• Türkçe
  • 中文
  • Yükseköğretim Hukuku

    Doçentlik Etik Komisyonu Uzman Görüşüne Uymak Zorunda Mı?

    Doçentlik etik komisyonu uzman görüşüne uymak zorunda mı sorusu, etik ihlal iddiasıyla karşı karşıya kalan hemen her adayın süreç içinde er ya da geç sorduğu bir sorudur. Çünkü doçentlik başvurusunda bir etik ihlal iddiası ortaya atıldığında, komisyon çoğu zaman kendisi karar vermeden önce ilgili bilim alanından bir veya birkaç uzmandan yazılı görüş talep eder. Adaylar da haklı olarak, bu uzman görüşünün kararı otomatik olarak belirleyip belirlemediğini merak eder.

    Cevap net: doçentlik etik komisyonu, aldığı uzman görüşüyle hukuken bağlı değildir. Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi, komisyona gerektiğinde bilirkişi veya uzman görüşü alma yetkisi tanır; ancak bu görüşleri değerlendirip nihai sonuca ulaşma yetkisini yine komisyonun kendisine bırakır. Başka bir ifadeyle, uzman raporu kararın zorunlu bir bileşeni değil, kararın dayandığı bilgi kaynaklarından yalnızca biridir.

    Etik Komisyonun Karar Alma Yetkisi Kime Aittir?

    Doçentlik sürecinde etik ihlal iddialarını nihai olarak karara bağlama yetkisi, ilgili alanın Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonuna aittir. Komisyon, dosyayı inceler, gerekli gördüğü hallerde adaydan yazılı savunma ister, yine gerekli gördüğü hallerde uzman veya bilirkişi görüşüne başvurur; ancak topladığı bu bilgi ve belgeleri kendi iç değerlendirmesinden geçirerek kararını oluşturur. Yönerge, komisyonun sorumluluğunu “incelenen raporları değerlendirerek sonuç raporu oluşturmak” biçiminde tanımlar; bu da uzman görüşünün nihai karar değil, kararın girdilerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyar.

    Bu yapı, doçentlik etik komisyonunun bir nevi hakim rolü üstlendiğini gösterir: dosyadaki tüm bilgi ve belgeleri, adayın savunmasını ve varsa uzman görüşlerini birlikte değerlendirir, sonra kendi kanaatini oluşturur. Uzman görüşü, bu kanaatin oluşmasına katkı sağlayan teknik bir veri niteliğindedir.

    Uzman Görüşünün Hukuki Niteliği: Bağlayıcı mı, Yol Gösterici mi?

    İdare hukukunda ve yargı usulünde yerleşik bir ilke vardır: teknik konularda alınan uzman veya bilirkişi görüşleri, karar vericiyi otomatik olarak bağlamaz; karar verici bu görüşleri diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Doçentlik etik komisyonu bakımından da aynı mantık geçerlidir. Komisyon, uzman görüşünü:

    • Aynen benimseyerek kararına dayanak yapabilir,
    • Kısmen benimseyip kendi değerlendirmesiyle birleştirebilir,
    • Gerekçe göstermek kaydıyla tamamen reddedip farklı bir sonuca varabilir.

    Dolayısıyla doçentlik etik komisyonu uzman görüşüne uymak zorunda mı sorusunun hukuki cevabı, komisyonun bu üç seçenekten herhangi birini kullanabildiğidir. Önemli olan, hangi seçeneği kullanırsa kullansın, vardığı sonucu somut ve anlaşılır bir gerekçeyle desteklemesidir.

    Uzman Sayısı da Komisyonun Takdirindedir

    Bu bağlamda hatırlanması gereken bir diğer nokta, komisyonun tek bir uzmanla sınırlı olmadığıdır. Yönergede uzman sayısını üç kişiyle sınırlayan bir hüküm bulunmaz; komisyon dosyada yeterli kanaat oluşmadığını düşünürse ek uzman görüşü de isteyebilir. Bu da göstermektedir ki komisyonun asıl amacı, tek bir uzman raporuna mahkûm olmak değil, kendi vicdani kanaatini sağlam bir zemine oturtmaktır.

    Komisyon Uzman Görüşünden Ne Zaman Ayrılabilir?

    Komisyonun uzman görüşünden ayrılması hukuken mümkün olsa da, bu ayrılığın keyfi olmaması gerekir. Komisyonun bir uzman görüşünün aksine karar verebilmesi için:

    • Dosyada uzman görüşüyle çelişen başka somut bilgi veya belgelerin bulunması,
    • Birden fazla uzman görüşü arasında çelişki varsa, hangi görüşün neden esas alındığının açıklanması,
    • Adayın savunmasında ortaya konan hususların ayrıca değerlendirilmiş olması,
    • Sonuçta ulaşılan kanaatin bilimsel ve nesnel kriterlere dayandırılması,

    gerekir. Bu unsurlar sağlanmadan, yalnızca “komisyon aksi kanaattedir” şeklinde gerekçesiz bir ifadeyle uzman görüşünden ayrılmak, kararın sonradan hukuka aykırı bulunması riskini doğurur. Çünkü idari işlemlerde sebep unsurunun somut, gerçek ve hukuka uygun olması esastır; gerekçesiz biçimde uzman görüşünün göz ardı edilmesi bu unsuru zedeler.

    Bu Durumun Aday Açısından Anlamı Nedir?

    Doçentlik etik komisyonu uzman görüşüne uymak zorunda olmadığına göre, adayın savunma stratejisini yalnızca “uzman görüşü lehimedir, o halde sorun yok” varsayımına dayandırması yeterli değildir. Aday, savunmasını hazırlarken:

    • Uzman görüşünün dayandığı teknik ve bilimsel gerekçeleri kendi savunmasında da açıkça vurgulamalı,
    • Uzman görüşü aleyhineyse, bu görüşün dayandığı yöntem veya kapsamdaki olası eksiklikleri gerekçeli biçimde ortaya koymalı,
    • Komisyonun nihai kararında uzman görüşünden ayrılması halinde, bu ayrılığın gerekçeli olup olmadığını dikkatle incelemeli,
    • Gerekçesiz bir ayrılık söz konusuysa, bu durumu itiraz ve dava sürecinde ayrı bir hukuka aykırılık nedeni olarak ileri sürmelidir.

    Bu yaklaşım, hem etik komisyon nezdindeki savunmayı güçlendirir hem de olası bir itiraz veya dava sürecinde adayın elini kuvvetlendirir.

    sikca sorulan sorular

    Sıkça Sorulan Sorular

    Etik komisyon uzman görüşünü görmezden gelebilir mi?

    Komisyon uzman görüşünü tamamen göz ardı edemez; dosyaya giren her belge gibi bu görüşü de değerlendirmek zorundadır. Ancak görüşe aynen uymak zorunda değildir; gerekçeli biçimde farklı bir sonuca varabilir.

    Birden fazla uzman görüşü birbiriyle çelişirse ne olur?

    Bu durumda komisyon, hangi görüşü hangi gerekçeyle esas aldığını açıklamak zorundadır. Çelişkili görüşler arasında gerekçesiz bir tercih yapılması, kararın sonradan sorgulanmasına yol açabilir.

    Uzman görüşü aleyhime ise itirazımın bir anlamı kalır mı?

    Evet. Uzman görüşü aleyhte olsa bile, komisyonun bu görüşü nasıl değerlendirdiği, adayın savunmasını gerçekten dikkate alıp almadığı ve kararın gerekçesinin yeterli olup olmadığı itiraz ve dava sürecinde ayrıca incelenebilir.

    Doçentlik etik komisyonu kararına karşı hangi yollara başvurulabilir?

    Aday, komisyon kararına karşı önce Üniversitelerarası Kurul nezdinde itiraz edebilir, itirazın sonuçsuz kalması halinde ise idare mahkemesinde iptal davası açabilir.

    İLGİLİ MAKALELER : 

    Kaynaklar

    Mevzuat Konu
    Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi Etik komisyonların görev, yetki ve karar alma usulü
    2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu Doçentlik başvuru ve değerlendirme süreci
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu İtiraz ve iptal davası süreçleri
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.282 Uzman/bilirkişi görüşünün serbestçe değerlendirilmesi ilkesi

    Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi

    Av. Gökhan YILMAZ fotoğrafı

    Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu

    • Ankara 2 No'lu Barosu
    • Sicil No: 3148
    • İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
    • Yenimahalle / Ankara

    Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

    Uzmanlık alanları

    • Askerî Hukuk
    • İdare Hukuku
    • Yükseköğretim Hukuku
    • Ceza Hukuku

    İlgili Makaleler

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Başa dön tuşu