Devlet memurluğundan çekilmiş sayılma, memurun yazılı bir istifa dilekçesi vermemesine rağmen kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi nedeniyle görevinden ayrılma iradesinde bulunduğunun kabul edilmesidir. Uygulamada müstafi sayılma olarak da anılan bu işlem; usulüne uygun devlet memurluğundan çekilme ile aynı değildir. Özellikle kesintisiz on günlük devamsızlığın, aylıksız izin sonunda göreve dönmemenin veya yeni görev yerinde süresinde işe başlamamanın sonuçları somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı incelenmelidir.
| Konu | Temel kural |
|---|---|
| Başlıca dayanak | 657 sayılı Kanun m. 62, 63, 94-97 ve 108/F |
| Temel müstafi sayılma hâli | Kabul edilen mazeret olmaksızın kesintisiz 10 gün görev terki |
| İşlemin niteliği | İdari işlem; disiplin cezası veya memurluktan çıkarma cezası değildir |
| Dava yolu | İdare mahkemesinde iptal davası; koşulları varsa yürütmenin durdurulması talebi |
| Genel dava süresi | Yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gün |
Devlet Memurluğundan Çekilmiş Sayılma Nedir?
Çekilmiş sayılma, memurun ayrıca yazılı istifa beyanı vermesine gerek olmaksızın kanunun belirli bir davranışa çekilme sonucu bağlamasıdır. “Müstafi” kelimesi uygulamada yaygın biçimde kullanılsa da 657 sayılı Kanun’un tercih ettiği ifade çekilmiş sayılmadır. Kurumun bu yönde tesis ettiği işlem, memurun hukuki statüsünü sona erdiren ve doğrudan sonuç doğuran bir idari işlemdir.
Bu nedenle işlem yalnızca personel kayıtlarında yapılan teknik bir değişiklik olarak görülemez. Memurun maaşı, görevi, özlük hakları ve yeniden kamu görevine atanabilme zamanı etkilenebilir. İşlemin sebep ve şekil unsurlarının hukuka uygun olması; özellikle devamsızlık günlerinin, mazeretin ve bildirimlerin dosyada açıkça gösterilmesi gerekir.
Çekilme ile Müstafi Sayılma Arasındaki Fark
Çekilme veya istifa, memurun yazılı başvuruyla görevinden ayrılma iradesini açıklamasıdır. Müstafi sayılma ise kanunda tanımlanan şartların oluşması üzerine, ayrıca bir istifa dilekçesi aranmadan çekilme sonucunun doğmasıdır. Her iki durum görevle ilişiğin sona ermesine yol açabilse de işlemin dayanağı, ispatı ve hukuki denetimi farklıdır.
Devlet Memurluğundan Çekilme Halleri
657 sayılı Kanun’da çekilmiş sayılma sonucuna bağlanan durumlar tek bir hükümde toplanmamıştır. Bu nedenle işlem incelenirken yalnızca 94. maddeye değil, olayın türüne göre göreve başlama ve aylıksız izin hükümlerine de bakılmalıdır.
1. Kesintisiz On Gün Göreve Gelmeme
657 sayılı Kanun’un 94. maddesine göre memurun kabul edilen bir mazereti olmaksızın görevini terk etmesi ve bu terkin kesintisiz on gün devam etmesi hâlinde, yazılı müracaat şartı aranmadan çekilme isteğinde bulunulduğu kabul edilir. Burada üç unsur birlikte aranır: görevin terk edilmesi, kurumca kabul edilen bir mazeretin bulunmaması ve terkin kesintisiz on gün sürmesi.
2. Aylıksız İzin Sonunda Göreve Dönmeme
Kanun’un 108/F maddesine göre aylıksız izin süresi bitmeden mazeret sebebi ortadan kalkarsa memurun on gün içinde görevine dönmesi gerekir. İzin süresinin sonunda veya mazeret sebebinin ortadan kalkmasını izleyen on gün içinde görevine dönmeyen kişi memuriyetten çekilmiş sayılır. İzin bitiş tarihi, mazeretin ne zaman ortadan kalktığı ve göreve dönüş başvurusunun kuruma ulaştığı tarih bu dosyalarda önem taşır.
3. Naklen Atamada Yeni Görev Yerinde Başlamama
657 sayılı Kanun’un 62 ve 63. maddeleri, başka yerdeki göreve atanan memurun hareket ve işe başlama sürelerini düzenler. Belgeyle ispatlanabilen zorlayıcı bir sebep olmaksızın süresinde göreve başlamayan kişi bakımından çekilmiş sayılma sonucu gündeme gelebilir. Burada atama işleminin usulüne uygun bildirilip bildirilmediği, yol süresi, varsa sağlık raporu veya zorlayıcı sebep ayrıca değerlendirilmelidir.
4. Yurt Dışı Görev veya İzin Sonrası Dönmeme
Yurt dışı görev, izin veya aylıksız izin sonrasında göreve dönüşte hangi hükmün uygulanacağı personelin statüsüne ve görevlendirme türüne göre değişebilir. Bu nedenle yalnızca yurt dışında bulunma olgusundan hareketle müstafi sonucu çıkarılmamalı; özel mevzuat, dönüş emri ve tebliğ belgeleri birlikte incelenmelidir.
Çekilme ile Müstafi Sayılmanın Sonuçları
Çekilme ve müstafi sayılma, mevcut memuriyet statüsünü sona erdirir; fakat her olayda ömür boyu kamu görevine dönme yasağı doğurmaz. Yeniden atanma imkânı, ayrılmanın hangi kanun hükmüne tabi olduğuna ve 657 sayılı Kanun’un 97. maddesindeki bekleme süresine göre belirlenir. Dolayısıyla “müstafi sayılan kişi bir daha memur olamaz” biçimindeki genel ifade doğru değildir.
İşlem kesinleştiğinde maaş ve göreve bağlı özlük hakları sona erer. Buna karşılık daha önce kazanılmış hizmet süreleri, emeklilik bakımından geçmiş çalışmalar ve ilgili mevzuattan doğan bazı haklar kendiliğinden yok olmaz. Yeniden atama ise otomatik bir göreve dönüş değildir; kişi şartları taşımalı, bekleme süresini doldurmalı ve atamaya yetkili kurumun işlemi bulunmalıdır.
10 Gün İşe Gelmeyen Memur Hakkında Nasıl İşlem Yapılır?

On günlük süre takvim günü esasına göre ve kesintisiz olarak değerlendirilir. Danıştay 16. Dairesinin E. 2015/9334, K. 2015/500 sayılı kararında, hafta sonlarının hesaptan çıkarılması hâlinde kesintisiz on günlük sürenin fiilen oluşamayacağı belirtilerek hafta sonlarının da süreye dahil olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte başlangıç ve bitiş günlerinin doğru belirlenmesi, devamsızlığın günlük tutanaklarla ortaya konulması ve memurun kabul edilebilir bir mazeret sunup sunmadığının araştırılması gerekir.
Kurumun yapması gereken yalnızca devamsızlık çizelgesi hazırlamak değildir. Memurun sağlık, ulaşım, gözaltı, doğal afet veya başka bir zorlayıcı nedenle görevine gelemediğini bildirmesi hâlinde bu olgu tarafsız biçimde değerlendirilmelidir. Mazeretin sırf geç sunulduğu gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka uygunluğu da somut olayın şartlarına göre yargısal denetime tabidir.
Müstafi Sayılmada İradi Terk Şartı
Danıştay, görevi terk fiilinin memurun serbest iradesine dayanmasını müstafi sayılmanın temel koşullarından biri olarak kabul etmektedir. Danıştay 5. Dairesinin E. 1981/2907, K. 1984/2816 sayılı kararında, gözaltında veya tutuklu bulunulan dönemde göreve gelmemenin iradi bir görev terki sayılamayacağı belirtilmiştir. Danıştay 12. Dairesinin E. 2019/7380, K. 2022/5962 sayılı kararında da ceza yargılamasındaki tedbir kararı bilindiği hâlde görevden uzaklaştırma hükümleri değerlendirilmeden müstafi sayılma yoluna gidilmesi hukuka uygun bulunmamıştır.
Bu yaklaşım, memurun fiilen göreve gelmemesinin tek başına yeterli olmadığını gösterir. Kurum; kişinin göreve devam etmesini engelleyen gözaltı, tutukluluk, önceki bir idari işlem veya başka bir hukuki engel bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. Görev terkinin memurun iradesi dışında gerçekleştiği ortaya konulabiliyorsa 657 sayılı Kanun’un 94. maddesindeki koşullar oluşmayabilir.
Sağlık Raporu ve Psikolojik Rahatsızlık Mazeret Sayılır mı?
Sağlık raporunun bulunduğu dönemin doğrudan mazeretsiz devamsızlık kabul edilmesi doğru değildir. Danıştay 12. Dairesinin E. 2020/5114, K. 2023/5999 sayılı kararında, fenne aykırılığı saptanmayan istirahat raporlarının geçerli mazeret oluşturduğu kabul edilmiştir. E. 2018/810, K. 2023/1571 sayılı kararda ise sağlık raporunun kuruma usulüne uygun sunulmamasının, raporu her durumda geçersiz bir mazerete dönüştürmeyeceği yönündeki karar onanmıştır.
Raporlu günler devamsızlık dizisini kesebilir. Danıştay 12. Dairesinin E. 2023/4142, K. 2025/627 ve E. 2022/3021, K. 2025/961 sayılı kararlarında, sağlık kayıtlarının bulunduğu günler dikkate alındığında kesintisiz on günlük sürenin oluşmadığı durumlarda müstafi sayılma işleminin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Psikiyatrik rahatsızlıklarda ise fiilin sağlıklı bir iradeye dayanıp dayanmadığı özellikle araştırılmalıdır. Danıştay 12. Dairesinin E. 2021/6103, K. 2022/399 sayılı kararında sağlık kuruluşuna sevk yapılmadan ve rahatsızlığın mazeret oluşturup oluşturmadığı araştırılmadan verilen ret kararı bozulmuştur. E. 2021/4666, K. 2025/604 ve E. 2021/5005, K. 2025/459 sayılı kararlar da idarenin bilgisi dâhilindeki psikolojik rahatsızlığın araştırılmadan işlem kurulamayacağını göstermektedir.
Ailevi Mazeret ve İzin Talebi Müstafi Sayılmayı Engeller mi?
Kabul edilebilir mazeret yalnızca memurun kendi hastalığıyla sınırlı değildir. Danıştay 12. Dairesinin E. 2023/4942, K. 2023/5438 sayılı kararında, eşinin MS atağı geçirdiğini amirine sözlü olarak bildiren memurun ailevi sağlık durumu kabul edilebilir mazeret sayılmıştır. E. 2018/690, K. 2023/941 sayılı kararda da kullanılabilir yıllık izni bulunan, izin talebini amirine ileten ve sonradan izin belgesi düzenlenen personelin müstafi sayılamayacağı yönündeki karar onanmıştır.
Doğum izni bakımından Danıştay 12. Dairesinin E. 2019/947, K. 2022/5351 sayılı kararında; idarenin izin durumunu bilmesi, personele uyarı yapılmaması ve maaş ödemesinin sürmesi birlikte değerlendirilmiş, göreve geç başlamanın kişinin ihmalinden kaynaklanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kararlar, mazeretin biçimsel bir belge kontrolüyle değil olayın tamamı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Müstafi Sayılan Memur Geri Dönebilir mi?
Müstafi sayılan memur, kural olarak 657 sayılı Kanun’un 97. maddesindeki bekleme süresi dolduktan sonra yeniden atanabilir. Ancak bu düzenleme eski kadroya kendiliğinden dönüş hakkı vermez. Yeniden atanma için kişinin genel ve özel şartları taşıması, boş kadro bulunması ve yetkili makamın atama işlemi tesis etmesi gerekir.
Müstafi sayılma işlemi hukuka aykırıysa bekleme süresini doldurmayı beklemek yerine süresi içinde iptal davası açılması düşünülebilir. İptal kararı, işlemi hukuken ortadan kaldırır ve idarenin mahkeme kararının gereklerine göre işlem yapmasını zorunlu kılar.
Devlet Memurları İstifa Sonrası Geri Dönüş Süreleri
| Ayrılma biçimi | Yeniden atanma için bekleme |
|---|---|
| 94. maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasına uygun çekilme | 6 ay |
| 94. maddeye uymadan görevden ayrılma veya çekilmiş sayılma | 1 yıl |
| 95. maddeye aykırı ayrılma | 3 yıl |
| 96. maddeye aykırı ayrılma | Devlet memurluğuna yeniden alınmama |
Tablodaki süreler genel çerçeveyi gösterir. Özel personel kanunları, görevin niteliği veya ayrılma işlemine ilişkin başka hükümler farklı sonuç doğurabilir.
Memurluktan İstifa Ettim, Pişmanım: Ne Yapılabilir?
Usulüne uygun verilen istifa dilekçesinin geri alınması, dilekçenin kuruma ulaşma ve kabul süreci ile yerine atama yapılıp yapılmadığına göre değerlendirilir. Görevden ayrılma gerçekleşmişse yeniden atanma bakımından 657 sayılı Kanun’un 92 ve 97. maddeleri birlikte incelenmelidir. Müstafi sayılma işlemi söz konusuysa, önce işlemin maddi ve hukuki dayanaklarının doğru olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Bu aşamada tebliğ yazısı, devamsızlık tutanakları, mazeret belgeleri, elektronik yazışmalar, sağlık raporları ve kuruma sunulan dilekçeler kronolojik biçimde toplanmalıdır. Süresi içinde yapılacak idari başvuru veya açılacak dava bakımından tebliğ tarihi ayrıca not edilmelidir.
Müstafi Sayılma İşleminin İptali Davası
Çekilmiş sayılma kararı kesin ve icrai bir idari işlem olduğundan, hukuka aykırılık iddiasıyla iptal davası açılabilir. Yargısal denetimde işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları incelenir. Devamsızlığın kesintisiz olmaması, kabul edilebilir mazeretin değerlendirilmemesi, tutanakların çelişkili olması veya yanlış kanun maddesinin uygulanması iptal nedeni oluşturabilir.
Danıştay 12. Dairesinin E. 2018/9205, K. 2021/1419 sayılı kararında, mazeretsiz devamsızlığın somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Daha önce tesis edilen bir işlem nedeniyle kişinin görev yerine gelmesinin hukuken mümkün olmadığı durumda, aynı dönem devamsızlık kabul edilerek yeniden müstafi sayılmasının hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Naklen Atamada Göreve Başlamama ve İspat
Danıştay 12. Dairesinin E. 2021/692, K. 2022/3620 sayılı kararında, 657 sayılı Kanun’un 63. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemenin başka yerdeki kadroya naklen atamaya ilişkin olduğu; aynı yerdeki başka göreve atanan personel bakımından doğrudan uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Kurumun giriş-çıkış kayıtlarıyla göreve devam ettiği anlaşılan memurun çekilmiş sayılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Danıştay 12. Dairesinin E. 2023/3569, K. 2025/854 sayılı kararında da yeni görev yerinde başlamadığı ileri sürülse bile eski görevinde fiilen çalışmayı sürdüren ve atama işlemi sonradan iptal edilen memur yönünden görev terkinin kanıtlanmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık E. 2022/4108, K. 2025/840 sayılı kararda, yeni görevinde başlamayan ve eski görevinde çalıştığını somut belgeyle ispatlayamayan personel hakkında kesintisiz on günlük devamsızlığa dayalı işlemin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Öğretim Elemanları Hakkında 657 Sayılı Kanun’un 94. Maddesi Uygulanır mı?
Danıştay 8. Dairesinin güncel kararlarında öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlilerinin devamsızlığı bakımından farklı bir yaklaşım benimsenmektedir. E. 2022/2833, K. 2025/4953; E. 2021/2980, K. 2023/4943 ve E. 2023/5610, K. 2024/7167 sayılı kararlarda yükseköğretim mevzuatında öğretim elemanlarının devamsızlığı nedeniyle doğrudan çekilmiş sayılmalarını öngören bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir.
Danıştay 8. Dairesinin E. 2023/4868, K. 2024/6670 sayılı kararında da göreve gelmeme fiilinin 2547 sayılı Kanun’un disiplin hükümleri uyarınca soruşturulması gerektiği açıklanmıştır. Dolayısıyla üniversite personelinin statüsü belirlenmeden genel memur hükümlerinin doğrudan uygulanması hukuka aykırılık oluşturabilir. Sınav, not ve üniversite işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar hakkında not tespiti davası yazımız da incelenebilir.
Müstafi Sayılma Davasında Dava Açma Süresi
İdare mahkemesinde genel dava açma süresi, özel bir süre öngörülmemişse yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gündür. Süre hesabında tebliğ tarihi, elektronik tebligatın açılmış sayıldığı tarih ve varsa usulüne uygun idari başvuru önem taşır. İYUK’un 11. maddesi kapsamında dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış süreyi durdurabilir; ret kararının tebliği veya kanundaki zımni ret süresinin dolmasıyla kalan süre yeniden işlemeye başlar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Çekilmiş sayılma işleminin iptali istemiyle açılacak davada görevli yargı yeri idare mahkemesidir. Kamu görevlilerinin görevle ilişiğinin kesilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda yetki, İYUK’un 33. maddesindeki personel davalarına ilişkin kurallar çerçevesinde belirlenir. İşlemi tesis eden kurum, memurun son görev yeri ve özel yetki hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle dava açılmadan önce idare hukuku avukatı tarafından yetki ve süre kontrolü yapılması hak kaybı riskini azaltabilir.
Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
İptal davasının açılması işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İYUK’un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Talepte bu iki koşul, dosyaya özgü belge ve açıklamalarla ortaya konulmalıdır.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma veya iptal kararı vermesi hâlinde idare, kararın gereklerine uygun işlem tesis etmek zorundadır. Bunun somut sonucu, kararın kapsamına ve gerekçesine göre belirlenir; her ara kararın otomatik olarak aynı gün göreve başlatma sonucu doğurduğu söylenemez.
Müstafi Sayılma Danıştay Kararları
Danıştay 16. Daire, E. 2015/9334, K. 2015/500, T. 03.03.2015
Kararda, 657 sayılı Kanun’un 94. maddesindeki “kesintisiz on gün” ifadesi yorumlanmış; hafta sonlarının süre hesabından çıkarılması hâlinde kesintisiz on günlük devamsızlığın fiilen mümkün olamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle somut olayda hafta sonu günlerinin de on günlük süreye dahil edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/9205, K. 2021/1419, T. 17.03.2021
Kararda, müstafi sayılmaya esas mazeretsiz devamsızlığın somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Kişinin daha önce tesis edilen işlem nedeniyle görev yerine gelmesinin hukuken mümkün olmadığı dönemin devamsızlık sayılmasının hukuka uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Müstafi Sayılmanın İptalinden Sonra Maaş ve Parasal Haklar
Danıştay 12. Dairesinin E. 2018/3537, K. 2021/690 sayılı kararında, müstafi sayılma işlemi iptal edildikten sonra personele ödenen maaşların yersiz ödeme kabul edilerek kişi borcu çıkarılması hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak parasal hakların hüküm altına alınabilmesi için dava dilekçesinde bu yönde açık talep bulunması önemlidir. E. 2023/4142, K. 2025/627 sayılı kararda talep edilmediği hâlde parasal haklara hükmedilmesi taleple bağlılık ilkesine aykırı görülmüş; E. 2022/3021, K. 2025/961 sayılı kararda faiz başlangıcı dava tarihi esas alınarak düzeltilmiştir.
İstifa Eden veya Müstafi Sayılan Memurun Yeniden Atanması
Danıştay 5. Dairesinin E. 1985/630, K. 1986/1019 sayılı kararında, 657 sayılı Kanun’un 97. maddesindeki süre ve şartlara uyan eski memurun yeniden atanmasının hukuken mümkün olduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda verilen atama onayının sonradan hukuki dayanak olmadan kaldırılması hukuka aykırı bulunmuştur. Bununla birlikte yeniden atanma, eski göreve kendiliğinden dönüş anlamına gelmez.
Sıkça Sorulan Sorular

Çekilmiş sayılan memur geri dönebilir mi?
Evet. Ayrılmanın niteliğine göre 657 sayılı Kanun’un 97. maddesindeki bekleme süresi dolduktan sonra yeniden atanma mümkün olabilir. Bu, eski göreve otomatik dönüş hakkı değildir.
Devlet memuru kaç gün işe gelmezse çekilmiş sayılır?
Kurumca kabul edilen bir mazeret olmadan görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz on gün sürmesi hâlinde çekilmiş sayılma gündeme gelir. Günlerin ve mazeretin ayrıca kanıtlanması gerekir.
Hafta sonu on günlük süreye dahil edilir mi?
Danıştay 16. Dairesinin yukarıda belirtilen kararına göre kesintisiz süre hesabında hafta sonları da dikkate alınır.
Müstafi sayılma disiplin cezası mıdır?
Hayır. Çekilmiş sayılma, belirli şartların gerçekleşmesine bağlanan statü işlemi; devlet memurluğundan çıkarma ise disiplin cezasıdır.
Müstafi sayılma kararına itiraz edilir mi?
İşlemin geri alınması veya kaldırılması için süresi içinde idari başvuru yapılabilir ve iptal davası açılabilir. Başvurunun dava süresine etkisi her dosyada ayrıca kontrol edilmelidir.
Sonuç
Devlet memurluğundan çekilmiş sayılma işlemlerinde asıl mesele, on günlük sürenin dolup dolmadığından ibaret değildir. Devamsızlığın gerçekten kesintisiz olup olmadığı, mazeretin kuruma bildirilip bildirilmediği, göreve başlamayı engelleyen hukuki veya fiilî bir durum bulunup bulunmadığı ve işlemin doğru hükme dayanıp dayanmadığı birlikte incelenmelidir. Bu tür personel uyuşmazlıklarında Ankara idare hukuku avukatı tarafından tebliğ belgesi, devamsızlık tutanakları ve mazeret evrakının birlikte incelenmesi hak kaybı riskini azaltabilir.
Dosyadaki kurum veya görev güvenlik alanıyla bağlantılıysa kişi güvenlik belgesi işlemlerine ilişkin açıklamalar da ayrıca değerlendirilmelidir. Reform Hukuk Bürosu ile Ankara avukat desteği kapsamında iletişime geçmeden önce belgelerin tarih sırasına göre hazırlanması ilk incelemeyi hızlandıracaktır.
Kaynakça
- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, özellikle m. 62, 63, 92, 94-97 ve 108/F.
- 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m. 7, 11, 27 ve 33.
- Danıştay 16. Daire, E. 2015/9334, K. 2015/500, T. 03.03.2015.
- Danıştay 12. Daire, E. 2018/9205, K. 2021/1419, T. 17.03.2021.
- Danıştay 5. Daire, E. 1981/2907, K. 1984/2816, T. 14.06.1984.
- Danıştay 5. Daire, E. 1985/630, K. 1986/1019, T. 14.10.1986.
- Danıştay 8. Daire, E. 2022/2833, K. 2025/4953, T. 22.05.2025.
- Danıştay 12. Daire, E. 2023/3569, K. 2025/854, T. 19.02.2025.
- Danıştay 12. Daire, E. 2022/4108, K. 2025/840, T. 18.02.2025.
- Danıştay 12. Daire, E. 2023/4142, K. 2025/627, T. 06.02.2025.
- Danıştay 12. Daire, E. 2021/4666, K. 2025/604, T. 06.02.2025.
Bu içeriğin yazarı ve hukuki denetleyicisi
Kurucu Avukat · Reform Hukuk Bürosu
- Ankara 2 No'lu Barosu
- Sicil No: 3148
- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Yenimahalle / Ankara
Av. Gökhan YILMAZ , Reform Hukuk Bürosu'nun kurucu avukatıdır. Ankara 2 No'lu Barosuna 3148 sicil numarasıyla kayıtlı olup askerî hukuk, idare hukuku, yükseköğretim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.
Uzmanlık alanları
- Askerî Hukuk
- İdare Hukuku
- Yükseköğretim Hukuku
- Ceza Hukuku






