Askeri Savunma Dilekçesi

Askeri savunma dilekçesi; Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkında disiplin soruşturması, idari işlem, emre itaatsizlik, izin tecavüzü, nizamın korunmasına aykırılık, ASCK kapsamındaki suçlamalar veya disiplin amirinin yazılı savunma talebi üzerine hazırlanan, personelin olayla ilgili açıklamalarını, delillerini ve hukuki dayanaklarını içeren resmi savunma metnidir.
Bu dilekçe, hakkında işlem yapılan askeri personelin kendisine yöneltilen iddialara yanıt vermesine, olayın kendi açısından nasıl gerçekleştiğini açıklamasına ve varsa kast, kusur veya zorunlu hal bulunmadığını ortaya koymasına imkan tanır. Askeri savunma dilekçesi, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlanır; usulüne uygun, resmi bir üslupla yazılır ve personelin disiplin cezası almaması, işlemin hukuka aykırılığının giderilmesi ya da daha hafif bir yaptırım uygulanmasının sağlanmasında kritik öneme sahiptir.
Askeri Savunma Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Askeri savunma dilekçesi, TSK personeli hakkında yürütülen disiplin soruşturması, idari işlem veya disiplin amirinin yazılı savunma talebi üzerine hazırlanan resmi bir beyan niteliğindedir. Bu dilekçe hazırlanırken ilk adım, savunmanın sunulacağı makamın doğru ve eksiksiz biçimde yazılmasıdır.
Örneğin “… Komutanlığına”, “Tugay Komutanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığına” gibi doğru hitaplar kullanılmalıdır. Ardından personelin kimlik bilgileri, rütbesi, birlik bilgileri, sicil numarası ve savunma isteminin tebliğ edildiği tarih açıkça belirtilmelidir. Savunmanın giriş bölümünde, hangi olay nedeniyle açıklama yapıldığı net biçimde ifade edilmeli; örneğin “28.11.2025 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen izin tecavüzü hakkında yapılan savunma istemine ilişkin açıklamalarım aşağıdadır” şeklinde somutlaştırılmalıdır.
Askeri savunma dilekçesi olay, yer–zaman–bağlam unsurlarıyla birlikte sade ve kronolojik şekilde aktarılmalı; olayın nasıl geliştiği, hangi emir veya durumla bağlantılı olduğu açıklanmalıdır. Askeri savunmanın en kritik kısmı, kast unsurunun bulunmadığının hukuki bir dille ortaya konulmasıdır.
Örneğin bir gecikme yaşandıysa bunun irade dışı zorunlu bir nedenle ortaya çıktığı; emre aykırılık iddiası varsa emrin açık olmadığı, uygulanabilirlik şartlarının bulunmadığı gibi hususlar dile getirilmeli ve personelin kötü niyet taşımadığı somut şekilde ifade edilmelidir. Savunmaya dayanak teşkil eden raporlar, ulaşım belgeleri, mesaj kayıtları, kamera görüntüleri gibi her türlü delil “EK-1, EK-2” şeklinde belirtilerek dilekçeye eklenmelidir. Aynı şekilde TSK İç Hizmet Kanunu, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, ASCK ve ilgili yönetmeliklerde yer alan ölçülülük, kusur, kast, zorunlu hal ve orantılılık ilkelerine dayanılarak hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Askeri savunma dilekçesi, her zaman “Yukarıda arz edilen nedenlerle hakkımda disiplin cezası tesis edilmesine gerek olmadığı kanaatine varılmasını ve herhangi bir ceza uygulanmamasını arz ederim” şeklindeki net bir talep cümlesiyle bitirilmelidir.
Askeri Savunma Dilekçesi Yazılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Askeri savunma dilekçesi hazırlanırken dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, savunma süresinin doğru takip edilmesidir. Tebliğden itibaren başlayan yasal süre içinde savunma sunulmaması hak kaybına yol açabileceğinden, süre mutlaka kayıt altına alınmalı ve dilekçede belirtilmelidir. Savunma dili her zaman resmi, somut ve net olmalı; duygusal, gereksiz uzun ya da kişisel serzeniş içeren ifadelerden kaçınılmalıdır. TSK hiyerarşisine uygun hitap şekli kullanılmalı, komutanlık makamını zedeleyici veya amir–ast ilişkisini ihlal edici hiçbir kelimeye yer verilmemelidir.
İddia edilen fiilin neden gerçekleşmediği açıklanırken emrin içeriği, tebliğ biçimi, uygulanabilir olup olmadığı ve emir sırasında ortaya çıkan zorunluluk halleri değerlendirilmelidir. Bu aşamada özellikle kast-kusur ayrımı önem taşır. Birçok disiplinsizlik vakasında personelin cezadan kurtulmasını sağlayan temel gerekçe, olayın kasıtlı değil irade dışı bir sebeple ortaya çıktığının somut delillerle ispatlanmasıdır. Savunmaya mutlaka destekleyici belgeler eklenmeli; ulaşım bileti, hastane raporu, mesaj kayıtları, kamera görüntüsü veya amirle yapılan yazışmalar gibi deliller dilekçenin etkisini artıracaktır. Son olarak savunmanın sonunda talep açık şekilde ifade edilmeli ve her zaman “hakkımda disiplin cezası uygulanmamasını arz ederim” cümlesiyle resmi bir kapanış yapılmalıdır.

Askeri Savunma Dilekçesi Örneği
Aşağıda yer vereceğimiz askeri savunma dilekçesi örneği sadece elimizdeki somut olay için hazırlanmış olup eğer askeri savunma dilekçesi hazırlamak istiyorsanız her somut olayın özelliğine göre aşağıda yer alan dilekçeyi revize etmelisiniz.
T.C. KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI .. KOMANDO TUGAY KOMUTANLIĞI
…. KOMANDO TABURU …. KOMANDO BÖLÜK KOMUTANLIĞI’NA
Ben, Piyade Sözleşmeli ….., …..’nci Komando Tugay Komutanlığı, ..’inci Komando Taburu, …’nci Komando Bölüğünde görev yapmaktayım. Hakkımda, ….. tarihinde saat ….. civarında …… mevziinde nöbet görevindeyken cep telefonumdan …. Mobile isimli oyunu oynadığım gerekçesiyle 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca disiplin cezası verilmesi talep edilmektedir.
Bu kapsamda aşağıda detaylı şekilde açıkladığım gibi, olayda kasti bir ihlal bulunmadığını, şartların olağan dışı olduğunu ve işlemde usule ve eşitlik ilkesine aykırılıklar bulunduğunu ifade ederim.
DİSİPLİN SORUŞTURMASINA KONU OLAYIN GERÇEKLEŞME ŞEKLİ VE O ANKİ DURUMUM
… sabahı saat … civarı … mevziinde nöbet görevimdeydim. Olay günü nöbetim 10 saatti. Uzun süredir uykusuz ve iletişimsiz şekilde görevdeydim. Sabah saatleriydi, nöbet yerimdeydim. Nöbet sırasında cep telefonumu cebimde taşıyordum. O sırada ekrana bir bildirim geldi, refleksle elimle çıkarıp baktım. Sadece ekranda bir mesaj bildirimi vardı. O anda oyun oynama gibi bir durum asla söz konusu olmadı. Zaten oyun oynayacak fiziksel ve zihinsel durumda da değildim.
Ben ekrana bir anlık bakarken bir anda bir ses duydum. O an gördüğüm kişinin kim olduğunu bile anlayamadım. Daha sonra bu kişinin teğmen olduğunu öğrendim. Kompozit başlığı, yeleği yoktu, uzaktan gelmişti.
Daha sonra hakkımda tutanak tutuldu. Ama o an benim ne yaptığımı, elimde ne olduğunu doğrudan görüp görmediğinden bile emin değilim.
…. oynadığım iddia ediliyor ama ben kesinlikle oyun oynamadım. Niyetim ne kuralları çiğnemekti ne de disiplini bozmaktı. Sadece o anlık elim refleksle cebe gitti ve sadece bildirim ekranına baktım.
NÖBET SÜRESİNİN İNSAN ÜSTÜ UZUNLUĞU VE ŞARTLARIN ZORLUĞU
Normalde nöbetlerin 8 saat olmasına rağmen ben 10 saat boyunca mevzide görev yapıyorum. Açık arazide, uzun süren ve sürekli dikkat gerektiren bu nöbet şartlarında ister istemez insan hem fiziksel hem de zihinsel olarak zorlanıyor. Ne bir dinlenme fırsatı oluyor, ne de bir iletişim imkânı. Saatler boyunca yalnız kalmak, uyumamak ve hiç iletişim kuramamak insanın dayanma sınırını zorluyor.
Ben görevimi her zaman ciddiyetle yapan, kurallara dikkat eden bir askerim. Ancak o gün gerçekten çok uzun ve yorucu bir nöbetti. Saat sabahın beşiydi, hava hâlâ karanlıktı. Zihnen de bedenen de tükenmiş bir durumdaydım. O an elim cebime gidip telefona baktıysam da bu tamamen insani bir refleksle, bir uyarı bildirimi görmek içindi. Zaten sürekli telefonla ilgilenmem söz konusu bile değil. Sadece birkaç saniyelik bir durumdu.
Benim niyetim asla görevden kaytarmak, kuralları ihlal etmek değildi. Uzun nöbetin getirdiği yorgunluk ve yalnızlık içinde bir anlık bir hareketim oldu. Bu durumun da içinde bulunduğum şartlar göz önünde bulundurularak değerlendirilmesini arz ederim.
EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRILIK VE ÖNCEKİ UYGULAMALAR
Benzer olaylar daha önce birçok kez yaşandı. Özellikle nöbet sırasında telefonla ilgilenen başka arkadaşlarımız da oldu. Ancak onlara karşı herhangi bir disiplin işlemi uygulanmadı, tutanak bile tutulmadı. Bu gibi durumlarda çoğu zaman uyarı yapılmakla yetinildi. Bu olayda ise doğrudan tutanak tutuldu ve bana disiplin işlemi uygulandı. Bu da ister istemez bana karşı eşit davranılmadığı hissini uyandırdı.
Ben görevimi her zaman düzgün yapmaya çalışan, kurallara dikkat eden bir personelim. Şimdiye kadar da disiplin yönünden bir problemim olmadı. Hakkımda takdir belgeleri mevcuttur. Bu şartlarda daha önce işlem yapılmamış olaylarla aynı nitelikte olan bir durumdan ötürü sadece bana ceza verilmek istenmesi, eşitlik ilkesine aykırıdır.
Benim niyetim zaten kasti bir ihlal yapmak değildi. Ancak başkalarına ceza verilmeyen benzer olaylarda bana işlem yapılması, hakkaniyetli bir uygulama olarak görünmemektedir.
GÖREVLİ TEĞMENİN YETKİSİZLİĞİ VE USULE AYKIRILIK
O gün mevziime gelen teğmenin 7. Bölük personeli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben ise 4. Bölükte görevliyim. Bu yüzden teğmenin bölük amirim olmadığını ve hakkımda işlem yapma yetkisi bulunmadığını düşünüyorum. Görevli olduğu yer farklı olduğu gibi, tutanağı hazırlayan kişiyle benim herhangi bir bağım ya da organik emir-komuta ilişkisi de yoktur.
Tutanak düzenlenmeden önce benim ifadem alınmadı, olayla ilgili açıklama yapmama da fırsat verilmedi. Dolayısıyla yaşanan bu durumun usule uygun şekilde belgelenmediğini, yetkili kişilerce yapılmadığını ve tamamen eksik gözleme dayandığını düşünüyorum.
Benimle doğrudan görevli olmayan bir personelin, tek taraflı tespitle hakkımda tutanak düzenlemesi, hukuken ve askeri usuller bakımından yerinde değildir.
DOĞRU TESPİT YAPILMADAN TUTANAK DÜZENLENMESİ
Olayın yaşandığı sırada nöbet yerinde iki kişiydik. Görevimi yapıyor, dikkatimi önümdeki alana vermiştim. Saat … sıralarıydı. … arasında whatsp rubuna yemek hazır olduğu bildirim gelirdi. O yüzden telefona bakıyordum. Zaten nöbetin bitmesine yaklaşık bir saat kalmıştı. Teğmenin mevziye yaklaştığını fark etmedim. Zaten arkamdan, sessizce geldiğini sonra öğrendim. O an telefon elimde miydi, değil miydi, neyle ilgileniyordum, herhangi birini bana sormadı. Sadece bağırıp çağırdı.
Ben o sırada oyun oynamıyordum. Zaten bu şekilde bir tespitin sağlıklı yapılabilmesi için elimdeki ekranın açıkça görülmesi gerekir. Oysa benim ekranımda hayalet ekran takılıdır. Farklı açılardan veya mesafelerden görülme ihtimali bulunmamaktadır. Buna rağmen, sadece uzaktan ve kısa süreli bir gözlemle, hiçbir doğrulama yapılmadan hakkımda tutanak tutuldu.
TEĞMENİN TEÇHİZAT EKSİKLİĞİ VE MEVZİNİN BOŞ BIRAKILMASI
Olayın yaşandığı gün mevziime gelen teğmenin üzerinde kompozit başlık ve yelek bulunmuyordu. Bu durum, hem kendi güvenliği açısından hem de mevzi disiplininin ciddiyeti bakımından uygun değildi. Teğmen, bu şekilde görevli bir nöbet yerine geldiğinde hem kendisini hem de alanın güvenliğini riske atmış oldu. Askerî disiplinin bir parçası olarak mevzide tam teçhizatlı olunması gerektiği temel kuraldır.
Ayrıca olay, nöbetin bitmesine yaklaşık bir saat kala yaşandı. Ancak bu sırada teğmen, hem beni hem de mevzide bulunan diğer uzman personeli bulunduğumuz yerden bir anda dışarı çıkardı. Böylece … gibi kritik bir mevzi, o dakikalarda tamamen boş kaldı. Nöbetin devam etmesi gerekirken, o an nöbet görevi fiilen durdu. Bu durum, asıl tehlikeyi oluşturan bir unsurdu. Görevli iki personelin aynı anda oradan uzaklaştırılması hem güvenlik hem de disiplin bakımından daha büyük bir sorundur.
Benim telefonumla ilgili iddia edilen durum, sadece birkaç saniyelik bir bakıştan ibaretti. Ancak teğmenin yaptığı uygulama sonucu mevzi tam anlamıyla sahipsiz kaldı. Oysa nöbetin amacı, her şartta alanı korumaktır. O gün yaşanan asıl dikkate alınması gereken konu da budur.
CEP TELEFONU KULLANIM YASAĞINA İLİŞKİN HERHANGİ BİR TEBLİĞ YAPILMAMASI
Şu ana kadar görevim boyunca bana, nöbet sırasında cep telefonu kullanımıyla ilgili herhangi bir yazılı emir, talimat, ya da tebliğ verilmedi. Bu konuda imzamın bulunduğu bir tebellüğ belgesi de yoktur. Yani bana resmi olarak “nöbette telefon kullanılamaz” diye bildirilen bir kural, yazılı bir bildirim yapılmadı.
Bizler çoğu zaman mevzide iletişimden tamamen kopuk hâlde uzun saatler nöbet tutuyoruz. Olası acil durumlar, yemek mesajları ya da içtima bildirimleri gibi konularda da genellikle telefon üzerinden haber veriliyor. Dolayısıyla telefon taşımak ya da ihtiyaç anında kısa süreli kullanmak zorunda kalıyoruz. Zaten bu durum birlik içerisinde de genel bir uygulamadır. Neredeyse tüm personel bu konuda benzer davranışları sergilemektedir.
Eğer telefon kullanımı kesin olarak yasaklanmışsa, bunun herkes için açıkça, yazılı olarak bildirilmesi ve imzayla tebliğ edilmesi gerekir. Ancak benim adıma böyle bir tebliğ yapılmamıştır. Bu şartlarda, tamamen bilinç dışı ve refleks olarak gelişen bir hareketten ötürü ceza verilmesi, adil bir uygulama olmayacaktır.
GENEL UYGULAMA: BİLDİRİMLER İÇİN TELEFON KULLANIMI YAYGIN BİR DURUMDUR
Birlik içinde cep telefonu kullanımı, özellikle nöbet gibi uzun ve iletişimsiz görevlerde bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Genellikle yemek hazır olduğunda, görevlerimizle ilgili bir durum olduğunda hepimize toplu şekilde mesaj gönderilir. Biz de bu mesajları ancak telefon üzerinden öğrenebiliyoruz.
Bunun dışında bazı özel durumlarda da bölük komutanlarımızdan gelen mesajlar yine telefonla tarafımıza ulaştırılıyor. Bu nedenle telefonlar, sadece şahsi amaçla değil, zaman zaman resmî haberleşme için de kullanılıyor. Haliyle herkesin cebinde telefonu bulunuyor ve bazen nöbet sırasında da bu mesajlara kısa süreli bakılabiliyor. Bu bir alışkanlık değil, tamamen işin yürütülmesiyle ilgili bir zorunluluktur.
Benim o an telefona bakmam da bu genel uygulamanın dışında bir şey değildir. Ne sosyal medyada zaman geçiriyordum, ne de keyfî bir şey yapıyordum. Sadece ekranda gelen bir bildirim dikkatimi çekti. Bu, birlik içinde hemen hemen her personelin zaman zaman yaptığı bir harekettir. Eğer bu durum disiplin ihlali sayılacaksa, herkese eşit şekilde ve tebliğli bir düzen kurulması gerekir.
GÖREV DİSİPLİNİM VE ÖRNEK ASKERLİK GEÇMİŞİM
Ben göreve başladığım ilk günden beri askerliğin ağırlığını, disiplinini ve sorumluluğunu bilen bir personel oldum. Hiçbir zaman emir ve kurallara aykırı hareket etmedim. Görevlerimi eksiksiz yapmaya, komutanlarımın güvenini boşa çıkarmamaya özen gösterdim.
Bugüne kadar aldığım takdir belgeleri mevcuttur. Bunların hepsini gururla saklıyorum. Olay tarihinde de Irak da aktif görevdeydim. Zor şartlarda, yüksek sorumluluk altında görev yapıyorum. Bu, devletime ve milletime olan sadakatimin en açık göstergesidir. Sırf bu özverim ve çalışkanlığım sayesinde komutanlarım tarafından takdir edildim, görevlerim hep özenle verildi.
Benim böyle küçük ve kasıt olmayan bir durum yüzünden disiplin cezası almam, sadece beni değil, görevime olan inancımı ve motivasyonumu da zedeleyecektir. Bugüne kadar örnek bir asker olmaya çalıştım, bu olay da kişisel hatadan çok, şartların ağırlığından kaynaklanan anlık bir durumdur.
SONUÇ VE TALEP
- Ben bu üniformayı ilk kez sırtıma geçirdiğim gün, sadece bir görev almadım; aynı zamanda bir yemin ettim. Bu yemin, bana verilen her görevi canımla, kanımla yerine getirme sözüydü. Bugüne kadar da ne vatanıma ne de komutanlarıma karşı başımı öne eğecek bir davranışta bulunmadım. Disipline, kurallara, verilen emirlere hep sadık kaldım. Zorlandım, yoruldum ama hiçbir zaman görevden kaçmadım.
- O gün nöbetim normalin çok üstündeydi, tam 12 saatti. Uzun süreli nöbet ve iletişimsizlik, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanı zorluyor. Sabahın erken saatlerinde, karanlık hâlâ üzerimizdeyken, sadece birkaç saniyelik refleksle telefona baktım. O sırada ne bir oyun oynuyordum ne de görevimi aksatıyordum.
- Ancak mevziye teğmen geldiğinde, hiçbir uyarı ya da iletişim kurmadan hem beni hem de mevzideki uzman arkadaşımı bulunduğumuz yerden çıkardı. Böylece nöbet mevziimiz, nöbetin bitmesine yaklaşık bir saat kala tamamen boş kaldı. Asıl güvenlik zafiyeti ve görevi aksatan durum da budur. Buna rağmen, tek taraflı ve eksik gözleme dayanan bir tutanakla sadece benim cezalandırılmam istenmektedir.
- Ayrıca belirtmek isterim ki, hakkımda tesis edilmek istenen disiplin işlemi ölçülülük, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkeleri bakımından da değerlendirilmelidir. 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nda öngörülen cezalar, ancak kusur ve kast unsurlarının açıkça oluştuğu hâllerde uygulanmalıdır. Oysa bu olayda, herhangi bir görevi aksatma, güvenliği tehlikeye atma veya nöbet düzenine bilerek ve isteyerek zarar verme gibi unsurlar mevcut değildir.
- Ayrıca disiplin hukukunda emsal uygulamaların gözetilmesi, cezaların adil ve orantılı şekilde uygulanması esastır. Benzer olaylarda ceza verilmemişken, aynı koşullar altında bana ceza verilmesi, eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacaktır. Üstelik bu işlem, bölüğüm dışındaki bir teğmen tarafından, yetki sınırlarını aşarak gerçekleştirilmiştir. Usul yönünden de tutanak ve işlem dayanaklarının sağlıklı olmadığı kanaatindeyim.
- Öte yandan nöbetin 12 saate uzatılması, temel askerî görev standartlarının dışındadır. Bu durum, insan psikolojisi ve fizyolojisi açısından nöbet görevinde hata riskini artıran ciddi bir etkendir. Bu nedenle söz konusu olayın değerlendirilmesinde, sadece soyut iddialar değil, aynı zamanda görev koşullarının ağırlığı ve personelin içinde bulunduğu ruhsal-fiziksel durum da dikkate alınmalıdır.
- Son olarak, telefonda oyun oynadığıma ilişkin herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Ne bir ekran görüntüsü, ne bir kayıt, ne de şahsi beyan mevcuttur. Ayrıca telefonumda “hayalet ekran ” bulunmaktadır. Bu nedenle telefonumun ekran içeriğinin görülme olasılığı bulunmamaktadır. Disiplin cezası ancak kesin ve somut delillere dayanabilir. Bu dosyada böyle bir delil mevcut değildir.
- Bu olayın tüm koşullarını, insani yönlerini, görev sürecindeki fedakârlıklarımı göz önüne almanızı ve bu olayın mazur görülmesini, hakkımda disiplin cezası uygulanmamasını saygılarımla arz ederim.
P. Söz. …..
Askeri Savunma Dilekçesi İçin Lütfen Reform Hukuk Bürosu Askeri Avukatları ile iletişime geçiniz.
SIRADAKİ MAKALEMİZ :

Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Suçu




