Yükseköğretim Hukuku

Tekrar Yayım Etik İhlali – Savunma – İtiraz – Dava

Tekrar yayım etik ihlali, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’ne göre “bir araştırmanın sonuçlarının ya da bilimsel verilerin, yeni ve özgün bir katkı sağlanmaksızın birden fazla kez yayımlanması” olarak tanımlanır. Akademik literatürde “duplikasyon” veya “mükerrer yayın” kavramlarıyla da ifade edilen bu etik ihlal, aynı bilimsel çalışmanın farklı dergilerde, kongrelerde veya kitap bölümlerinde yeniden sunulması ya da önceki yayınlara atıf yapılmaksızın tekrar yayımlanması durumlarını kapsamaktadır.

Bu tanım çerçevesinde tekrar yayım etik ihlali yalnızca metnin birebir yeniden basılmasıyla sınırlı değildir. Araştırma sonuçlarının veya bulgularının bir kısmının değiştirilmeden yeniden yayımlanması, çalışmaya sınırlı düzeyde ekleme yapılarak sanki yeni bir bilimsel katkıymış gibi sunulması da mükerrer yayın kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla, duplikasyon yalnızca yayın çoğaltma eylemi değil, aynı zamanda bilimsel katkının gerçeğe aykırı biçimde gösterilmesi anlamına gelmektedir.

Doçentlik başvurularında tekrar yayım etik ihlali en sık karşılaşılan ihlal türlerinden biridir. Adayların, akademik puanlarını artırmak amacıyla aynı çalışmayı birden fazla yerde yayımlaması ya da aynı verileri farklı biçimlerde sunması, etik kurullar tarafından ciddi bir ihlal olarak değerlendirilir. Bu tür durumlar, yalnızca etik açıdan değil hukuki açıdan da sonuç doğurur. ÜAK ve YÖK düzenlemeleri uyarınca tekrar yayım tespit edildiğinde başvuru reddedilmekte, ağır ihlallerde yeniden başvuru hakkı belirli süreyle kısıtlanmakta ve bazı durumlarda mevcut akademik unvanların iptali dahi gündeme gelebilmektedir.

Tekrar Yayım Etik İhlali YÖK ve ÜAK Düzenlemeleri

Türkiye’de tekrar yayım etik ihlali, akademik hayatın en ciddi sorunlarından biri olarak kabul edilmekte ve Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) düzenlemeleri çerçevesinde açıkça tanımlanmıştır. Bu düzenlemelere göre tekrar yayım, “bilimsel araştırma sonuçlarının veya verilerin, özgün katkı olmaksızın birden fazla kez yayımlanması” olarak değerlendirilir.

ÜAK Yönergesi, özellikle doçentlik başvuruları için çerçeveyi net biçimde çizer. Adayların başvuru dosyasında mükerrer yayınlara yer vermesi, başvuru puanının gerçeğe aykırı biçimde artırılması sonucunu doğurduğundan, doğrudan etik ihlal kabul edilir. Aynı çalışmanın farklı dergilerde, kongrelerde veya kitap bölümlerinde tekrarlanarak kullanılması, yönerge kapsamında ciddi yaptırımlara bağlanmıştır.

YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Düzenlemeleri ise tekrar yayımı yalnızca doçentlik süreciyle sınırlamaz; akademik yükseltme ve atama süreçlerinin tümünde uygulanacak genel bir etik standart olarak belirler. YÖK düzenlemelerine göre:

  • Mükerrer yayın tespit edilirse başvuru reddedilir,
  • Adayın tekrar başvuru hakkı belirli süreyle kısıtlanabilir,
  • Ağır ihlallerde mevcut unvanların iptali gündeme gelebilir,
  • Fiilin niteliğine göre disiplin soruşturması ve ceza hukuku boyutu da ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla, hem ÜAK hem de YÖK düzenlemeleri, tekrar yayım etik ihlalini bilimsel dürüstlüğün ağır ihlali olarak kabul etmekte ve akademik hayatın güvenilirliği için katı yaptırımlar öngörmektedir. Akademisyenlerin başvuru dosyalarını hazırlarken bu yönergelere azami dikkat göstermesi, mükerrer yayın riskini ortadan kaldırmak açısından kritik önemdedir.

Akademik Süreçlerde Tekrar Yayım Sayılan Eylemler

Tekrar yayım etik ihlali, yalnızca bir makalenin aynı biçimde yeniden yayımlanmasıyla sınırlı değildir. Akademik süreçlerde farklı biçimlerde ortaya çıkabilen bu ihlal, bilimsel dürüstlük ilkesinin sistematik olarak ihlali anlamına gelir. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) düzenlemeleri, tekrar yayımın kapsamını ayrıntılı biçimde tanımlamış ve akademik başvurularda hangi eylemlerin mükerrer yayın sayılacağını netleştirmiştir.

  1. Aynı Çalışmanın Farklı Dergilerde Yayımlanması
    Bir makalenin ya da araştırmanın küçük değişikliklerle birden fazla dergide yayımlanması, duplikasyonun en tipik örneklerinden biridir. Bu durum, aynı bilimsel çıktının farklı yayınlarda çoğaltılması yoluyla adayın yayın sayısını yapay olarak artırmasına neden olur.
  2. Kongre Bildirilerinin Makale Olarak Tekrar Sunulması
    Bilimsel kongrelerde sunulmuş bildirilerin, herhangi bir özgün katkı yapılmadan makale formatında yeniden yayımlanması da tekrar yayım etik ihlali kapsamına girer. Eğer kongre bildirisi makaleye dönüştürülecekse, bu durumun açıkça belirtilmesi ve önceki yayına atıf yapılması zorunludur.
  3. Kitap Bölümü ve Makale Çakışmaları
    Aynı çalışmanın hem makale hem de kitap bölümü olarak yayımlanması, özgün katkı olmaksızın yapıldığında mükerrer yayın kabul edilir. Bu tür tekrar yayım, özellikle doçentlik başvurularında etik kurul tarafından titizlikle incelenmektedir.
  4. Çalışmanın Farklı Dil veya Formatlarda Tekrar Sunulması
    Bir makalenin yalnızca dilinin değiştirilerek başka bir yerde yayımlanması veya küçük biçimsel farklılıklarla yeniden sunulması, akademik açıdan yeni bir katkı olarak değerlendirilmez. Bu da tekrar yayım etik ihlali kapsamında ciddi bir usulsüzlüktür.
  5. Aynı Verilerin Farklı Sonuçlarla Tekrar Kullanılması
    Bir araştırmada elde edilen aynı veri setinin, farklı sonuçlar üretiliyormuş gibi farklı çalışmalarda yeniden kullanılması da mükerrer yayın kapsamındadır. Bu tür eylemler, hem çarpıtma hem de tekrar yayım ihlali ile kesişebilir.

YÖK ve ÜAK düzenlemeleri çerçevesinde, yukarıda sayılan eylemler tespit edildiğinde başvurular geçersiz sayılmakta, adaylar hakkında etik kurul incelemesi başlatılmakta ve ağır durumlarda akademik unvanların iptali gündeme gelmektedir. Bu nedenle akademisyenlerin, çalışmalarını yayına hazırlarken özgünlük, şeffaflık ve atıf kurallarına azami dikkat göstermesi gerekmektedir.

tekrar yayim etik ihlali icin savunma sureci

Tekrar Yayım Etik İhlali İçin Savunma Süreci

Tekrar yayım etik ihlali iddiasıyla karşı karşıya kalan bir akademisyen için en kritik aşama, savunma sürecidir. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) düzenlemeleri, etik ihlallerde adaylara yazılı savunma yapma hakkı tanımaktadır. Bu hak, hem adil yargılanma ilkesi hem de akademik özgürlüğün korunması açısından temel bir güvencedir.

Savunma süreci, genellikle etik kurul tarafından açılan inceleme dosyası ile başlar. Adaya yöneltilen “doçentlik başvurusunda tekrar yayım” iddiası, dayanak gösterilen yayınlar, benzerlik oranları ve ilgili raporlarla birlikte bildirilir. Akademisyene, bu iddialara karşı yazılı savunma yapması için belirli bir süre (çoğunlukla 15–30 gün) verilir.

Savunmanın güçlü olması için aşağıdaki unsurlar kritik rol oynar:

  • Somut Delil Sunma: Adayın çalışmaya ilişkin ham veriler, yeni veri setleri, farklı analiz yöntemleri, editör yazışmaları ve yayımlanan makalelerin içerik karşılaştırmaları gibi belgeler sunması gerekir. Bu tür somut kanıtlar, çalışmanın yeni ve özgün katkı sağladığını ortaya koyar.
  • Metodolojik Farklılıkların Açıklanması: Aynı konu üzerine yapılan iki çalışmanın benzer görünmesi, her zaman tekrar yayım etik ihlali anlamına gelmez. Aday, kullandığı yeni yöntemleri, farklı örneklemleri veya genişletilmiş veri setlerini ayrıntılı biçimde açıklamalıdır.
  • Teknik Hata Olasılığı: Bazı durumlarda, doçentlik başvuru sistemine veri girişindeki hatalar nedeniyle benzer makaleler tekrar gibi görünebilir. Bu tür hataların kasıtlı ihlal değil, sehven yapılan yanlışlıklar olduğunu göstermek önemlidir.
  • Etik İlkelere Vurgu: Adayın akademik hayatı boyunca etik kurallara bağlılığını, bilimsel dürüstlüğünü ve şeffaf çalışma anlayışını vurgulaması, savunmanın inandırıcılığını artırır.

Etik kurullar, yapılan savunmaları yalnızca metin üzerinden değil, aynı zamanda sunulan belgelerin doğruluğu ve güvenilirliği açısından da inceler. Dolayısıyla yüzeysel veya delilsiz savunmalar, adayın aleyhine sonuç doğurabilir. Buna karşılık belgelerle desteklenmiş, akademik ve hukuki temellere dayalı kapsamlı savunmalar, etik kurul kararlarının seyrini değiştirebilir.

Tekrar yayım etik ihlali için savunma süreci, yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda akademik geleceği doğrudan belirleyen stratejik bir aşamadır. Etkili bir savunma dilekçesi, adayın hem etik kurul nezdindeki durumunu hem de ilerideki akademik itibarını doğrudan etkilemektedir.

Tekrar Yayım Etik İhlali İddiasına Karşı Örnek Savunma Dilekçesi

Doçentlik başvurusunda tekrar yayım etik ihlali iddiası ile karşı karşıya kalan adayların en önemli hakkı, yazılı savunma yapmaktır. Bu aşamada hazırlanan savunma dilekçesi, yalnızca adayın kendisini ifade etmesini değil, aynı zamanda çalışmasının bilimsel dürüstlük ilkesine uygun olduğunu ortaya koyar. Aşağıda yer alan örnek savunma dilekçesi, tekrar yayım etik ihlali iddialarına karşı nasıl kapsamlı, belgelerle desteklenmiş ve teknik temellere dayalı bir yanıt hazırlanabileceğini göstermek amacıyla oluşturulmuştur.

Tekrar Yayım Etik İhlali İddiasına Karşı Örnek Savunma Dilekçesi

.…… Üniversitesi Rektörlüğü
Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu Başkanlığı’na

Konu: Doçentlik başvurusunda tarafıma yöneltilen “tekrar yayım etik ihlali” iddiasına ilişkin savunmamdır.

Sayın Kurul

Tarafıma yöneltilen iddia, doçentlik başvurusu dosyamda yer alan “X Konusunda Yöntemsel Yaklaşımlar” başlıklı çalışmamın, daha önce yayımlanan “X Konusunun Deneysel Analizi” başlıklı makale ile mükerrer olduğu, dolayısıyla tekrar yayım etik ihlali teşkil ettiği yönündedir.

Bu kapsamda, iddialara ilişkin savunmamı ve somut delillerimi aşağıda arz ederim:

1. Yayınların İçerik Farklılığı

Her iki yayının başlıkları benzer bir konu alanına işaret etse de içerik bakımından temel farklılıklar mevcuttur:

  • “X Konusunun Deneysel Analizi” başlıklı makalem, … Dergisi’nde … tarihinde yayımlanmış olup, yalnızca A bölgesinde yürütülen saha çalışmasına dayanmaktadır. Bu çalışmada kullanılan veri seti, 2018–2019 yıllarında toplanan 450 katılımcıya aittir.
  • “X Konusunda Yöntemsel Yaklaşımlar” başlıklı yayınım ise, 2021 yılında farklı bir proje kapsamında yürütülmüş olup, A ve B bölgelerinden toplanan karşılaştırmalı veriler üzerine kuruludur. Veri seti 2020–2021 yıllarında toplanmış ve 920 katılımcıdan oluşmaktadır.

Dolayısıyla, ilk çalışmada yalnızca tek bir bölgeden elde edilen deneysel veriler raporlanırken; ikinci çalışmada farklı bölgelerden elde edilen veriler karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu nedenle metodolojik açıdan yeni ve özgün katkı sağlanmıştır.

2. Yöntemsel Yenilik ve Bilimsel Katkı

İlk çalışmamda tanımlayıcı istatistikler ve basit regresyon analizleri kullanılmıştır. Ancak ikinci yayınımda, çok düzeyli modelleme (multilevel modeling) ve yapısal eşitlik modellemesi (SEM) yöntemleri uygulanmıştır. Bu yöntemler, önceki çalışmada kullanılan analizlerden tamamen farklıdır ve araştırma sorusuna yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.

ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’ne göre, aynı veri setinin farklı yöntemlerle yeniden değerlendirilmesi dahi, yeni ve özgün katkı sağlanması halinde tekrar yayım olarak kabul edilmez. Burada yalnızca veri seti değil, araştırma yöntemleri de tamamen farklıdır.

3. Yayıncı Kuruluş Yazışmaları

Söz konusu makaleler yayımlanırken, editörlerle yapılan yazışmalar ekte sunulmaktadır. Her iki dergi editörü de, makalelerin benzerlik taşısa dahi içerik bakımından farklılık gösterdiğini teyit etmiş, çalışmaları “yeni katkı içerdiği” gerekçesiyle yayımlamıştır. Bu durum, yayınların bilimsel açıdan müstakil olduğunun objektif bir göstergesidir.

4. Teknik Hata İhtimali

Doçentlik başvurusu sistemine makalelerin girilmesi sırasında, çalışmalardan yalnızca birinin yüklenmesi gerekirken, benzer başlık ve anahtar kelimeler nedeniyle yanlışlıkla her iki makale de aynı kategoride gösterilmiş olabilir. Bu durumun kasıtlı bir tekrar yayım değil, tamamen teknik bir hata olduğu açıktır.

5. Bilimsel Etik İlkelere Bağlılık

Akademik hayatım boyunca, bilimsel dürüstlük, şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkelerini esas aldım. Hiçbir çalışmamda, sahtecilik, intihal veya tekrar yayım fiilinde bulunmadım. Söz konusu iddia, yayınların yüzeysel benzerliklerinden kaynaklanmakta olup, içerik ve yöntem açısından açıkça farklı oldukları delillerle ortadadır.

SONUÇ ve TALEP

Yukarıda arz ve izah ettiğim hususlar, sunulan belgeler, veri setleri, editör yazışmaları ve metodolojik farklılıklar birlikte değerlendirildiğinde, hakkımda yöneltilen “doçentlik başvurusunda tekrar yayım etik ihlali” iddiasının gerçeği yansıtmadığı anlaşılacaktır.

Dolayısıyla, tarafıma yöneltilen etik ihlal isnadının reddine, doçentlik başvuruma ilişkin sürecin devamına karar verilmesini saygılarımla arz ederim.……/……/20…

İmza

Tekrar Yayım Etik İhlali İçin İtiraz Süreci

Etik kurul incelemesi sonucunda aday hakkında tekrar yayım etik ihlali kararı verilmesi halinde, bir sonraki aşama itiraz sürecidir. Bu süreç, hem Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) hem de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Kurulu nezdinde yürütülür ve adayın kendisini yeniden ifade edebilmesi açısından kritik bir aşamadır.

Etik kurulun raporu ve aldığı karar, YÖK’e iletilir. Bu aşamada aday, kararın kendisine tebliğinden itibaren belirlenen süre (genellikle 30 gün) içinde itiraz dilekçesini sunmak zorundadır. İtiraz dilekçesi, yalnızca bir tekrar savunma metni değil, aynı zamanda etik kurulun eksikliklerini, değerlendirme hatalarını veya göz ardı ettiği delilleri ortaya koyan sistematik bir belge olmalıdır.

İtiraz sürecinde adayın dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Yeni Delil ve Belgeler Sunmak: İlk savunmada yer almayan ham veri setleri, farklı analiz raporları, yayıncı kurum yazışmaları veya metodolojik ek açıklamalar, itirazın gücünü artırır. Özellikle çalışmanın özgün katkısını belgeleyen yeni kanıtların sunulması kritik önemdedir.
  • Etik Kurul Hatalarını Ortaya Koymak: İtiraz dilekçesinde, etik kurulun raporunda yapılan olası yanlış yorumlamalar, mevzuata aykırı değerlendirmeler veya gözden kaçan noktalar açıkça gösterilmelidir. Örneğin, doçentlik başvurusunda tekrar yayım iddiasının yalnızca başlık benzerliğine dayandığı, içerik farklılıklarının dikkate alınmadığı somut şekilde açıklanmalıdır.
  • Hukuki Dayanaklara Atıf Yapmak: İtiraz yalnızca akademik argümanlara değil, aynı zamanda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi hükümlerine dayandırılmalıdır. Bu atıflar, dilekçenin hukuki gücünü artırır.
  • Sistematik ve Teknik Bir Dil Kullanmak: İtiraz dilekçesinin duygusal ifadelerden arındırılmış, teknik, belgeli ve akademik bir üslupla hazırlanması gerekir. Aksi takdirde YÖK tarafından dikkate alınma olasılığı azalır.

YÖK Genel Kurulu, etik kurul raporunu ve adayın itirazını birlikte değerlendirir. Nihai karar burada alınır ve bu karar idari yönden kesin olmakla birlikte, idari yargıya taşınabilir. Yani aday, YÖK’ün nihai kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açma hakkına sahiptir.

Tekrar yayım etik ihlali için itiraz süreci, adayın yalnızca etik kurulun kararını değil, aynı zamanda akademik geleceğini doğrudan etkileyen bir aşamadır. Bu nedenle itiraz dilekçesi mutlaka kapsamlı, delillere dayalı ve hukuki-mevzuat temelli olarak hazırlanmalıdır.

tekrar yayim etik ihlal cezasi

Tekrar Yayım Etik İhlali Cezası

Tekrar yayım etik ihlali, ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’nde açıkça tanımlanmış olup, akademik dünyada en ciddi etik ihlallerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu ihlalin cezası yalnızca bilimsel itibar kaybıyla sınırlı değildir; idari, disiplin ve hatta hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle doçentlik başvurusunda tekrar yayım tespit edilmesi halinde süreç, aday açısından oldukça ağır yaptırımlara yol açmaktadır.

Doçentlik başvurularında tekrar yayımın belirlenmesi, öncelikle başvurunun doğrudan reddedilmesine neden olmaktadır. Çünkü mükerrer yayın, bilimsel üretimi olduğundan farklı gösteren, adayın akademik katkısını yanıltıcı biçimde sunan bir fiildir. Daha ağır vakalarda, adayın belirli süre boyunca yeniden başvuru yapma hakkı kısıtlanmakta ve bu durum akademik kariyerin ilerleyişini ciddi biçimde engellemektedir. Hatta bazı durumlarda, tekrar yayım fiili yalnızca başvurunun reddi ile kalmamakta, mevcut akademik unvanın geri alınmasına kadar uzanan yaptırımlar gündeme gelebilmektedir.

Bunun yanı sıra, tekrar yayım etik ihlali yalnızca ÜAK ve YÖK düzeyinde sonuçlar doğurmaz; aynı zamanda üniversite bünyesinde disiplin soruşturmalarına da konu olabilir. Bu durumda akademisyen hakkında çeşitli disiplin cezaları uygulanabilmektedir.

Tekrar Yayım Etik İhlali İçin Dava Süreci

Tekrar yayım etik ihlali nedeniyle ÜAK veya YÖK tarafından verilen kararlar idari işlem niteliğinde olduğundan, bu kararlara karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Dava açma süresi, kararın adaya tebliğinden itibaren 60 gündür. Bu süre içinde dava açılmadığı takdirde karar kesinleşir ve akademisyen açısından bağlayıcı hale gelir.

İdari davalar, adayın yerleşim yerindeki idare mahkemesinde veya doğrudan Ankara İdare Mahkemelerinde açılabilir. Dava dilekçesinde, etik kurulun kararının mevzuata aykırı olduğu, delillerin yanlış değerlendirildiği veya savunma hakkının ihlal edildiği gibi hususlar somut belgelerle ortaya konmalıdır.

Mahkemenin İnceleme Kapsamı

Mahkeme, kararın hukuka uygunluğunu denetler; kararın yerindeliğine karışmaz. İnceleme kapsamında şunlar değerlendirilir:

  • Etik kurulun ve YÖK’ün usule uygun hareket edip etmediği,
  • Savunma hakkının tanınıp tanınmadığı,
  • Delillerin objektif ve tam olarak değerlendirilip değerlendirilmediği,
  • Kararın gerekçeli olup olmadığı,
  • ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi hükümlerine uyulup uyulmadığı.

Bunun yanında, uyuşmazlık teknik bilgi gerektiriyorsa mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Örneğin, adayın çalışmasının özgün olup olmadığı, daha önce yayımlanıp yayımlanmadığı veya bilimsel katkı içerip içermediği konularında, alanında uzman akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyeti rapor hazırlar. Mahkeme, bu raporu esas alarak karar verebilir.

Yürütmeyi Durdurma Kararı

İdari davalarda en önemli aşamalardan biri de yürütmeyi durdurma talebidir. Tekrar yayım etik ihlali nedeniyle verilen karar, adayın doçentlik unvanı almasını engelleyebilir, akademik ilerlemesini durdurabilir. Bu nedenle dava açılırken mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Yürütmenin durdurulması, iki şartın bir arada bulunması halinde verilir:

  1. İşlemin açıkça hukuka aykırı olması
  2. İşlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması

Bu şartlar gerçekleştiğinde mahkeme, dava sonuçlanana kadar idari işlemin uygulanmasını durdurur. Böylece adayın hakları dava süresince korunur ve doçentlik sürecine devam edebilmesi mümkün hale gelir.

Dava süreci sonunda mahkeme, etik kurul ve YÖK kararını iptal edebilir ya da işlemin hukuka uygun olduğuna hükmederek davayı reddedebilir. İptal kararı verilirse, adayın akademik başvurusu yeniden değerlendirilir ve mesleki itibarı iade edilmiş olur.

sikca sorulan sorular 1

Tekrar Yayım Etik İhlali Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tekrar yayım etik ihlali nedir?

ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’ne göre tekrar yayım etik ihlali, bir çalışmanın sonuçlarının veya bilimsel verilerin, yeni ve özgün bir katkı sağlanmaksızın birden fazla kez yayımlanmasıdır. Bu durum, literatürde “mükerrer yayın” ya da “duplikasyon” olarak da adlandırılır.

Doçentlik başvurusunda tekrar yayım nasıl değerlendirilir?

Doçentlik başvurusunda tekrar yayım, en ciddi etik ihlallerden biridir. Başvuru dosyasında yer alan yayınların daha önce yayımlanmış olması ya da aynı verilerin farklı başlıklarla tekrar sunulması tespit edilirse, YÖK ve ÜAK etik kurulları başvuruyu doğrudan reddedebilir.

Tekrar yayım etik ihlali cezası nedir?

Tekrar yayım etik ihlali cezası, ihlalin niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Doçentlik başvurularında başvurunun reddi, yeniden başvuru hakkının belirli süreyle askıya alınması ve ağır vakalarda akademik unvanın iptali söz konusu olabilir. Ayrıca, idari yargıda iptal davası açma ve tazminat süreçleri de gündeme gelebilir.

Mükerrer yayın ile intihal arasındaki fark nedir?

Mükerrer yayın veya tekrar yayım, aynı çalışmanın birden fazla yerde yayımlanmasıdır. İntihal ise başkasına ait bir çalışmayı izinsiz ve kaynak göstermeksizin kendi eseriymiş gibi sunmaktır. Her ikisi de akademik etik ihlalidir, ancak teknik olarak farklı kategorilerde değerlendirilir.

Bildiriden üretilen makaleler tekrar yayım sayılır mı?

Bilimsel toplantılarda sunulan bildirilerin geliştirilerek ve genişletilerek makale formatında yayımlanması tekrar yayım değildir. Ancak bildirinin aynen makaleye dönüştürülmesi ve önceki bildiriye atıf yapılmadan yeni bir yayın gibi sunulması tekrar yayım etik ihlali kapsamında değerlendirilir.

Tezden üretilen yayınlar tekrar yayım kapsamına girer mi?

Yüksek lisans veya doktora tezlerinden üretilen makaleler, teze uygun şekilde atıf yapıldığı sürece tekrar yayım değildir. Ancak tezde yer alan verilerin veya sonuçların, hiçbir değişiklik yapılmadan ve atıf verilmeden makale olarak yayımlanması mükerrer yayın kapsamında değerlendirilir.

Aynı içerikte farklı dilde yapılan yayınlar tekrar yayım mıdır?

Bir çalışmanın farklı dile çevrilerek yayımlanması, önceki yayına açık atıf yapılmadığında tekrar yayım ihlali sayılabilir. Ancak çeviri çalışması olduğu açıkça belirtilir ve orijinal yayına uygun şekilde atıf yapılırsa etik ihlal söz konusu değildir.

Bir makalenin yayımlandıktan sonra kongrede sunulması tekrar yayım sayılır mı?

Hakemli bir dergide yayımlanmış makalenin kongrede “daha önce yayımlanmış çalışma” olarak sunulması tekrar yayım değildir. Ancak aynı makalenin, yeni bir bulgu eklenmeksizin bildiri formatında yeniden sunulması ve özgün bir yayın gibi gösterilmesi tekrar yayım etik ihlali olarak kabul edilebilir.

Genel geçer bilgiler ve tanımlar tekrar yayım kapsamına girer mi?

Herkes tarafından bilinen genel geçer tanımlar, kavramlar veya teorik bilgiler tekrar yayım etik ihlali kapsamında değildir. Tekrar yayım, özgün araştırma verilerinin, bulguların veya sonuçların kasıtlı olarak yeniden yayımlanması durumunda söz konusu olur.

Tekrar yayım etik ihlali iddiasına karşı savunma hakkı var mı?

Evet. Akademisyenler, etik kurul incelemeleri sırasında yazılı savunma yapma hakkına sahiptir. Somut veriler, ham veri setleri, yayın kayıtları ve metodolojik açıklamalarla desteklenen savunmalar sürecin seyrini değiştirebilir.

Tekrar yayım etik ihlali kararına nasıl itiraz edilir?

Etik kurulun verdiği karar YÖK Genel Kurulu’na taşınır. Akademisyen, belirlenen süre içerisinde itiraz dilekçesi sunabilir. İtiraz dilekçesinde yeni deliller, metodolojik açıklamalar ve önceki kurulun değerlendirmelerindeki hatalara yönelik ayrıntılı gerekçeler yer almalıdır.

Tekrar yayım etik ihlali için dava açılabilir mi?

Evet. YÖK Genel Kurulu’nun nihai kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava sürecinde yürütmeyi durdurma talebi yapılabilir ve mahkeme gerektiğinde bilirkişi incelemesi de talep edebilir.

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu