Ceza HukukuCeza Hukuku Dilekçe Örnekleri

Çocuk Düşürtme Suçu Savunma Dilekçesi

Çocuk düşürtme suçu savunma dilekçesi hazırlanırken, gebeliğin hangi koşullarda sonlandırıldığı, kadının rızasının bulunup bulunmadığı, müdahalenin tıbbi zorunluluk kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve işlemi yapan kişinin yetkili olup olmadığı gibi hususlar ceza hukuku açısından belirleyici rol oynar. Bu nedenle çocuk düşürtme suçu davalarında savunma yapılırken olayın tüm yönleri, tıbbi kayıtlar ve hukuki şartlar birlikte değerlendirilerek ayrıntılı ve hukuki dayanaklara dayalı bir savunma dilekçesi hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Çocuk düşürtme suçu savunma dilekçesi, ceza yargılamasında sanık hakkında ileri sürülen iddiaların hukuki ve fiili açıdan değerlendirilmesini sağlayan temel savunma metnidir. Gebeliğin sonlandırılması işleminin hukuka uygunluk nedenleri kapsamında gerçekleştirilmiş olması, kadının açık rızasının bulunması veya tıbbi zorunluluk hallerinin mevcut olması gibi durumlar, çocuk düşürtme suçu kapsamında açılan davalarda beraat sonucuna ulaşılmasında önemli rol oynayabilmektedir.

İlgili Yazımızın İçeriği

Çocuk Düşürtme Suçu Savunma Dilekçesi

 ….. CEZA MAHKEMESİ’NE

Dosya No   : … / … E.

SANIK        : Dr. ………

MÜDAFİİ  : Av. ………

KONU      : Müvekkil hakkında ileri sürülen çocuk düşürtme suçu isnadına karşı ayrıntılı savunmalarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR 

Müvekkil hakkında, bir hastanın gebeliğinin hukuka aykırı şekilde sonlandırıldığı iddiasıyla çocuk düşürtme suçu kapsamında kamu davası açılmıştır. İddianamede, gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin hukuka aykırı olduğu ve gebeliğin sonlandırılması işleminin yasal şartlara uygun olmadığı ileri sürülmektedir. Ancak dosya kapsamındaki deliller, tıbbi raporlar, hasta kayıtları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin gerçekleştirdiği müdahalenin hukuka uygun olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkil uzun yıllardır kadın hastalıkları ve doğum alanında görev yapan, mesleki deneyimi ve uzmanlığıyla tanınan bir hekimdir. Müvekkil meslek hayatı boyunca tıbbi etik kurallarına uygun şekilde hareket etmiş, hastalarının sağlık ve yaşam hakkını korumayı temel mesleki ilke olarak benimsemiştir. Söz konusu olayda da müvekkilin amacı hukuka aykırı bir fiil gerçekleştirmek değil, hastanın sağlık durumunu korumak ve tıbbi gereklilikleri yerine getirmektir.

OLAYIN GERÇEK GELİŞİMİ

Müşteki … tarihinde ciddi sağlık şikayetleri nedeniyle … Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisine başvurmuştur. Yapılan tıbbi muayeneler ve ultrason incelemeleri sonucunda fetüste ağır gelişim anomalileri tespit edilmiştir. Bu anomalilerin fetüsün yaşamla bağdaşmadığı ve gebeliğin devam etmesi halinde anne sağlığı açısından ciddi riskler doğurabileceği uzman hekimler tarafından değerlendirilmiştir.

Bu değerlendirme üzerine hastane bünyesinde görev yapan uzman doktorlardan oluşan kurul tarafından ayrıntılı bir rapor hazırlanmıştır. Hazırlanan raporda gebeliğin devam etmesinin anne açısından ciddi sağlık riskleri doğuracağı ve fetüsün yaşamla bağdaşmayan ağır anomaliler taşıdığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle gebeliğin sonlandırılmasının tıbbi açıdan zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Müşteki, yapılacak tıbbi müdahale hakkında ayrıntılı şekilde bilgilendirilmiş ve müdahaleye açık rızasını yazılı olarak beyan etmiştir. Aydınlatılmış onam formu dosyada mevcut olup müştekinin müdahaleyi bilerek ve isteyerek kabul ettiğini göstermektedir. Müvekkil de söz konusu kurul kararı ve hastanın rızası doğrultusunda tıbbi müdahaleyi gerçekleştirmiştir.

TIBBİ ZORUNLULUK VE HUKUKA UYGUNLUK

Ceza hukukunda bazı durumlarda hukuka aykırı gibi görünen fiiller hukuka uygunluk nedenleri kapsamında değerlendirilir. Tıbbi zorunluluk da bu hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Anne hayatının tehlikede olması veya fetüsün yaşamla bağdaşmayan ağır anomaliler taşıması halinde gebeliğin sonlandırılması hukuka uygun kabul edilmektedir.

Somut olayda yapılan tıbbi incelemeler açıkça göstermektedir ki fetüste ciddi ve yaşamla bağdaşmayan anomaliler bulunmaktadır. Ayrıca gebeliğin devam etmesi anne sağlığı açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle gerçekleştirilen müdahale tıbbi zorunluluk kapsamında değerlendirilmelidir.

HASTANIN RIZASI

Dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde müştekinin müdahale öncesinde ayrıntılı şekilde bilgilendirildiği görülmektedir. Yapılacak işlemin niteliği, riskleri ve olası sonuçları kendisine açıklanmış ve müşteki bu bilgilendirme sonucunda müdahaleye rıza göstermiştir.

Aydınlatılmış onam formu hem hastanın hem de sağlık personelinin imzalarını içermektedir. Bu durum müdahalenin hastanın rızasıyla gerçekleştirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

MÜDAHALENİN HASTANE ORTAMINDA VE YETKİLİ HEKİM TARAFINDAN YAPILMASI

Gerçekleştirilen işlem hastane ortamında ve alanında uzman bir hekim tarafından yapılmıştır. Müvekkil söz konusu tıbbi müdahaleyi gerçekleştirme konusunda gerekli mesleki yetkiye ve uzmanlığa sahiptir. Bu nedenle müdahalenin yetkisiz kişiler tarafından yapıldığı yönündeki iddiaların hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.

SUÇ KASTININ BULUNMAMASI

Ceza hukukunun temel prensiplerinden biri suçun oluşabilmesi için failin kastının bulunması gerektiğidir. Müvekkilin eyleminde herhangi bir suç kastı bulunmamaktadır. Müvekkil tamamen tıbbi gereklilik doğrultusunda hareket etmiş ve hastanın sağlığını korumayı amaçlamıştır.

Bir hekimin mesleki sorumluluk kapsamında gerçekleştirdiği tıbbi müdahalenin suç olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Müvekkilin tüm eylemleri tıbbi etik kuralları ve mesleki sorumluluk çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dosyada bulunan deliller incelendiğinde;

  • Hastane kurul raporu
  • Ultrason görüntüleri
  • Tıbbi değerlendirme raporları
  • Aydınlatılmış onam formu
  • Tanık doktor beyanları

müvekkilin hukuka uygun şekilde hareket ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.

CEZA HUKUKUNDA ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için suçun her türlü şüpheden uzak şekilde ispat edilmesi gerekir. Dosyada müvekkilin hukuka aykırı bir fiil gerçekleştirdiğine dair kesin ve inandırıcı bir delil bulunmamaktadır.

Bu nedenle ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

  1. Müvekkilin üzerine atılı çocuk düşürtme suçu yönünden BERAATİNE,
  2. Lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasına,
  3. Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafii
Av. ………

siradaki makalemiz 2

Çocuk Düşürtme Suçu 

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu