Haksız Yazarlık Etik İhlali -İtiraz – Dava

Haksız yazarlık etik ihlali, Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinde açıkça tanımlanan, bilimsel çalışmalarda yazarlık hakkının yanlış veya yanıltıcı biçimde kullanılması durumudur. Yönergeye göre yazarlık; araştırmanın planlanması, yürütülmesi, analiz edilmesi ve raporlanmasına önemli düzeyde katkı sunan kişilerin isimlendirilmesini kapsar. Bu katkıyı sağlamayan kişilerin yazar olarak gösterilmesi ya da katkısı bulunan kişilerin dışarıda bırakılması, etik bir ihlal olarak değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda, hediye yazarlık, hayalet yazarlık, katkısı olmayan kişilerin eklenmesi, danışman isminin çıkarılması veya yayın sürecinde isimlerin keyfi olarak değiştirilmesi en sık karşılaşılan haksız yazarlık türleri arasında yer almaktadır. Yönerge, bu tür durumları bilimsel dürüstlüğün ihlali olarak tanımlar ve ağır akademik yaptırımların uygulanabileceğini belirtir.
Özellikle doçentlik başvurularında, haksız yazarlık etik ihlali ciddi sonuçlar doğurmakta; adayların bilimsel yeterliliklerinin sorgulanmasına, etik kurul incelemelerine ve başvurunun iptaline kadar giden süreçlere yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra, etik ihlalin tespit edilmesi halinde, yalnızca başvuru süreci değil, akademisyenin uzun vadeli kariyer planı da olumsuz etkilenmektedir.
Ulusal düzenlemeler yanında, COPE (Committee on Publication Ethics), ICMJE (International Committee of Medical Journal Editors) ve YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi gibi uluslararası ve ulusal standartlar, yazarlık kriterlerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu teknik ölçütler, yazarlığın yalnızca çalışmaya fikri katkı, veri üretimi, analiz, yazım ve son onay gibi süreçlere katılım göstermiş kişiler için geçerli olduğunu vurgular.
Dolayısıyla, haksız yazarlık etik ihlali, yalnızca bireysel etik dışı bir davranış değil; aynı zamanda bilimsel bilginin güvenilirliğini, akademik topluluğun bütünlüğünü ve kariyer süreçlerinin adilliğini tehdit eden sistematik bir sorundur.
Çok Yazarlı Makalelerde İsim Sırası Nasıl Belirlenir?
Bilimsel yayınlarda yazarlık sırasının belirlenmesi, özellikle çok yazarlı makalelerde önemli bir tartışma konusudur. Haksız Yazarlık Etik İhlali vakalarının önemli bir kısmı, yazarların katkı sırasının doğru şekilde yansıtılmamasından kaynaklanmaktadır. Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ve uluslararası kriterleri, bu konuda belirli standartlar sunmaktadır.
Genel olarak bir araştırma makalesinde birinci yazar, çalışmanın tasarlanması, yürütülmesi, veri toplanması, analiz edilmesi ve yazım sürecinde en büyük katkıyı sağlayan kişidir. Birinci yazar, çoğu zaman araştırmayı fiilen yürüten öğrenci veya genç araştırmacıdır. Sorumlu yazar (corresponding author) ise çalışmanın dergiye gönderilmesinden, hakemlerle iletişim kurulmasından ve yayının nihai onay sürecinden sorumlu kişidir. Bu kişi, katkısı büyük olabileceği gibi, çoğu zaman ekibin daha kıdemli üyesi olur.
Orta sırada yer alan yazarlar, katkı oranına göre sıralanır. Veri toplama, istatistiksel analiz, laboratuvar desteği veya metodolojik katkı gibi görevler, sıralamada belirleyici rol oynar. Katkısı düşük olan kişiler, etik kurallar gereği teşekkür bölümü altında anılmalı, yazar listesine dahil edilmemelidir.
Son yazar ise çoğunlukla projeyi yöneten, fon sağlayan ya da araştırma grubunun liderliğini üstlenen kıdemli akademisyendir. Bu konum, özellikle biyomedikal ve mühendislik alanlarında yaygın kabul görmektedir. Ancak farklı disiplinlerde uygulamalar değişiklik gösterebilir.
İsim sırası belirlenirken en kritik nokta, şeffaflık ve katkı beyanıdır. Birçok dergi, makale gönderiminde yazarların katkılarını ayrıntılı şekilde beyan etmelerini şart koşar. Bu uygulama, haksız yazarlık etik ihlallerini önlemek ve adil bir sıralama sağlamak açısından önemlidir.
Doçentlik ve akademik başvurular açısından yazarlık sırası büyük önem taşır. Çünkü jüri üyeleri, adayın bilimsel katkısını değerlendirmek için genellikle birinci yazar ve sorumlu yazar pozisyonlarına odaklanır. Dolayısıyla isim sırasının etik kurallara uygun şekilde belirlenmemesi, yalnızca bireysel bir haksızlık değil, aynı zamanda akademik ilerleme sürecini de doğrudan etkileyen bir etik ihlale dönüşebilir.
Çok Merkezli (Multi-Center) Araştırmalarda Katkıların Dağılımı
Çok merkezli (multi-center) araştırmalar, birden fazla kurum veya araştırma ekibinin aynı proje kapsamında işbirliği yaptığı geniş ölçekli çalışmalardır. Bu tür araştırmalar, yüksek veri çeşitliliği ve güçlü metodolojik altyapı sağlamaları nedeniyle bilim dünyasında büyük önem taşır. Ancak, katkıların dağılımı ve yazarlık sırasının belirlenmesi, en sık karşılaşılan sorunların başında gelir. Bu noktada haksız yazarlık etik ihlali riskini önlemek için şeffaf ve uluslararası standartlara uygun kriterler uygulanmalıdır.
Her merkezde yürütülen çalışmaların katkısı, genellikle üç ana başlık altında değerlendirilir: araştırma tasarımı, veri toplama ve analiz ile yayın sürecine katkı. Bir merkez yalnızca veri sağlamışsa, bu durumun yazarlık yerine teşekkür kısmında belirtilmesi daha etik kabul edilir. Ancak metodoloji geliştirme, analiz, yorumlama veya yazım sürecine aktif katılım gösteren araştırmacılar yazarlık hakkı elde eder.
Uluslararası kriterler ve Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi, çok merkezli çalışmalarda yazarlığın, bireysel katkı düzeyine göre belirlenmesi gerektiğini açıkça ifade eder. Katkıların yazılı olarak belgelenmesi, her yazarın rolünün net şekilde tanımlanması ve makale gönderiminde “katkı beyanı” yapılması, etik açıdan zorunlu hale gelmiştir.
Yazarlık sıralaması ise katkının büyüklüğüne göre belirlenmeli, yalnızca “projenin bir parçası olmak” tek başına yazar olmak için yeterli sayılmamalıdır. Çoğu durumda, araştırma koordinatörleri veya proje liderleri son yazar olarak gösterilirken, veri toplayan veya yerel ölçekte katkı sunan ekipler sıralamanın ortasında yer alır. Bu yaklaşım, hem adil bir dağılım sağlar hem de haksız yazarlık etik ihlalinin önüne geçer.
Doçentlik başvurularında ve akademik değerlendirmelerde çok merkezli çalışmalar, genellikle daha yüksek bilimsel değer taşısa da, katkıların doğru belgelenmemesi durumunda adaylar için etik sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, her merkezin rolü ayrıntılı biçimde raporlanmalı ve yazarlık hakkı yalnızca gerçek bilimsel katkıya dayalı olarak verilmelidir.
ICMJE’ye Göre Haksız Yazarlık Kriterleri
ICMJE (International Committee of Medical Journal Editors), bilimsel yayınlarda yazarlık hakkını düzenleyen en temel uluslararası standartlardan biridir. Komite, bir kişinin makalede “yazar” olarak kabul edilebilmesi için dört temel kriter belirlemiştir. Bu koşullardan herhangi birini yerine getirmeyen kişilerin yazar listesine eklenmesi, doğrudan haksız yazarlık etik ihlali kapsamında değerlendirilir.
- Araştırmaya Anlamlı Katkı Sağlamak
Araştırma fikrinin geliştirilmesine, çalışmanın tasarımına, veri toplanmasına veya analizine doğrudan katkı sağlanmalıdır. Sadece finansal destek vermek, laboratuvar imkânı sağlamak ya da idari yardımda bulunmak, yazarlık hakkı için yeterli değildir. - Makalenin Yazımı veya Kritik Revizyonuna Katkı
Yazar olarak kabul edilebilmek için çalışmanın metninin hazırlanmasına, düzenlenmesine veya bilimsel içeriğin kritik revizyonuna aktif şekilde katılmak gerekir. Çalışmanın sadece okunup onaylanması bu kriteri karşılamaz. - Son Halini Onaylamak
Yazarlar, makalenin yayımlanacak olan nihai versiyonunu açıkça onaylamalıdır. Bu, sorumluluk paylaşımını güçlendirir ve olası etik ihlallerde tüm yazarların ortak sorumluluğunu ortaya koyar. - Çalışmanın Bütününden Sorumluluk Almak
Yazarlar, yalnızca kendi katkılarından değil, aynı zamanda çalışmanın bütünlüğünden de sorumludur. Bu kriter, akademik şeffaflığı sağlamak ve bilimsel güvenilirliği artırmak amacıyla zorunlu tutulmaktadır.

Bilimsel Yayınlarda Haksız Yazarlık Nedenleri
Bilimsel yayınlarda haksız yazarlık, akademik dürüstlüğün ihlali kapsamında değerlendirilen ve Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ile uluslararası kriterlere aykırı kabul edilen bir durumdur. Yönergeye göre yazarlık hakkı, yalnızca araştırmanın planlanmasına, yürütülmesine, analizine veya raporlanmasına doğrudan ve anlamlı katkı sağlayan kişilere tanınmalıdır. Bu koşulları karşılamayan kişilerin yazar listesine eklenmesi ya da katkısı bulunan kişilerin dışlanması, haksız yazarlık etik ihlali olarak tanımlanır.
Bu ihlalin temel nedenlerinden ilki akademik performans baskısıdır. Özellikle doçentlik ve profesörlük başvurularında yayın sayısı ve niteliği, akademik yükselmede belirleyici kriterlerden biri olduğundan, katkısı bulunmayan kişilerin yazar listesine eklenmesi sıkça görülmektedir. Bu durum, etik dışı biçimde yayın sayısını artırmaya yönelik bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bir diğer neden, akademik hiyerarşi ve güç ilişkileridir. Araştırmaya fiili katkısı olmayan üst düzey akademisyenlerin, otorite veya konum avantajıyla yazarlık listesine dahil edilmesi, genç araştırmacıların kariyer kaygılarıyla kabullenmek zorunda kaldığı bir uygulama haline gelebilmektedir. Bu tür durumlar, akademik özgürlük ve adalet ilkesini doğrudan zedelemektedir.
Haksız yazarlığın önemli nedenlerinden biri de bilimsel prestij ve yayın kabul kolaylığı beklentisidir. Tanınmış akademisyenlerin isminin eklenmesiyle makalenin daha saygın dergilerde yayımlanacağı ya da daha fazla atıf alacağı inancı, yazarlık hakkının kötüye kullanılmasına yol açmaktadır. Bu yaklaşım, uluslararası etik standartlara aykırı olduğu gibi, çalışmanın güvenilirliğini de tartışmalı hale getirir.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Türleri
Haksız Yazarlık Etik İhlali, farklı biçimlerde ortaya çıkabilen ve her birinin akademik açıdan farklı sonuçlar doğurduğu ciddi bir etik sorundur. Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi, yazarlık hakkının yalnızca bilimsel çalışmaya “anlamlı ve doğrudan katkı sağlayan” kişilere tanınması gerektiğini belirtir. Ancak akademik pratikte bu ilkenin ihlali çeşitli türlerde görülmektedir.
1. Hediye Yazarlık (Gift Authorship)
En yaygın ihlal türlerinden biridir. Çalışmaya hiçbir bilimsel katkısı olmayan kişilerin, akademik dayanışma, jest veya çıkar ilişkileri nedeniyle yazar listesine eklenmesi durumudur. Doçentlik başvurularında adayların yayın sayısını artırmak için sıkça başvurulduğu görülmektedir.
2. Hayalet Yazarlık (Ghost Authorship)
Çalışmaya önemli katkı sağlayan bir kişinin yazar listesine dahil edilmemesi durumudur. Bu tür etik ihlaller, özellikle tez danışmanlarının veya proje yürütücülerinin hak ettikleri halde dışlandıkları durumlarda gündeme gelir.
3. Katkının Abartılması
Çalışmaya çok sınırlı katkı yapan kişilerin, ana yazar gibi gösterilmesi de haksız yazarlık etik ihlali türlerinden biridir. Bu durum özellikle ortak makalelerde veya çok merkezli araştırmalarda görülebilir.
4. Danışman İsminin Çıkarılması
Tez veya proje danışmanının çalışmadan dışlanması, hem YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’ne hem de uluslararası yayıncılık standartlarına aykırıdır. Bu ihlal, sıklıkla öğrenci–danışman anlaşmazlıklarında ortaya çıkmaktadır.
5. Yayın Sürecinde İsim Değişiklikleri
Bildirilerden üretilen makalelerde, daha önce katkısı olmayan kişilerin sonradan yazar olarak eklenmesi veya mevcut yazarların çıkarılması da yaygın etik ihlal türleri arasında yer almaktadır.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Yaptırımları
Haksız Yazarlık Etik İhlali, Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi kapsamında ağır sonuçlar doğurabilen bir ihlaldir. Bu tür durumlarda hem akademik hem de hukuki yaptırımlar söz konusu olabilir ve araştırmacının kariyerinde uzun vadeli olumsuz etkiler bırakabilir.
İlk olarak, üniversiteler ve araştırma kurumları tarafından uygulanan disiplin yaptırımları dikkat çekmektedir. Uyarı, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması ve ağır vakalarda kurumdan çıkarma gibi cezalar, haksız yazarlık fiilinin tespit edilmesi halinde devreye girer. Bu cezalar yalnızca mevcut çalışmayı değil, araştırmacının akademik sicilini de kalıcı şekilde etkiler.
Bir diğer yaptırım, yayınların geçersiz sayılmasıdır. Dergi editörleri ve etik kurullar, haksız yazarlık içeren makaleleri retraction kararıyla geri çekebilir. Bu durum, çalışmanın bilimsel değerini tamamen ortadan kaldırırken aynı zamanda araştırmacının itibarını da ciddi biçimde zedeler.
Doçentlik başvurularında ortaya çıkan sonuçlar ise çok daha kritik bir boyuttadır. YÖK mevzuatı çerçevesinde haksız yazarlık etik ihlali tespit edilen adayların başvuruları iptal edilmekte, jüri değerlendirmeleri geçersiz sayılmakta ve adayın etik siciline işlenmektedir. Bu ihlalin yalnızca başvurunun reddiyle sınırlı kalmadığı, ilerleyen süreçlerde akademik yükselme ve unvan alma şansını da doğrudan olumsuz etkilediği görülmektedir.
Haksız yazarlık bazı durumlarda hukuki sürece de konu olabilmektedir. Özellikle telif hakkı ihlali, emeğin gaspı veya manevi zarar gerekçeleriyle açılan davalarda mahkemeler, etik kurul kararlarını dikkate almakta ve emsal kararlar ortaya çıkarmaktadır. Bu süreçlerde ispat yükümlülüğü taraflara ait olup, yargı süreci akademik yaşamın ötesinde hukuki sorumluluklar da doğurur.
Son olarak, bu ihlalin akademik kariyer üzerinde uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Araştırmacının itibarı sarsılır, ulusal ve uluslararası işbirliklerinden dışlanma riski artar, fon ve proje desteklerinden yararlanma şansı azalır. Dolayısıyla haksız yazarlık etik ihlali, yalnızca bireysel bir etik sorun değil, akademik topluluğun bütünlüğünü ve bilimin güvenilirliğini zedeleyen ciddi bir tehdit olarak görülmelidir.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Yaptırımları
Haksız Yazarlık Etik İhlali, Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi kapsamında ağır sonuçlar doğurabilen bir ihlaldir. Bu tür durumlarda hem akademik hem de hukuki yaptırımlar söz konusu olabilir ve araştırmacının kariyerinde uzun vadeli olumsuz etkiler bırakabilir.
İlk olarak, üniversiteler ve araştırma kurumları tarafından uygulanan disiplin yaptırımları dikkat çekmektedir. Uyarı, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması ve ağır vakalarda kurumdan çıkarma gibi cezalar, haksız yazarlık fiilinin tespit edilmesi halinde devreye girer. Bu cezalar yalnızca mevcut çalışmayı değil, araştırmacının akademik sicilini de kalıcı şekilde etkiler.
Bir diğer yaptırım, yayınların geçersiz sayılmasıdır. Dergi editörleri ve etik kurullar, haksız yazarlık içeren makaleleri retraction kararıyla geri çekebilir. Bu durum, çalışmanın bilimsel değerini tamamen ortadan kaldırırken aynı zamanda araştırmacının itibarını da ciddi biçimde zedeler.
Doçentlik başvurularında ortaya çıkan sonuçlar ise çok daha kritik bir boyuttadır. YÖK mevzuatı çerçevesinde haksız yazarlık etik ihlali tespit edilen adayların başvuruları iptal edilmekte, jüri değerlendirmeleri geçersiz sayılmakta ve adayın etik siciline işlenmektedir. Bu ihlalin yalnızca başvurunun reddiyle sınırlı kalmadığı, ilerleyen süreçlerde akademik yükselme ve unvan alma şansını da doğrudan olumsuz etkilediği görülmektedir.
Haksız yazarlık bazı durumlarda hukuki sürece de konu olabilmektedir. Özellikle telif hakkı ihlali, emeğin gaspı veya manevi zarar gerekçeleriyle açılan davalarda mahkemeler, etik kurul kararlarını dikkate almakta ve emsal kararlar ortaya çıkarmaktadır. Bu süreçlerde ispat yükümlülüğü taraflara ait olup, yargı süreci akademik yaşamın ötesinde hukuki sorumluluklar da doğurur.
Son olarak, bu ihlalin akademik kariyer üzerinde uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Araştırmacının itibarı sarsılır, ulusal ve uluslararası işbirliklerinden dışlanma riski artar, fon ve proje desteklerinden yararlanma şansı azalır. Dolayısıyla haksız yazarlık etik ihlali, yalnızca bireysel bir etik sorun değil, akademik topluluğun bütünlüğünü ve bilimin güvenilirliğini zedeleyen ciddi bir tehdit olarak görülmelidir.
Doçentlik Sürecinde Haksız Yazarlık Etik İhlali İddiası
Doçentlik sürecinde haksız yazarlık etik ihlali iddiası, akademik yükselme süreçlerinde en sık karşılaşılan ve ciddi sonuçlar doğuran etik sorunlardan biridir. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi, doçentlik başvurularında sunulan yayınların yazarlık kriterlerine uygun olmasını zorunlu kılmaktadır. Araştırmaya anlamlı katkısı olmayan kişilerin yazar listesine dahil edilmesi ya da katkısı olan kişilerin dışlanması, bu yönergeye aykırılık teşkil eder ve doğrudan etik ihlal kapsamında değerlendirilir.
Doçentlik jürileri, adayın bilimsel katkısını değerlendirirken özellikle birinci yazar ve sorumlu yazar pozisyonlarını dikkate almaktadır. Bu nedenle haksız yazarlık şüphesi bulunan makaleler, adayın akademik performansını olumsuz etkileyebilir. İddialar üzerine ilgili üniversitenin Etik Kurulu veya YÖK Etik Kurulu tarafından inceleme başlatılır. Soruşturma sürecinde katkı beyanı, araştırma kayıtları, yazışmalar ve yayın sürecine ilişkin belgeler incelenerek yazarlık hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilir.
Eğer doçentlik başvurusu sırasında haksız yazarlık etik ihlali tespit edilirse, adayın başvurusu geçersiz sayılabilir. Daha ileri durumlarda, aday hakkında disiplin yaptırımları uygulanabilir veya sonraki başvuru dönemlerinde etik sicil engeliyle karşılaşılabilir. Bu nedenle doçentlik sürecinde sunulan tüm yayınlarda şeffaf katkı beyanının yapılması, ICJME yazarlık kriterlerine uyulması ve yönergeye uygunluk büyük önem taşır.
Haksız yazarlık iddiaları yalnızca adayın bireysel akademik kariyerini değil, aynı zamanda üniversitenin ve ilgili akademik çevrenin güvenilirliğini de etkilemektedir. Bu nedenle doçentlik başvurusunda bulunan akademisyenlerin, etik ilkelere uygun hareket etmesi hem kişisel hem de kurumsal akademik itibar açısından kritik bir zorunluluktur.

Haksız Yazarlık Kararına İtiraz
Etik komisyonların verdiği haksız yazarlık kararlarına karşı, akademisyenlerin itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz süreci genellikle ilgili üniversitenin etik kuruluna veya doğrudan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Etik Kurulu’na başvuru yapılarak başlatılır. Bu süreçte, yazarın çalışmaya yaptığı katkıları gösteren belgeler, yazışmalar, katkı beyanları ve yayın sürecine ilişkin kayıtlar delil olarak sunulabilir.
İtirazın temel amacı, komisyon kararında olası değerlendirme hatalarının düzeltilmesi ve adil bir inceleme yapılmasının sağlanmasıdır. Eğer yerel etik kurul kararı adil bulunmazsa, daha üst mercilere başvuru veya yargı yoluna gitme imkânı da vardır. Bu nedenle, itiraz süreci yalnızca idari bir hak değil, aynı zamanda hukuki bir koruma mekanizması olarak da işlev görür.
Haksız Yazarlık Kararına Karşı Dava
Etik komisyon tarafından verilen haksız yazarlık kararlarına karşı, akademisyenlerin yalnızca idari itiraz değil, aynı zamanda yargı yoluna başvurma hakkı da bulunmaktadır. Bu durumda dava, genellikle idare mahkemelerinde açılır ve süreç, idari yargılama usul hükümlerine göre yürütülür.
Dava açılırken, etik kurul kararının usule aykırı, hukuka aykırı veya delillerin yetersiz değerlendirilmesine dayandığı ileri sürülebilir. Akademisyen, araştırmaya yaptığı katkıları gösteren belgeler, yazışmalar, proje kayıtları ve yayın sürecine dair kanıtlarla savunmasını güçlendirebilir. Mahkemeler, çoğu zaman bilirkişi incelemesi yaparak akademik katkının niteliğini değerlendirir.
Bu tür davalarda verilen emsal kararlar, ileride benzer durumlarda hem etik kurullar hem de yargı mercileri için yol gösterici nitelik taşır.
Haksız Yazarlık ÜAK Etik Komisyon Savunma Örneği
Haksız yazarlık etik ihlali, akademik dünyada en sık karşılaşılan etik sorunlardan biridir ve özellikle doçentlik başvuruları sırasında ciddi sonuçlar doğurabilir. Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ile uluslararası kriterleri, yazarlık hakkının yalnızca araştırmaya doğrudan ve anlamlı katkı yapan kişilere verilmesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. Buna rağmen, birçok akademisyen, katkılarının yanlış değerlendirilmesi sebebiyle etik komisyonlara savunma yapmak zorunda kalmaktadır. Bu noktada hazırlanacak haksız yazarlık etik ihlali savunma metni, yalnızca bireysel hakkı korumak açısından değil, aynı zamanda akademik kariyerin sürdürülebilirliği için de kritik öneme sahiptir.
Aşağıda verilen haksız yazarlık ÜAK etik komisyon savunma örneğini taslak oluşturma aşaması açısından inceleyebilirsiniz:
Sayın Etik Komisyonu Üyelerine,
Tarafıma yöneltilen “haksız yazarlık etik ihlali” iddiasına istinaden savunma yapma hakkı tanınmıştır. İlgili iddialara ilişkin açıklamalarım aşağıda yer almaktadır.
Öncelikle belirtmek isterim ki, bahse konu makale hazırlanırken Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi ile uluslararası yazarlık kriterleri esas alınmıştır. Makalede adı geçen tüm yazarlar, araştırmaya doğrudan ve anlamlı katkı sağlamışlardır. Dolayısıyla tarafıma yöneltilen iddianın gerçeği yansıtmadığını beyan ederim.
- Araştırmaya Katkı:
İlgili çalışmada üçüncü yazar olarak yer alan kişi, araştırma planının oluşturulmasında metodolojik önerilerde bulunmuş, veri toplama sürecinde laboratuvar deneylerinin yürütülmesine katkı sağlamış ve analizlerin değerlendirilmesinde aktif rol üstlenmiştir. - Makalenin Yazım ve Revizyon Süreci:
Aynı yazar, makalenin tartışma kısmının hazırlanmasına katkı sunmuş, ayrıca dergi tarafından istenen iki revizyon sürecine doğrudan katılmıştır. Bu süreçte bilimsel yorumlarıyla makalenin gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. - Son Halin Onayı ve Katkı Beyanı:
Makalede yer alan tüm yazarlar, nihai metni inceleyerek elektronik sistem üzerinden onay vermiştir. Söz konusu onay e-postaları ve katkı beyan formu, yazarın bilimsel katkısını açıkça ortaya koymaktadır. - Etik Mevzuata Uygunluk:
“Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi” uyarınca katkısı bulunmayan kişilerin yazar listesine eklenmesi etik dışı kabul edilmektedir. Ancak mevcut durumda ilgili yazarın katkısı belgelerle sabittir. Aksine, yazarın çalışmadan çıkarılması etik bir ihlal anlamına gelecektir.
Sonuç ve Talep
Yukarıda sunduğum gerekçeler çerçevesinde, makalede yer alan yazar listesi ve katkı beyanlarının uluslararası etik standartlara ve YÖK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi’ne uygun olduğunu beyan ederim. Bu nedenle hakkımda ileri sürülen haksız yazarlık etik ihlali iddiasının reddedilmesini saygılarımla arz ederim.

Sık Sorulan Sorular
Yazarlık Hakkı Nasıl Elde Edilir?
Yazarlık hakkı, ancak araştırmanın planlanmasına, yürütülmesine, analizine ve raporlanmasına doğrudan ve anlamlı katkı sağlanması ile elde edilir. Sadece finansal destek vermek, laboratuvar imkânı sunmak veya idari yardım yapmak yazarlık için yeterli değildir.
Sorumlu Yazar (Corresponding Author) Kimdir?
Sorumlu yazar, makalenin dergiye gönderim sürecinden, hakemlerle iletişim kurulmasından ve yayının son onay aşamasından sorumlu kişidir. Çoğu zaman proje lideri veya kıdemli akademisyen olur. Doçentlik başvurularında jüri üyeleri genellikle sorumlu yazarın rolünü de dikkate alır.
Yazar Katkı Formu Nedir?
Yazar katkı formu, her bir yazarın çalışmaya yaptığı katkının açıkça beyan edilmesini sağlayan belgedir. Bu form, etik şeffaflığı artırmak, hediye yazarlık veya hayalet yazarlık gibi etik ihlallerin önüne geçmek amacıyla zorunlu hale getirilmiştir.
Tez Danışmanının İsmini Yazmamak Etik İhlal Midir?
Evet, tez danışmanının ismini yazmamak etik ihlal sayılabilir.ÜAK Etik Komisyonu kararlarına göre, tezden üretilen çalışmalarda danışmanlar genellikle yazar olarak kabul edilmektedir. Eğer danışman çalışmaya “önemli katkılar” yaptıysa mutlaka yazar listesine eklenmelidir. Katkısı yoksa ya da kendi rızasıyla ismini istemiyorsa, bu durum farklı değerlendirilebilir.
Bildiriden Üretilen Makalede İsim Değişikliği Etik İhlal Midir?
Her yazarın bildiriden makaleye geçişte katkısının aynı olmayabileceği açıktır. Eğer makale sürecinde isim ekleme, çıkarma veya sıralama değişikliği yapılacaksa bunun mutlaka geçerli bir gerekçeye dayanması gerekir. Aksi halde bu durum haksız yazarlık etik ihlali kapsamına girer.
Hediye Yazarlık Nedir?
Hediye yazarlık, çalışmaya katkısı olmayan kişilerin jest, çıkar ilişkisi veya akademik baskılar nedeniyle yazar listesine eklenmesidir. Bu durum, doçentlik etik ihlali olarak en sık karşılaşılan vakalardan biridir.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Nedenleri Nelerdir?
Başlıca nedenler arasında akademik performans baskısı, hiyerarşik ilişkiler, prestij kazanma isteği ve yayın kabul kolaylığı beklentisi yer alır. Bu gerekçeler, bilimsel yayınlarda etik ihlallerin artmasına neden olmaktadır.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Türleri Nelerdir?
En yaygın türler: hediye yazarlık, hayalet yazarlık, katkının abartılması, tez danışmanının çıkarılması ve yayın sürecinde isim değişikliğidir.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Cezaları Nelerdir?
Yaptırımlar arasında disiplin cezaları (uyarı, kınama, kademe durdurma, kurumdan çıkarma), yayınların geri çekilmesi (retraction), doçentlik başvurularının iptali, etik sicile işlenme ve hukuki davalar yer alır.
Doçentlik Başvurusunda Haksız Yazarlık Etik İhlali Ne Sonuç Doğurur?
İddianın doğrulanması halinde başvuru iptal edilir, jüri değerlendirmesi geçersiz sayılır ve adayın etik siciline işlenir. Bu durum uzun vadeli kariyer planlarını olumsuz etkiler.
Etik Komisyonun Haksız Yazarlık Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?
Akademisyenler, ilgili üniversitenin etik kuruluna veya doğrudan YÖK Etik Kurulu’na itiraz başvurusu yapabilir. Belgelerle desteklenen savunmalar, sürecin adil şekilde yeniden değerlendirilmesini sağlar.
Haksız Yazarlık Etik İhlal Kararına Karşı Dava Açılabilir Mi?
Evet. İdare mahkemelerinde açılacak davalarda, etik kurul kararının usule veya esasa aykırılığı ileri sürülebilir. Emsal yargı kararları, bu tür davalarda yol gösterici olmaktadır.
Haksız Yazarlık Etik İhlali Örnek Etik Komisyon Kararları Nelerdir?
Üniversitelerin ve ÜAK Etik Komisyonu’nun yayımladığı karar örneklerinde, özellikle “hediye yazarlık” ve “tez danışmanının çıkarılması” en sık rastlanan ihlaller arasındadır. Bu kararlar, akademisyenlere yol gösterici olması için yayımlanır.




