İftira Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 267)
İftira suçu savunma dilekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi kapsamında bir kişiye işlemediğini bilerek hukuka aykırı fiil isnat edildiği iddiasıyla açılan ceza davalarında hazırlanan kapsamlı savunma metnidir. TCK 267 uyarınca iftira suçunun oluşabilmesi için failin, mağdurun suçu işlemediğini bilmesine rağmen yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunması ya da basın ve yayın yoluyla isnatta bulunması gerekir. Suçun maddi eser ve delil uydurma suretiyle işlenmesi, mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması gibi durumlarda ceza önemli ölçüde artmaktadır.
İftira suçu savunma dilekçesi hazırlanırken isnadın hukuka aykırılığı, failin kastı, mağdur hakkında verilen beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı, koruma tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığı ve zamanaşımı süresinin başlangıcı ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Ceza yargılamasında mahkûmiyet için failin bilinçli ve doğrudan kastla hareket ettiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi zorunludur.
İftira Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 267)
T.C. … ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE
Dosya No : 2026/… E.
SANIK : Selim K.
MÜDAFİİ : Av. ………
KONU : TCK 267 kapsamında iftira suçu isnadına ilişkin ayrıntılı savunmalarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Müvekkil Selim K.. hakkında, eski iş ortağı olan müşteki Ahmet Y.’nin zimmet ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediğini bilerek ve gerçeğe aykırı şekilde Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunduğu iddiasıyla Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi kapsamında iftira suçu isnadıyla kamu davası açılmıştır. İddianamede, müşteki hakkında yürütülen soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı, bu nedenle müvekkilin işlemediğini bildiği bir fiili isnat ettiği ileri sürülmektedir.
Ancak dosya kapsamı, olayın gelişim süreci, taraflar arasındaki ticari ilişki, mevcut muhasebe kayıtları ve yapılan şikâyetin dayandığı somut vakıalar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin TCK 267 anlamında iftira kastıyla hareket etmediği açıkça anlaşılmaktadır. Şikâyet hakkının kullanılması, hukuki koruma altındaki bir haktır ve sırf soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanması, iftira suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
I. OLAYIN GERÇEK GELİŞİMİ
Müvekkil ile müşteki, 2023–2025 yılları arasında Ankara’da faaliyet gösteren bir inşaat şirketinde ortak olarak çalışmışlardır. 2025 yılı Ekim ayında şirket hesaplarında 1.200.000 TL tutarında açıklanamayan para çıkışı tespit edilmiştir. Müvekkil tarafından yapılan iç denetim sonucunda bazı ödemelerin müştekinin şahsi hesabına yönlendirildiği görülmüş, bu husus noter ihtarnamesi ile müştekiye bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf çözümlenemeyince müvekkil, elindeki banka dekontları ve muhasebe kayıtları ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmuş ve suç duyurusunda bulunmuştur. Soruşturma sürecinde bilirkişi incelemesi yapılmış, ancak şirket içi yetki dağılımı ve imza sirküleri nedeniyle müşteki hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphe bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.
Bu karar üzerine müşteki, müvekkil hakkında iftira suçu nedeniyle şikâyette bulunmuş ve işbu dava açılmıştır.
II. TCK 267 KAPSAMINDA İFTİRA SUÇUNUN UNSURLARI
İftira suçu, TCK 267’de düzenlenmiş olup şu unsurları içermektedir:
-
Failin, mağdurun işlemediğini bildiği bir fiili isnat etmesi,
-
Bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla ya da basın-yayın yoluyla yapılması,
-
Hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasının ya da idari yaptırım uygulanmasının amaçlanması,
-
Doğrudan kastın bulunması.
Görüldüğü üzere, iftira suçunun oluşabilmesi için yalnızca isnadın gerçeğe aykırı olması yeterli değildir. Failin, isnat edilen fiilin mağdur tarafından işlenmediğini bilmesi gerekir. Bu bilgiye rağmen bilinçli olarak isnatta bulunulmalıdır.
Somut olayda müvekkil, elindeki banka dekontlarına ve muhasebe kayıtlarına dayanarak şikâyette bulunmuştur. Müvekkilin isnadın gerçek dışı olduğunu bildiğine dair hiçbir delil bulunmamaktadır.
III. ŞİKÂYET HAKKININ KULLANILMASI VE HUKUKA UYGUNLUK
Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca herkes meşru vasıta ve yollarla yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahiptir. Suç duyurusunda bulunmak, hukuki koruma altındaki bir haktır.
Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, kişi somut emarelere dayanarak suç duyurusunda bulunmuşsa ve bu başvuru hukuki temele dayanıyorsa, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması tek başına iftira suçunun oluştuğunu göstermez.
Müvekkilin başvurusu soyut isnatlara değil; banka kayıtlarına, şirket içi yazışmalara ve muhasebe belgelerine dayanmaktadır. Bu nedenle şikâyet hakkının kullanılması hukuka uygundur.
IV. DELİL UYDURMA İDDİASININ GERÇEĞİ YANSITMAMASI
TCK 267/2 uyarınca maddi eser ve delil uydurulması halinde ceza artırılmaktadır. İddianamede müvekkilin belgeleri manipüle ettiği ileri sürülmüşse de, dosyada buna ilişkin herhangi bir teknik rapor bulunmamaktadır.
Adli bilişim incelemesinde belgelerin şirket muhasebe programından alındığı ve herhangi bir değişiklik yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle delil uydurma söz konusu değildir.
V. BERAT KARARI VE KASTIN DEĞERLENDİRİLMESİ
TCK 267/3 ve devamı hükümlerinde mağdur hakkında beraat kararı verilmesi veya tutuklama uygulanması gibi durumlarda cezanın artırılacağı düzenlenmiştir. Ancak bu artırımın uygulanabilmesi için temel suçun oluşması gerekir.
Müşteki hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması, müvekkilin isnadın asılsız olduğunu bildiğini kanıtlamaz. Ceza muhakemesinde yeterli şüphe bulunmaması, isnadın tamamen gerçek dışı olduğu anlamına gelmez.
VI. DOĞRUDAN KASTIN BULUNMAMASI
İftira suçu doğrudan kastla işlenebilir. Fail, isnadın gerçek dışı olduğunu bilerek hareket etmelidir. Müvekkilin amacı, şirket zararının giderilmesi ve hukuki durumun açıklığa kavuşmasıdır.
Müvekkil, soruşturma sürecinde tüm belgeleri teslim etmiş, bilirkişi incelemesine katkı sağlamış ve herhangi bir delil gizleme girişiminde bulunmamıştır. Bu davranışlar, iftira kastıyla bağdaşmamaktadır.
VII. ZAMANAŞIMI HÜKMÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ
TCK 267/8 uyarınca iftira suçunda dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. Somut olayda kovuşturmaya yer olmadığı kararı 02.11.2025 tarihinde verilmiş olup şikâyet süresi bu tarihten itibaren hesaplanmalıdır. Süre aşımı yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasını talep ederiz.
VIII. ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ
Ceza muhakemesinde mahkûmiyet kararı için suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatı gerekir. Müvekkilin isnadın gerçek dışı olduğunu bildiğine dair kesin bir delil bulunmamaktadır.
Anayasa’nın 38. maddesi gereğince masumiyet karinesi esastır. Şüphe halinde beraat kararı verilmelidir.
SONUÇ VE TALEP
Yukarıda arz edilen nedenlerle;
-
Müvekkilin üzerine atılı TCK 267 kapsamında iftira suçu yönünden suçun manevi unsuru oluşmadığından CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine,
-
Delil uydurma ve artırıcı hükümlerinin uygulanmamasına,
-
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Sanık Müdafii
Av. ………
SIRADAKİ MAKALEMİZ :




