Ceza HukukuCeza Hukuku Dilekçe Örnekleri

Cinsel Taciz Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 105)

Cinsel taciz suçu savunma dilekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında açılan ceza davalarında, sanık hakkında ileri sürülen isnatların hukuki yönden değerlendirilmesi ve beraat talebinin ortaya konulması amacıyla hazırlanan savunma metnidir. Bu suç tipinde mahkûmiyet kararı verilebilmesi için eylemin cinsel amaç taşıdığının ve mağdurun huzur ve sükûnunun bozulduğunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.

Cinsel taciz suçu savunma dilekçesi hazırlanırken, TCK 105 hükmü, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesi, masumiyet karinesi ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle mesajlaşma içerikleri, iletişimin bağlamı, tarafların geçmiş ilişkisi ve özel kast unsuru titizlikle incelenmeli; ceza hukukunun son çare olma ilkesi gözetilerek hukuka uygun ve akademik temelli bir savunma ortaya konulmalıdır.

Cinsel Taciz Suçu Savunma Dilekçesi (TCK 105)

 ANKARA … ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

Dosya No  : 2026/327 E.

SANIK       :

MÜDAFİİ : Av. ………

KONU     : TCK 105 kapsamında cinsel taciz suçu isnadına ilişkin ayrıntılı savunmalarımızın ve beraat talebimizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR 

Müvekkil Serkan Y.. hakkında, katılan E.D.’nin şikâyeti üzerine Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçu kapsamında kamu davası açılmıştır. İddianamede, müvekkilin 04.11.2025 ile 18.11.2025 tarihleri arasında katılana yönelik sosyal medya üzerinden cinsel içerikli mesajlar gönderdiği ve bu suretle katılanın huzurunu bozduğu ileri sürülmektedir. Ancak dosya kapsamı, iletişim kayıtları, tarafların geçmiş ilişkisi ve olayların gelişim süreci birlikte değerlendirildiğinde, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı açıkça görülmektedir.

I. OLAYIN GERÇEK ZAMAN AKIŞI VE TARAFLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ

Taraflar 2025 yılı Mart ayından itibaren Ankara’da faaliyet gösteren aynı özel eğitim kurumunda çalışmışlardır. Müvekkil kurumda satış sorumlusu, katılan ise halkla ilişkiler personeli olarak görev yapmıştır. Taraflar arasında iş ilişkisi dışında sosyal bir iletişim de gelişmiş, birlikte yemek yenilmiş ve kurum dışında görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Dosyada mevcut mesaj kayıtları incelendiğinde, 2025 yılı Nisan–Eylül döneminde tarafların karşılıklı ve samimi nitelikte mesajlaştıkları açıkça görülmektedir.

Ekim 2025 başında taraflar arasında kişisel bir anlaşmazlık yaşanmış ve iletişim kesilmiştir. 04.11.2025 tarihinde müvekkil, katılana “Yanlış anlaşılma olduysa konuşup çözmek isterim” içerikli bir mesaj göndermiştir. Bu mesajın devamında 07.11.2025 tarihinde “İstersen bir kahve içip konuyu kapatalım” şeklinde bir ileti daha mevcuttur. Katılan bu mesajlara cevap vermemiştir. 12.11.2025 tarihinde müvekkil son kez “Rahatsız ettiysem kusura bakma” şeklinde bir mesaj iletmiş ve iletişim bu tarihten sonra tamamen sona ermiştir.

İddianamede yer alan ve “cinsel içerikli” olduğu iddia edilen ifadelerin, tarafların daha önceki samimi mesajlaşmalarından koparılarak dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Oysa mesaj bütünlüğü incelendiğinde, ifadelerin flört içerikli ve karşılıklı dönemde kullanılan dil ile uyumlu olduğu görülmektedir.

II. TCK 105 KAPSAMINDA CİNSEL TACİZ SUÇUNUN UNSURLARI

Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesine göre, bir kimseyi cinsel amaçla taciz eden kişi hakkında cezai yaptırım öngörülmüştür. Suçun oluşabilmesi için;

  1. Failin mağdura yönelik davranışının cinsel içerikli olması,

  2. Bu davranışın mağdurun huzur ve sükûnunu bozacak nitelikte bulunması,

  3. Failin özel kastla, yani cinsel amaçla hareket etmesi gerekir.

Somut olayda müvekkilin gönderdiği mesajların süreklilik arz etmediği, ısrarlı olmadığı ve tehdit, baskı ya da şantaj içermediği sabittir. Ayrıca mesajlar toplam üç adet olup, aralarında günler bulunmaktadır. Bu durum, suçun maddi unsurunun dahi gerçekleşmediğini göstermektedir.

Yargıtay uygulamasında, cinsel taciz suçunun oluşabilmesi için davranışın mağdurun cinsel özgürlüğüne yönelmiş olması ve özel kastın açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Flört niteliğindeki, karşılıklı döneme ait ifadelerin sonradan tek taraflı yorumlanması, ceza hukuku kapsamında suç oluşturmaz.

III. ÖZEL KASTIN YOKLUĞU VE DELİL YETERSİZLİĞİ

Cinsel taciz suçu, genel kastla değil özel kastla işlenebilen bir suçtur. Failin sırf cinsel amaçla hareket ettiğinin sabit olması gerekir. Müvekkilin mesaj içeriklerinde tehdit, baskı, ısrar ya da takip davranışı bulunmamaktadır. Katılan tarafından engellendikten sonra müvekkilin farklı numaralardan ya da başka iletişim kanallarından temas kurma girişimi de olmamıştır.

Dosyada müvekkilin cinsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyan objektif bir delil mevcut değildir. Katılanın subjektif beyanı tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesi uyarınca, mahkûmiyet kararı verilebilmesi için suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatı zorunludur.

IV. MASUMİYET KARİNESİ VE ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

Anayasa’nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi gereğince masumiyet karinesi temel ilkedir. Ceza yargılamasında şüphe sanık aleyhine değil, lehine değerlendirilir. Mevcut dosyada iletişimin karşılıklı geçmişi, mesajların bağlamı ve süreklilik arz etmemesi dikkate alındığında en azından makul şüphe bulunduğu açıktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkûmiyet ihtimale değil, kesin ispata dayanmalıdır. Dosyada böyle bir kesinlik bulunmamaktadır.

V. CEZA HUKUKUNUN SON ÇARE OLMA İLKESİ

Taraflar arasında sona eren bir duygusal ilişkinin ardından yaşanan iletişim kopukluğunun ceza hukuku yoluyla cezalandırılması, hukukun ölçülülük ve orantılılık ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Üç mesaj ve sınırlı bir iletişim, ağır bir cezai yaptırımı gerektirmez.

VI. HUKUKİ SONUÇ VE TALEP

Yukarıda arz edilen nedenlerle;

  1. Müvekkilin üzerine atılı TCK 105 kapsamında cinsel taciz suçu yönünden suçun unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine,

  2. Mahkeme aksi kanaatte ise eylemin suç oluşturmadığının kabulüne,

  3. Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafii
Av. ………

sikca sorulan sorular

Cinsel Taciz Suçu Savunma Dilekçesi – Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel taciz suçu nedir?

Cinsel taciz suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenmiş olup, bir kimsenin vücut dokunulmazlığına temas olmaksızın cinsel amaçla rahatsız edilmesini ifade eder. Suçun oluşabilmesi için failin özel kastla, yani cinsel amaçla hareket etmesi gerekir.

Cinsel taciz suçu şikâyete bağlı mı?

Evet. TCK 105 kapsamında düzenlenen basit cinsel taciz suçu kural olarak şikâyete bağlıdır. Mağdurun şikâyeti üzerine soruşturma başlatılır ve şikâyetten vazgeçilmesi halinde dava düşebilir.

Cinsel taciz suçu savunma dilekçesi nasıl hazırlanır?

Cinsel taciz suçu savunma dilekçesi hazırlanırken mesaj içerikleri, iletişimin bağlamı, tarafların geçmiş ilişkisi ve özel kast unsuru ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Ayrıca masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi mutlaka vurgulanmalıdır.

Cinsel taciz suçunda beraat mümkün mü?

Evet. Eylemin cinsel amaç taşımaması, iletişimin karşılıklı olması veya delillerin yetersizliği halinde mahkeme CMK 223 uyarınca beraat kararı verebilir.

SIRADAKİ MAKALEMİZ :

siradaki makalemiz 2

İnfaz Yatar Hesaplama 

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu