TÜBİTAK AYEK Kapsamında Etik İhlal Türleri ve Cezalar

Bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinde etik ilkelere uygunluk, akademik özgürlüğün ve bilimsel güvenilirliğin temel şartlarından biridir. Bu çerçevede TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu (AYEK), Kurum tarafından desteklenen projeler ile yayınlara ilişkin etik ihlal iddialarını incelemek ve gerekli yaptırımları uygulamakla yetkili özel bir idari mekanizma olarak düzenlenmiştir. AYEK tarafından yürütülen incelemeler, yalnızca araştırmacılar açısından değil; hakemler, danışmanlar ve değerlendirme süreçlerinde görev alan tüm kişiler bakımından ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.
TÜBİTAK AYEK kapsamında değerlendirilen etik ihlaller; uydurma, çarpıtma, aşırma (intihal), tekrar yayım, dilimleme ve haksız yazarlık gibi akademik faaliyetlerin özüne doğrudan zarar veren fiilleri içermekte olup, bu ihlallerin tespiti hâlinde proje durdurma, başvuru yasağı ve belirli sürelerle Kurum faaliyetlerinden men edilme gibi ağır yaptırımlar gündeme gelebilmektedir. Bu yönüyle AYEK kararları, akademik kariyer ve bilimsel itibar üzerinde uzun vadeli ve telafisi güç etkiler yaratabilmektedir.
Bu makalede; TÜBİTAK AYEK kapsamında etik ihlal türleri ve cezalar, ilgili Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sistematik biçimde ele alınacak; hangi fiillerin etik ihlal sayıldığı, bu ihlaller karşılığında hangi yaptırımların uygulanabildiği ve sürecin hukuki niteliği açıklanacaktır. Böylece hem etik inceleme süreciyle karşı karşıya kalan akademisyenler hem de TÜBİTAK proje ve yayın süreçlerinde yer alan kişiler açısından yol gösterici bir çerçeve sunulması amaçlanmaktadır.
TÜBİTAK AYEK’in Yetki Alanı ve Kapsamı
TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu’nun (AYEK) yetki alanı, klasik üniversite etik kurullarına kıyasla daha geniş ve sonuçları itibarıyla daha ağır bir çerçeveye sahiptir. AYEK yalnızca akademik yayınları değil; TÜBİTAK’a sunulan, desteklenen, yürütülen veya sonuçlanan tüm projeler ile Kurumun teşvik, ödül ve yayın faaliyetlerini kapsayacak şekilde yetkilendirilmiştir. Bu yönüyle Kurul, bilimsel faaliyetin hem üretim hem de değerlendirme aşamalarını denetleyen merkezi bir etik otorite konumundadır.
Yetki kapsamı bakımından AYEK incelemeleri, yalnızca proje yürütücülerini veya yazarları değil; hakemler, danışmanlar, editörler, panelistler, raportörler ve Kurumun değerlendirme süreçlerinde görev alan diğer kişileri de içine almaktadır. Dolayısıyla etik ihlal iddiası, bir yayının yazarı hakkında olduğu kadar, değerlendirme sürecinde görev alan kişiler hakkında da gündeme gelebilmektedir. Bu durum, AYEK’in fonksiyonunu salt “akademik etik” sınırlarının ötesine taşıyarak idari sorumluluk boyutuna da ulaştırmaktadır.
Öte yandan Yönetmelik, AYEK’in görev alanını belirli sınırlarla da çizmektedir. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalara ilişkin etik ihlaller, AYEK’in doğrudan görev alanı dışında bırakılmış; bu tür iddiaların ortaya çıkması hâlinde dosyanın ilgili etik kurullara veya yetkili kurumlara gönderilmesi öngörülmüştür. Bu düzenleme, yetki karmaşasını önlemeye yönelik olmakla birlikte, hangi kurulun yetkili olduğu hususunda uygulamada zaman zaman tereddütlere yol açabilmektedir.
TÜBİTAK AYEK Kapsamında Etik İhlal Türleri
TÜBİTAK AYEK etik ihlal değerlendirmeleri, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinde dürüstlük, şeffaflık ve güvenilirliği zedeleyen fiiller üzerine yoğunlaşmaktadır. Yönetmelik, hangi davranışların etik ihlal sayılacağını ayrıntılı biçimde düzenlemiş; bu ihlallerin tespiti hâlinde TÜBİTAK etik cezaları ve AYEK yaptırımlar uygulanmasını öngörmüştür. Bu yönüyle etik ihlal kavramı, yalnızca akademik bir kusur değil, sonuçları itibarıyla ciddi idari yaptırımlara yol açabilen bir hukuki durumdur.
Uydurma (Fabrication)
Uydurma; gerçekte yapılmamış bir araştırmaya veya elde edilmemiş verilere dayanarak sonuç üretmek, bu hayali verileri raporlamak ya da yayımlamak şeklinde ortaya çıkar. TÜBİTAK tarafından desteklenen projelerde uydurma fiilinin tespiti hâlinde, en ağır AYEK yaptırımlar gündeme gelmekte; proje iptali, uzun süreli başvuru yasağı ve Kurum faaliyetlerinden men edilme gibi sonuçlar doğabilmektedir.
Çarpıtma (Falsification)
Çarpıtma, araştırma sürecinde kullanılan yöntemlerin, araçların veya elde edilen verilerin, araştırmanın sonucunu değiştirecek biçimde bilinçli olarak manipüle edilmesini ifade eder. Bu fiil, bilimsel doğruluğu doğrudan hedef aldığı için TÜBİTAK araştırma ve yayın etiği açısından ağır ihlal kategorisinde değerlendirilir ve kasıt veya ağır ihmal hâlinde ciddi yaptırımlarla karşılık bulur.
Aşırma (İntihal)
Aşırma; başkalarına ait fikirlerin, yöntemlerin, verilerin veya metinlerin, usulüne uygun atıf yapılmaksızın kullanılmasıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan ihlal türlerinden biri olan intihal, AYEK kararlarında çoğu zaman TÜBİTAK intihal cezası kapsamında ele alınmakta ve bir yıldan beş yıla kadar değişebilen yaptırımlar söz konusu olabilmektedir. İntihalin, proje başvurusu aşamasında ya da yayımlanmış bir çalışmada tespit edilmesi, yaptırımın ağırlığını doğrudan etkilemektedir.
Tekrar Yayım ve Dilimleme
Tekrar yayım; daha önce yayımlanmış bir çalışmanın, bu durum belirtilmeden yeniden yayımlanmasıdır. Dilimleme ise tek bir araştırmanın sonuçlarının, bütünlüğü bozacak şekilde parçalara ayrılarak birden fazla yayın hâline getirilmesidir. Her iki fiil de TÜBİTAK etik cezaları bakımından orta-ağır nitelikte ihlaller arasında yer almakta ve belirli sürelerle proje başvuru yasağına yol açabilmektedir.
Haksız Yazarlık
Haksız yazarlık; çalışmaya gerçek ve yeterli katkı sunan kişilerin yazar listesinden çıkarılması ya da katkısı olmayan kişilerin yazar olarak eklenmesi şeklinde ortaya çıkar. Bu ihlal türü, yalnızca bireysel etik ihlal olarak değil, akademik emeğin korunması bakımından da önem taşır. AYEK, bu tür fiilleri kasıtlı kabul etme eğiliminde olup, yaptırımlar genellikle ağırlaştırılmış şekilde uygulanmaktadır.
Diğer Etik İhlaller
Bunların dışında; destek veren kuruluşun belirtilmemesi, TÜBİTAK kaynaklarının amacına aykırı kullanılması, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulması veya asılsız etik ihbarı yapılması da Yönetmelik kapsamında etik ihlal olarak düzenlenmiştir. Özellikle asılsız ihbar hâlinde, ihbarda bulunan kişi hakkında da yaptırım uygulanabilmesi, TÜBİTAK etik soruşturması sürecinin çift yönlü bir sorumluluk doğurduğunu göstermektedir.

Etik İhlal Türlerine Göre Uygulanan Cezalar
TÜBİTAK tarafından yürütülen etik incelemelerde, ihlal fiilinin kasıtlı olup olmadığı, kusurun ağırlığı ve bilimsel faaliyet üzerindeki etkisi esas alınarak farklı düzeylerde yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu çerçevede TÜBİTAK etik cezaları, yalnızca bir uyarı ile sınırlı kalmayıp, belirli sürelerle Kurum faaliyetlerinden men edilme ve proje başvurularının engellenmesi gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir. AYEK yaptırımlar, ihlalin niteliğine göre kademeli bir sistem üzerine kurulmuştur.
Uyarı Niteliğindeki Yaptırımlar
Etik ihlalin kasıt veya ağır ihmal sonucu gerçekleşmediğinin Kurul tarafından tespit edilmesi hâlinde, ilgili kişi hakkında yazılı uyarı uygulanmaktadır. Bu uyarı, sonraki bilimsel faaliyetlerde daha dikkatli olunması gerektiğine ilişkin idari bir ikaz niteliği taşır ve doğrudan bir proje yasağı sonucunu doğurmaz. Ancak bu tür uyarılar, ileride gerçekleşebilecek yeni ihlaller bakımından ağırlaştırıcı unsur olarak değerlendirilme potansiyeline sahiptir.
Süreli Yaptırımlar
Etik ihlalin kasıt ya da ağır ihmal sonucu işlendiğinin yeterli ve inandırıcı belgelerle ispatlanması hâlinde, AYEK tarafından süreli yaptırımlar gündeme gelir. Bu yaptırımlar;
- Altı ay ile bir yıl arasında,
- Bir yıl ile üç yıl arasında,
- Bir yıl ile beş yıl arasında
olmak üzere ihlal türüne göre farklı sürelerle uygulanabilmektedir. Özellikle TÜBİTAK intihal cezası, uydurma, çarpıtma ve haksız yazarlık fiilleriyle birlikte en ağır yaptırım grubunda yer almakta; uzun süreli proje ve başvuru yasaklarına yol açabilmektedir.
Proje ve Başvuru Yasakları
Süreli yaptırımlar kapsamında, hakkında etik ihlal kararı verilen kişinin;
- TÜBİTAK’a yeni proje başvurularının kabul edilmemesi,
- Yürütülmekte olan projelerdeki görevlerinin sonlandırılması,
- Kurum tarafından desteklenen etkinliklerde sunum yapmasının engellenmesi,
gibi sonuçlar doğabilmektedir. Bu yönüyle TÜBİTAK etik cezaları, yalnızca geçmişe dönük bir yaptırım değil, kişinin gelecekteki akademik faaliyetlerini de doğrudan etkileyen bir idari tasarruf niteliği taşımaktadır.
Hakemlik ve Değerlendirme Görevlerinden Men
AYEK yaptırımlarının önemli bir sonucu da, etik ihlal tespiti yapılan kişilerin yaptırım süresince hakem, danışman, editör, panelist veya kurul üyesi gibi görevlerde bulunamamasıdır. Bu durum, özellikle TÜBİTAK araştırma ve yayın etiği sisteminin güvenilirliğini korumaya yönelik bir tedbir olarak düzenlenmiştir. Mevcut görevler, yaptırım kararının Başkan tarafından onaylandığı tarihte kendiliğinden sona erdirilmektedir.
Yayınların Geri Çekilmesi ve Bildirim
Etik ihlale konu olduğu tespit edilen yayımlar, Kurum yayınlarından geri çekilmiş sayılmakta ve bu durum gerekçesiyle birlikte kamuoyuna duyurulmaktadır. Ayrıca yaptırım kararı, ilgili kişinin bağlı bulunduğu kurum veya kuruluşun üst yönetimine gizli belge niteliğinde bildirilmektedir. Bu bildirim, yaptırımın yalnızca bireysel değil, kurumsal sonuçlar da doğurabileceğini göstermektedir.
Etik İhlal İnceleme Süreci ve AYEK Savunma Süreci
TÜBİTAK etik soruşturması, klasik disiplin soruşturmalarından farklı olarak, özel bir yönetmelik çerçevesinde ve kendine özgü usul kurallarıyla yürütülmektedir. AYEK tarafından gerçekleştirilen bu inceleme süreci, hem idari işlem niteliği taşıması hem de sonuçlarının akademik kariyer üzerinde doğrudan etkili olması nedeniyle, hukuki açıdan büyük önem arz etmektedir.
Etik İhlal İncelemesinin Başlatılması
Etik ihlal iddiası içeren başvurular, doğrudan Kurula değil, TÜBİTAK Başkanlığına yapılmakta; Başkanlık tarafından uygun görülen başvurular inceleme yapılmak üzere AYEK’e sevk edilmektedir. Kurul, öncelikle iddianın kendi görev alanına girip girmediğini değerlendirmekte; görev alanı dışında kalan başvurular hakkında inceleme yapılmaksızın işlemden kaldırma kararı verebilmektedir.
Görev alanına girdiği tespit edilen başvurularda Kurul, üyeleri arasından bir raportör görevlendirerek ön inceleme sürecini başlatır. Bu aşamada, ilgili kişinin TÜBİTAK destekli projelerinin akıbeti, yeni başvurularının kabul edilip edilmeyeceği ve Kurum faaliyetlerinde görev alıp alamayacağı hususlarında geçici nitelikte tedbir kararları da alınabilmektedir.
AYEK Savunma Süreci ve Savunma Hakkı
AYEK savunma süreci, etik ihlal incelemesinin en kritik aşamasıdır. Yönetmelik uyarınca, etik ihlal kararı verilebilmesi için ilgili kişiden mutlaka savunma alınması gerekmektedir. Savunma talebi, yazılı olarak ilgiliye tebliğ edilmekte ve tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde savunma sunulması beklenmektedir.
Bu süre içerisinde geçerli bir mazeret olmaksızın savunma verilmemesi hâlinde, ilgili kişinin savunma hakkından feragat ettiği kabul edilmekte ve inceleme mevcut bilgi ve belgeler üzerinden sürdürülmektedir. Uygulamada bu durum, çoğu zaman ağır yaptırımlarla sonuçlanabilen kararların, savunma alınmaksızın tesis edilmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle AYEK savunma süreci, yalnızca şekli bir aşama değil, yaptırımın kaderini belirleyen asli bir unsurdur.
Nihai İnceleme ve Karar Aşaması
Raportör tarafından hazırlanan Nihai İnceleme Raporu, Kurula sunulmakta; Kurul bu rapor ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler üzerinden son değerlendirmesini yaparak karar vermektedir. Etik ihlal tespit edilmesi hâlinde, uygulanacak yaptırım türü ve süresi belirlenmekte ve karar TÜBİTAK Başkanının onayına sunulmaktadır.
Başkan, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, önerilen yaptırım süresini artırma veya azaltma yetkisine sahiptir. Bu yönüyle AYEK yaptırımlar, Kurul kararıyla kesinleşmemekte; Başkan onayıyla hukuki sonuç doğurmaktadır.
Kararın Bildirimi ve İtiraz Hakkı
Etik ihlal incelemesi sonucunda verilen karar, ilgili kişiye yazılı olarak tebliğ edilmektedir. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. İtirazlar yeniden değerlendirilmek üzere AYEK’e sevk edilmekte; Kurul, dosyayı tekrar inceleyerek nihai görüşünü oluşturmaktadır. Bu aşama, idari yargı yoluna başvurulmadan önceki son idari denetim mekanizması niteliğindedir.
AYEK Kararlarına Karşı İtiraz ve Yargı Yolu
AYEK tarafından tesis edilen yaptırım kararları, hukuki niteliği itibarıyla idari işlem sayılmakta olup hem idari itiraz hem de yargısal denetim mekanizmalarına tabidir. Bu yönüyle TÜBİTAK etik cezaları, kesin ve mutlak nitelikte olmayıp, hukuka uygunluk bakımından denetlenebilir işlemlerdir.
İdari İtiraz Süreci
Etik ihlal incelemesi sonucunda verilen karar, ilgili kişiye yazılı olarak tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde idari itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu itiraz, doğrudan Başkanlığa yapılmakta ve inceleme için yeniden AYEK’e sevk edilmektedir. İtiraz aşamasında Kurul, dosyayı hem usul hem de esas yönünden tekrar değerlendirir.
İtirazın kabulü hâlinde, önceki karar kaldırılabilir veya yaptırımın türü ve süresi değiştirilebilir. İtirazın reddi durumunda ise karar idari anlamda kesinleşir ve yargı yolu açılır. Bu aşama, TÜBİTAK etik soruşturması sürecinde idare içindeki son denetim basamağıdır.
İdari Yargı Yoluna Başvuru
İdari itirazın reddi veya itiraz yoluna gidilmeksizin doğrudan dava açılması hâlinde, AYEK yaptırım kararlarına karşı idare mahkemelerinde iptal davası açılabilmektedir. Dava konusu işlem; yaptırımın hukuki dayanağı, ölçülülüğü, savunma hakkının gereği gibi kullandırılıp kullandırılmadığı ve kararın gerekçeliliği yönlerinden yargısal denetime tabidir.
Uygulamada idari yargı mercileri, özellikle AYEK savunma süreci bakımından ciddi bir denetim gerçekleştirmekte; savunma hakkının kısıtlandığı, sürelere riayet edilmediği veya gerekçesiz karar verildiği hâllerde işlemlerin iptaline karar verebilmektedir. Bu nedenle AYEK kararları, “kurum içi etik değerlendirme” olarak görülmemeli; doğrudan yargısal denetime açık idari tasarruflar olarak ele alınmalıdır.
Yürütmenin Durdurulması Talebi
AYEK yaptırımlarının uygulanması hâlinde, kişi bakımından telafisi güç veya imkânsız zararlar doğabileceğinden, iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması da mümkündür. Özellikle uzun süreli proje ve başvuru yasakları içeren AYEK yaptırımlar, yürütmenin durdurulması kararı verilmediği takdirde akademik kariyer üzerinde ağır sonuçlar doğurabilmektedir.
Zamanaşımı ve Gizlilik İlkesi
Yönetmelik uyarınca, etik ihlal iddiasına konu fiilin işlendiği tarihten itibaren beş yıl içinde inceleme başlatılmamışsa, AYEK’in inceleme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır. Ancak etik ihlalin aynı zamanda ceza hukuku bakımından suç teşkil etmesi ve bu nedenle ceza davası açılması hâlinde, zamanaşımı süresi durmaktadır. Bu düzenleme, özellikle intihal ve uydurma gibi fiiller bakımından önem taşımaktadır.
Öte yandan AYEK kararları ve dosya kapsamındaki belgeler gizlidir. İnceleme ve soruşturma belgeleri, yalnızca hakkında inceleme yapılan kişiye ve sınırlı içerikte verilebilmekte; raportör, danışman ve ihbarcı bilgileri gizli tutulmaktadır. Bu ilke, TÜBİTAK araştırma ve yayın etiği sisteminin tarafsızlığı ve güvenilirliğini korumaya yöneliktir.
TÜBİTAK AYEK kapsamında etik ihlal türleri ve cezalar, akademik faaliyetlerin yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda hukuki bir sorumluluk alanı olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. AYEK tarafından yürütülen etik incelemeler ve uygulanan yaptırımlar, proje ve yayın süreçleriyle sınırlı kalmamakta; akademik kariyerin bütününü etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle etik ihlal iddiasıyla karşılaşan kişilerin, etik soruşturma ve savunma sürecini ciddiyetle ele alması ve hukuki haklarını etkin biçimde kullanması büyük önem taşımaktadır.
SIRADAKİ MAKALEMİZ :





