Yükseköğretim Hukuku

Akademik Personel Disiplin Soruşturması Nedir?

Yükseköğretim kurumlarında öğretim üyeleri ve öğretim elemanları hakkında yürütülen akademik personel disiplin soruşturması, üniversitelerin idari işleyişinin şeffaf ve hukuka uygun şekilde sürdürülebilmesi açısından son derece kritik bir mekanizmadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53 ve 54. maddeleri uyarınca yürütülen bu süreç, kamu hizmetinin düzenli işleyişini güvence altına alırken aynı zamanda akademik personelin haklarının korunmasını da amaçlar.

Uygulamada birçok öğretim üyesi, soruşturma sürecinin nasıl işlediğini, hangi aşamalardan oluştuğunu, savunma hakkının nasıl kullanılacağını veya YÖK akademik personel disiplin soruşturması kapsamında hangi kuralların geçerli olduğunu yeterince bilmediği için hukuki belirsizlik ve hak kaybı riski ile karşılaşabilmektedir. Bu nedenle disiplin soruşturmalarının dayandığı hukuki temel, sürecin nasıl başlatıldığı, kimlerin yetkili olduğu ve hangi cezaların uygulanabildiği konularında doğru bilgiye sahip olmak büyük önem taşır.

İlgili Yazımızın İçeriği

Akademik Personel Disiplin Soruşturmasının Hukuki Çerçevesi

Üniversitelerde yürütülen akademik personel disiplin soruşturması, doğrudan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53 ve 54. maddelerinde düzenlenen disiplin hükümlerine dayanır. Öğretim üyeleri ile öğretim elemanları hakkında uygulanacak disiplin cezaları, soruşturma usulü, yetkili amirler, disiplin kurulları ve zamanaşımı süreleri bu maddelerde ayrıntılı şekilde belirlenmiştir.

Ancak yükseköğretim kurumlarında tüm personel tek bir kanuna tabi değildir. Bu nedenle hangi personelin hangi mevzuata göre soruşturulacağını belirlemek hukuki sürecin sağlıklı işletilmesi açısından büyük önem taşır:

  • Öğretim üyeleri (profesör, doçent, doktor öğretim üyesi)
  • Öğretim görevlileri ve araştırma görevlileri

2547 sayılı Kanun’un disiplin hükümlerine tabidir ve haklarında akademik personel disiplin soruşturması yürütülür.

Buna karşılık:

Dolayısıyla 2547 sayılı Kanun’da düzenlenen disiplin hükümleri yalnızca öğretim elemanlarını, yani dar anlamda akademik personeli kapsar.

Akademik Personel Kimlerden Oluşur ve Hangi Statüde Değerlendirilir?

Üniversitelerde yürütülen akademik personel disiplin soruşturması, yalnızca 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda tanımlanan öğretim elemanları için uygulanır. Bu nedenle, “akademik personel kimdir?” sorusunun doğru yanıtlanması, disiplin sürecinin hukuka uygun yürütülmesi açısından temel bir adımdır.

2547 sayılı Kanun’a göre akademik personel iki ana grupta incelenir:

1. Öğretim Üyeleri

  • Profesör
  • Doçent
  • Doktor Öğretim Üyesi

Bu unvanlara sahip kişiler, yükseköğretim kurumlarında eğitim-öğretim faaliyetlerini, bilimsel araştırmaları ve akademik yönetim görevlerini yerine getiren asıl kadro mensuplarıdır.

2. Öğretim Elemanları

  • Araştırma görevlileri
  • Öğretim görevlileri
  • Uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacıları

Bu personel de doğrudan akademik faaliyetlerin yürütülmesine katkı sağlayan ve üniversite bünyesinde eğitim-öğretim sürecinin devamlılığını sağlayan akademik statüdeki çalışanlardır.

Hangi Personel 2547 Sayılı Kanun’a Tabi Değildir?

Akademik kadrolar dışında görev yapan personelin disiplin süreci farklı kanunlara tabidir:

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar
    → Disiplin hükümleri DMK m.125 uyarınca yürütülür.
  • 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçiler ve sözleşmeli personel
    → İş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi ve İş Kanunu hükümleri uygulanır.

Bu ayrım yapılmadan başlatılan her disiplin işlemi, yetki, usul ve hukuka uygunluk açısından sakat hale gelebilir.

Disiplin Soruşturmasının Başlatılması ve Soruşturmacı Atanması

Üniversitelerde yürütülen akademik personel disiplin soruşturması, disiplin amirinin disiplin cezası gerektiren bir fiilin işlendiğini öğrenmesiyle başlar. Soruşturmanın başlatılması, hem üniversitenin kurumsal işleyişinin korunması hem de öğretim elemanının haklarının güvence altına alınması açısından son derece önemlidir. Bu nedenle süreç, 2547 sayılı Kanun’un belirlediği sınırlar içinde ve YÖK düzenlemeleri doğrultusunda yürütülmelidir.

Disiplin amiri; ihbar, şikâyet, iç yazışma veya doğrudan gözlem yoluyla bir disiplin fiilinden haberdar olduğunda, gerekli değerlendirmeyi yaparak yazılı bir soruşturma onayı verir. Bu onay, sürecin hukuken geçerliliğini sağlayan temel adımdır. Soruşturmanın gereksiz yere başlatılması kadar, açık bir ihlal iddiası varken hiç başlatılmaması da üniversite disiplin rejimini zedeleyen bir durumdur.

Soruşturmanın açılmasıyla birlikte disiplin amiri, süreci yürütmek üzere bir soruşturmacı veya şartlar uygunsa bir soruşturma komisyonu görevlendirir. Görevlendirilecek kişinin akademik statüsü, hakkında soruşturma yürütülen personelden daha üst veya en az aynı düzeyde olmalıdır. Bu kural, adil ve objektif bir inceleme yapılmasını sağlamak amacıyla getirilmiş bir güvencedir.

Soruşturmacı; bilgi ve belge toplama, tanık ve tarafları dinleme, üniversite birimleriyle yazışma yapma ve gerektiğinde bilirkişiye başvurma gibi tüm yetkilere sahiptir. Ayrıca işlemler sırasında düzenlenen her tutanak, soruşturma dosyasının bir parçası haline gelir ve incelemenin sağlıklı yürütülmesi için önem taşır.

Bu aşama, ilerleyen süreçte uygulanabilecek üniversite disiplin cezaları 2547, savunma süreci, hatta olası üniversitede disiplin cezasına itiraz veya idare mahkemesi üniversite disiplin cezası iptal davası için de temel oluşturur. Eksik veya usulsüz bir soruşturma, cezai işlemlerin tamamen iptal edilmesine yol açabileceğinden, soruşturmacının görevini titizlikle yerine getirmesi zorunludur.

Bu yönüyle disiplin soruşturmasının başlatılması ve soruşturmacı atanması, hem akademisyen disiplin soruşturması sürecinin sağlıklı ilerlemesi hem de üniversite bünyesinde akademik düzenin korunması açısından ilk ve en kritik aşamadır.

Üniversite Disiplin Soruşturma Sürecinin Aşamaları ve Toplanacak Belgeler

Bir akademik personel disiplin soruşturması başlatıldıktan sonra süreç, belirli aşamalar ve resmi tutanaklarla ilerleyen sistematik bir yapıya sahiptir. Bu aşamaların doğru işletilmesi hem soruşturmanın hukuka uygunluğunu sağlar hem de ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda üniversite yönetiminin işlemlerini ispat edebilmesi açısından önem taşır.

Soruşturma süreci, disiplin amirinin verdiği yazılı onayın ardından soruşturmacının görevlendirilmesi ile başlar. Soruşturmacı, ilk olarak olayla ilgili ön bilgileri ve mevcut belgeleri toplar; tarafların kimlik bilgilerini, olayın tarihini ve iddiaların içeriğini içeren bir hazırlık tutanağı düzenler. Bu aşama, ileride yapılacak değerlendirmelerin çerçevesini oluşturur.

Ardından delillerin toplanması süreci gelir. Bu kapsamda; ilgili akademik birimlerden yazışma yoluyla bilgi istenir, varsa kamera kayıtları, e-posta yazışmaları ve diğer dijital veriler talep edilir. Tarafların ve tanıkların ifadeleri alınır; ifade tutanakları soruşturma dosyasının zorunlu parçalarıdır. Soruşturmacı gerekli görürse bilirkişi incelemesine de başvurabilir.

Toplanacak temel evraklar arasında şunlar bulunur:

  • Soruşturma onay yazısı
  • Soruşturmacı görevlendirme yazısı
  • Hazırlık tutanağı
  • Savunmaya davet yazısı
  • Tanık ifadeleri
  • Delil niteliğindeki tüm bilgi ve belgeler
  • Soruşturma raporu (fezleke)

Tüm bu belgeler, süreç sonunda hazırlanacak soruşturma raporunun dayanağını oluşturur. Eksik belgeyle yürütülen bir soruşturma, ileride uygulanabilecek disiplin cezasının iptal edilmesine yol açabileceğinden, soruşturmacının süreci titizlikle yürütmesi zorunludur. Bu aşamalar aynı zamanda ileride yapılabilecek üniversitede disiplin cezasına itiraz veya yargı yoluna başvurma süreçleri için de belirleyici niteliktedir.

Düzenli ve eksiksiz tutulmuş bir dosya, hem üniversitenin kurumsal savunmasını güçlendirir hem de tarafların hak kaybı yaşamasını önler. Bu nedenle soruşturma sürecinin her adımı, kayıt altına alınarak şeffaf bir şekilde yürütülmelidir.

ogretim elemanlarina uygulanacak disiplin cezalari

Öğretim Elemanlarına Uygulanabilecek Disiplin Cezaları (2547 m.53/b)

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/b maddesi, üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri ve öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarını ayrıntılı şekilde düzenler. Bir akademik personel disiplin soruşturması sonucunda verilebilecek cezaların türü, fiilin niteliğine ve ağırlığına göre değişiklik gösterir. Bu nedenle, cezaların hangi davranışlara karşılık geldiğini bilmek hem soruşturmacılar hem de akademik personel açısından önem taşır.

Öğretim elemanları için uygulanabilecek disiplin cezaları şunlardır:

1. Uyarma Cezası

Öğretim elemanına görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Genellikle görevde ihmal, düzensizlik veya usule uygun davranmama gibi daha hafif fiiller için uygulanır.

2. Kınama Cezası

Kınama, öğretim elemanının görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesidir. Ders yükümlülüklerine uymamak, izin gerektiren akademik çalışmaları yetkisiz yapmak ya da görev sırasında saygısız davranışlarda bulunmak bu kapsama girebilir.

3. Aylıktan veya Ücretten Kesme

Bu ceza, brüt aylık veya ücretin belirli oranlarda kesilmesini ifade eder. Bilimsel araştırmalarda etik dışı davranış, kurum malzemelerine zarar vermek, yanlış beyanlarda bulunmak gibi daha ciddi ihlallerde uygulanır.

4. Kademe İlerlemesinin Durdurulması veya Birden Fazla Ücretten Kesme

Fiilin ağırlığına göre, öğretim elemanının bulunduğu kademede ilerleyememesi veya vakıf üniversitelerinde belirli oranda birden fazla ücret kesintisi yapılmasıdır. Eğitim–öğretim faaliyetlerini aksatmak, bilimsel verileri tahrif etmek, görevi kötüye kullanmak gibi fiiller bu kapsamda değerlendirilir.

5. Üniversite Öğretim Mesleğinden Çıkarma

Akademik unvanıyla bir daha üniversiteye atanamayacak şekilde öğretim mesleğinden çıkarılmadır. Ağır etik ihlaller, intihal, sürekli devamsızlık veya akademik görevle bağdaşmayacak davranışlar bu cezayı gerektirebilir.

6. Kamu Görevinden Çıkarma

Öğretim elemanının bir daha kamu hizmetinde görev alamayacak şekilde kamu görevinden tamamen çıkarılmasıdır. Kamu güvenliğini tehdit eden davranışlar, ağır etik ihlaller, terör niteliğindeki eylemler veya kişilere yönelik ağır saldırılar bu kapsamda değerlendirilir.

Bu cezaların doğru uygulanabilmesi, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesine ve delillerin objektif değerlendirilmesine bağlıdır. Aksi durumda, ilgili akademisyen tarafından üniversitede disiplin cezasına itiraz edilebilir veya idare mahkemesi disiplin iptal davası açılabilir.

Üniversite Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı ve Usule İlişkin Güvenceler

Üniversitelerde yürütülen disiplin süreçlerinde savunma hakkı, hem Anayasa’nın 129/2. maddesi hem de 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesi ile güvence altına alınmış temel bir haktır. Bir öğretim üyesi veya öğretim elemanı hakkında akademik personel disiplin soruşturması yürütülürken savunma alınmadan ceza verilmesi mümkün değildir. Savunma hakkı, disiplin sürecinin meşruiyetini sağlayan en önemli unsurlardan biridir.

Soruşturmacı veya disiplin amiri, ilgili öğretim elemanını yazılı olarak savunmaya davet eder. Bu davette; isnat edilen fiilin ne olduğu, hangi tarih ve koşullarda işlendiği ve öğretim elemanının savunmasını hangi süre içinde yapması gerektiği açıkça belirtilmelidir. Öğretim elemanına tanınacak süre 7 günden az olamaz. Süre içinde savunma verilmemesi halinde ilgili kişi, kendi iradesiyle savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Savunma süreci yalnızca yazılı beyanla sınırlı değildir. Özellikle daha ağır sonuçlar doğurabilecek durumlarda, öğretim elemanının dosyayı inceleme, tanık dinletme veya yazılı delil sunma hakkı bulunmaktadır. Bu haklar, hem akademisyen disiplin soruşturması sürecinin adil yürütülmesini sağlar hem de soruşturmanın sağlıklı şekilde sonuçlandırılmasına katkı sunar.

Özellikle ağır ceza gerektiren durumlarda —örneğin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma gibi— öğretim elemanı;

  • dosyayı inceleyebilir,
  • tanık dinletebilir,
  • disiplin kurulunda sözlü veya yazılı savunma yapabilir,
  • gerekirse avukatı aracılığıyla süreci takip edebilir.

Savunma hakkına uyulmaması, ileride uygulanacak cezanın geçerliliğini doğrudan etkiler. Usule uygun alınmamış bir savunma, çoğu zaman hem üniversitede disiplin cezasına itiraz sürecinde hem de açılabilecek idare mahkemesi disiplin iptal davası aşamasında işlemin iptal edilmesine neden olur.

Görevden Uzaklaştırma Tedbiri (2547 m.53/B)

Üniversitelerde yürütülen disiplin süreçlerinde görevden uzaklaştırma, soruşturmanın sağlıklı şekilde yürütülmesini güvence altına almak amacıyla alınan geçici ve ihtiyati bir tedbirdir. 2547 sayılı Kanun’un 53/B maddesi, bu tedbirin kapsamını ve uygulanma koşullarını ayrıntılı olarak düzenler. Bu yönüyle görevden uzaklaştırma, hem yükseköğretimde soruşturma usulü içinde önemli bir aşama hem de üniversite personelinin haklarını doğrudan etkileyen bir uygulamadır.

Görevden uzaklaştırma kararı, ancak öğretim elemanının görevde kalmasının soruşturmanın selametini olumsuz etkileyeceği durumlarda uygulanabilir. Örneğin; delillerin karartılması ihtimali, soruşturmanın tarafları üzerinde baskı kurulması riski veya olayın ağırlığı gibi unsurlar bu tedbiri zorunlu hale getirebilir. Bu nedenle görevden uzaklaştırma, disiplin cezası niteliğinde olmayıp geçici koruyucu bir önlemdir.

Bu tedbire karar verme yetkisi; devlet üniversitelerinde atamaya yetkili amirlere, vakıf üniversitelerinde ise rektörlere aittir. Karar verildiğinde ilgili öğretim elemanı görevinden fiilen uzaklaştırılır; ancak sosyal haklardan yararlanmaya devam eder. Ücret yönünden ise kendisine aylığının veya ücretinin üçte ikisi ödenir. Bu uygulama üniversite personeli disiplin işlemleri içerisinde sıkça karşılaşılan bir düzenlemedir.

Kanun, görevden uzaklaştırma kararının keyfi şekilde uygulanmasını önlemek için sürelere de açıkça yer vermiştir. Buna göre görevden uzaklaştırılan kişi hakkında 10 iş günü içinde disiplin soruşturmasına başlanması zorunludur. Eğer bu süre içinde soruşturmaya geçilmezse ya da tedbirin devamını gerektiren sebepler ortadan kalkarsa, görevden uzaklaştırma derhal kaldırılmalıdır. Aksi halde, kişi hakkında hukuki ve idari hak ihlali doğabilir.

Görevden uzaklaştırma kararı, ileride uygulanabilecek disiplin cezalarını peşinen belirlemez; yalnızca soruşturmanın verimli bir şekilde yürütülmesi için alınır. Ancak uygulamada bu tedbir çoğu zaman ağır ihlallerde gündeme geldiğinden, çoğu akademisyen süreci akademik disiplin soruşturması veya akademisyen disiplin soruşturması aşamalarında yakından takip eder.

Disiplin Zamanaşımı Süreleri (2547 m.53/C)

Disiplin zamanaşımı, üniversitelerde yürütülen disiplin süreçlerinin hukuka uygunluğunu ve öngörülebilirliğini sağlamak için düzenlenmiş temel bir ilkedir. 2547 sayılı Kanun’un 53/C maddesi, hem soruşturma zamanaşımını hem de ceza zamanaşımını açık biçimde düzenleyerek yükseköğretimde disiplin hukuku uygulamalarına net bir çerçeve çizer.

Bir disiplin fiilinin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren belirli süreler içinde soruşturmaya başlanmazsa yapılan işlem hukuken geçersiz hale gelir. Bu nedenle zamanaşımı kuralları, hem üniversite yönetimi hem de akademik personel açısından doğrudan hak ve yükümlülük doğurur. Zamanaşımı sürelerinin doğru hesaplanmaması, verilen cezanın daha sonra üniversitede disiplin cezasına itiraz sürecinde veya açılacak idare mahkemesi disiplin iptal davası aşamasında iptal edilmesine yol açabilir.

2547 sayılı Kanuna göre disiplin zamanaşımı süreleri şöyledir:

1. Soruşturma Zamanaşımı

Disiplin cezası gerektiren fiilin öğrenildiği tarihten itibaren:

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında 1 ay,
  • Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma veya kamu görevinden çıkarma gerektiren fiillerde 6 ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması zorunludur.

Belirlenen süre içinde soruşturma açılmazsa işlem geri dönülmez şekilde zamanaşımına uğrar.

2. Ceza Zamanaşımı

Disiplin fiilinin işlendiği tarihten itibaren:

  • Hafif ve orta düzey disiplin cezalarında 2 yıl,
  • Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma gerektiren fiillerde 6 yıl içinde disiplin cezası verilmelidir.

Bu süreler geçtikten sonra ceza verilemez; verilmiş olsa bile mahkeme tarafından iptal edilir.

Kanun ayrıca bilimsel bir eserin akademik yükseltmelerde kullanılması veya yeniden yayımlanması durumunda zamanaşımı sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağını düzenleyerek akademik etik ihlallerine ilişkin özel bir güvence getirmiştir. Bu hüküm, ÜAK disiplin süreçleri açısından da önem taşır.

Zamanaşımı kurallarının temel amacı, 2547 sayılı kanunda disiplin soruşturması süreçlerinin keyfi, belirsiz veya sınırsız bir şekilde yürütülmesini engelleyerek hem üniversite yönetimini hem de akademik personeli güvence altına almaktır. Bu nedenle zamanaşımı hesaplamasının doğru yapılması, disiplin işlemlerinin hukuka uygunluğunun en kritik aşamalarından biridir.

ogretim gorevlisi disiplin amiri yetkili kurullar

Disiplin Amirleri ve Yetkili Kurullar (2547 m.53/a – 53/Ç – 53/E)

Yükseköğretimde disiplin soruşturması sürecinin hukuka uygun yürütülebilmesi için en kritik unsurlardan biri, işlemleri tesis etmeye yetkili disiplin amirleri ve disiplin kurullarıdır. 2547 sayılı Kanun’un 53/a, 53/Ç ve 53/E maddeleri, üniversitelerde disiplin cezalarını verme yetkisini hangi mercilerin kullanacağını ayrıntılı şekilde düzenlemiştir. Bu nedenle, yetki unsurunda yapılacak bir hata, tüm disiplin sürecinin geçersiz hale gelmesine ve işlemin idare mahkemesi disiplin iptal davası sürecinde iptal edilmesine yol açabilir.

1. Disiplin Amirleri (m.53/a)

Disiplin cezaları kural olarak sıralı disiplin amirleri tarafından tesis edilir. Bunlar:

  • Yükseköğretim Kurulu Başkanı:
    Üst kuruluş yöneticileri, rektörler ve bağımsız vakıf MYO müdürleri hakkında yetkilidir.
  • Rektör:
    Üniversitedeki öğretim üyeleri ve öğretim elemanlarının disiplin amiridir.
  • Dekan:
    Fakülte akademik personeli için disiplin amiridir.
  • Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri:
    Kendi birimlerindeki akademik personelden sorumludur.
  • Uygulama Araştırma Merkezi Müdürleri:
    Kendi personeli hakkında disiplin amiri sıfatını taşır.

Bu yapı, hem devlet hem de vakıf üniversitelerinde geçerli olup, üniversite personeli disiplin işlemleri açısından zorunlu bir hukuki çerçeve sağlar.

Yetki unsuru yanlış belirlenirse, işlem baştan sakatlanmış olur. Bu durum, uygulamada sıkça karşılaşılan bir hatadır ve üniversitelerde disiplin soruşturması süreçlerinde iptal nedenlerinin başında gelir.

2. Disiplin Cezası Vermeye Yetkili Kurullar (m.53/Ç – m.53/E)

Bazı disiplin cezaları disiplin amirleri tarafından verilirken, daha ağır yaptırımların uygulanması için disiplin kurullarının karar vermesi zorunludur. Disiplin kurulları şu şekildedir:

Üniversite Disiplin Kurulu

→ Üniversite Yönetim Kurulu’ndan oluşur.
→ Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması gibi cezaları verir.

Birim Disiplin Kurulları

→ Fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurullarından oluşur.
→ Uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları karara bağlar.

Yüksek Disiplin Kurulu (Yükseköğretim Genel Kurulu)

→ Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma veya kamu görevinden çıkarma cezalarını görüşür.
→ Bu kurul, özellikle akademik disiplin soruşturması ve ÜAK disiplin süreçleri açısından en üst karar merciidir.

3. Tarafsızlık İlkesi ve Görüşmelere Katılamayacak Olanlar

2547 sayılı Kanun’un getirdiği en önemli güvencelerden biri, disiplin kurullarının tarafsız şekilde çalışmasını sağlamaya yöneliktir. Bu kapsamda:

  • Hakkında karar verilecek olan üye kurul toplantısına katılamaz.
  • Soruşturmayı yürüten soruşturmacı, disiplin kurulunda oy kullanamaz.
  • Akademik hiyerarşiye göre, daha alt akademik unvana sahip kişiler üst unvanlı öğretim üyeleri hakkında görüşmelere katılamaz.

Bu hükümler, yükseköğretim disiplin hukuku sisteminin adil ve objektif karar üretmesini sağlayan temel güvencelerdir.

4. Yetki Hatasının Sonuçları

Yetkili olmayan bir amir veya kurul tarafından verilen disiplin cezası:

  • hukuka aykırıdır,
  • idare mahkemesinde kesin olarak iptal edilir,
  • soruşturma sürecinin bütününü geçersiz hale getirir.

Bu nedenle yetki unsuru, hem YÖK disiplin soruşturması hem de universitelerde yürütülen tüm disiplin süreçlerinin en hassas aşamasıdır.

Takdir Yetkisi ve Temel İlkeler (2547 m.53/D)

Akademik disiplin soruşturması sürecinde takdir yetkisi, üniversite yönetimlerinin disiplin cezası verirken sahip olduğu değerlendirme serbestisini ifade eder. Ancak bu yetki sınırsız değildir; aksine 2547 sayılı Kanun’un 53/D maddesi ile belirlenmiş sıkı hukuki çerçeve içinde kullanılabilir. Bu çerçeve, yükseköğretimde soruşturma usulü ve yükseköğretim disiplin hukuku açısından hem idarenin hem de akademik personelin güvencesidir.

Disiplin amirleri ve disiplin kurulları, soruşturma sonucunda önerilen cezayı:

  • aynen verebilir,
  • daha hafif bir cezaya çevirebilir,
  • eksik inceleme varsa dosyayı iade edebilir,
  • hukuka aykırılık görürse reddedebilir.

Ancak takdir yetkisinin her durumda gerekçeli olarak kullanılması zorunludur. “Gerekçesizlik” ya da “soyut değerlendirme” disiplin cezasını hukuka aykırı hale getirir ve bu durum daha sonra üniversitede disiplin cezasına itiraz sürecinde veya idare mahkemesi disiplin iptal davası aşamasında cezanın iptal edilmesine yol açabilir.

2547 sayılı Kanun’un öngördüğü temel ilkeler, takdir yetkisinin hangi sınırlar içinde kullanılabileceğini açıkça ortaya koyar:

1. Aynı fiile birden fazla ceza verilemez.

Fiilin birden fazla disiplin suçuna benzemesi halinde en ağır ceza uygulanır. Bu kural, akademik disiplin soruşturması uygulamalarında önemlidir.

2. Tekerrür ilkesi

Belirli sürede tekrar eden disiplin fiilleri bir derece ağır cezanın uygulanmasına yol açar.
(Tekerrüre esas cezanın kesinleşmiş olması şarttır.)

3. Geçmiş çalışmaların olumlu olması

Akademisyenin geçmiş hizmetleri olumlu ise disiplin kurulunun bir derece alt ceza uygulama yetkisi vardır. Bu, akademisyen disiplin soruşturması süreçlerinde en önemli lehe düzenlemelerden biridir.

4. Hiyerarşik sınırlar

Bazı cezalar için bir üst veya bir alt ceza uygulanamaz. Örneğin kamu görevinden çıkarma cezasının bir altı kademe ilerlemesinin durdurulmasıdır; bunun da altına inilemez.

5. Nesnel değerlendirme zorunluluğu

Disiplin kurulları; tanık beyanlarını, delilleri, tutanakları ve tüm bilgi-belgeleri değerlendirerek somutlaştırılmış bir gerekçe ile karar almak zorundadır. Deliller incelenmeden verilen bir karar, yükseköğretimde soruşturma usulünün ağır ihlalidir.

Bu ilkeler, hem YÖK disiplin soruşturması hem de ÜAK disiplin süreçleri açısından bağlayıcıdır.

Takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmaması, disiplin cezasının şeklen doğru görünse dahi esastan sakat olmasına yol açar. Bu nedenle üniversite personeli disiplin işlemleri yürütülürken kanuni sınırlar dışına çıkılmaması; objektif, somut ve ölçülü bir değerlendirme yapılması gerekir.

Üniversitelerde Disiplin Cezalarının Etkileri ve Akademik Sonuçları

Üniversitelerde yürütülen disiplin süreçleri, yalnızca ilgili fiilin değerlendirilmesiyle sınırlı değildir; verilen disiplin cezası, akademik personelin mesleki kariyeri ve idari hakları üzerinde doğrudan etkiler doğurabilir. Bu nedenle akademik disiplin soruşturması sonucunda verilecek kararların hukuka uygun olması kadar, uygulanacak cezanın doğuracağı etkilerin de doğru değerlendirilmesi büyük önem taşır.

2547 sayılı Kanun’a göre disiplin cezaları adli sicile işlenmez, ancak öğretim elemanının şahsi dosyasına kaydedilir. Bu kayıt, akademisyenin gelecekteki idari görevleri, akademik yükselmeleri ve bazı mesleki imkanlara erişimi üzerinde belirleyici olabilir. Örneğin:

  • Aylıktan kesme cezası alanlar, karar tarihinden itibaren 3 yıl boyunca dekanlık, bölüm başkanlığı, enstitü müdürlüğü gibi idari görevlere atanamaz.
  • Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar için bu süre 5 yıldır.
  • Cezanın verildiği tarihte kişi idari görevde bulunuyorsa, görevi kendiliğinden sona erer.

Bu düzenlemeler, üniversitelerde disiplin cezalarının yalnızca bir yaptırım değil, aynı zamanda akademik kariyer planlamasını doğrudan etkileyen bir sonuç doğurduğunu göstermektedir.

Ayrıca, bazı üniversitelerde yurt dışı görevlendirmeler, proje destekleri, kurumsal araştırma fonları veya temsil görevleri gibi akademik fırsatlar için “disiplin cezası bulunmaması” şartı aranabilmektedir. Bu durum, disiplin cezası alan akademisyenlerin üniversite içindeki hareket alanını önemli ölçüde daraltabilir.

İleride idari ve akademik değerlendirmelerde (örneğin yükselme zamanı, birimler arası görev değişikliği veya kurul üyelikleri) sicili temiz olan personelin tercih edilme olasılığı çok daha yüksektir. Bu nedenle verilen her ceza, akademisyen disiplin soruşturması sürecinin sonunda ortaya çıkan yalnızca bir “idari işlem” değil; aynı zamanda akademisyenin mesleki itibarı üzerinde uzun vadeli bir etkidir.

Bu sonuçlar nedeniyle üniversitelerde disiplin soruşturması sürecinin usule uygun şekilde yürütülmemesi veya hukuka aykırı bir ceza verilmesi durumunda, kişiye tanınan disiplin cezasına itiraz yolları ve sonrasında açılabilecek idare mahkemesi disiplin iptal davası kritik önem taşır. Usule aykırılık, yetki hatası veya delil eksikliği gibi nedenlerle verilen cezaların büyük bir bölümü mahkemelerce iptal edilebilmektedir.

Üniversitelerde Disiplin Cezasına İtiraz Süreci ve Başvuru Yolları (2547 m.53/F)

Üniversitelerde uygulanan disiplin cezaları, akademik personelin mesleki ve idari geleceğini doğrudan etkileyen ciddi idari işlemlerdir. Bu nedenle 2547 sayılı Kanun, öğretim elemanlarına disiplin cezalarına karşı başvuru yapabilme hakkı tanıyarak yükseköğretimde soruşturma usulü içinde önemli bir güvencenin sağlanmasına olanak verir. İtiraz mekanizması, hem cezanın hukuka uygunluğunun yeniden denetlenmesini hem de olası hataların giderilmesini amaçlar.

2547 sayılı Kanun’un 53/F maddesi uyarınca disiplin cezalarına karşı tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin kaçırılması halinde ceza kesinleşir. Bu yönüyle itiraz hakkı, akademisyen disiplin soruşturması sürecinde en kritik aşamalardan biridir.

1. İtiraz Edilebilecek Merciler

Disiplin cezasının türüne göre başvuru yapılacak merci değişir:

  • Uyarma ve Kınama Cezaları:
    → Öğretim elemanının bağlı bulunduğu birimin disiplin kuruluna itiraz edilir.
    → Rektör tarafından verilen uyarma/kınama cezalarında başvuru üniversite disiplin kuruluna yapılır.
  • Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları:
    → Üniversite Disiplin Kurulu (Üniversite Yönetim Kurulu) yetkilidir.
  • Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları:
    → Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karara bağlanır.

Bu yapı, üniversite personeli disiplin işlemleri içerisinde kararların hiyerarşik bir mekanizma tarafından denetlenmesini sağlar.

2. İtirazın İncelenme Süresi

İtiraz mercii, başvuru tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde karar vermek zorundadır. Karar:

  • Kabul edilirse ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.
  • Red edilirse ceza kesinleşir.

Ancak itirazın kabul edilmesi durumunda ilgili disiplin amiri veya kurul, en geç 3 ay içinde yeni bir işlem tesis edebilir. Bu düzenleme, yükseköğretim disiplin hukukunun en önemli denge mekanizmalarından biridir.

3. İtiraz Dilekçesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Etkili bir başvuru için itiraz dilekçesinde şu hususların mutlaka yer alması gerekir:

  • Usule aykırılıklar (yetki hatası, savunma hakkının verilmemesi vb.)
  • Delillerin eksik değerlendirilmesi
  • Tekerrür veya alt ceza uygulaması gibi kanuni ilkelerin gözetilmemesi
  • Disiplin soruşturma dosyasındaki maddi hata veya eksiklikler
  • 2547 sayılı kanunda disiplin soruşturması hükümlerine aykırılık
  • Üniversitede disiplin cezasına itiraz hakkının kısıtlanması

Dilekçenin bu şekilde somut ve hukuki dayanaklarla hazırlanması, itirazın başarı oranını artırır.

4. Sonrasında Yargı Yolu

İtirazın reddedilmesi veya süresinde cevap verilmemesi halinde öğretim elemanı, cezanın kesinleşmesinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde disiplin iptal davası açabilir. Bu aşamada:

  • Savunma hakkının ihlali
  • Usulsüz soruşturma yürütülmesi
  • Delil değerlendirme hataları
  • Takdir yetkisinin ölçüsüz kullanılması

gibi nedenlerle çok sayıda disiplin cezası mahkemeler tarafından iptal edilmektedir.

Disiplin Cezalarının Silinmesi (2547 m.53/G)

Üniversitelerde disiplin cezaları, öğretim elemanının özlük dosyasına işlenmekte ve belirli süre boyunca akademik-idari hakları etkileyebilmektedir. Ancak 2547 sayılı Kanun’un 53/G maddesi, disiplin cezalarının belirli koşullar altında özlük dosyasından silinmesine imkân tanıyan bir iyileştirme mekanizması öngörmektedir. Bu düzenleme, yükseköğretimde soruşturma usulü içerisinde hem adalet hem de ikinci bir fırsat tanıma ilkesi açısından önem taşır.

Kanuna göre:

  • Uyarma ve kınama cezaları, uygulanma tarihinden itibaren 5 yıl,
  • Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları ise 10 yıl

geçtikten sonra, ilgili öğretim elemanı cezasının özlük dosyasından silinmesi için başvuru yapabilir. Bu süreler içinde öğretim elemanının yeni bir disiplin cezası almaması temel şarttır.

Silinme Talebi Nasıl Değerlendirilir?

İlgilinin, disiplin cezasının silinmesini istemesi üzerine atamaya yetkili amir; akademisyenin:

  • davranışlarını,
  • kuruma uyumunu,
  • görevine ilişkin tutumunu,
  • geçmiş hizmetlerini

dikkate alarak talebi değerlendirir. Şayet başvuru sahibinin ilgili süre içinde disiplin açısından olumlu bir sicil ortaya koyduğu görülürse ceza özlük dosyasından tamamen çıkarılır. Bu aşama, hem üniversite personeli disiplin işlemleri hem de akademisyen disiplin soruşturması sonrasındaki kariyer planlaması için önemlidir.

Silinme Talebinin Reddi Durumunda

Başvurunun reddi hâlinde öğretim elemanı, idarenin kararına karşı:

  • idari itiraz yollarına,
  • gerekli görülürse idare mahkemesi disiplin iptal davası yoluna

başvurabilir. Özellikle ret gerekçesinin somut, hukuki veya makul bir nedene dayanmaması hâlinde mahkemeler sık sık iptal kararları verebilmektedir.

Akademik Personel İçin Pratik Öneriler ve Hukuki Destek Önemi

Üniversitelerde disiplin süreçleri, çoğu zaman teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve dikkat gerektiren ayrıntılı usullere dayanır. Bu nedenle bir öğretim elemanının disiplin soruşturmasıyla karşılaşması durumunda süreci doğru yönetmesi, hem kişisel haklarını koruması hem de soruşturmanın adil yürütülmesi açısından kritik önemdedir. Akademik disiplin soruşturması, yalnızca idari bir işlem değil; akademisyenin kariyerine, itibarına ve gelecekteki idari görevlerine doğrudan etki eden bir süreçtir.

Bu kapsamda disiplin sürecine dâhil olan akademik personelin dikkat etmesi gereken bazı temel noktalar bulunur:

1. Tebligatları Dikkatle Takip Edin

Disiplin savunmasına davet yazıları, ifade çağrıları ve tutanaklar mutlaka zamanında kontrol edilmeli ve sürelere riayet edilmelidir. 7 günlük savunma süresi gibi süreler kaçırıldığında, savunma hakkından vazgeçilmiş sayılma riski doğar.

2. Savunma Hakkınızı Etkin Kullanın

Savunma, disiplin soruşturmasının en güçlü hukuki dayanağıdır. Yazılı savunmada:

  • olayın kronolojisi,
  • hukuki dayanaklar,
  • deliller ve tanıklar
    açıkça belirtilmeli, belirsiz ve soyut cümlelerden kaçınılmalıdır.

Bu aşama, olası üniversitede disiplin cezasına itiraz süreçlerinde de temel dayanak oluşturur.

3. Delilleri Eksiksiz Sunun

E-postalar, kamera kayıtları, yazışmalar, tanıklar, akademik belgeler gibi deliller disiplin sürecinin kaderini değiştirebilir. Delil sunmamak, iddiaların zayıf değerlendirilmesine yol açabilir.

4. Hak İhlali Gördüğünüzde İtiraz Mekanizmasını Kullanın

2547 sayılı kanunda disiplin soruşturması usullerine aykırılık (yetkisiz işlem, savunma hakkının tanınmaması, eksik inceleme, ölçüsüz ceza vb.) durumunda mutlaka:

  • disiplin cezalarına itiraz,
  • ardından gerekli görülürse
  • idare mahkemesi disiplin iptal davası

yolları kullanılmalıdır.

Mahkemeler birçok dosyada usul hatası nedeniyle üniversite işlemlerini iptal etmektedir.

5. Hukuki Danışmanlık Almayı İhmal Etmeyin

Yükseköğretimde soruşturma usulü, ilk bakışta basit görünse de teknik ve detaylı bir alandır. Soruşturmanın başından itibaren konusunda uzman bir avukattan hukuki destek almak:

  • yanlış savunma vermenizi,
  • sürelere uymama riskini,
  • delil eksikliği hatalarını,
  • usul sakatlıklarını
    önler ve dosyanın doğru yönetilmesini sağlar.

Bu destek, özellikle akademisyen disiplin soruşturması, YÖK disiplin soruşturması, ÜAK disiplin süreçleri gibi karmaşık ve üst düzey incelemelerde son derece önemlidir.

6. Soruşturmayı Ciddiye Alın

“Basit bir işlem”, “zaten bir şey olmaz” düşüncesi çoğu zaman akademik kariyerde beklenmedik sonuçlara yol açar. En basit görünen disiplin cezası bile:

  • idari görev yasağı,
  • akademik ilerleme engeli,
  • özlük dosyasında olumsuz sicil etkisi

oluşturabilir.

7. Duygusal Değil, Hukuki Yaklaşın

Kişisel çatışmalar, idari görüş ayrılıkları veya akademik rekabetler çoğu zaman disiplin süreçlerine yansıyabilir. Bu nedenle savunmalar duygusal değil, tamamen hukuki temele dayanmalıdır.

Üniversitelerde disiplin soruşturması, öğretim elemanlarının hem kariyer hem de kurumsal konumları açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bir süreçtir. Bu süreçte mevzuata hâkimiyet, sürelere uyum ve güçlü bir savunma en önemli unsurlardır. Akademik personele tanınan hakların bilinmesi ve gerektiğinde profesyonel hukuki destek alınması, sürecin adil şekilde yürütülmesini sağlayarak hak kayıplarının önüne geçer.

SIRADAKİ MAKALEMİZ : 

siradaki makalemiz 1

Reform Avukatlık Bürosu

Ankara Avukat - Avukat Nalan KURU ve Av. Gökhan Yılmaz tarafından kurulmuş olup, Çankaya/Ankara’da bulunan avukatlık ofisinde faaliyet göstermektedir. Reform Ankara Hukuk Bürosu özellikle kamu hukuku ve özel hukuk alanında tecrübeli kadrosuyla hukuki ihtilafların çözümü noktasında hizmet vermektedir. Mesleğimizi yapmaktayken ön yargısız bir şekilde, dürüst , şeffaf , hızlı , iletişim halinde ve sonuç odaklı hareket etmekteyiz. Reform Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Ankara , uzun yıllara dayanan tecrübesi ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren müvekkillerine hukukun birçok farklı alanında danışmanlık ve dava takibi hizmetleri veren bir hukuk bürosudur. Büromuz farklı uzmanlık alanlarında başarı göstermiş avukatlardan oluşmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu