılık sonucuna varmışsa, işlemin hukuka aykırı bulunma ihtimali yüksektir. Sürecin işleyişi hakkında doçentlik jürisi kararına itiraz ve doçentlik asgari şartlar emsal karar yazılarımızda daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular – Doçentlik Alan Dışılık İddiası
Alan dışı sayılan bir eser puanlamadan tamamen çıkarılır mı?
Jüri üyesi bir eseri alan dışı kabul ederse o eserin puanlamaya dahil edilmemesini önerir; ancak bu değerlendirme gerekçesiz ise idari yargı denetiminde geçerliliğini kaybedebilir ve eser yeniden değerlendirmeye alınabilir.
ÜAK anahtar kelime listesi bağlayıcı mıdır?
Anahtar kelime listesi yol gösterici niteliktedir; adayın eserinin içeriği listede birebir yer almayan bir kavramla ilgili olsa da başvurulan bilim alanıyla bağlantılı olabilir. Bu nedenle liste tek başına bağlayıcı bir sınırlama aracı değildir.
Alan dışılık iddiası tek bir jüri üyesinden gelirse ne olur?
Doçentlik jürisi birden fazla üyeden oluşur ve her üye kendi kanaatini ayrı raporla bildirir. Diğer jüri üyelerinin aynı eseri alan içi ve nitelikli bulması, itiraz ve dava sürecinde adayın lehine güçlü bir argüman oluşturur.
Alan dışılık gerekçesiyle açılan davalarda bilirkişi incelemesi zorunlu mudur?
Zorunlu olmamakla birlikte, alan dışılık iddiası teknik ve bilimsel bir değerlendirme gerektirdiğinden mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda çoğunlukla bilirkişi incelemesine başvurmaktadır.
Doçentlik alan dışılık itirazı hangi sürede yapılmalıdır?
İtiraz süresi, eser incelemesi sonucunun tebliğinden itibaren 60 gündür. Sonuç, ÜAK’ın Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden elektronik ortamda erişime açılır ve erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün tebliğ edilmiş sayılır. Doğrudan dava açılması hâlinde de aynı 60 günlük süre geçerlidir.
Alan Dışılık İddiasıyla Karşılaştıysanız Yanınızdayız
Bu yazıda değindiğimiz örnekler, akademik hukuk ekibimizin yıllardır bizzat takip ettiği doçentlik eser inceleme dosyalarından süzülmüştür. Alan dışılık gerekçesiyle başarısız sayılan adayların itiraz dilekçelerini hazırlamak, gerekli görülen dosyalarda yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmak ve bilirkişi inceleme sürecini takip etmek, yıllardır düzenli olarak yürüttüğümüz işlerin başında gelir.
Her dosyanın bilim alanı, jüri raporunun içeriği ve elde bulunan delil durumu birbirinden farklıdır; bu nedenle burada genel geçer bir sonuç vaadinde bulunmuyoruz. Dosyanızı incelemeden önce yapabileceğimiz en dürüst şey, süreci ve olası riskleri sizinle açıkça paylaşmaktır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Doçentlik başvurunuzla ilgili alan dışılık iddiası aldıysanız, itiraz ve dava süreçlerinin sürelere tabi olması nedeniyle vakit kaybetmeden bir doçentlik avukatına danışmanızı öneririz.
Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi
Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu
- Ankara 2 No'lu Barosu
- Sicil No: 3148
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Yenimahalle / Ankara
Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.
Uzmanlık alanları
- Askerî Hukuk
- İdare Hukuku
- Yükseköğretim Hukuku
- Ceza Hukuku




